SAL / YIL          : 8
HEJMAR / SAYI : 260
TARÎX / TARiH  : 26.06.2008
 
ARİF SEVİNÇ
Kürt milliyetçiliği mi... (3)

Bir ülkede var olan bütün sınıfların ortak yanı milliyetçilik değildir.
Belki “yurtseverlik” tir.
İşçi de, onu- emeğini sömüren burjuvazi de, eski toplumsal ilişkilerden arta kalan feodal de yurdunu, yaşadığı toprakları, dilini, kültürünü sever, bu anlamda kendini yurtsever olarak tanımlar.
İdeolojik olarak da, örneğin bir sosyalist de, liberal de, milliyetçi de, ümmetçi de birbirinden farklı fikri yapılara sahip olsalar da hepsi de “yurtsever” olabilir.
Burjuvazinin, sermayedarların, egemen sınıfın ideolojisi olan milliyetçilikle, yurtseverliğin karıştırılması gerekir.
Sömürgeci rejimin baskıcı, yasakçı politikalarının yoğunluğu, sömürgeci yönetimin “milliyetçi” ideolojik formasyonu, gayri meşruluğu, bir karşıtlık olarak Kürt milliyetçiliğini meşru, tepkinin bir dışa vurumu olarak besliyor. Tepkici milliyetçilik bir kimlik savunmasının görüntüsü olarak yaygınlaşıyor.
Güney Kürdistan’da elde edilen başarılardan duyulan memnuniyetin etkisi de milliyetçiliği sempatik, “genel bir kimlik empozesi ” olarak karşımıza çıkıyor.
Güney Kürdistan’da uzun süre yaşanan ağır ulusal baskıdan kurtuluş, milli kurumlaşma, Kürdistan pazarında egemen hale gelme, sömürgeci rejimin yasakladığı baskı altına aldığı her şeyin özgürce gelişmesin yarattığı görkemli hava hayatın- sınıf çelişkilerinin üzerini bir sis gibi örtmüş durumdadır.
Bir ayda en az 3 milyon dolar kazanan da, ayda 300 dolarla geçinmeye çalışan da, işsiz, yoksul Kürt de bu zafer sisinin, sınıf çelişkilerini flulaştıran etkisi altındadır.
Kuşkusuz bu toplumsal gelişme süreçleri bakımından geçici bir durumdur.
İlginçtir Güney Kürdistan’da da  özgürlük mücadelesinde yer alanların önemli bir kesimi, kendisini demokrat, yurtsever, komünist, İslamcı vd. olarak  tanımlamaktadır. Türkiye’de kendisini “Milliyetçi” olarak ifade edenlerin sayısı her halde Güney Kürdistan’dakilerden çok daha fazladır(!)
Tüm bu değerlendirmelerden sonra Türkiye’de ki çarpık, yozlaşmış Kürt milliyetçiliğini somut örneklerle irdelemeye devam edelim.
Bu gün Kuzeyde kendisini Kürt milliyetçisi olarak tanımlayanların genel görünümü nedir?
Söylemleriyle, tanımlamalarıyla yaptıkları, pratikleri durdukları yer nedir?
Daha çok Kürt solcularına- komünistlerine, sosyalistlerine ateş püsküren,
sol hareketin, komünist fikirlerin Kürt hareketine zarar verdiğini ifade eden “milliyetçi”lerin  haklı yanları var mıdır?
Ne zaman milliyetçiler ulusal mücadelenin ön saflarına geçmek istediler de solcular engel oldu?Solcular hangi Kürdi-Kürdistan çıkışınızı faaliyetinizi engelledi?
Ne yazık ki  bunları söyleyenler ağırlıkla geçmişte kendisini “en” ama “en komünist-sosyalist” ilan eden Kürtler ile hala sömürgeci Türk partilerine hizmet eden Kürt kökenli İslamcılardır
Maalesef  Kürt milliyetçisi olarak kendisini tanımlayanların (çok az istisna hariç) milliyetçilikle hiçbir alakaları yoktur.
Dedik ya bu gün moda bu!
Önceki yazımda bu şahsiyetlerin  sömürgeci partilerle ilişkilerine değinmiştim.
Diğer birkaç örneğe de dikkatinizi çekmek isterim
Kendini “en “milliyetçi olarak tanımlayanlar biraz Kürtçe konuşuyorsa mesele bitti sanıyor.
Halbuki milliyetçilerimizin, Bu güne dek Kürt dili ve kültürü üzerinde kayda değer bir çalışma yaptıkları görülmemiştir.
Bu güne dek en azından 1990 lı yıllara dek, milliyetçilerimizin o çok önemsedikleri dil hakkında bir çalışma varsa, altında sol-sosyalist gelenekten gelenlerin imzası vardır.
Ev içinde, asimilasyon araçlarıyla fazlaca muhatap olmamış kırsal kökenli ebeveynlerle konuşma nedeniyle,  yani biraz da kuşaklar arası diyalogun dayatmasıyla Kürtçeyi kullanmaktadırlar.Yoksa resmi alanda,pazarda, basın yayın alanında, mahkemelerde, kısacası rejimle karşı karşıya gelinecek alanlarda bu türden bir sahiplenmeye rastlanmamaktadır.
Bu konuda gazete-dergi, kitap yayımlamış, mahkemelerde bunun mücadelesi vermiş, ağır bedeller ödenmiş birileri varsa bunlar  Kürt solcuları, sosyalistleri olmuştur.
Bu konuda yapılan kayda değer ne varsa ağırlıklı olarak Kürt solcuları veya geçmişte kendini Kürt solu içinde tarif eden kadrolar tarafından yapılmıştır.
Geçmişten bu yana Kürt sol hareketinin yayımladığı yayınlar bu konuda zengin belgelerle doludur.
Milliyetçi olmak sadece “biz bize” Kürtçe konuşmak mıdır?
Milliyetçilik demek “kelin, teyzesinin saçıyla övündüğü” gibi, Kuzeyde evinde oturup, hiçbir “milli” proje içinde yer almadan, hatta iyi kötü var olan çalışmalara da çamur atıp, muhalefet edip ama Güney Kürdistan’daki kazanımlardan kendine pay çıkarmak-övünmek midir?
Milliyetçi olmak Kürt solcularının zaman zaman Türkiye’nin sömürgeci rejimini hedef alan sol ve demokratik muhalefetiyle iş birliği yapmasına dudak bükmek midir?
Öte yandan bu gün kendilerini Kürt milliyetçileri olarak sunanların önemli bir kesimi hiç de zorunlu olmadıkları halde, kendi ülkelerinde değil daha çok Ankara’da, İstanbul’da ve Avrupa’da (ülkelerini parçalayan, mevcut statükoyu oluşturan ve koruyan  ülkelerde) yaşamaktadırlar.
Elbette yaşamları tehdit altında olan-cezai yaptırımlarla karşılaşacak olanlara sözümüz yok. Ama kendi ülkesine “turist” olarak gelip gidebilenlere sormak isterim; ısrarla metropollerde sığınmacı olmak  yerine ülkenizde  yaşamaya çalışmanız daha “milli” bir tutum olmaz mı?
Oralardan Kürt solcularına akıl verip,çamur atmak  yerine gelip işin içinde yer almak daha rasyonel değil mi?
Neden? Avrupa’dan  dönen pek çok “milliyetçi”miz   kendi ülkesine değil de daha çok Akdeniz sahillerine yerleşmektedir?
Neden hiçte zorunlu olmamasına rağmen sömürgeci devlet ihalelerinden pay alma yarışındadırlar?
Kendi ülkelerinin talanında rol alan şirketlerin yerel bayileridirler?
Bu tür bayilikler için bir birini ezmektedirler?
Bu soruların cevabı “kem küm”dür!
Ekonomik olarak sömürgeci sermayeye göbekten bağlıdırlar. Ve bunu gönül rızasıyla yapmaktadırlar.
Neden bütün yatırımları; ev-büro, otel, çeşitli işletmeler, fabrikalar vs. sömürgeci metropollerdedir?
Pek çoğunuzun bu “milliyetçi”lerin bürolarına-iş yerlerine yolunuz düşmüştür.
Hiç de zorunlu olmamasına rağmen, masalarının arkasında, yaldızlı bir çerçeve içinde kimin resimleri asılıdır?
Şeyh Sait’in, Seyit Rıza’nın ve ya diğer Kürt büyüklerinin resimlerine rastladınız mı?
Hepsinin bürolarında evlerinde Hürriyet, Sabah, Milliyet, Cumhuriyet gibi gazeteleri görmeniz mümkündür.
Kaç tanesinde Kuzey Kürdistan’da bin bir zorlukla çıkan Kürtçe-Kürtlerle ilgili  gazete ve dergileri görürsünüz?
Kendileri veya çocukları pek çok derneğe üyedirler, kaç tanesi Kürt derneklerine uğramaktadırlar?
Kürt milliyetçisi ne yapmalıdır?
Evet; kendi ülkesinde olmaya çaba göstermelidir.
Kendi diline – kültürüne, tarihine  sahip çıkmalı, onu yüceltmeli,  o alandaki kurumlaşmaları ya bizzat gerçekleştirmeli ya da var olanlara destek olmalıdır.
Dema Nû, Azadiya Welat okumalı, Kürt dergilerine abone olmalı, onları maddi olarak desteklemelidir.
Yeni yeni Kürt yayınlarını teşvik etmelidir.
Kürt milliyetçisi “milli hassasiyet” içinde; kendi dilinde yayıncılık yapan, çok zor koşullarda kitap yayımlayan yayınevlerini, müzik ve diğer sanat ürünlerini  üretenleri, hangi siyasi çizgide olursa olsun  kendi kurumu kabul etmeli, desteklemeli, o yayınları, sanatsal ürünleri  evinde bulundurmalı, okumalı, okunmasını, dinlenmesini, izlenmesini teşvik etmelidir.
Kürt milliyetçisi kendi Kürt-Kürdistani parti dernek,vakıf vb kurumları ya kurmalı,ya da destek olmalıdır. Kürt adına Kürdistan adına yapılan ne varsa sahiplenmeli?
Eh nede olsa o millidir.
Ben şahsen kendini “milliyetçi” olarak ifade edene sorarım;
Hangi Kürt gazetesine abonesin?
Her hangi bir Kürt yayınına aboneyse saygı duyarım.Kem küm ediyorsa  güler geçerim.
Ciddiye almam.
Sizde almayın.
Çünkü onu, birkaç yıl sonra moda değiştiğinde başka bir kılıkta görürsünüz.
NIVÎSÊN ARİF SEVİNÇ YÊN BERÊ
ARİF SEVİNÇ'İN ESKİ YAZILARI
 
    Yönetim Yeri ve Yazışma Adresi : Kurt İsmail Paşa 5. Sok. Fırat 5 Apt Kat:1 No: 2 Ofis/DİYARBAKIR   Tel: 0.412 223 89 23
    Yurtdışı Temsilciliği : Postfach: 131931, 42045 - Wuppertal/Almanya  Tel: 00 49 202 283 23 39 - Fax: 00 49 202 758 34 79