|
Danimarka Konferansı Belgelerinden: Türkiye'de hala sistematik ve yaygın olarak işkence yapılıyor Astrid Söchting
Savcı şu nedenlerle dava açmıştı: 1- Yetkililerden izin almadan İşkence Tedavi Merkezi çalıştırmak. 2- Tedavi merkezinde kanunsuz dökümanlar bulundurmak. Bu dökümanlar; Türkiye'de serbestçe basılan gazetelerdi ve bunların Diyarbakır'a sokulmaları Olağanüstü Hal nedeniyle yasaklanmıştı. Bu gazeteler gizli bir şekilde değil, posta ile İşkence Tedavi Merkezi'ne gönderilmişlerdi. Dava açılmadan önce polis, Merkeze arama izni olmadan bir baskın yapmıştı ve 365 doktorun hastaları hakkındaki dosyalarına ve fotograflarına el koymuştu. Bu yanlız başına bir temel insan hakları ihlaliydi. İzinsiz İşkence Merkezi çalıştırma iddiası mahkemece red edildi. Yasak yayın bulundurma suçlaması ise bir üst mahkemeye havale edildi. Diyarbakır'dan sonra, İnsan Hakları Vakfı'nın 5 merkezinden biri olan, İstanbul'daki İşkence Tedavi Merkezi'ni ziyaret ettik. Diyarbakır'dakinin aksine, burda doktorlar yetkililerin her hangi bir baskısı ile karşılaşmadan çalışabiliyorlardı. Ama buna karşılık, cezaevi koşullarına karşı açlık grevi yaptıktan sonra, geçici olarak bırakılan çok fazla sayıda mahkumu tedavi için uğraşıyorlardı. O tarihlerde geçici olarak bırakılan 400 mahkumdan, 361'i tedavi için İnsan Hakları Vakfı Merkezleri'ne başvurmuştu ve bunların yaklaşık 300 kadarı İstanbul'daydı. Açlık grevleri 20 Ekim 2000 tarihinde, Adalet Bakanı'nın mahkumların F Tipi cezaevlerine nakledilmesi kararından sonra başladı. Önce bütün politik tutuklular "hücrelere", bu cezaevlerine nakledilecek ve daha sonra bütün cezaevleri de F-tipi dedikleri sisteme dönüştürülecekti. Mahkumler ve toplumun muhalefet kesimleri bu değişikliğe karşı çıkıyor. Bu uygulamanın işkence de dahil, insan hakları ihlallerini artıracağı söyleniyor. 15 değişik cezaevinden 865 tutuklu ve hükümlü bu uygulamaya karşı açlık grevine başladılar. Bu sayı giderek arttı ve bunlardan bazıları ölüm orucuna başladılar. 18 Aralık 2000 tarihinde, 1139 tutuklu açlık grevinde ve 284 kişi ise ölüm orucundaydı. Bu gelişmelerden sonra Adalet Bakanlığı ile görüşmeler başladı. Bu görüşmeler sürerken, tutuklular daha hiç bir hak almadan 14 aralık 2000 tarihinde geçici olarak ara verdiler. Buna karşılık güvenlik güçleri 19 Aralık 2000 tarihinde 20 cezaevine yönelik olarak "hayata dönüş" adlı bir operasyon başlattı. 4 günlük bu operasyon sırasında 32 mahkum, kendilerine uygulanan çeşitli şiddet sonucu (yanarak, zehirlenerek ve kurşunlanarak) hayatlarını yitirdiler. Operesyonu, güvenlik güçleri, Adalet, İçişleri ve Sağlık Bakanlığı ile birlikte gerçekleştirdi. Bu operasyonlardan hemen sonra mahkumler F Tipi cezaevlerine nakledilmeye başlandılar. Kısa süre sonrada, mahkumlerin taşınma sırasında kendilerine ağır şiddet, aşağılama, vurma, zincire vurulma, ırza tecavüz ve buna benzer şikayetleri savcılığa gelmeye başladı. Nisan 2002 tarihinde açlık grevlerinde ölenlerin sayısı 45'e ulaştı. Adalet Bakanlığı kanunda var olan bir paragrafı kullanarak, ciddi sağlık proplemleri olan mahkumlari 6 ay süreyle geçici olarak serbest bıraktı. Bundan yararlanan yaklaşık 400 mahkum geçici olarak serbest bırakıldı. ( Nisan 2002) Geçici olarak bırakılan mahkumların büyük bir çoğunluğunda wernicke-Korsakoff sendromu denen sendrom tespit edildi. Bunun yanısıra bunlardan bazılarında aynı zamanda Korsakoff psikozu da görulüyor. Bunların ikisinin de nedeni B vitamini eksikliğidir. Temel belirtileri; unutkanlık, göz kaslarında felç, kas kordinasyonunda bozukluklar ve özellikle yürüme zorluklarıdır. Zamanında iyi bir tedavi ile bunlar tamamen iyileşebilir. Tedavi edilmediğinde kronik psikolojik rahatsızlaklara ve hafıza kayıplarına yol açar. Wernicke-Korsakoff bunların dışında, işitme zorluğuna, görme zorluklarına, depresyonlara, PTSD ve diş problemlerine de yol açar. Yukarda da söylediğim gibi, geçici olarak bırakılan bu mahkumların 300 kadarı yardım almak için İstanbul'daki tedavi merkezine başvurdu. Başvuranların 50'si hastahanelere, acil tedavi için gönderildi. Geçici olarak bırakılanların kiloları 30-40 kg'a düşmüştü. Tedavi merkezlerinde imkanların elverdiği oranda, hastalıkların teşhisi, tedavisi, alıştırma ve fizik tedavisi yapılıyor. Amnesty International raporları,Türkiye'de hala sistematik ve yaygın olarak işkence yapıldığını doğruluyor. 14 Ekim 2002 |
||||||
|
||||||