|
Globalizmin/Yeni
Dünya Düzeninin En Büyük Projesi
" Büyük Ortadoğu Projesi-BOP"
İbrahim Güçlü
BOP’un, ABD ve müttefiklerinin Irak’ta Baas ve Saddam yönetimini devirmesinden
sonra gündeme gelen bir proje olarak algılanması, doğru bir algılanma
değildir. Bilinen bir şey vardır ki, soğuk savaş döneminin sona erme sürecinin
başlaması ve hızlanmasından sonra, BOP’un, dünyada yeniden yapılanmanın
bir parçası olarak gündeme girecek projelerden biri olduğu, tahminlerin
ötesinde, bir saptama olarak ele alınan konulardan biriydi.
BOP, "perşembenin gelişi çarşambadan bellidir" sözünü doğrular
niteliktedir. Sosyalist sistem ve halkaları devletlerin demokratikleşmeyi,
yeni bir dünya düzenini ve rejimini benimsemesi; Yugoslavya’nın yeniden
yapılanması ve özellikle Afganistan’da rejim değişikliğinin sağlanması;
tabir caizse BOP’un allahın emri gibi gündeme geleceği bilinmekteydi.
Biz Kürtler de, bu gelişmelerin dışında kalmayan bir ulusal topluluktuk.
Özellikle de Kuveyt işgalinden sonra, Güney Kürdistan’ın bir önemli bölümünün
özgürleşmesine yol açan ABD, İngiliz ve Fransız ittifakının bölgeye yerleşmesiyle
birlikte, biz Kürtler bu gelişmelerin en somut taraflarından biri haline
geldik. Ama ne yazık ki, özellikle Kuzey Kürdistan aydınları ve siyaset
sınıfı, 1989 sonrası global çaptaki tarihsel gelişmeyi anlamaktan uzak
kaldı. Soğuk savaş döneminin düşünce ve davranış tarzını devam ettirdi.
Eski kavramlarla yeni dönemi algılamaya, tanımlamaya ve yorumlamaya çalıştı.
Bu nedenle, gelişmelerin yönlendiricisi değil, kuyrukçusu olmaktan kurtulamadı.
Günümüzde de bu yapısal durumun devam etmesi, gelinen aşama itibarıyla
traji komik bir hal almıştır. Bu durumun aşılacağı umudunu yıllardır tekrarlamaktan,
dilinden tüy bitenlerden biri olarak, yine de umudumu korumaya devam ediyorum.
Ben bir Kürt ve düşünce üreticisi olarak, 1980’lerden sonra Kürdistan’da
yeni düşüncelerin üretilmesi ve yeni kavramların belirlenmesinde katkı
sağlamaya çalışanlardan bir oldum. Hem genel gelişim konseptine ve hem
de konseptin parçası olan alt sistemlere, projelere ve gelişmelere ilişkin
olarak düşüncelerimi yazarak, konferans, seminer ve panellerde konuşarak
dile getirdim. İstek üzerine, yeniden yazmaktan bir beis görmüyorum.
BOP, Soğuk Savaş Sonrasında, Sosyalist Sistemin Çözümlenmesi ve Demokratikleşmesi
Sonrası En Kapsamlı, En Önemli ve Anahtar Projelerden Biridir...
1989’dan sonra, dünyanın eski dünya olmayacağı hem somut gelişmelerle
ve hem de düşünce ifadeleriyle ortaya çıkmaya başladı. Sosyalist sistem,
"yeniden yapılanma ve demokratikleşme" konseptini benimseyerek,
dünyadaki en büyük yenilikçi, demokratik hareketi başlattı. Bu hareket,
devletlerin ve liderlerin iradesi ötesinde tarihsel büyük bir devinim
ve dönüşüm hareketi idi. Bu konuda, Andrapov ve Gorbaçovlara insanlığın
büyük bir borcunun olduğunu belirtmek gerekir.
S. Birliği demokratikleşmekle kalmadı, yeni 16 devlet, birçok yeni otonom
ve özerk bölgeler ve uluslar tarzında yeniden örgütlendi. Özgürlükler
alanı genişledi. Ulusal ve etnik grup inisiyatifleri gelişimin ve yeniliğin
dinamik güçleri haline geldi. Alman ulus birleşti.. Doğu Avrupa Sosyalist
ülkeler, S. Birliği merkezi otoritesinin dışında özgür bir hale geldiler.
Yugoslavya, 6 devlet halinde yapılandı: Yöneticileri uluslararası mahkeme
karşısına çıkarıldılar.. Bu yapılanma, ABD ve müttefikleriniin müdahalesiyle
çatışmalı bir şekilde gerçekleşti. Romanya’da büyük kitle ayaklanmasıyla
rejim ve yönetim değişikliği gerçekleşti. Eski liderler yargılanarak,
idam edildiler. Çekoslovakya, İsveç/Norveç ayrılığındaki örneğindeki bir
demokratiklikle iki devlet haline geldi.
Kuveyt işgali sonrası, Irak’a müdahale edildi. Baas ve Saddam İktidarının
belirli kolları budandı, belirli alanlarda ve özellikle Güney Kürdistan’ın
önemli bir kesiminden iktidarına son verildi. İkinci Körfez Savaşıyla,
Baas’ın ve Saddam’ın tüm iktidarına son verildi.
Irak’taki bu gelişmelerin hepsini yakından izledik, gelişmelere taraf
olduk ve yorumladık. Gelinen aşamada, Arap ve Kürtler iktidarı devir almış
durumdalar. Sorunlar son bulmuş değil. Irak’tak en büyük sorun, federal
ve demokrat sistemin hem düşünce, hem teknik, hem hukuk, hem psikolojik
ve hem de fiziki olarak yapılanması sorunudur. Kürtlerin ve Kürt Federe
Devleti’nin merkezi hükümetle ilişkileri ve özellikle de bir Kürdistan
ve Kürt şehri olan Kerkük’le ilgili sorunlar devam etmektedir.
11 Eylül sonrasında dünyanın eski dünya olmayacağı bütün boyutları ve
çerçevesiyle onaylandı. Afganistan’da rejim değişikliği oldu.
BOP, Sunni Bir Proje Değildir...
BOP üzerindeki tartışmalardan ortaya çıkan en büyük yanlış düşüncelerden
biri, bu projenin ABD projesi olduğu ve ABD tarafından zorla dikte ettirilen
bir proje olduğudur. BOP, insanlığın demokrasi ve özgürlük büyük dönüşüm
hareketinin sağladığı birikimlerin 1989’lar sonrasında köklü değişimlere
yol açtığı ana gelişimin son halkasıdır. Dünyanın yeniden yapılanmasını
doğal sürecinin bir devamıdır.
Benim düşünceme göre BOP ve öncesi büyük insanlık projeleri doğru kavranmadığı
zaman, ABD’ye yanlış bir fonksiyon yüklenilmiş olur. Tüm insanlığın demokrasi
ve özgürlük uğrundaki çabaları görmezlikten gelinir ve özellikle de S.
Birliği’ndeki büyük demokrasi ve özgürlük kahramanlarının rolleri anlaşılmamış
olur.
BOP, toplumsal tarihsel gelişmenin doğal bir sonucudur. ABD ve müttefikleri,
bir bütün olarak Batı dünyası sadece, yeniden yapılanma ve demokratikleşme
konseptine orta derecenin üstünde bir gelişimle uygun olduğundan, yeniden
yapılanırken, donanarak, öncülük etme olanağına sahiptir. Bu anlamda,onlara
şapka çıkarmak insanlık açısından bir olumsuzluk değildir.
BOP, Yeni Dünya Düzeninin Ortaya Çıkardığı Yeniden Yapılanma, Demokratikleşme,
Özgürleşme, Ulusal Tekçi Devletlerin Hayatının Son Bulması; Federal ve
Demokratik Rejimlerin Oluşması Konseptinin Ortadoğu’daki Somutlaşmasıdır...
Yeni dünya düzeni, devletlerin, hem ulusal ve hemde toplumsal anlamda
çoğulculaşmasını öngörür. Tüm ulusların, etnik grupların, dinlerin, mezheplerin
ve toplumsal sınıfların iktidara ortak olmasını öngörmektedir. Otoriter,
totaliter, monarşik, teokratik ve faşist rejimlerin, iktidarların ve devlet
yapılarının değişim ve dönüşmesine dayanmaktadır. Toplumlarda hukukun
üstünlüğü, adalet, hak ve özgürlükler anlayışının egemen hale gelmesine
yol açar.
Bu genel gelişim konsepti, BOP için de geçerlidir. BOP’la birlikte, bölgedeki
tüm otoriter, totaliter, faşist, tekçi, teokratik rejimlere son verilme
kaçınılmaz hale getirecektir. Birinci dünya Savaşı sonrasında Ortadoğu’da
oluşan statüler, ulusların sunni bölünmeleri çözümleme sürecine girecektir.
BOP, Irak halkasını, güncel olarak İran ve Suriye’de federal demokratik
yapılaşmayı sağlayacak. Bu halkalara zaman içinde yeni halkalar eklenecektir.
Türkiye gerçek anlamda demokratikleşmeden, Türkiye’de federal demokrasi
yapılanmadan, Kürtlerin iktidara ortaklığı sağlanmadan ve kendi kendilerini
temsili yaratılmadan, Avrupa Birliği’ne girse bile, bu projenin kapsamı
dışında kalması olanaklı değildir. Türkiye’nin, AB ve Nato üyeliği, ABD
müttefiki olması da,Türkiye’nin bu selden kurtulmasını sağlayamaz.
BOP’ta En Çok Yararlanacak Ulus, Kürt Ulusu Olacaktır...
Ortadoğu’da Kürtler, en büyük uluslardan biri olarak, ülkesi dört parçalaya
bölünmüş ve emperyal bir tarzda hükmedilen bir ulus konumundadır. Güney
Kürdistan dışındaki bütün parçalarda, Türkiye, İran ve Süriye’de Kürt
ulusunun tüm hak ve özgürlükleri gasp edilmiştir.
BOP, bölgede demokratikleşmeyi sağlayan, hak ve özgürlük alanını genişleten
bir proje olması nedeniyle, Kürtlerin en çok yararlanacağı, üzerinde duracakları,
projelenmenin hayata geçmesinde taraf olacağı bir projedir. Biz Kürtler,
bu duyarlılıkla, BOP’a yaklaşıp, anlamaya, yorumlamaya, proje öncülerine
yardım etmeye çalışmalıyız.
BOP’un gerçekleşmesi sürecinde, demokrasi ile ilgili ayıplarımıza son
vermeli, bütün yapılarımızı demokratik bir hale getirip, bilgi toplumu
rasyonellerine göre donatıp, yeniden yapılandırmalıyız.
Ne yazık ki, bulunduğumuz aşamada somut durumumuz, bu alanda epey geri
olduğumuzu söyleyebilirim. Özellikle de Kuzey Kürtlerinin bu alanda kendilerine
fazlasıyla çeki düzen vermeleri gerekir. Çünkü bölgedeki totaliter, otoriter,
teokratik rejimlerin bir uzantısı ve pro-tipi olarak yapılandırılan PKK
totaliterizminin egemen halde olması, değişim, demokratikleşme, hukukun
üstünlüğü, hak ve özgürlükler konularında daha titiz olmamızı emretmektedir.
BOP’un En Büyük Zaafı Türkiye’ye Yüklenilen Roldür...
ABD’nin dolaylı da olsa, BOP’ta Türkiye’ye büyük bir rol yüklemesi, projenin
yapısal ve demokratik özellikleriyle bir çatışma gösterdiği gibi, büyük
bir zaaf da oluşturmaktadır.
BOP, yapısal özellikleri itibariyle, çağdaş, global ve federal demokratik
bir düzeni ve düzenlemeyi öngörüyorsa, otoriter, totaliter rejimler en
büyük engelidir. Türkiye’nin otoriter, totaliter ve demokratik olmayan,
özellikle de çözümlenmemiş Kürt ulus sorunu görülmeden, bu büyük demokrasi
projesinde görev ve rol sahibi haline gelmesi en büyük yanılgı ve yanlıştır.
Kürtler olarak, BOP konusunda taraf olan güçlere, bu gerçeği anlatmak
en büyük görevimizdir.
BOP’un Önündeki en Büyük Engelleri sıralarsak:
1- Ortadoğu’daki otoriter, totaliter, teokratik, monarşik, oligarşik rejimleri.,
2- Fransa jakobenizmi, Alman Bonapartizmi ve müttefikleri,
3- Otoriter, totaliter, faşizan ve teokratik sağ, sol, dinci düşünceler;
örgütleridir.
BOP’den yana olan bireylerin, güçlerin ve özellikle de biz Kürtlerin bu
konularda duyarlı olmamız gereklidir. Fransa , Almanya ve müttefiklerinin
Avrupa Birliği üyesi olması, doğrudan bu konseptin dışında düşünülmesine
bir engel değildir. Bulunulan aşamada ve geçmişte, AB’de demokrasinin
derinleşmemesinin ve doğrudan demokrasinin yapılanmamasının en önemli
engeli, Fransa ve Almanya’nın yukarıdan aşağıya toplumda dikey bölünme
yaratan zihniyeti ve yapısal özellikleridir.
|