Danimarka Konferansı Belgelerinden:

Kürt sorunu, Türkiye'deki en önemli politik sorunlardan biridir

Keya Izol
Avrupa Kürt Platformu temsilcisi

Türk parlamentosu son dönemlerde Avrupa Birliği'ne uyum yasaları paketini çıkardı. Bu yasalar AB tarafından Türkiye'nin demokratikleşmeye doğru attığı önemli bir adım olarak değerlendirildi. Uyum yasaları paketinde Kürt dili ve Kürt sorunu kendi adıyla resmen isimlendirilmiyor. Basın ve yayında Kürt dilinin kullanılması ve ayrıca Kürtçe kursların açılması bazı devlet organlarının iznine tabi ve tamamıyla bunların insafına bırakılmış. Başka bir deyişle bu yasaların hiç biri uygulamada yaşam şansı bulamıyacak. Program reaksiyoner ve Kürt sorunun çözümünü kabul etmiyor/yatsıyor. Bu paket, AB'nin temel ilkelerinin ve Kopenhag Kriterleri'nin çok uzağında.

Uyum yasaları paketinin Türk parlamentosunda kabul edilmesinden bir hafta sonra, Türkiye Yüksek Seçim Kurulu ki bu alanda en yetkin organdır, 3 kasım 2002 tarinde yapılacak seçimlerde, radyo TV ve seçim propagandasının yapıldığı bütün yer ve alanlarda sadece Türkçe kullanılabileceğine karar verdi. Türkiye'de gün geçmiyor ki, Kürtlerin insan hakları ihlal edilmesin ve Kürtler Kürt olduklarından dolayı tehditlere maruz kalmasın.

Avrupa Kürt Platformu, Kürt dilinin eğitim ve öğretimi de dahil, radyo, televizyon, basın, yayın ve diğer bütün alanlarda kullanılmasının 20 milyon Kürt için temel bir hak olduğunu ve bu hakkın Türk anayasası tarafından garanti altına alınmasından daha doğal bir şeyin olamıyacağını düşünür. Ancak Türkiye, uyum yasaları paketinin pratikte işleyişini değişik biçimlerde engellemekle gerçek yüzünü gösteriyor. Bu tutum aynı zamanda uluslararası anlaşmaların da açıkça ihlalidir.

Sayısız kelimelerle süslenen Türkiye'nin ulusal programı, Kopenhag Kriterleri'ne uymamanın veya ayak diretmenin açık bir örneğidir. Bu ulusal program, Türkiye'de Kürtlerin, bu günkü durumlarında herhangi bir değişiklik getirmemekle beraber, gelecekte Kürt sorununun çözümü için de barışçıl hiç bir çözüme fırsat vermiyor.

2001 yılında bazı yasal düzenlemeler yapıldıysa da bu düzenlemelerin hiçbiri Kürt kültürü ve Kürt dilinin özgür bir biçim de kullanılmasını anayasa garantisi altına almıyor.

Bu yasa değişiklikleri, "AB uyum yasaları paketi" hiç bir şekilde, Kürtlerin temel demokratik ve insan haklarının korunmasına olanak sağlamıyor. Bu alanda hiç bir değişiklik getirmiyor.

Yapılan değişiklikler kısaca şöyle özetlenebilir:

Dil öğrenmek (diller isimledirilmeksizin ve sadece "Türk vatandaşlarının değişik dil ve lehçeleri") özel kurslarda serbesttir. Bu kurslar dahi, devletin kontrol mekanizmaları ve bir dizi brokratik engellerle karşıkarşıya. Kürtçe, devletin denetimindeki eğitim kurumlarının hiç birinde dil olarak okutulmayacak ve böylece Kürtçe, dil olarak hiç bir statüye sahip olamıyacak.

Televizyon ve radyo yayınlarına gelince; uyum yasaları paketinde kayde değer bir değişiklik görülmüyor. Yayın (diller isimledirilmeksizin ve sadece " Türk vatandaşlarının günlük kulandıkları geleneksel değişik dil ve lehçeleri" inde yapılabiliniyor ama o da bir dizi yasal engellerle karşı karşıya. Ayrıca, şimdi, yayın sürelerinin en fazla 20 dakika ile sınırlandırılması tartışılıyor.

Ceza yasalarına gelince, idam cezası barış dönemlerinde kaldırılıyor. İdam cezası Türkiye'de zaten işlevini yitirmişti. Ceza yasalarındaki diğer değişiklikler, Türkiye'nin insanlık dışı ceza yasalarında, tutuklular lehine yeni hiç bir şey getirmiyor. Türkiye Anayasası'nın önemli bir kısmını, ceza yasaları ve yasaklamlar oluşturuyor.

Basın özgürlüğü, toplantı ve gösteri yasalarında, polik örgütlenme konularında hiç bir gelişme görülmüyor. Acaba, yapılan bu değişikliklerin tümü, Türkiye'nin masaya oturup, AB üyeliği için müzakerelere başlaması için yeterli mi? Buna verilecek cevap elbetteki hayırdır!

Avrupa Kürt Platformu, Kürtlerin temel demokratik ve ulusal haklarını kullanabilmeleri için, Türkiyede ciddi reformlar yapılmasını sağlayacak, geniş yasal düzenlemelerin yapılmasını zorunlu görür.

Bize göre Kürt sorunu, Türkiye'deki en önemli politik sorunlardan biridir. AB ve Türkiye arasındaki üyelik müzakerelerinde de önemli bir sorun olarak ele alınmalıdır. Türkiyenin aşağıdaki konulara, AB üyeliği müzakerelerinden önce ağırlık vermesini istiyoruz.

* Türk devleti aşağıdaki Avrupa konvensiyonlarını onaylamalı:

1. Ulusal azınlıkları kuruma konvensiyonu,

2. Bölgesel ve azınlık diller konvesiyonu,

* Türk hükümeti, Avrupa konvensiyonun, insan hakları ve ulusal azınlıkların haklarını kapsayan 1201 nolu ek protokolu uygulamalıdır,

* Türkiye, basın özgürlüğü, dernek ve toplantı özgürlükleri ile ilgili gerekli yasal ve anayasal hakları garanti altına alacak düzenlemeleri yapmalı ve Avrupa Konvensiyonu İnsan Hakları Bildirgesi'yle uyumlu hale getirmeli,

* Türkiye, AB standartlarını temel alarak, yargı ve mahkemelerin çalışma kuşullarında gerekli düzenlemeleri yapmalı.

* Türkiye, Türkiye'nin batısı ile Kürdistan arasındaki ekonomik ve sosyal farklılığı asgari bir düzeye getirmek için etkin bir stratejik girişimde bulunmalı.

* Türk hükümeti Kürt sorununda acilen çözülmesi gereken sorunların bir listesini yaparak, bu sorunların çözümü için somut bir program yapmalı.

* Türk hükümeti tespit edilen bu sorunların çözümü için konuşmalardan ziyade, bunları pratikte uygulamalı.

Somut bir program yapılarak, acilen çözülmesi gereken noktalar şunlardır:

Kısa vadede yapılması gereken politik değişiklikler

1. Türkiye anayasa ve yasalarında Kürt kimliğini yasaklayan veya inkar eden bütün yasalar çıkarılmalıdır. Anayasa ve yasalar, ülkenin çok ulusluluğunu, değişik dil ve kültürlerin varlığını garanti altına almalıdır. Kürtlerin kendi anadillerini basın ve yayın kurumlarında kullanmalarını engelleyici tüm yasal engeller kaldırılmalıdır. Bağımsız bir dil ve kültür kurumunun denetiminde sürekli yayın yapabilen devlet destekli radyo ve televizyon kanalı açılmalıdır.

2. Kürdistan'da uygulamaya konulan köy kuruculuğu ve olağanüstühal yasaları kaldırılmalıdır. Evleri ve köyleri yakılmış ve aynı zamanda köylerini zorla terk etmek zorunda bırakılan insanların, tekrar köylerine güven içinde dönmelerine olanak sağlanmalı ve ekonomik kayıpları karşılanmalıdır.

3. Adları değiştirilen şehir, köy ve kasabaların, eski isimleri tekrar iade edilmelidir. Kürt anne-babalar kendi çocuklarına Kürtçe isim koyma hakkına sahip olmalıdır. Yetişkinlerde isim değiştirip Kürtçe isim alma hakkına sahip olmalıdır.

4. Politik, sosyal ve etnik örgütlenme haklarının zedelenmemesi ve boğazlanmaması için terörizm, terörist eylemler ve terörist örgütler kavramları anlam itibariyle yenilenmeli (gözden geçirilmeli) ve somutlaştırılmalıdır. Basın özgürlüğü, toplantı ve gösteri haklarının kurunması güçlendirilmelidir. Anti-terör yasası ve diğer ceza yasaları demokratikleştirilmeli ve humanistleştirilmelidir. Demokratikleştirilemeyen ceza yasaları kaldırılmalıdır. Örneğin: anti-terör yasasındaki 8. madde ve ceza yasasının 312. maddesi. Siyasi yasaklılara verilen hükümler kaldırılmalı veTürkiye'deki büttün politik tutuklular serbest bırakılmalıdır.

Uzun vadede yapılması gereken politik değişiklikler

1. Türk anayasa ve yasaları, Kürtçenin okularde kullanılmasını ve eğitim dili olmasını garanti etmeli ve aynı zamanda Kürtçenin politik çalışmalarda özgürce kullanma hakını sağlamalıdır.

2. Etnik ve kültürel temellere dayalı parti kurmayı engelleyici bütün karar ve kararnameler kaldırılmalı ve Türkiye'nin doğu ve güneydoğusuna Kürdistan demeyi engelleyen bütün adli ve politik engeller kaldırılmalıdır. Politik partiler isterlerse bölge partileri olabilmeli ve bu bölgelerde seçime katılma hakkına sahip olabilmelidır. Bu değişikliklerin tümü anayasa ve diger yasaların güvencesi altına alınmalıdır.
Kürtlerin temel sorunlarını çözen böylesi bir çalışma programı, Avrupanın bir parçası olmak isteyen Türkiye'nin emelleri doğrultusunda güvenilir bir ülke olmasını sağlar. Medeni dünyaya entegre olmuş bir ülke konumunu alır.

Umarız AB komisyonu Türkiyenin yaptığı 'ulusal program' ve bazı basit yasa değişiklikleri ile Kopenhag Kriterleri'ne uyduğu iddialarına kanmayacak.. Türkiye ile müzakerelere oturmak için daha çok erken. Türkiye'ye açık ve net taleplerde bulunulmalı ve yapılacakların her yönü ile takip edileceğini bildirmek akıllı bir tutum olur. Türkiye demokratik hukuk devleti prensiplerini garantileyecek, insan halklarına ve ulusal azınlıklara saygı gösterecek stabil kurumları acilen oluşturmalıdır. Türkiye üyelik koşullarının hiç birini yerine getirmeksizin ve büttün sorunları görmezlikten gelerek, AB'nin ekonomik, politik ve moniter hedeflerine ulaşmak için üye olma talebinde.Türkiye AB nin koşullarını yerine getirmeden ne kadar daha aday üye olarak bekleyecek?

Kürt sorununun çözümü ve kendi adıyla adlandırılması için kesin ve net koşullar Türkiye'nin önüne konmalıdır.Yeni ve net bir program yapılıncaya kadar, Türkiye'nin üyelik talebi dondurulmalı veya diskalifiye edilmelidir. AB komisyonu,Türkiye'den anlamsız uzlaşma hamlelerine baş vurmaksızın, yeni bir ulusal program yapmasını taleb etmeli ve bu program Kürt sorununu temelden çözümleyecek, politik çözümler içermelidir.


Geri Dön
Başa Dön
Yazıcıya Ver