SAL / YIL          : 8
HEJMAR / SAYI : 260
TARÎX / TARiH  : 26.06.2008
 
ALİ HAYDAR KOÇ
Anadolu Ajansı ve Kürdistan

Osmanlı Devleti’nin yıkılış döneminde (1913-1918) Kürdistan’da gerçekleştirdikleri vahim olaylarla yetinmeyen Türkçü (İttihatçı)  kadrolar, 1919’dan itibaren, Türk ırkını esas alan yeni bir insan inşa etmeye bağlı olarak, yeni bir toplum yaratma iddiasıyla, sadece Türklere ait bir devlet kurma amacına ulaşmaya çalışıyordular. İttihatçı kadrolar bu amaçlarına ulaşabilmek içinde,1923’ten sonra Türkiye’nin kurucusu olacak olan diktatör Atatürk’ü Kürdistan’a yollayarak, onun aracılığıyla malzeme ve kurban siyasetini uygulayarak, Kürtlerin askeri desteğini alarak, Kürtlere yönelik kısa bir zaman zarfında yeniden tehcir/soykırım yapabilme planlarını hazırlıyordular. Türkçü kadroların bu faaliyetlerinin en önemli sebeplerinden biri ise, uluslararası koşulların Kürt toplumunun lehine elverişli olduğu bir zamanda, kurulabilecek bir Kürt devletini önleme düşüncesi de yatıyordu. 1920 ve sonrasındaki süreçte basın aracılığıyla yaptıkları propagandalarla, Kürtleri gerici/cahil bir toplum olarak tanıtarak, uluslararası siyasi koşulları, yapılan siyasal antlaşmalarla kendi lehine çeviren Türkçü kadrolar, kontrollü ve planlı bir şekilde, 1916-1918’de Kürdistan’da yarım bıraktıkları tehcir, soykırım ve kıyım programlarını lokalize bir şekilde uygulayarak, yeniden siyasi ve askeri gündemlerine alarak, “köklü bir çözüme” ulaşmaya çalışıyordular. Siyasal tarih araştırmaları yönünden olaylara bakıldığında, bu kıyımcı “köklü çözüm” siyaseti, günümüzde kendisini daha çok hissettiren bir siyasi olgu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Türkiye’de 1920-1945 yılları arasında var olan basın-yayın kuruluşları, devletin resmi ideolojisini, Türkçülüğü ve buna bağlı olarak ırkçılık zemini üzerinde yeni inşa edilmeye çalışılan Türk toplumunu ve yeni devletin bütün resmi kurumlarının propagandasını yapmakla vazifelendirilmişti. İttihatçı kadrolar, birinci dünya savaşında edindikleri tecrübeler ile iletişim araçları yoluyla yaptıkları siyasal propagandalarla, Kürdistan’ı, Ankara’daki içişleri bakanlığına bağlı bir bölge gibi göstererek, Kürtlerin uluslararası kurumlara yönelik herhangi bir siyasal taleplerinin olmadığı biçimindeki propaganda söylemleriyle, dış devletlere karşı, bunun bir iç mesele olduğu mesajını vermeye çalışıyordular. 1919-1923 yılları arasında Kürt toplumuna zarar veren bu propaganda faaliyetlerinin başarılı olmasında, Kürdistan’daki bazı nüfuzlu şahsiyetlerin ve dönemin Türk meclisinde bulunan Kürt mebuslarının da rolü çok büyüktür. Soykırım planının önemli bir öğesi olarak 1924’ten sonra Türk basın-yayın organları, uydurma bilgilerle yeni Türk tipinin modernleştirilmesi ve gerici Kürtlerin cahilliğini propaganda ederken, Türk ordusu da Kürdistan’da kıyı ve tehcir etme hareketleriyle meşgul olmaya başlatmıştı.
Türkiye’de 1919-1939 yılları arasında resmi kurumlar ve basın-yayın yoluyla yapılan siyasal propagandalar, içerik bakımından, Kürdistan’daki vahim olayları gizleme ve Kürt toplumunu inkar etme biçiminde, faaliyetlerini yürütüyordular. Örneğin: 1920’de Türkçü kadrolar tarafından propaganda amaçlı olarak kurulan Anadolu Ajansı tebligatı, tek haber kaynağı haline getirilerek, dönemin basın-yayın organlarına propaganda haberlerini dağıtıyordu. Anadolu Ajansı, dışarıda ve içeride, Kürt ulusunu ilgilendiren bütün haberleri, kamuoyundan gizleyerek, yabancı ajanslara ait haberlerde tahrifatlar yaparak, sadece Türklüğü ve Kemalizm’i öven haberleri, denetimli basına dağıtarak, bildiri şeklinde kamuoyunda yayınlıyordu. Örneğin: Kürdistan’daki soykırımların kamuoyunca bilinmesini istemeyen diktatör Atatürk’ün öncülüğündeki Türkçü kadrolar, haber kaynaklarından sorumlu Propaganda dairesi olan AA aracılığıyla, 25 Temmuz 1931 tarihinde kabul edilen Matbuat Kanunu yayınlayarak, şu açıklamaları yapmışlardı: “Velhasıl bir kelime ile milli varlığımıza yöneltilen zararlı faaliyetleri körleştirmeyi ve bunlar hakkında halk ve cihan umumi efkarını aydınlatmağı hedef tutan gayretlere de gereken ehemmiyeti vermeyi ihmal eylememek lazım gelecektir...“ (Uygur Kocabaşoğlu, 1919-1938 Dönemi Basınına Toplu Bir Bakış). Kanun ise şu şekilde düzenlenmişti: „Memleketin umumi siyasetine dokunacak neşriyattan dolayı icra vekilleri heyeti kararıyla gazete veya mecmualar muvakkaten tatil olunabilir. Bu suretle kapatılan gazete veya mecmuanın neşrine devam edenler hakkında 18.madde hükmü tatbik olunur. Bu suretle kapatılan bir gazetenin mesulleri tatil müddetince başka bir isimle gazete çıkaramaz.” (Basın ve Yayınla ilgili; Kanun, Kararname, Nizamname, Talimatname, Tamimler; Başvekalet Devlet Matbaası, 1944). Bu kanunla daha çok güçlendirilen AA, bir propaganda dairesi olarak, İngilizce ve Fransızca yayınlar da yaparak, Kürt toplumunu yalnızlaştırma ve yok etme siyasetinde daha iyi bir seviyeye getirilmişti.
Kürtlere karşı yapılan propagandalarda, toplu salonlarda ve kahvehanelerde dinletilme zorunluluğu getirilen radyo (1927’den sonra) yayınları da önemli oranda kullanılıyordu. 1934’den sonra AA aracılıyla yapılan propagandalar arasında Dersim soykırımına yönelik bazı bilgiler de dikkat çekmektedir: aynı bilgileri dönemin tek partisi olan CHP arşivinde de bulmak mümkündür. Propaganda edilen bilgi şöyledir: CHP Sekreterliği’ne gönderilen bir yazıda Erzincan’ın Selepir nahiyesi Kuştim köyünde Ağadede namında biri tarafından çevre köy ve kazalarda gizlice Alevi ayinleri tertip edildiği ve bu ayinlere hükümetin iskan kanunu ile ilgili düzenlemesinin aleyhinde olarak “hükümet sizi yerinizden çıkaracak, başkalarını getirecek dar gününüzde size imdada yetişecek Dersimliler’e yardım ediniz.” Tarzında ayrılıkçı, siyasi nitelikte propaganda yapıldığı ve bundan dolayı söz konusu tertibatta rol oynayanların  tutuklanarak adliyeye sevk edildiği bildiriliyordu…. (Bünyamin Kocaoglu, Atatürk dönemi laiklik uygulamalarına yönelik bazı toplumsal tepkiler).
Sonuç olarak, Türkiye’de Anadolu Ajansının yayınlarında görüldüğü gibi, Kürtlere karşı düzenli bir şekilde propaganda yapılmış ve Kürt ulusu bu çirkin propagandalar aracığıyla, cahil ve ne istediğini bilmeyen bir ulus olarak kamuoyuna yansıtılmaya çalışılmıştır. Günümüzde TRT’nin Kürtçe yayınları kendi denetiminde AB’ye girmek için propaganda malzemesi olarak kullanması ve denetlemesi, Anadolu Ajansının geçmiş ve şimdiki çirkin propaganda politikalarından pek farklı değildir.
NIVÎSÊN ALİ HAYDAR KOÇ YÊN BERÊ
ALİ HAYDAR KOÇ'UN ESKİ YAZILARI
 
    Yönetim Yeri ve Yazışma Adresi : Kurt İsmail Paşa 5. Sok. Fırat 5 Apt Kat:1 No: 2 Ofis/DİYARBAKIR   Tel: 0.412 223 89 23
    Yurtdışı Temsilciliği : Postfach: 131931, 42045 - Wuppertal/Almanya  Tel: 00 49 202 283 23 39 - Fax: 00 49 202 758 34 79