Büyük Ortadoğu Projesi ve Kürtler

Necati Bayram

Adı, Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi (GOKAP) olarak değiştirilen Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) son birkaç aydır Ortadoğu’nun birçok ülkesinde olduğu gibi Ülkemizde de çeşitli siyasal düşüncelere sahip guruplar, partiler ve sosyal katmanlar tarafından tartışılmaktadır. Bu tartışmalar projenin büyüklüğü ve önemi nedeniyle gerekli ve zorunludur.
Çünkü Fas’tan Afganistan’a kadar 22 ülkeyi kapsayan ve ciddi değişiklikleri içeren bir projedir.
Kimine göre İslamiyet karşıtı ve onu sulandırıp yok etmeye yönelik "Hıristiyanların Planı".
Kimine Göre ABD’nin tek kutuplu dünyada emperyalist emellerini gerçekleştirmek için yapmak istediği bir ekonomik işgal.
Kimine göre ise özellikle Sovyetler Birliği dağılmadan önce ABD ve müttefikleri’nin (Emperyalizm) sosyalist tehlikeye karşı şekillendirdiği (Yeşil kuşak diye de adlandırılan) ve Sovyetlerin dağılmasından sonra yeniden ihtiyaçlarına göre şekillendirilmeye çalıştıkları bir proje.
Kanımca yukarıdaki tespitlerin hepsi doğru, ancak eksiktir. Özellikle, ABD ve AB ülkeleri ortadoğuya yönelik politikalar konusunda aynı düşünmemekte ve farklı davranmaktadırlar.
ABD ve AB ülkelerinin pazarı olan Ortadoğu, Uzakdoğu’da gelişen Çin ekonomisi tarafından tehdit ediliyor. Bu tehdit bazı Afrika ve Uzak Asya ülkeleri içinde söz konusudur. Çin ekonomisi Bölgeye yönelik plan ve projeleri ciddi bir şekilde etkiliyor.
Bu pazara hiçbir gücün tek başına hükmetmesine diğer güçler müsamaha göstermeyecektir. Ancak ABD, AB ve Çin’in istikrarlı bir pazara ihtiyaç duyduğunu da dikkate almak gerekir.
ABD’nin temel hedefi AB’yi de yanına alarak bu büyük pazarı kendileri için siyasal, sosyal ve stratejik açıdan uygun hale getirmektir.
Bunun için de Ortadoğu’daki bir çok ülkede yönetim değişikliğinden tutun da birey yaşamını yeniden düzenleyecek siyasal, sosyal ve ekonomik açılımlar yaratmaya kadar yapılması gereken bir dizi ciddi iş var.
ABD bütün bunları yapabilmek için gerek AB gerekse diğer müttefik ülkelerle çeşitli şekillerde diyalog geliştirmekte, etkilemeye çalışmakta ve projeye destek aramaktadır.
Bu projeyi haziran ayında İstanbul’da yapılan NATO zirvesinin ana gündemi halinede getirmesi de bu nedenledir.. Almanya, Fransa, İngiltere gibi bazı AB ülkeleri de projeyi çeşitli pazarlıklar ve değişikliklerle destekleyeceklerini açıklamışlardır.
Bu proje halen bölge ülkelerinin vatandaşı olan halklar için çok farklı anlam ve etkileri barındırmaktadır. Emperyal anlamda pazar ve sömürü olduğu gerçeği inkar edilemez ancak bu durum tek başına projeyi açıklamaya ve takınılacak tutumu belirlemeye yetmez.
Zira gerek bölge devletlerinin siyasal, hukuki ve örgütlenme biçimleri, gerekse değişiklik yapılması planlanan ülkelerde temel insan haklarından tutun, farklı halklar, kültürler ve farklı din ve mezheplere yapılan baskı ve şiddeti de göz ardı edemeyiz. Bu nedenle projenin bölge egemen kültürleriyle, ezilen sömürülen dili, dini, kültürü, inancı nedeniyle baskı altında bulunan halk ya da sosyal veya dinsel gruplar açısından farklı etkiler yaratacağı da dikkate alınmalıdır.
Şimdiye kadar ki açıklamalardan anlaşıldığı kadarıyla "Büyük Ortadoğu Projesi"– BOP’a mali destek sağlanmaya çalışılacak ve 2010-15 yılına kadar aşağıdaki sonuçlara varılması hedeflenecektir.
a– BOP’un kapsadığı ülkelerde okur-yazar oranı %50’nin üstüne çıkarılacak,
b– Eğitime AB standartları getirilecektir.
c– Özellikle gelir seviyesi düşük kesim ve sosyal gruplara ve Küçük girişimcilere eğitim ve maddi konularda destek verilecek ve gelir seviyeleri iyileştirilecek, bireysel refah artırılacaktır.
d– Ezilen etnik gruplar, gelir seviyesi düşük kesimler ve özellikle kadınlara her bakımdan öncelik tanınacaktır.
e– Din kisvesiyle örgütlenip sosyal yaşama zarar veren gerici tutucu kesimlerin etkisi kırılacak.
f– "Terörizmin" ortadan kaldırılması için özel yasalar uygulanacak ve böylece suç işleme oranları azaltılmaya ve güvenlik sağlanmaya çalışılacaktır.
g– Yasadışı "Göçler" engellenmeye çalışılacaktır,
h– Proje bölgedeki tüm Müslüman ülkeleri kapsayacak ve 80 yıldan beri demokrasiyi uygulamayan Türkiye Cumhuriyeti’ni de etkileyecek.
i–Basın yayın alanında özgürlüklerin önü açılacak. Muhalif yayınlar belki hayat hakkı bulacak.
l– Daha özgür seçimlerin yapılması için altyapı oluşturulacak.
Böylece "Büyük Ortadoğu Projesi" ile aslında aşağıdaki sonuçların elde edilmesine çalışılacaktır.
1 – Bu büyük bölgenin ABD ve dünya sermayesine uygun şekle dönüştürülmesi, demokratik düzene sokulması, insan haklarının geliştirilmesi, sosyal yapıların uygulanması, yabancı sermayeye açık – küreselleşmeye uygun hale sokulması,
2 – Bölgenin Ekonomik kalkınmaya açık olması, idari tarzlarının feodal yapıdan kurtarılması ve batı sistemine uygun hale getirilmesi,
3 – Bölgede Güvenliğin sağlanması – terör odaklarının kurutulması (Şu andaki ABD’ye karşı uygulanan karşı gelmelerin yok edilmesi-ABD’nin rahat hareket etmesinin önündeki engellerin kaldırılması-),
4- Bölgenin yer altı ve yer üstü kaynaklarından azami ölçüde faydalanarak (emperyalist) hedeflerine ulaşacaklar.

BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ VE BÖLGE KÜRTLERİ
Büyük Ortadoğu projesi bölgenin en mazlum halkı olan Kürtler açısından büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle Kürtlerin bu dönemde daha fazla kafa yormaları, büyük sorumluluklar yüklenmeleri gerekmektedir. Çünkü süreci iyi izleyip değerlendirirse ciddi kazanımlar hiç de uzak değil. Şimdi İran’da demokratik bir yapılanma sağlansa gerici feodal İran yönetimi yok edilse bölgeye ne zararı var? Keza Suriye, Irak hatta Türkiye aynı durumdadır. Kanımca bu ülkelerdeki değişim ve demokratikleşme bu ülkelerde yaşayan her kesimin, halkın, farklı sosyal ve siyasal katmanlardan tüm insanların yararınadır. Bu nedenle Kürtler, bazı kesimlerin hamasi nutuklarına kapılmadan bu ülkelerde yaşayan ve her türlü baskıya maruz muhalifler olarak doğru hesap yapmak zorundadır. Çıkarlarımızın nerede olduğu konusunda net olmak zorundayız. Nikson’un dediği gibi "ebedi dostluk değil ebedi çıkar gözetmek" durumundadırlar. Çünkü Kürtler Ortadoğu’da yanlız ve ciddi tehdit altındalar.
Çağdaşlaşmalarının önünü tümüyle kapatmış, insanlarına acı ve gözyaşından başka bir şey vermeyen, bölge ülkelerinin statükocu hali hazır yönetimlerinin durumları ortada. Bu yönetimlerin (hangi bölge ülkelerinde olursa olsun) değişmesi durumunda orada yaşayan insanların büyük bir kısmı faydalanacak ve rahatlayacak diye düşünüyorum.
İşte tam bu noktada Kürtler; gelişmeleri doğru tespit eder, kendi konumlarını iyi belirlerlerse ciddi olanaklar yakalayabilirler. Bunun için de ortak tavır ve duruş sergilemelidirler. İstemleri konusunda net olmalıdırlar. Ortadoğu’da Kürt sorunu çözülmeden, Ortadoğu’ya huzur ve güven tesis edilemeyeceğini yüksek sesle söylemelidirler. Parçalar arasında koordinasyon sağlanmalı ve nerede olursa olsun kazanımlara ortak sahip çıkılmalıdır. Aynı zamanda her parçada Kürtlerin genel çıkarlarına zarar vermeden, o parçaya özgü politika ve duruş sergilemelidir.
(Her parça öngörülen politikalar çerçevesinde, en geniş birliği sağlamak için yoğun çabalar harcamalıdır.)
Bu proje çerçevesinde Kürtlerin parçalanmışlığı da dikkate alındığında her parçadaki olanak ve Kürtler açısından kazanımlar farklı olacaktır. Her parçadaki durumu kısaca irdelersek;

GÜNEY KÜRTLERİ; Diğer parçalarla mukayese edildiğinde en şanslı kesim bu parçadaki Kürtler gözükmektedir. Ortadoğu’da ister ABD, ister AB’nin atacağı her adımdan buradaki Kürtleri dikkate almak durumundadırlar. Çünkü şimdiden hiç kimsenin göz ardı edemeyeceği bir askeri ve siyasi güç hatta bir çok bölge devletinden daha modern örgütlenmiş bir devlet niteliğinde görülmektedir. Federal Irak yapısı içerisinde diğer bileşenleriyle mukayese edildiğinde en dinamik, sosyal, siyasal ve ekonomik olarak en gelişmiş durumdadır. ABD ve müttefik güçlerin şimdiden ittifak yapabildiği tek güç Güney Kürtleridir.
Bu nedenle Güney Kürtleri mevcut konumlarını daha da güçlendirmeli ve bu bölgede yapılacak bir değişikliğin önemli bir tarafı olma durumlarını sağlamlaştırmalıdırlar. Böylece proje sahiplerinin Güney Kürtlerini göz ardı ederek, projeyi uygulama şansı zayıflatılmalıdır.
Diğer parçalardaki Kürtlerin, Güney Kürtlerine vereceği destek hem bu bölgede Kürtlerin konumunu güçlendirecek, hem de kazanımları artıracaktır. Irakta Kürtlerin kazanmış olduğu statü bütün Kürtleri olumlu etkileyeceğini hiçbir Kürt göz ardı edemez, etmemeli. Bu durum Dünyadaki bütün Kürtlere ciddi bir moral desteği sağlamaktadırlar. BOP’un Güneyde Kürtlerin statüsünü bozacak bir düzenlemeyi yapması mümkün gözükmemektedir.

SURİYE KÜRTLERİ: BOP Suriye’yi de içine almaktadır. Doğal olarak Projenin hayata geçirilmesiyle birlikte burada da taşlar yerinden oynayacak ve büyük ihtimalle Esat ailesinin hükümdarlığı sona erecek. Yerine daha demokratik, geniş kesimleri kucaklayabilen bir yönetsel anlayış inşa edilecektir. Böylece sömürülen, varlıkları inkar edilen Kürtler için ciddi fırsatlar ortaya çıkabilir. Kürtler örgütlülük durumları oranında bu fırsatlardan yararlanabileceklerini bilmelidirler. Ancak her şeye rağmen proje Suriye Kürtlerine de mevcut durumlarından daha iyi bir ortam yaratacak ve olumlu etkilenecektir diye düşünüyorum.

İRAN KÜRTLERİ: İran bölgenin köklü ve büyük ülkelerinden biri. Ancak yönetim şekli nedeniyle muhalefeti de göz ardı edilmeyecek boyutta. Hem etnik muhalefetler hem de siyasi muhalefet hafife alınmayacak güçte. Ancak ülkedeki totaliter gerici yapının muhalefete yönelik katı ve zalim tutumu insanları belli ölçüde sindirmiş. Bununla birlikte İran’da yine en örgütlü yapı ulusal talepleri için başkaldıran Kürtlerdir. Kürtlerin dışında hakları gasp edilen Azeriler nüfus ağırlığı olarak Kürtlerden fazla ancak güçlü bir örgütlenmeye sahip değiller. Her ne kadar ABD’nin bölgede Azerilerle daha fazla kontakta olduğu söylense de Kürtlerin Bu konumlarını iyi değerlendirmeleri İran’da Kürtleri kilit halk konumuna getirecektir. Böylece kimsenin burada Kürtleri göz ardı edebileceğini sanmıyorum. Bu da ciddi avantaj.
İran’da iktidarın el değiştirmesi kimin zararınadır? Tabi ki o ülkede yaşayan hiçbir halkın zararına değil. Bu nedenle İran da iktidarın el değiştirmesiyle teröre olan destek kesilecektir. Bu durum hem bölge ve dünya ülkelerinin yararına hem de bire bir İran’da yaşayan halkların ve tüm muhalif grupların yararınadır. İran’da gerçekleşebilecek bir değişim Kürtler açısından daha olumlu gelişmelere gebedir. Bu proje bu yönüyle de olumludur.

TÜRKİYE KÜRTLERİ: BOP, belki de en fazla Türkiye Kürtlerini olumsuz etkileyecektir. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti bölgede gerek ABD gerekse AB için önemli ve stratejik ortak durumundadır. Aynı zamanda Proje sahipleri bölgede yanlarına alabilecekleri ve böylece İslam-Hıristiyan çatışması görüntüsünü engelleyebilecek bir müttefiktir. Bu durum,Türkiye Kürtlerinin ulusal taleplerini olumsuz etkileyebilir. Zira Türkiye Cumhuriyeti, açısından da çok rahat olmayacak.
Diğer bölgelerdeki Kürtler lehine değişiklikler bu parçadaki Kürtlere de olumlu yansıyacak ve mücadeleyi yükseltecektir. Olumlu olduğu ölçüde olumsuz yanı da var. Eğer proje uygulaması sürecinde ciddi savaşlar söz konusu olursa Türkiye de yaşayan Kürtler için ciddi tehlikeler oluşabilir. Proje sahibi ülkeler bu süreçte Türkiye’ye ciddi rol biçerlerse, bu TC’nin iç muhalefeti tırpanlama güdülerini artırabilir. Bu da Türkiye Kürtlerine yönelik ciddi kıyım ve operasyon anlamına gelebilir. Ancak bunların hiçbir olmayabilir de.
Ancak Türkiye Kürtleri ulusal talepleri için ne olursa olsun tek ses olma yolunda ciddi çabalar harcamak zorundalar. Hele PKK’nın son silahlı mücadele kararı Kürt halkına yönelik ciddi bir tehdit oluşturmuşken bu daha da elzemdir. Bu provokasyon’un altında kimlerin olduğu açıktır. Bizlere düşen bunu kamuoyunda dillendirip halkı bu konuda duyarlı olmaya çağırmaktır.
Sonuç olarak; "Büyük Ortadoğu Projesi”nin özellikle Kürtler tarafından enine boyuna tartışılmasında yarar vardır. Bunun için ciddi çalışmalar yapılmalı risk ve kazanımları irdelemeli ve tespit edip ona göre bir duruş sergilemekte sonsuz fayda vardır. Bu tartışmaları özellikle Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı bölgeler, örgütlendiği örgütler, siyasal partiler ve kamuoyunun gündemine sokmakta sonsuz yarar görüyorum. Bu tartışmalar ışığında da bir politika ve program oluşturulmalıdır. Bu süreçte Kürtlerin en yakın müttefikleri ulusal çıkarları olmalıdır.


Geri Dön
Başa Dön
Yazıcıya Ver