Taraf gazetesinin takdir edilmesi gereken bir cesaret ile yayınladığı, gazete ve yazarları olarak ve arkasında kararlıca durdukları son habere ilişkin yazılıp söylenenler, görsel ve yazılı medyada azımsanmayacak bir yer tutuyor.
Taraf’ın haberi, Türk Ordusu’nun, siyaset üzerindeki vesayetini sağlama alarak devam ettirmek amacıyla bir plan hazırlayıp uygulamaya koyduğunu gösteriyor.
Genelkurmay Başkanlığı tarafından, “Bilgi Destek Faaliyeti Eylem Planı” adı altında hazırlanan plan ile, ilk elden hedeflenen, “irticacı hareketlerin sorumlusu” AKP, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından “milli devlete” karşı olarak değerlendirilen “sivil ve yeni Anayasa”dır.
Ve bizzat Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt tarafından “terörist” ilan edilen DTP ile Edip Başer Paşa’nın “PKK bahane, asıl hedefimiz Kuzey Irak’taki yapıdır” diyerek hedef gösterdiği Güney Kürdistan Siyasi Önderliği’dir.
Genelkurmay, hazırladığı planda, kamuoyunu TSK’nin görüşleri doğrultusunda yönlendirmek için, “"kamuoyu oluşturma gücüne sahip bulunan üniversiteler, üst yargı organlarının başkanları, basın mensupları, sanatçılarla temasın muhafaza edilmesi ve bu kişilerin TSK ile aynı paralelde hareket etmelerinin sağlanması" gereğinden bahsediyor.
Bu nedenle, Kara Kuvvetleri Komutanı ile Anayasa Mahkemesi üyesinin görüşmesi, görüşürken de görüşmenin yapıldığı katta bulunan kameraların kapatılması, demokrasiye uymaz elbette.
Ama “Bilgi Destek Faaliyeti Eylem Planı”na tam bir uygunluk gösterdiği kesindir.
Bazı rektörlerin, Jandarmayı çağırıp, çalışma arkadaşlarını fişletmesi, üniversite özerkliğine sığmaz.
Ama Bilgi Destek Faaliyeti Eylem Planı” ile amaçlanan tam da budur.
Genelkurmay Başkanlığı, söz konusu planı hayata geçirmek için, tamamen kontrolünde olan medya ve “sivil toplum kuruluşları”nı yeterli görmemiş olacak ki, planında, kontrol edemediği medya ve kuruluşlarını etkilemekten, bu kuruluşlar içinde kendine ajanlar derlemekten, etkileyemediklerini de hedef almaktan bahsediyor.
Bu açıdan bakınca, Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın, Taraf gazetesi ve yazarlarının söylediklerini çürütme yerine, emrindeki basın mensubu katiplerine “O gazeteyi finanse edenlere bakın” demesi de racona ve de “Bilgi Destek ve Eylem Planı’na” uygundur.
"PKK'ya desteğin bedelsiz kalmadığını halka göstermek" isteyen Genelkurmay Başkanlığı, hazırladığı planda, "bölgede aramaların ve operasyonların sıklaştırılmasını," Irak'ın kuzeyinde yaşayan halka karşı ise "ağır silah ateşleri icra edilmesi"ni öngörüyor.
Zaten sadece son dönemde değil, yıllarca yapılanlar da budur.
Ama “Bilgi Destek ve Eylem Planı” aynı zamanda “iyi çocukları” göreve çağırıyor, onları “Kürt halkına haddini bildirmek”le görevlendiriyor..
“Kuzey Irak” ile ilgili söylenenler ise TSK’nın bölgeye yönelik politikasının ipuçlarını veriyor.
Bir yandan Milli Güvenlik Kurulu’nda, hükümete “Kuzey Irak” ile ilişki kurma izni verilirken, öte yandan ağır silahlarla saldırılarının devam etmesi gereğinden bahsedilmesi, Ordu’nun havuç-sopa politikasını bir dönem daha devam ettireceğini gösteriyor.
Bir de özellikle Güney Kürdistan’da “Türk ordusunun da gerçekleri gördüğü ve politika değişikliğine gittiğini” söyleyenlerin yanıldıklarını, erken sevinmemeleri gerektiğini söylüyor!..
Eğer bundan böyle “Kurtlar Vadisi”nin değişik versiyonları izlersek, “Çılgın Türkler” benzeri kitapları kitapçıların raflarında görürsek şaşırmamak lazım.
Çünkü TSK, hazırladığı planda sanat ve edebiyat çevrelerini de, kamuoyunu TSK’nın görüşleri, bir başka ifade ile Kemalizm doğrultusunda yönlendirilmesinde kullanmak istiyor; bu kesimlere görevler yüklüyor.
Özcesi, Genelkurmay’ın e-muhtırası, Anayasa Mahkemesi’nin “367 Skandalı”na imza atması, geçen yıl düzenlenen cumhuriyet mitingleri, Güney Kürdistan’a yönelik geniş çaplı operasyonlara zemin hazırlamak amacıyla sınır boylarında gerçekleştirilen provokasyonlar, “Bilgi Destek ve Eylem Planı”nın yürürlükte olduğunu gösteriyor.
Bu açıdan bakıldığında, söz konusu planda yeni bir şey olmadığını söyleyebiliriz.
‘Bilgi Destek Faaliyeti Eylem Planı’, TC’nin askeri vesayet altında olduğunu ve bu doğrultuda yönlendirildiğini bir kez daha ortaya koymuştur.
Bir başka ülkede olsa yeri yerinde oynatacak bu ve benzeri gelişmeler, Türkiye’de kanıksanmış.
Generaller istifa etmeyi düşünmedikleri gibi, hükümet bırakın istifa etmeyi, memurları olan generalleri görevden almayı düşünmüyor bile..
TC Milli Savunma Bakanlığı derin bir uykuda.
Sanki söz konusu gelişmeler Türkiye’de değil, Patagonya’da yaşanıyor.
Ordu’nun müttefikleri yargı ve üniversiteler karşısında esip gürleyen AKP ve Başkanı Erdoğan, TSK’nın kendisine yönelik değerlendirmeleri ve planladıkları ayyuka çıktığı bir dönemde bile üç maymunları oynamaya devam ediyor.
Sadece üç maymunları oynasa iyi.
Planının hayata geçirilmesine yardımcı oluyor.
TSK, DTP’yi “terörist” ilan ediyor ve onu “Kandil ile AB arasında sıkıştırmayı amaçlayan” plan yapıyor.
Erdoğan da “terörü mahkum etmiyor” diyerek DTP milletvekillerinin elini sıkmıyor.
Hiç kuşku yok, TSK’nın Kürtlere yönelik bu planının en büyük uygulayıcısı, AKP ve hükümetidir.
Erdoğan’ın, Şemdinli Olaylarındaki uygulamaları, DTP’li milletvekillerine yönelik tavrı, bu partiye açılan kapatma davasındaki sessizliği, Güney Kürdistan’a yönelik askeri operasyonlara izin veren Tezkereyi Meclis’ten geçirmesi, “Bilgi Destek ve Eylem Planı”nın hayata geçirilmesinin bir başka ifadesidir.
Aynı şeyler Meclis için de geçerli.
TBMM de meşrebine uygun davranıyor.
“Yüce Meclis” kendisini baypas etmeyi planlayan “Bilgi Destek Faaliyeti Eylem Planı”na ilişkin tek kelime etmiş değil.
Zaten, tekçi ve Kemalist sistemin en önemli organlarında biri olan, 12 Mart ve 12 Eylül darbeleri esnasında tası tarağı toplayarak ortadan kaybolan, DEP ve DTP üyesi milletvekillerine reva görülen uygulamalar karşısında dut yemiş bülbüle dönen Meclis’ten farklı bir tavır beklemek aşırı iyimserlik olur.
Bilgi destek Faaliyeti Planı adlı belge ve ilişkin gelişmeler bir kez daha ortaya koyuyor ki, ordunun vesayet sistemini kırmak, düzenin çizdiği çerçevenin dışına çıkmayan, cellatlarına itiraz dahi etmeyenlerin harcı değil.
Bu, "DurDe Girişimi" tarafından Beyoğlu’nda, "Darbeye Karşı 70 Milyon Adım Yürüyüşü" düzenleyen ve katılarak destek sunan kesimlerin birlikte altından kalkacağı bir iştir.
Bu ve benzeri sivil girişimleri desteklemek, eylemlerine katılarak destek sunmak görevimiz olmalı.
(*) Bu yazıyı 22 Haziran Pazar günü kaleme aldım ama aynı gün gazeteye göndermedim. Salı gününü bekledim. “Belki Erdoğan Meclis Grubu’nda yapacağı toplantıda bizi şaşırtır, uşaklarını bir kenara bırakarak, memurları generallerden hesap sorar, Genelkurmay’ın son planına karşı tavır alır diye düşündüm.” Erdoğan ve partisiyle hükümetine haksızlık yapmak istemedim. Ama ne yazık ki Erdoğan bu kez de bizi şaşırtmadı.
Ama yine de Erdoğan’a teşekkür ederim. Eğer beni ve benim gibileri şaşırtsaydı, bu yazıyı değiştirmem gerekecekti. Ki, bu da, benim gibi sonradan yazarların altından kolayca kalkabilecekleri bir iş değil.