Osmanlı Devleti devrinde Musul Vilayeti

Ali Haydar KOÇ


Musul (merkez), Kerkük ve Süleymaniye Sancakları

Kürt tarihinde önemli bir yere sahip olan Musul ve Kerkük şehirleri, aynı zamanda da Mezepotamya bölgesinde ilkçağlardan itibaren hüküm sürmüş olan, Sümer, Babil, Hitit Mittani, Asur ve Med imparatorluklarının geliştirdiği uygarlıkların merkezi yerlerini temsil etmişlerdi. Asur ve Babil devletleri bu iki şehirde kurularak, hükümlerini etrafa yaymışlardı. Kerkük şehri Asur devleti tarafından kurularak devletin siyasal merkezlerinden biri yapılmış ve Musul da aynı tarihlerde Asur uygarlığının dini merkezi olarak tarihe geçmiştir. Kürtler de değişik zamanlarda, değişik adlar altında buralarda devletler kurarak kendi uygarlıklarını bu coğrafyada geliştirmişlerdi. Kürt uygarlığının gelişmesinde yine bu bölge çok önemli roller oynamıştır. İslam dinin ilk yayılma dönemlerinde Halife Ömer tarafından büyük tahribatlar yapılarak işgal edilen Musul, Kerkük ve civar bölgeler Arapların hükmü altına alınmıştı. Kürt toplumu hiç tanımadığı yeni bir dini uygarlıkla şiddet yolu ile karşılaştı ve istilacı Arap aşiret reislerinin yaydığı islam dinini kısmi olarak kabul etmek zorunda kaldı. Ayrıca Musul ve Kerkük’te yaşayan Yezidi Kürtler islam dinini kabul etmedikleri için çok zulüm gördüler. Musul-Kerkük şehirleri daha sonraları sırasıyla Arap Emeviler devleti, Abbassiler devleti, zaman zamanda Fars/Safevi devleti ve son devirlerde de Osmanlı Devleti tarafından ele geçirilerek yönetilmişlerdi.

Musul, Kerkük ve Diyarbakır, Osmanlı devleti döneminde ekonomik, idari ve siyasi anlamda Kürdistan’ın Önemli merkezi şehirlerini teşkil ediyordular. Bu kentler özellikle 19. yüzyılda, Osmanlı devletine karşı Kürt ulusal ve siyasal tepkilerin başlayıp Kürdistan’a yayıldığı birer merkezdiler. Ayrıca Osmanlı devletinin doğu (Kürdistan) sınırlarındaki büyük ve önemli eyalet, sancak ve vilayetlerin merkezini Musul, Kerkük (Şehr-i Zor) ve Diyarbakır bölgeleri teşkil ediyordu. Osmanlı devletinin Kürdistan’daki idari ve siyasal yapısında da önemli siyasal roller oynamış olan Musul, Kerkük (daha önce Şehri-Zor olarak anılıyordu) ve Diyarbakır aynı zamanda da önemli ticaret merkeziydiler.

Özellikle Dicle ve Fırat nehirleri üzerinde yapılan gemi taşımacılığı, Kerkük, Süleymaniye ve Diyarbakır’da ticareti daha çok canlandırmıştı. Osmanlı devleti döneminde Musul, Birecik ve Diyarbakır’da gemi limanlarının yanında bir de gemi yapım tersanelerinin bulunduğunu aktaran yazılı arşiv belgeler mevcut. Dicle ve Fırat nehirleri kenarında kurulu olan bu şehirlerde tersane, iskele işletmeciliği ve nehir nakliyatı düzenli bir şekilde yapılırdı. Sultan II. Abdulhamit döneminde Osmanlı devleti toplam 23 yolcu vapuruna sahipti ve bunlardan en büyüğü 863 ton ve en küçüğü ise 183 tondu. Bunlardan 9’u İngiltere’de 12‘si Tiryeste’de biri Musul’da bir diğeri de İstanbul tersanelerinde yapılmıştır. Musul’da yapılan yolcu vapuru Basra körfezinde denize indirilmiştir.

Evliya Çelebi, Diyarbakır’da birçok geminin inşa edildiğini ve gemilerin tulumdan gemiler olduğunu, üzerlerinin tahtadan döşeli olduğunu, çok ağır yük taşıdıklarını, Diyarbakır-Basra körfezi arasında çalıştıklarını ve Diyarbakır’da bir çok noktada bu gemilere ait iskelelerin/limanların olduğunu bildirmektedir. Evliya Çelebi, bu gemilerden biriyle, Dicle üzerinden, Diyarbakır’dan Bağdat ve Basra’ya kadar, tavla ve satranç oynayarak, eğlenerek, bütün etrafı izleyerek, kıyılardaki şehirleri ve köyleri ziyaret ederek, çok güzel sıhhatli bir yolculuk yaptığını anlatır. Osmanlı devleti döneminde Dicle nehri üzerinde genellikle Girab, gemileri kullanılırdı. Bu gemiler daha çok Dicle, Basra körfezi ve Umman denizinde kullanılırlardı.

Osmanlılar 16. asrın ikinci yarısında Basra ve cıvarını kontrol altında tutmak için Birecik ve Musul’da birer tersane kurarak burada bazı gemiler yaptırdıkları gibi, daha sonraları 18. asrın ortalarına doğru, yine Musul ve Birecik’te Fırat ve Dicle nehirleri için hafif bir savaş filosu vücuda getirmişlerdi. 1734 (1147 hicri) tarihli bir vesikaya göre öncelikle Birecik tersanesinde 60 adet nehir gemisi yaptırılmaya teşebbüs edilmiş ve bunlardan 20 tanesi Firkateyn, ve 40 tanesi de daha küçük gemilerden olacaktı. Bu gemiler Dicle ve Fırat nehirleri üzerinde, Birecik, Diyarbakır, Cizre, Musul ve Basra körfezi arasında çalıştırılmak için yaptırılmıştı. Aynı teşebüslerin Musul’da olduğunu bildiren Osmanlı Bahriye teşkilatına ait vesikalar mevcut. Belgeler, Dicle nehri üzerinden Diyarbakır, Musul ve Basra’ya giden su yolu üzerindeki diğer Kürt şehir ve kasabalarının da bu ticari yoldan yararlandıklarını, Kürt tüccarların mallarını Fırat ve Dicle nehirleri üzerinden gemilerle Basra körfezine götürerek sattıklarını gösteriyor.

Dicle ve Fırat nehirlerinde ulaşımın tarihi çok eski çağlara dayanıyor ve ilk önceleri askeri amaçlı kullanıldıklarına dair Asur çivi yazılı kitabelerinde bilgiler mevcut. Tarihte ilk defa Kürtlerin Dicle ve Fırat nehirleri üzerinde “Kelek’lerle nakliyecilik yaptıklarını ve bu keleklerin de yine Kürtler tarafından icat edildiklerini bildiren yazılı vesikalar var. Osmanlı devleti, ulaşım açısından, Dicle ve Fırat nehirlerinden hem askeri ve hem de sivil amaçlı yararlanıyordu. İki nehir savaş zamanlarında askeri amaçla, savaşın olmadığı zamanlarda ise sivil amaçlı kullanılıyordu. Dicle ve Fırat Nehirleri 16. yüzyılın ikinci yarısından sonra çok canlı bir ticaret trafiğine sahip oldular. Bu su taşımacılığı yolu, Kürt, Osmanlı ve Avrupalı tüccarlar tarafından da sıkça kullanılmıştır.

Diyabakır’dan, Dicle nehri üzerinden Basra’ya aşağı-yukarı 15 günde ulaşılırdı. Yine Fırat nehri üzerinden Birecik’ten Basra körfezine kadar aşağı-yukarı 15 günde varılırdı. İngiltere Fırat ve Dicle nehirleri üzerinde 1834 yılında buharlı gemi yapımını gerçekleştirmek için çalışmalar başlattı. 1840 yılında ilk defa Dicle ve Fırat nehirlerini iki istikametten buharlı gemi işletmeciliğine açıp geliştirmek için denemeler yapıldı. Buharlı gemi denemeleri pek başarılı olamadı. Bu denemeler 1862 yılına kadar devam etti. İngiltere hükümeti 1861 senesinde bu amaçla “Dicle ve Fırat Buharlı Gemi Şirketini” kurdu. Daha sonraki tarihlerde bölgede ortaya çıkan değişik sorunlardan dolayı, buharlı gemi işletmeciliği pek başarılı olamadı.

Dicle ve Fırat nehirlerindeki nakliye yolu aynı zamanda Fransa, İngiltere, Almanya ve Rusya arasında çıkar çatışmalarına da neden olmuştu. Rusya hükümeti 1878 Berlin Kongresi’nden sonra, Hint Okyanusuna inmek için Dicle ve Fırat nehirleri üzerinden Basra körfezine ulaşmak istiyordu.

Diyarbakır, Musul ve Birecik iskelelerinde, birer sorumlu müdürlüğünün yanında bir de gümrük ve vergi müdürlükleri mevcuttu. Ayrıca bu iskelelerde ve gemilerde çok sayıda Kürt işçisinin ve hamalının çalıştığını Osmanlı Bahriye Teşkilatı vesikalarından öğreniyoruz. Aynı vesikalar, Kürt toplumunun, ürettiği mallarını bu yolla dünya tüccarlarına pazarladığını ve bu yolla gelir elde ettiğini gösteriyor. Dicle ve Fırat nehirleri üzerinden Basra körfezine açılan bu ticaret yolu, değişik kültürlerin, politikaların, sosyal ilişkilerin ve ekonomik gelişmeye dayalı münasebetlerin buluşma noktasını teşkil ettiği gibi, Kürt toplumunun aynı zamanda dünyaya açılan önemli kapılarından biri idi. Bu ticari ilişkiler beraberinde değişik düşünce ve fikirlerin de taşınmasını, buluşmasını sağlıyordu. Kısacası Osmanlı devleti döneminde Dicle ve Fırat nehirlerinde nakliyat ve ticaret çok geniş bir bilimsel çalışmayı gerektirmekte ve daha çok Kürdistan’da sosyal ve iktisat tarihi üzerinde çalışma yapmak isteyen araştırmacıları beklemektedir.

Musul ve Kerkük bölgesi 19. yüzyılın başından itibaren yeraltı zenginlik kaynakları açısından Rusya, İngiltere, Fransa ve Almanya’nın ilgi odağı olmuştur. Padişah II. Abdulhamit döneminde 1871 yılında Alman araştırmacılar tarafından Musul’da petrol kaynakları keşfedilmişti. İlk önceleri Musul ve Kerkük’te zift ve neft petrol madenleri işletmeye açılmıştı. Sultan II. Abdulhamit’e ait Musul ve Kerkük’teki arazilerde çıkan petrol gazı Padişah tarafından Hazine-i Hassa‘ya (Padişahların şahsi gelir ve giderlerine ait işlerle ilgilenen daire) devredilmişti. Zengin petrol yatakları, Musul ve Kerkük’te küçük ırmaklar halinde akmasına ve bazı yerlerde gölcükler teşkil etmelerine rağmen, pek gelişkin olmayan teknik araçlarla işletilmekte idi. 19. yüzyılın ikinci yarısının sonuna doğru Musul-Kerkük petrol rezervleri, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, İngiltere, Fransa ve Rusya petrol şirketlerinin rekabet noktasını teşkil ediyordu. Adı geçen devletler Kürdistan’ın bu bölgesindeki petrol yataklarına sahip olmak için birbirleriyle hem askeri ve hem de siyasi yarışa giriştiler.

Kürdistan topraklarının paylaşımı, 1500’lü yıllarda Safevi ve Osmanlı devletleri arasında büyük bir sorun teşkil ediyordu. Osmanlı Sultanı II.Selim (Yavuz) 1517 yılında Şah İsmail’e (Safevı devletinin şahı) karşı Çaldıran seferine çıktı. II. Selim Kürdistan’a vardığında, bölgeyi şiddet yolu ile ele geçiremiyeceğini anladı. Daha önce Akkkoyunlu devletinin hükümdarı Uzun Hasan’ın oğlu Yakup’un katipliğini yapmış olan, Kürt Beyi İdris-i Bitlisi ile yazılı bir antlaşma yaptı ve İdris-i Bitlisi’yi bu antlaşmaya bağlı olarak Kürdistan’ın Osmanlı devletine yarı bağlanmasını sağlamak için görevlendirdi. İdris-i Bitlisi, bunun üzerine; daha önce bağımsız olarak yaşayan ve Şah İsmail’e bağlıklarını bildirmiş olan Kürt beyleri ile görüşmeler yaptı. Osmanlı Sultanı ile yapılan yazılı antlaşma çerçevesinde Musul ve Kerkük cıvarının da dahil olduğu bölgede hüküm süren Kürt beylerini ikna ederek Osmanlı devletine bağlamayı başardı. Sultan Selim (Yavuz) Çaldıran seferi sırasında bu antlaşmanın dışında kalan binlerce Kürdü kılıçtan geçirerek öldürmüş ve Kürdistan’da büyük bir katliam gerçekleştirmiştir.

Musul şehri 1534 yılından itibaren Kanuni Sultan Süleyman tarafından Osmanlı devletine bağlı bir eyalet haline getirildi. Musul Eyaletinde hüküm süren Kürt beyleri, 1534 yılından 19.yüzyıla kadar, özerk konumlarını zaman zaman Osmanlı devletine vergi vermek, asker temin etmek ve savaşlarda devlete yardım etmek gibi koşulları yerine getirerek korudular. Osmanlı İmparatorluğu da Van, Musul, Kerkük (Daha önce Şehr-i Zor olarak anılıyordu), Diyarbakır ve Bitlis Liva’larında sadece askeri yükümlülük ve vergi verme karşılığında, bölgedeki Kürt aşiret reislerine özerklik tanımayı kabul etmişti. Kürtlerle Osmanlı Devleti arasında yapılan antlaşmaya dayalı bu siyasi durum, Osmanlı Sultanı II. Mahmut (1808-1839) dönemine kadar devam etti.

19. yüzyılın başlarından itibaren Osmanlı devleti, kendisine yarı bağımlı olan özerk Kürt bölgelerini tek elden ve kendi atadığı memurlarla yönetmek için köklü değişiklikler yaptı. Merkezi sistemi oluşturmak için yaptığı değişiklikler ve bu değişikilikler paralelinde merkezi hükümet tarafından atanan yöneticilerin Kürt şehirlerine yollanması, Kürdistan’da karşı tepkilere yol açıyordu. Yer yer devlete isyan eden Kürt beyleri, merkezi hükümet tarafından atanan ve Kürt kökenli olmayan yöneticilere tepki gösterdiler ve kabul etmediler. Osmanlı devletine karşı en sert tepkinin gösterildiği yerlerin başında Musul, Kerkük ve Süleymaniye Sancakları geliyordu. 19. yüzyılın başlarında Osmanlı devleti antlaşmayı bozan taraf olduğu için, Kürtler vergi verme asker temini gibi yükümlülüklerini artık yerine getiremeyeceklerini hükümete bildirdiler. Musul, Kerkük ve Süleymaniye’de ortaya çıkan bu siyasi tepkilerden dolayı, Osmanlı merkezi yönetimi, 1850 yılında, Musul’un eyalet ünvanını iptal etti, burayı Mutasarrıflık (sancak-Liva) haline getirerek Bağdat eyaletine bağladı. Osmanlı hükümeti, Bağdat Paşası aracılığıyla Musul, Kerkük ve Süleymaniye şehirlerinde otoritesini kurmayı, vergi toplayıp asker temin etmeyi, Kürt gücünü bölerek, küçük parçalara ayırarak merkezi egemenliğini sağlamayı amaçlıyordu.

19. yüzyıl boyunca Kürtler kendilerini savunmak için Osmanlı ve Safevi (Fars) devletlerine karşı savaş halinde oldular. Bu savaşlarda Kürtler çok kayıp verdikleri gibi, zaman zaman da yerlerinden yurtlarından oldular. Musul-Kerkük şehirlerinin bu çıkar çatışmalarında, zaman zaman safevi (Fars) devletinin denetimine geçtiği de oluyordu. Dicle nehri üzerinde kurulmuş olan, Musul, Kerkük, Süleymaniye sadece bu çıkar savaşlarından dolayı tahribata uğramamışlardı, aynı zamanda 1830’da başgösteren veba salgını da bölgeyi kırıp geçirmiştir.

Osmanlı devleti 1864 yılında “Vilayet Nizamnamesi” kanunu ile yaptığı yeni bir düzenlemeyle taşra yönetiminde değişiklikler yaptı. “Vilayet Nizamnamesi”, merkezi yönetimin taşra örgütlenmesinin vilayet, sancak, nahiye ve köy biçiminde kademelendirilmesini gerekli görmüştür. Osmanlı devleti bu yasayla, diğer eyaletlerde olduğu gibi, Kürdistan’da da merkezi otoriteyi sağlamlaştırmayı, merkezi bürokrasiye sahip bir devlet yönetimi kurmayı istiyordu. “1864 Vilayet Nizamnamesi”, vilayetin, mülkiye, maliye, güvenlik ve politik işlerinin yönetimini ve hukuka ait işlerinin yürütülmesini Padişah tarafından atanan bir valiye verildiğini, vilayet valisinin bütün devlet emirlerinin uygulanmasından sorumlu olduğunu belirtiyor. Bu Nizamname’nin çıkmasından kısa bir süre sonra, 1878 senesinde Musul Bağdat’tan ayrılarak yeniden vilayete dönüştürüldü. 1878’de Musul Vilayeti üç Liva’dan oluşuyordu.

1. Musul (merkez) Sancağı,

2. Kerkük Sancağı,

3. Süleymaniye Sancağı.

Musul, Kerkük ve Süleymaniye sancaklarının coğrafi konumu, idari ve nüfus yapısı ve bu bölgelerde yaşayan etnik grupların durumu ile ilgili burada verilen genel bilgiler 1895 (1312 h.) tarihli Osmanlı Salnamesi’ndeki (tutulan yıllık) bilgilere dayanıyor. Bu bilgi ve belgeler toplu olarak “Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı’nın 11. yayını olarak çıkan, Musul-Kerkük İle İlgili Arşiv Belgeleri (1525-1919) adlı yayında yeralmışlardır. Elbette devlet denetiminden geçerek yayınlanan bu belgelerin gerçekten toplu olarak bu esere alınıp alınmadıkları tam olarak bilinmiyor. Osmanlı döneminde, Musul-Kerkük ve Süleymaniye’de yaşayan gayri müslim bütün etnik gruplar, ulus ve dinsel kimlikleriyle verilmiş. Yezidi Kürtler de gayri müslim grupların içine alınarak kayıtlara geçmiştir. Müslüman ahali ise milliyetlerine bakılmaksızın İslam ve müslim biçiminde bu belgelerde verilmiştir. Musul-Kerkük ve Süleymaniye sancaklarında o dönemlerde Müslüman olarak gösterilen nüfusun ekseriyetini Kürtler (gayri müslim olarak kayıtlara geçen Yezidi Kürtleri de eklemek gerekiyor) teşkil etmekte idi. Geri kalan kısmı ise Arap ve Türklerden oluşuyordu. Aşağıdaki bilgiler Musul-Kerkük ile ilgili Arşiv Belgelerine (1525-1919) dayanarak düzenlenmiş ve hemen hemen olduğu gibi verilmiştir.


MUSUL SANCAĞI

Osmanlı idaresindeki Musul Vilayeti, doğuda İran, kuzeyde Diyarbakır, güneyde Bağdat, batıda Şam, kuzeybatıda ise Halep vilayetleri ve Zor sancağı ile çevrelenmişti. Oldukça ılıman bir iklime sahip olan Musul- Kerkük bölgesi çok çeşitli tarım ürünlerinin yetiştirilmesi ve hayvancılık için gayet uygun özellikler göstermektedir. Bölgeden geçen Dicle, Huser, Gazer, Hebzel ve Zab nehirleri gibi, akarsular tarım ve hayvancılık dışında iktisadi hayat üzerinde de olumlu etkiler yapmaktadır. Bundan başka başta petrol olmak üzere yeraltı kaynaklarının zenginliği bölgenin her zaman için ilgi odağı olmasına sebep olmuştur.

Musul (Merkez kaza): Şeyhan ve Aşayir-i Seb’a olmak üzere iki nahiye ve 506 köye sahiptir. Musul’un içinde 7714 hane, 23 han, 2677 dükkân ve mağaza, 36 hamam, 129 câmi ve mescid, 12 medrese, 6 eczahane, 1 mekteb-i rüşdiye, birer tane Keldânî, Süryânî ve Musevî okulu ve sıbyan (çocuk) mektebi, 4 tekke ve zaviye, 17 kilise ve manastır, 3 kışla, 9 karakolhâne, 1 patrikhâne, 1 hastahane, 135 değirmen, 2 matbaa ve 3 emlâk-ı seniyye komisyonu bulunmaktadır.

İmâdiye Kazası: Güneyinde Hakkâri sancağı, kuzeyinde Duhok, doğusunda Zibar, batısında Zaho kazaları olup şehrin etrafı sur ile çevrilidir. Zibar ve Musul kapısı olmak üzere iki kapısı mevcuttur. Müslüman, 1007 Katolik, 221 Yahudi ve 28 Protestanın yaşadığı kazanın 200 hanesi vardır. Ahâlîsi ziraat ve hayvancılığın yanında ipek kozacılığı da yapmaktadır. Maden yönünden de oldukça zengin olan İmâdiye’de demir, kömür, kurşun ve bakır madeni bulunmaktadır.

Akra Kazası: Musul’un doğu tarafında bulunan bir kalenin eteğinde kurulu olan kazanın doğu ve batı tarafları yüksek dağlarla çevrili olup, güneyde Zibar kazası ile sınırdır. Kalenin üç kapısı olduğu gibi etrafı da duvarlarla çevrilidir. Kazada bulunan tahminî 1000 hanede erkek nüfus olarak 4921 İslâm, 1747 Katolik ve 494 Yahudi meskundur. Halkın büyük bölümü yazın yaylalara çıkıp, sonbaharda tekrar kazaya dönmektedir. Yaylalarda esas işleri olan hayvancılıktan başka bağ ve bahçecilik ile de uğraşmaktadırlar. Merkezde 2 tekke, 1 câmi, 1 hamam, 7 mescid, biri Keldânî diğeri Süryânî Kadimlere ait 2 kilise ve 1 havra bulunmaktadır. Surci adıyla anılan bir nahiye ve 200 köye sahiptir.

Zibar Kazası: Doğuda Revanduz, batıda İmâdiye, güneyde Akra, kuzeyde Şemdînân ile sınırdır. Yüksek dağlarla kuşatılmış olan kazanın içerisinden Zap nehri geçer. İslâm, 113 Katolik, 76 Musevî erkek nüfusu olup Şirvan ve Mezur-i Bâla adlı iki nahiye ve 180 köye sahiptir. Ahâlîsi umumiyetle ziraatle meşgul ise de yüksek dağlarla çevrili olan kazanın tarıma açık toprağı az olduğundan fakir olan halkın bir bölümü geçimlerini sağlamak için göçebelik yapmaktadır.

Duhok Kazası: Doğusunda Akra, batısında Zaho, kuzeyinde İmâdiye ve Zibar kazaları, güneyinde ise Şeyhan nahiyesi bulunmaktadır. Kazada hayvancılık ve ziraat önemli yer tutar. Çok çeşitli meyve ve sebze yetiştirilir. Ayrıca ipek böcekçiliği ve ipekçilik de önemli geçim kaynaklarındandır. Ahâlîsini Doski, Ergüş, Şerifan, Artuşi, Şemkan ve Benani aşiretleri teşkil eder. Artuşi aşireti göçebedir ve 300 haneden meydana gelmektedir. Resmî okulun bulunmadığı Duhok’ta on bir adet sıbyan mektebi mevcuttur. Bunlardan yedisi İslâm, ikisi Hıristiyan ve Keldânî, ikisi de Musevî sıbyanlarına mahsustur. Mekteplerde 250 İslâm, 75 Hıristiyan, 43 Musevî çocuğu eğitim görmektedir. Müslüman çocukları tahsillerini Arapça, Farsça ve Türkçe, Hıristiyan ve Musevîler ise kendi dillerinde yaparlar. Duhok’un iki nahiyesinden Mezuri’nin 130, Etraf şehir nahiyesinin ise 90 köyü vardır. 3929 haneli bir kaza olan Duhok’ta 4921 İslâm, 1747 Katolik, 494 Musevî erkek nüfus olup 140 dükkân ve mağaza, 7 han, 61 değirmen, 365 anbar, 4630 bağ, 451 bahçe, 19696 tarla, 45 câmi ve mescid, 10 özel okul, 1 idadiye, 4 tekke ve zaviye, 2 kilise ile manastır ve 1 hastahane bulunmaktadır.

1893 (1310 H) tarihli salnâmede, kazada 4570 Müslim, 75 Yezidî, 1558 Hıristiyan ve 425 Yahudi olmak üzere toplam 6618 hanenin bulunduğu kayıtlıdır.

Zaho Kazası: Kuzeyde Van ve Bitlis, batıda Diyarbekir vilâyetleri, güneyde Duhok ve İmâdiye kazaları ile sınırlıdır. Kazada 1830 hanenin yanında 145 dükkân, 4 han, 1 hamam, 28 değirmen, 138 anbar, 532 bağ, 307 bahçe, 16 câmi ve mescid, 2 medrese ve kütüphane, 5 manastır ve kilise, 1 telgrafhane bulunmaktadır. 1786 İslâm, 25 Ermeni, 31 Katolik, 324 Keldânî, 542 Musevî erkek nüfusa sahiptir. Maden yönünden zengin olan Zaho’dan petrol ve kömür çıkartılır. Petrol, Emlâk-i hümâyûn nâmına işletilmektedir. 1893 (1310) tarihli salnâmede Zaho’nun nüfusu hakkında şu bilgiler verilir: Kaza 5000 nüfuslu olup Yahudi 500, Hıristiyan 700, kalan nüfus ise İslâmdır. Kaza merkezinde 500 hane, 80 dükkân, 1 çarşı, 3 han, 1 câmi, 1 mescid, 1 kilise, 1 havra ve 1 hamam bulunmaktadır. 1891 (1308) tarihli salnâmede de Selifanı adıyla anılan bir nahiyesinin olduğu ve 109 köye sahip bulunduğu kayıtlıdır.

Sincar Kazası: Musul şehrinin batısında yer alan Sincar, Dicle-Fırat nehirleri havzasının ortasındadır. Telafir nahiyesindekiler de dahil 2048 hane, 580 dükkân, 26 değirmen, 2300 bahçe, 22821 tarla, 2 tekke ve zaviye ile 400 çeşmesi bulunmaktadır. Kazada 17 köy vardır. Köylerin bir kısmı Yezidîlerle meskûndur. Hayvancılık ve bağcılık yapıldığı gibi hayvancılık yapılan köylerin ahâlîsi ekseriyetle göçebe olup ilkbahardan güz mevsimine kadar hayvanlarını otlaklara götürürler. Arazisi verimli olan Sincar’da çok çeşitli tarım ürünleri yetişir. Sincar’ın nüfusu, erkekler baz alınarak yapılan tahrirde 4271 İslâm, 4 Katolik, 2352 Yezidî olarak tespit edilmiştir.


KERKÜK SANCAĞI

Musul vilâyetinin doğusunda yer alan Kerkük sancağı; kuzeyden Süleymaniye sancağı ve İran, güney ve doğudan Bağdad vilâyeti, batıda ise Musul ve Hakkâri sancakları ile sınırdır. Arazisinin büyük bölümü ovalardan meydana gelmektedir. Batıdan Dicle nehri, kuzeyden de Zab nehri bu bereketli toprakları sular. Diyale ve Zab-ı Esfeli suları da Kerkük’ten geçer. Toprakların ovalık ve sulak olması sebebiyle tarımcılık gelişmiş olup halkın refah seviyesi de oldukça yüksektir. Üretilen tarım ürünleri Bağdad, Basra, Van ve Diyarbekir’e ihraç olunmaktadır.

Kerkük sancağı merkez kaza da dahil altı kazaya ayrılmıştır. Bunlar Kerkük (merkez kaza), Revanduz, Erbil, Salâhiye, Köysancak ve Râniye kazalarıdır.

Kerkük sancağı 1309 (1892) senesi ortalarına kadar resmî yazışmalarda “Şehr-i Zor” olarak geçerken, bu ismin “Zor Mutasarrıflığı” ile olan benzerliğinin bir çok idarî karışıklığa sebep olmasından dolayı değiştirilmesine karar verilmiş ve 1310 (1893) tarihli bir irâde-i seniyye ile “Kerkük” isminin kullanılmasına başlanmıştır.

Kerkük (Merkez kaza): Sancak merkezi Kerkük şehri olup doğudan Süleymaniye, kuzeyden Köysancak ve Erbil kazaları, batıdan Musul sancağı, güneybatıdan Bağdad vilâyeti, güneydoğu tarafından da Selâhiye kazası ile sınırdır. Kerkük şehrinde 12461 İslâm, 229 Keldânî, 381 Musevî erkek nüfus bulunur. Şehirde 5000 hane, 1 hükûmet konağı, 11 karakolhâne, 1 kale, 36 câmi ve mescid, 7 medrese, 15 tekke ve zaviye, 12 han, 1282 dükkân ve mağaza, 8 hamam, 15 sıbyan mektebi, 1 mekteb-i rüşdiye, 12 fırın, 15 su değirmeni, 3 kilise, 1 havra, 1 eczahane, 1 bedesten, 1 hastahane, 30 kumaş ve bez destgâhı, 11 ipçi kârhanesi (Fabrika) vardır. Kerkük şehri Kale, Karşıyaka ve Kurye adlı üç kısma ayrılmıştır. Kale ile Kurye arasında kışın suları azgınlaşan bir akarsu mevcut olup üzerinde Nafiz Paşa’nın yaptırdığı on altı gözlü bir köprü bulunmaktadır. Tarım sektörünün gelişmişliği Kerkük’ün bölgede vazgeçilmez merkez haline gelmesine yol açmıştır. Tarımın yanında Kerkük deyince akla önce petrol gelir. Bundan başka tuz, mermer ve zift kömürü kaynaklarıda bulunmaktadır.

Kerkük’e bağlı köylerin en büyükleri Tesayan, Beşir, Tazehurmatu köyleridir ki iki yüzer haneleri bulunmaktadır. Köylerden bir kaç tanesinde yaşayan Arap aşiretleri göçebedir. Kerkük’e bağlı toplam 352 köy bulunmaktadır.

Revanduz Kazası: Kerkük livasının kuzey yönünde yer alır. Kazanın Balek, Biradost ve Deyre namlarında üç nahiye ve 282 köyü bulunur. Kaza merkezinde 3550 nüfus (kadın ve erkek) yaşamaktadır. Ayrıca 800 hane, 1 câmi, 2 mescid, 1 mekteb-i rüşdiye, 2 mekteb-i sıbyan, 170 dükkân, 1 hamam, 1 değirmen 2 han vardır. Ahâlîsinin çoğunluğu İslâm olan Biradost nahiyesinin bir kaç köyünde Keldânî ve Yahudi bulunmaktadır.

Salâhiye Kazası: Kerkük’ün güneydoğusunda yer alan kazanın merkezi Salâhiye kasabasıdır. Kasaba ovada kurulmuş olup toprağı çok verimlidir. Merkezinde 1088 hane, 2500 nüfus (kadın ve erkek), 1 hükûmet konağı, 2 câmi, 2 medrese, 2 tekke, 2 hamam, 35 değirmen ile 1 telgrafhane bulunmaktadır. Ahâlîsinin çoğunluğu Kürt olmakla beraber köylerinde Arap ve Türkler de yaşamaktadır. Salâhiye kazasında çok çeşitli tarım mahsulü üretilmektedir. Ayrıca petrol ve tuz yönünden de çok zengindir.

Köysancak Kazası: Köysancak kazası Kerkük livasının kuzeydoğusunda yer almaktadır. Şaklava ve Balisan nahiyeleriyle birlikte 120 köye sahip olan kazanın 1 hükûmet konağı, 1 câmi, 10 mescid, 6 mekteb-i sıbyan, 3 medrese, 3 tekke, 1420 hane, 8 değirmen, 3 hamamı bulunur. Toplam nüfusu 4200 civarındadır. Köysancak’ta ahâlî tütün tarımı ve ticareti ile geçimini temin etmekte; ayrıca Zab nehri üzerindeki Tak iskelesi de kaza için çok büyük önem taşımaktadır.

Râniye Kazası: Kerkük livasının kuzeydoğu tarafında yeralan kazanın merkezi Râniye köyüdür. Vezine, Kehne, Lahican, Mirkan, Navdest, Şaver, Betvin, Nazin, Hulkan, Çanaran nahiyeleri ile 250’ye yakın köy ve mezrayı içine alır. Merkez kazada 1 mescid, 1 hükûmet konağı, 15 dükkân ve 80 hane vardır. Çoğunluğunu Kürtlerin teşkil ettiği 1500 kadar nüfusa sahiptir.


SÜLEYMANİYE SANCAĞI

Süleymaniye sancağı, Musul vilâyetinin üçüncü livası olup coğrafî olarak kuzeyden İran’ın Serdeşt, doğudan Bana ve Merbuvan, güneyden Kerkük’e bağlı Salâhiye ve batıdan Kerkük kazalarıyla sınırdır. Sancaktan birçok çay ve ırmak geçmektedir. Zulm suyu, Divane Tancerü, Bâziyân, Diyale, Tinal çayları ile Zab nehri bunlardan bazılarıdır.

Süleymaniye (Merkez kaza): Süleymaniye şehri livanın merkezi olup kuzeyde Köysere ve güneyde Jajile dağlarının arasında yer alır. 44 câmi ve medrese, 1 mekteb-i rüştiye-yi mülkiye, 1 rüşdiye-yi askeriye, 7 han, 952 dükkân, 1 hastahane, 2 kilise, 34 değirmen, 1 hükûmet konağı ve 8 hamama sahiptir. Yaklaşık 8703 Müslim ve 260 gayr-i Müslim erkek nüfusun bulunduğu Süleymaniye şehrinin ahâlîsinin ekserisi ticaret ve zanaatla meşgul olmaktadır.

Bâziyân Kazası: Bâziyân kazasının idare merkezi Kerkük ile Süleymaniye arasında bulunan Çemçemâl köyüdür. Köyde 1 askerî kışla, 1 telgrafhane, 1-2 dükkân ve kahvehane ile 70 hane bulunmaktadır. Kazaya ismini veren köy, Tenbal yönünde ufak bir köy olup ahâlîsi Hemevend Aşiretine mensuptur.

Merge Kazası: Merge kazasının idare merkezi Merge köyüdür. Kazada 1 hükûmet konağı, 5 câmi, 15 dükkân ve 500 hane mevcut olup Surtaş ve Bişter olmak üzere iki nahiyesi vardır. Bişter nahiyesinde yarı göçebe Bişter Aşireti yaşar.

Şehr-i Pazar Kazası: Şehr-i Pazar kazası Süleymaniye’nin kuzeydoğu yönünde olup, idare merkezi Setik köyüdür.

Gülanber Kazası: Gülanber kazası Süleymaniye’nin güney ve güneydoğu yönlerini çevrelemiştir. İdare merkezi İlice köyü olan Gülanber’in merkezinde 1 hamam, bir kaç mescid ve medrese vardır. Kazaya adını veren Gülanber karyesi İran sınırında yer alır. Kazada meskûn Câf Aşireti, Osman Paşa’nın Gülanber kaymakamlığı esnasında yerleşik hayata geçirilmiş ve reislerine maaş bağlanarak görev verilmiştir.


Musul Vilayetinde 1877-1907 arasında yapılan nüfus sayımları

Osmanlı imparatorluğu kendi devrinde nüfus kayıtları üzerinde çok önemle duruyordu. Sağlıklı bir nüfus sayımının devletin askerî ve malî siyasetlerinin belirlenmesinde önemli bir yeri olduğu açıktır. Ayrıca Osmanlı Devleti’nin değişik dinlere mensup ve ayrı kültür özellikleri gösteren toplulukları bünyesinde barındırması sebebiyle bu topluluklara götürülecek hizmetlerin ve yaklaşımların tesbitinde sayım sonucu ortaya çıkan nüfus ile ilgili tablonun dikkate alındığı görülmektedir. Sayımlar genellikle erkekler dikkate alınarak yapılmıştır. Bunun da sebebi Osmanlı sisteminin toplum yapısında kadınlara oranla erkeklerin askeri, ekonomik ve sosyal fonksiyonlarının daha fazla olmasından ileri geliyordu. Fakat bu durum kadınların hiç sayılmadığı anlamını taşımaz; çünkü bazı dönemlerde kadınların da nüfus istatistiklerinde yer aldığına dair bilgilere rastlanmaktadır. Diğer taraftan Musul gibi halkının bir bölümü göçebe ve yarı göçebe olan vilâyetler ve sancaklarda nüfus sayımı “kısmi” olarak yapılmıştır. Resmî nüfus istatistiklerinde Kürt, Türk ve Arap gibi Müslüman nüfusun, milliyetleri gözönüne alınmaksızın “Müslüman” adı altında kaydedildikleri halde gayr-Müslim ahâlînin milliyetlerine ve dinlerine göre “Musevî, Ermeni, Süryânî” gibi ayrı ayrı yazıldıkları görülmektedir. Yezidi dinine mensup Kürtler de gayri müslim kategorisi içerisine alınarak yazılmışlardır.


Değişik tarihlerde Osmanlı devleti devrinde Musul vilâyetinde yapılmış olan
nüfus sayımına âit istatistiki bilgiler.


1877-78 Musul ve Civarının Nüfus Durumu

Sancak............... Nüfus............ Kaza
Musul ...................145291.......... Duhok, Zaho, Akra,
............... ............... ................. İmâdiye
Süleymaniye ........124790............ Barban, Şehr-i Pazar,
............... ............... ................. Câf Aşayiri, Gülanber, ............... ............... ................................. Merge, Karadağ
Hille ................... 70000............. Divaniye, Sehmare, ............... ............... ................................ Şambe,
............... ............... ................. Necefieşref, Hindiye
Şehr-i Zor ...........127060............ Erbil, Râniye, Revanduz
............... ............... ................. Islahiye, Köysancak
Ammare .............257330............ Ammare

1881/82-1893 Genel Nüfus Sayımına Göre Musul Vilâyeti
(Kadınlar buradaki genel nüfus sayımına dahil değildir.)

........................Müslim ......Rum...... Ermeni...... Katolik..... Yahudi........ Protestan .......Toplam
Musul
(Merkez): ...27881 ..........1 .............45............... 2809.......... 692 ...............74......................... 31502
Duhok: ......4834 ..................................................1742.......... 496 .............................................7072
Akra: ..........6183 ..................................................170 .............283............................................. 6636
Zaho: ........1655 .................................................. 228............. 543............................................. 2426
Zibar:....... 2610 .................................................. 76 ..................57............................................. 2743
Sincar: .....3442 ..............................................................................................................................3442
Kerkük: ....22008......... 2.................................... 243 .............441............................................. 22694
Salâhiye: 9559 .......................................................................157.............................................. 9716
Erbil:........ 10677 .................................................340............. 620 .............................................11637
Râniye:... 5389......................................................................... 45............................................... 5434
Köysancak: 8680............................................... 205............ 134 .............................................9019
Revanduz: 11147................................................................... 359 ............................................11506
Süleymaniye: 14556 .......................................54................ 218............................................. 14828
Gülanber: .......6313 .................................................................59 ..............................................6372
Merge:............. 6320 .................................................................35 ..............................................6355
Şehr-i Pazar: 5330 .....................................................................................................................5330
Bâziyân: ..........4408 .................................................................2....................... 26 ...................4463
İmâdiye:............ 13601.................................. 1213............. 121 ......................28.................. 14963
Toplam ..........164593 3......... 45................. 7082 ...........4286..................... 102................ 176111


1895 Musul Vilayetinde yapılan Sayım

........................Musul ..........Kerkük ..........Süleymaniye.......... TOPLAM
İslâm ...................63962 .............73909 ..................40267 .................. ............178138
Keldânî ..............1322 .................. ............ .................. ............ .................. ....................1322
Süryânî .............1159 .................. ............ .................. ............ .................. ................... 1159
Katolik ...............4482 ..................1117 ....................54 .................. ............................5653
Ermeni ..............8383 .................. .................. .................. .................. .................. ..........8383
Protestan ......... 135 .................. ............ .................. ............ .................. ..........................135
Rum .........................13 .................. ............ .................. ............ .................. ............................13
Yahudi ..............2388 ................1854 .....................433.................. ........................... 4675
Yezîdî............ 5358 .................. ............ .................. ............ .................. .........................5358

Musul sancağı .................. ............. 78892
Kerkük sancağı .................. ............76880
Süleymaniye sancağı ..................40754
Toplam nüfus ................... 196526


1897 yılında Musul Vilayetinde yapılan nüfus sayımı

.................. ..................Erkek ...........................Kadın
Müslim .................. 179831 .................. .................6987
Rum .................. ................13
Ermeni .................. ..........74
Katolik ......................4355 1
Protestan ................. 3479 .................. .................3355
Marunîler ....................1158 .................. .................1192
TOPLAM ...............194670 .................. ..............10343
Genel Toplam: 205013


1906/7 Nüfus Sayımına Göre Musul Vilâyeti

Musul (merkez) .............. .....Kerkük .......................Süleymaniye
Müslim .....................43775 ..............Müslim .......... 67458 ......Müslim ...............36929
Greek .................. ................1 ..............Rum ............................2 ..... Ermeni Katolik .....56
Ermeni .................. ...........45 .............Ermeni Katolik .788 ......Yahudi ....................336
Ermeni Katolik ......3882 ..............Yahudi .............. 1758
Protestan .................. ...74
Keldânî .................. ......719
Yakubî .................. ....1024
Yahudi .................. ....2071
Yezidî .................. ......2830
TOPLAM ..........54421 ............ TOPLAM 70006 .......TOPLAM 37321

Musul Vilayeti toplam: 161748

Osmanlı devleti devrinde, Kürt tarihinde önemli roller oynamış olan Musul-Kerkük, Süleymaniye ve Diyarbakır şehirleri ile ilgili başta Osmanlı Arşiv belegeleri olmak üzere dünyanın değişik arşiv, kütüphane ve şehir salnamelerinde (yıllıklarında) yazılı kayıtlara geçmiş geniş bilgileri mevcut. Bu yazıda daha çok Osmanlı devrinde 19. yüzyılda Musul Vilayeti (Musul merkez, Kerkük ve Süleymaniye sancakları) öne çıkarılarak incelenmiştir. Musul vilayeti ve cıvarı Osmanlı devleti döneminde genellikle yukarı El-Cezire bölgesinde gösterilmiştir. Birinci dünya savaşından sonra İngiltere Kraliyet hükümeti tarafından Irak bölgesine bağlanmıştır. Dicle ve Fırat nehirleri üzerinde birinci dünya savaşının sonuna kadar Diyarbakır Cizre, Musul ve Basra körfezine kadar yapılan taşımacılıkla, Fırat nehri üzerinden Birecik’ten Basra körfezine kadar yapılan gemi nakliyatını da kısaca yukarıda vermeye çalıştım.

Musul Vilayeti 1878 yılından sonra üç sancaktan oluşuyordu: Musul merkez, Kerkük (Şehr-i Zor) ve Süleymaniye sancağı. Ayrıca bu yazıda her sancağın cografyası ile birlikte sosyal, ekonomik ve etnik grupların durumları ile ilgili bilgiler verilirken, aynı zamanda kaç kaza, nahiye ve köyden oluştuklarınıda isimleriyle birlikte işlendi. Yine her sancaktaki hanelerin sayısı ile birlikte kaç müslüman, musevi, katolik/ermeni, süryani, rum, Keldani, Protestan, Yezidi’ (Kürt)nin yaşadığını da o dönemki Osmanlı Salnamelerine (yıllıklarına) dayanarak verildi. Bunun yanında bu sancaklardaki bütün sosyal, ekonomik kurum/kuruluşlar ve sancaklardaki diğer yerleşim birimleri isim ve rakamlarla birlikte verilmeye çalışıldı.

Osmanlı devleti döneminde bu Kürt illerinde yapılan bazı nüfus sayımları ile ilgili bilgiler de tarihi önem taşıdığından dolayı burada o dönemde yaşamış olan azınlıktaki gruplarla birlikte işlenerek verildi. Ama şu bilinmeli ki o tarihlerde yapılmış olan bu nüfus sayımları adı geçen illerin tam olarak nüfusunu göstermemektedir. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar göçebe halinde yaşayanlar ve Baş (kelle) vergisini ödememek için sayıma katılamayanları hesaba katarsak, o dönemde toplumun ekseriyeti yapılan nüfus sayımlarında kayıtlara geçmemiştir. Kürtler şimdiye kadar kendi nüfus sayımlarını yapamamışlar ve aynı zamanda da kendi nüfuslarını tam olarak daha da bilmemektedirler. Yapılan nüfus sayımları da Kürtlerin dışındaki çıkar devletleri tarafından yapılmış ve yapılan bu sayımlar karşılaştırılğında, bir devletin yaptığı nüfus sayımı bir diğeri ile uyuşmamaktadır. Tabiki bu yapılan nüfus sayımları tam olarak gerçeği yansıtmamaktadır. Sadece tahmini rakamlarla yazılmakta ve anlatılmaktadır.

Ama gerçek anlamda dünyada Kürt nüfusu tam olarak bilinmiyor.


Geri Dön
Başa Dön
Yazıcıya Ver