19.05..2000



Koltuk tamam sıra demokratikleşmede

Çankaya Köşkü'nü 16 Mayıs günü Sezer'e devreden Türkiye'nin 9'uncu Cumhurbaşkanı Demirel, köşkte geçirdiği 7 yılı ve siyasetteki 35 yılını, Çankaya'daki son gününde basına anlattı. Özeleştiriden bozma açıklamalarıyla, bildiğimiz gibi olan Demirel, Sezer'e nasihat etmekten de geri durmadı. Türkiye'nin en önemli makamının ilk defa kan dökülmeden kavgasız el değiştirdiğini söyleyen Demirel, 35 senede 'Hiç yanlış yapmadım, her şeyi düzgün yaptım' diyemediğini ama hep iyi niyetli davrandığını ifade etti. 9'uncu Cumhurbaşkanı giderken tam da 7 yıldır alıştırıldığımız pişkinliğine yakışır konuşmalar yaptı. 10'uncu Cumhurbaşkanı ise, gelirken farkını ve tarzını koymayı ihmal etmedi. Devir teslim töreni yine Demirel'in merkezine kendisini koyduğu konuşmalarla geçti. 20 yıl Anayasal Demokrasi'nin kurumsallaşması için çalıştığını, görevini bu anlayışa bağlı kalarak, tam bir tarafsızlık içinde yürüttüğünü, hukuk devleti ve laik demokratik cumhuriyetten yana olduğunu, Türkiye'nin her köşesine ve her kişisine Cumhurbaşkanı olmaya özen gösterdiğini, Çankaya'nın kapılarını toplumun bütün kesimlerine açık tuttuğunu, yüzü kızarmadan bir çırpıda aktaran Demirel, tören sonunda Güniz Sokağa uğurlandı. Sivil ve tarafsız olmayan Türkiye Cumhuriyeti devletinin, ilk 'tarafsız ve sivil' Cumhurbaşkanı sıfatını alan Ahmet Necdet Sezer, TBMM'de yemin ettikten sonra yaptığı konuşmalar ve fraksız sade giyimiyle dikkat çekti.
KOMKAR-İngiltere:

"Provokasyonlara geçit vermeyelim"

Roja teze ve Deng dergisi satan üyelerine PKK'lilerin saldırması ve birinin ağır yaralanması üzerine bir bildiri dağıtan KOMKAR-İngiltere, yurtseverleri seslerini yükseltmeye, provokasyonlara geçit vermemeye çağırdı. Kürt yurtseverlerini yaralayan saldırının, rejime barış çağrılarının yapıldığı, "diyalog" ve "hoşgörü" adına kayıtsız şartsız boyun eğmenin istendiği bir ortamda yapıldığına dikkat çekilen 16 Mayıs 2000 tarihli bildiride, saldırıyı düzenleyenlerin, devlete gösterdikleri hoşgörüyü, "herşeyden önce kendileri gibi düşünmeyen, onların politikasını desteklemeyen ve eleştiren Kürt yurtsever güçlerine göstermelidirler" denildi.

Operasyonların hızına diyecek yok

Mumcu'dan sonra Kışlalı ve Üçok'un da katillerinin yakalandığı iddia ediliyor. Grup grup yakalanan İranlıların gerçek katiller olup olmadığı ise, şaibeli.

Geçtiğimiz günlerde Uğur Mumcu'nun katillerinin yakalanmasının üzerine gözler diğer siyasi cinayetlere çevrildi. Çok geçmeden Ahmet Taner Kışlalı ve Bahriye Üçok'un katillerini yakalamanın an meselesi olduğu bilgileri yayılmaya başladı tüm günlük basına. Bunun üzerinden bir hafta geçmedi ki, bu defa da Ahmet Taner Kışlalı'nın aracına bomba koyduğu iddiasıyla aranan Necdet Yüksel'in yakalandığı bildirildi. Kışlalı suikastının zanlılarından Yüksel'in itirafları doğrultusunda Sincan'da çok sayıda cephanelik ortaya çıkarıldı. Üst düzey bir emniyet yetkilisi, "Suikastın beyninin kimliğini saptadık. Üçok cinayeti de aydınlanabilir" dedi. O kadar çok zanlı çıkarıldı ki meydana, insanın, 'Gerçek katil kim? diye sorası geliyor. Öte yandan, Türkiye'de farklı tarihlerde yaşanan siyasi cinayetlerin birbirine bu kadar zincirleme gerçekleştiğini düşünmek sanki bu işte de bir kandırmaca olayıyla karşı karşıya olduğumuz hissini veriyor.

Aç kapa 'İHD'

Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararı ile üç yıl aradan sonra 19 Nisan 2000 tarihinde açılışını bir kokteylle yapan İnsan Hakları Diyarbakır Şubesi (İHD), 23 gün sonra OHAL Valiliği tarafından OHAL Yasası'nın 11/o fıkrasınca 3 ay süreyle faaliyetlerinden men edilerek kapatıldı. Kapatma ile ilgili basına ve kamuoyuna yazılı bir açıklama yapan şube yöneticileri kararı protesto ederek duyarlı herkesin tepki göstermesini istediler. İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi'nin, Menekşe Ap. Kat: 6 Dağkapı semtindeki adresine 12 Mayıs 2000 tarihinde gelen Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Dernekler Masası polis ekipleri, burada bulunan dernek yöneticilerine OHAL Valiliği'nin kapatma kararını tebliğ ederek derneği mühürleyip kapattılar. Kapatma kararı üzerine aynı tarihte Tes-İş Sendikası'nın 2 No'lu Şubesi tarafından yapılan basın açıklamasına DBP, HADEP gibi siyasi partilerin yanı sıra sivil toplum örgütleri de destek sunarak dayanışmada bulundular.

Birlik İçin Girişim Grubu:
'Kürtler arası birlik zorunluluktur'

Ankara- Demokrasi ve Barış Partisi Genel Başkanı Yılmaz Çamlıbel'in çağrısıyla ilk olarak 13 Şubat 2000 tarihinde toplanan ve 30 kişilik bir komisyon ile 7 kişilik temas grubunun seçildiği Birlik İçin Girişim Grubu, son çalışmalarını değerlendirmek üzere 13 Nisan 2000 tarihinde DBP Genel Merkezi'nde biraraya geldi. Aralarında Abdulmelik Fırat ile çok sayıda Kürt aydınının yer aldığı toplantıda son süreç değerlendirildikten sonra, ilk toplantıda karara bağlanan diğer siyasi grup, çevre ve bireylerle görüşmenin gerekliliği yinelendi. Hür Demokratlar Girişimi adıyla çalışmalarını yürütenlerle birlik çalışmalarının ortaklaştırılması konusunda yaşanan gelişmelerin aktarıldığı toplantıda, bölge toplantıları düzenleme konusunda önümüzdeki günlerde bir takvimin açıklanacağı belirtildi.

Yasaklamaya cezalar eklenince...

Haber Merkezi- Son dönemlerde oldukça hızlı çalışan İstanbul DGM'si gazetemiz hakkında ardarda kararlar vermekte. Gazetemizin 26. sayısının 6. ve 7. sayfalarında yayımlanan Celal Özgür imzalı "Özgürlük Mücadelesinin Seyir Defteri" başlıklı yazı ileyine aynı sayfada yer alan PSK Genel Sekreteri Kemal Burkay'ın "Yeni Yüzyıl Özgürlüğün, Adaletin ve Bilginin Yüzyılı Olsun" başlıklı yeni yıl mesajı gerekçe gösterilerek, gazetemizin Yazıişleri Müdürü M. Salih Sevinç hakkında 1 yıl 1 ay 10 gün hapis ve 300 milyon ağır para cezası istendi. Öte yandan gazetemizin Sahibi Veddat Mavlay için de 250 milyon para cezası istendi. İstanbul 6 No'lu DGM'de görülen davada, Sevinç'in cezası mahkeme tarafından ertelenirken, DGM'nin verdiği kararın ifade hürriyeti ve basın özgürlüğüne aykırı olduğunu söyleyen Av. Erhan Aslaner, Yargıtay'ın kararı onaması halinde davayı AİHM'e götüceklerini söyledi. Türkiye'de yakın bir zamanda düşüncenin suç olmaktan çıkacağına inandığını kaydeden Aslaner, "Düşüncenin suç olmaktan çıkmasını Avrupa'nın zorlaması veya Avrupa Mahkemesi'nin vereceği kararların dolaylı etkisiyle değil, yapılacak yasal düzenlemelerle ve ulusal mahkemelerin Avrupa İnsan hakları Sözleşmesi'ne ve AİHM'nin içtihatlarına göre karar vererek, düşüncenin suç olmaktan çıkarılması daha anlamlı ve sevindirici olacaktır" diye konuştu.

© 2000 Rojateze

blank
BAŞLIKLAR
Uzun Yol
Bayram Bozyel
Sê Sirê Fatîmê
Ferhad Can
Dr. Felat Dılgeş
Çetin Taşçı
Nevin
Ziya Laçin
Deng Yayınları Sayfamız hizmetinizdedir.