|
04.08.2000
|
|
Devlet
bu konuda karar vermeli:
Kürtçe yasak mı değil mi?
|
İçişleri Bakanlığı Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı bir
genelge yayımladı. Genelgede, 'Güneydoğu Anadolu halkı',
'Doğu ve Güneydoğu halkı' ifadelerinin yasaklandığı, bunların
yerine, 'Türkiye'nin doğusundaki vatandaşlarımız', 'Güney
Kürdistan, Güney Kürtleri' yerine de 'Kuzey Irakta' ki
oluşum' denilmesi, 'Kürt liderleri'ifadesi yerine ise,
'Kuzey Iraklı aşiret ağaları' ifadelerinin kullanılması
istenmekte. Öte yandan MHP İstanbul Milletvekili Bozkurt
Yaşar Öztürk, "Ben Kürtçe'yi bir lisan olarak kabul etmiyorum.
Bu mahalli bir şivedir. (...) Kürtçe'nin ne grameri ne
de alfabesi var. Bugüne kadar Kürtçe bir roman yazıldı
mı? Kürtçe yerel bir şive ve şiveler de dil sayılmaz"
dedi. Böylece Kürtçe yasak mı, değil mi tartışması yeniden
gündeme geldi.Boyalı ve de güdümlü basın, derin devletin
derin karanlığında oluşturulan politikaların kimi zaman
taşıyıcısı, kimi zaman da sürdürücüsü ve yönlendiricisi
oldu. Bu uğraş, generallerin jest ve mimiklerini yorumlamada
uzman, ancak kitlelerin acısına duyarsız, vicdanı nasırlı
bir sürü kalemşörün doğmasına yol açtı. Bunlar, toplumsal
refleksleri köreltme ve tepkileri saptırma görevini o
kadar ustaca yürüttüler ki, Türk basınının, "mehmetçik
basına" dönüşmesinde isim babası oldular. Bu küçümsenecek
bir başarı (!) değildir ve kuşkusuz bunun onuru (!) kalemini
zulmün hizmetine verenlere aittir. Kabul etmek gerekir
ki, mehmetçik basın bu ülkede bir ekoldür.
|
|
 |
|
Kamudan
atılma kolaylaşacak
Katillere maaş
ödemeye devam eden devlet, özlük hakları için boykot, iş yavaşlatma
ve grev, yaparak eylemlere katılan kamu görevlilerini işten atmayı
kolaylaştıracak kararnameyi yürürlüğe koymaya çalışıyor.
|
|
|
Başbakanlık
Basın Merkezi, bir tarftan Hizbullah örgütüne üye 535 kamu görevlisinin
gözaltına alındığını, bunlardan 378'inin tutuklandığını, ancak
devletten maaş almaya devam ettiğini diğer taraftan da sözde 'rejime
karşı yıkıcı ve bölücü' eylemde bulunan memurların kamudan atılmasını
öngören Kanun Hükmünde Kararnamenin (KHK) zorunlu olduğunu bildiriyor.
Başbakanlık Basın Merkezi cinayet işleyen militanların da aralarında
bulunduğu Hizbullah örgütü üyelerine devletin halen maaş ödediğini
açıkladı. Eli kanlı katillerin devlet tarafından beslendiğini
gizlememesi devletin haksız uygulamalardaki pervasızlığını yeniden
gözler önüne sererken, kendi özlük hakları için mücadele eden
kamu görevlilerinin de işten atılmaları için KHK çıkarma telaşında.
|
 |
|
Sincan
F Tipi Cezaevi Raporu tamamlandı
|
|
Adalet
Bakanlığı'nın çağrısıyla, Sincan F Tipi Cezaevine düzenlenen "inceleme
gezisine" katılan İnsan Hakları Derneği (İHD), Tutuklu Aileleri
ile Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (TAYAD), Türkiye İnsan Hakları
Vakfı (TİHV) ve İnsan Hakları ve Mazlumlar için Dayanışma Derneği
(MAZLUM-DER) temsilcilerinin inceleme ve değerlendirmelerini içeren
bir rapor yayımlandı. 17 kişiden oluşan heyet 28 Temmuz 2000 tarihinde
Adalet Bakanlığı önünde buluşarak, bakanlığın temin ettiği araçla
cezaevi inşaatına hareket etti. İncelemelere bakanlık adına bir
bakanlık bürokratı, hakim, bir kontrol mühendisi ve yüklenici
firma yetkilisinin katıldığı belirtildi. Adalet Bakanlığı'nın
inceleme için davetini genel anlamda olumlu bulan heyet, bu imkanın
inşaatın tamamlanma aşamasında tanınmış olmasını, bakanlığın görüş
alışverişi ve işbirliği amacı taşımamasını yalnızca "tanıtım"
düşüncesiyle hareket edilmesini ise, olumsuz nitelendirdiklerini
açıkladılar.
|
 |
|
|
Kürdistan
Sosyalist Partisi Genel Sekreteri
Kemal Burkay:
|
|
'Gençlerin
enerjisini yaratıcı çalışmaya yöneltmeliyiz'
|
|
Biz
PSK olarak yurt dışındaki Kürdistanlı işçi, aydın ve öteki göçmenlerin,
öğrencilerin, kadın ve gençlerin örgütlenmesi için başından beri
çaba gösterdik. Yurt dışındaki yoldaş ve sempatizanlarımız önce
bir öğrenci örgütü olan AKSA'da çalışıyorlardı. Daha sonra ortaya
çıkan KOMCIWAN'a da destek verdik. -Röportaj-
|
 |
|
Jiyan'ın
9'uncu sayısı da toplatıldı
|
|
İstanbul-
Merkezi İstanbul'da bulunan ve iki ayda bir yayımlanan Jin û Jîyan
adlı Kürt kadın dergisinin 9'uncu sayısı da toplatıldı. Derginin
9'uncu sayısında yer alan "Köln Deklarasyonu" ve H. Çelebi imzasını
taşıyan "Özde mi Sözde mi" başlıklı yazılar gerekçe gösterilerek
toplatılan dergide, "Türkiye Cumhuriyeti devletinin ülkesi ve
milleti ile bölünmez bütünlüğü aleyhinde propaganda" yapıldığı
iddasında bulunuldu. Anayasanın 28 CMUK'unun 86 ve 5680 sayılı
Basın Kanunu'nun Ek 1/2 maddeleri gerekçe gösterilerek toplatılan
dergi adına bir açıklama yapan Nevin İl, 3'üncü sayıları hakkında
da dava açıldığını ve Yazı İşleri Müdürü Yeter Polat'la ilgili
davada karar aşamasına gelindiğini belirtti. Türkiye'nin her gün
biraz daha demokratikleştiğini iddia eden yetkililerin muhaliflere
yönelik uyguladıkları baskı ve sindirme politikalarıyla çeliştiklerine
dikkat çeken Nevin İl, "Yetkililer son dönemlerdeki toplatma ceza(landırma)larındaki
hızlarıyla ne kadar demokratikleştiklerini gösteriyorlar. ÇATOM'lar
ve TOKAP'larla Kürt kadınlarını özgürleştirdiklerini iddia edenler,
Kürt kadınlarının gerçek sorunlarını ele alan dergimiz gibi yayınları
ve örgütlenmeleri yasaklamaya da devam ediyor. Asimilasyona ve
bölgede yaşanan sorunlara değinen bizim gibi dergi ve yayınların
bölgede satışı ve okunması ise hala suç sayılıyor." dedi. Dergilerinin
bölgeye girişinin yasaklanmadığını belirten İl, "Yasak olmadığı
halde dergimiz bölgedeki kitapçılardan toplatılıyor. Bu da devletin
ÇATOM'lar ve TOKAP'lar ile ne yapmaya çalıştığını açıklamaya yetiyor.
Biz uygulamalar karşısında sessiz kalmayacağımızı belirterek,
Kürt kadınlarının kurtuluşu ve özgürleşmesi yolundaki çabalarımızı
şimdi olduğu gibi bundan sonra da sürdürmeye devam edeceğimizi
duyuruyoruz. Bu konulara duyarlı olan kamuoyunu bizimle dayanışmaya
ve destek olmaya çağırıyoruz." dedi.
|
 |
|
© 2000 Rojateze
|
|
 |
|