
02.06.2008
Hak ve Özgürlükler Partisi (HAK-PAR), Diyarbakır’da yapılan Başkanlık Kurulu toplantısı’nın sonuç bildirisini İl örgütünde gerçekleştirilen bir basın açıklamasıyla kamuoyuna açıkladı.
2 Haziran 2008 tarihinde yapılan basın toplantısında konuşan Genel Başkan Sertaç Bucak, Başbakan Erdoğan’ın Diyarbakır’a gelişi ve yaptığı açıklamalara da değinerek, Erdoğan’ın açıklamalarından çıkan sonuç itibari ile başbakan ve hükümetinin öncelikli hedefleri arasında Kürt sorununun çözümünün olmadığını ifade etti.
HAK-PAR’ın 2009 yılında yapılacak olan yerel seçimlere yönelik hazık içerisinde de olduğunu açıklayan Bucak, bu konuyla ilgili hazırlıklara başlanacağının işaretini verdi.
HAK-Par Genel Başkanı Bucak’ın okuduğu Başkanlık Kurulu bildirisinde şu görüşler yer aldı.
“27 Mayıs 2008’de sayın Başbakan, Diyarbakır’da “GAP Eylem Planını” açıkladı.
Bu bölgenin kadim halkı Kürt’lerin temel sorunu siyasaldır ve buna bağlı olarak ta ekonomik, sosyal ve kültürel boyutları vardır. Açıklamalardan çıkan sonuç sayın başbakan ve hükümetinin öncelikli hedefleri arasında Kürt sorununun çözümü yoktur. Bu sorunun çözümünün ertelenmesi Adalet ve Kalkınma Partisi ve hükümetinin stratejik hatasıdır. Sayın başbakan Kürt sorununa ilişkin kendisini siyaseten boğmaya çalışan statükocu güçlerin yolunda yürümeyi tercih ediyor, eski meslektaşlarının hatalarında ısrar ediyor!
“GAP Eylem Planı”, 85 yıllık deneyimler halkımıza cumhuriyet hükümetlerinin vaadlerinden ziyade, bunların uygulanıp gerçekleştirilmesinin daha önemli olduğunu gösterdi. Zira:
Şimdiye kadar hükümetlerin açıkladığı 30 ekonomik paketin hiç birinin maalesef gerçekleşmediğinin halkımız canlı tanığıdır.
AKP iktidarı döneminde de Türkiye bütçesinden bölgemizin 21 iline aktarılmış görünen kaynaklar, halkımızın iş ve aş beklentilerinden çok, bölgede savunma ve güvenlik harcamalarında, bölgenin pek yararlanamadığı enerji yatırımlarında kullanıldı.
Halkımızın nüfusunun yarısından fazlası (60%) yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır. Yoksulluğun bir göstergesi olan yeşil kartla tedavi olan nüfus Türkiye genelinde, 2008'de 9,4 milyon olarak belirlenirken, bunların yüzde 46'sının bölgemizdeki 21 ilde yaşadığı görülmektedir. Yeşil kartlılık oranı Hakkari, Ağrı, Van ve Bitlis'te nüfusun yarısını aşmaktadır.
Başbakan Erdoğan 26.3 milyar YTL’lik yatırım ve sağlanacak destekler ile 3.8 milyon kişiye iş yaratılacağını açıkladı. Oysa Hazine istatistikleri, 3.8 milyon kişilik yeni istihdam için yaklaşık 780 milyar YTL’lik kaynağa ihtiyaç olduğunu söylüyor. Başbakan’ın verdiği bu ve buna benzer rakamlar kimi bilim adamları tarafından da çok abartılı bulundu.
Eğer “GAP Eylem Planı” uygulanırsa Avrupa Birliğine giriş müzakerelerinde önkoşullarından birisi olan bölgelerarası ekonomik ve sosyal farklılıkların giderilmesi yerine getirilmiş olur. Kürt hareketi sosyal ve ekonomik durumu daha ileri bir toplumsal zemin üzerinde daha güçlü, daha nitelikli gelişme olanağına kavuşacaktır. Bu gelişme Kürt hareketinin sonu değil, daha sonuç alıcı bir mecrada gelişimini sağlayacaktır. Ancak Kopenhag Kriterleri’nin siyasi boyutu olduğu da göz ardı edilmemelidir. AB ikisinin de başat gitmesini hep vurguluyor.
TRT’nin bir kanalının “bölgesel dil ve lehçelerde” sürekli yayına ayrılması önemlidir. Ancak TBMM’inde yapılan TRT kanunundaki değişiklikte Kürtçe diline atıf yapılmaması devlet politikasında halkımızı yok saymanın devamıdır. Oylama esnasında CHP ve MHP’nin tavrı ibret vericidir. Halkımız zaten bu partilere itibar etmiyor. O açıdan CHP’nin önümüzdeki dönemde planladığı kimi “girişimleri” de samimi bulmuyoruz.
Partimiz başından beri Türkiye’nin tüm komşuları ile dostluk ilişkilerinden yana olduğunu ifade etti. Bu çerçevede Federal Kürdistan Yerel Yönetimi ile iyi komşuluk ilişkilerinin geliştirilmesinden yana tavır takındı. O açıdan son dönemlerde bu yolda atılan adımları olumlu buluyoruz. Ancak sürdürülen hava ağırlıklı askeri saldırıların bu ilişkileri zedelediğine inanıyoruz. Bu saldırılarla Kürt sorununda hiçbir çözümün elde edilemez. Kürt sorununun çözümünün Kürt halkının haklı ve meşru taleplerinin teslim edilmesiyle çözüleceğini ve bununla Türkiye’nin hem demokratikleşme hem de Avrupa Birliği yolunda önemli mesafe kat edeceğini düşünüyoruz.
Partimiz seçimlere katılmaya hak kazanmış bir partidir. Önümüzdeki Yerel Seçimlere Hak ve Özgürlükler Partisi her yerde kendi adayları ile seçimlere katılacaktır. Seçime ilişkin sürdürülen hazırlıklarımız önümüzdeki PM toplantısında sonuçlandırılacaktır.” |