|
İnsallık
suçu işleyenlere, zindan yolu görünüyor Hüseyin Kızılocak Uluslararası hukukçular yılmadan usanmadan çok uzun yıllar çaba sarfettiler ve sonunda zindanların kapılarının soykırım yapanlara, işkencecilere, insanları yerinden yurdundan sürenlere ve savaş suçlularına açılmasını sağladılar. Evet, 11 nisan 2002 tarihi bu bakımdan, tarihsel bir dönüm noktası oldu. Bu tarihte Uluslararası Suçlular Mahkemesi'nin (International Criminal Court, kısa adı: ICC) kurulması kesinleşti ve bundan sonra devletler, kişiler yaptıkları işledikleri suçların cezalarını çekecekler. Bunun için kendi yaptıkları kanun ve kuralların arkasına saklanamayacaklar. Bu mahkeme ne yazık ki, 1 temmuz 2002 tarihine kadar işlenmiş suçluları yargılayamayacak ama bir kere insanlık suçu işleyenlere zindan yolu göründümü, onlarda bundan kurtalamayacaklar. Bu mahkemenin sadece savaş suçlularını değil, insanlığa karşı suç işleyen her kes, her devlet bu mahkemede yargılanabilecek. Kuruluşun tarihçesi İnsanlığa karşı suç işleyenlerin yargılanabileceği uluslararası bir mahkeme
kurulması fikri çok eskilere dayanıyor. Bu fikir ilk kez, 1872 tarihinde
Kızıl Haç üyesi Gustave Moyner tarafından Cenevre'de ortaya atılıyor ama
sadece bir görüş olmaktan öteye gidemiyor. Ancak 2. dünya savaşından sonra
böyle bir mahkemenin ilk adımları atılıyor. İkinci dünya savaşından sonra,
Mütteffik Devletler, Nazi suçlularını yargılamak üzere "Nürnberg
Prosesleri" olarak bilinen mahkemeyi kurup, Nazilerin suçlularını
yargılamaya başlıyor. Birleşmiş Milletler, bu güne kadar Ruwanda katliamının ve Eski Yoguslavya'daki savas suçlularının yargılanması için geçici mahkemeler oluşturdu ama büyük devletlerin karşı çıkması yüzünden, böylesine daimi bir mahkemenin kurulması hep engellendi. Nihayet 17 temmuz 1998 tarihinde, Roma'da toplanan bir Birlesmiş Milletler konferansı bu konuyu konuşmak üzere toplandı. Bu toplantıda delegelere bir konuşma yapan Benjamin Ferencez şöyle diyordu: "Nürnberg böyle bir prosesin başlangıcıydı. Böyle bir mahkemenin kurulması için şimdiye kadar yeterince destek bulunamaması insanlığa pahalıya mal oldu. Şimdi bunun oluşturulması sizlerin elinde." Mahkemenin kuruluşuna, Amerika, Çin, Rusya, Irak ve Türkiye gibi ülkeler
karşı çıktılar. Mahkemenin kuruluşu ancak uzun tartışmalardan sonra, 139
ülkenin imzalaması ile kurulmasına karar verildi. Kuruluş kararından sonra,
mahkemenin kurulması için çalışan 1000 kadar sivil toplum örgütü adına
bir konuşma yapan Uluslararası Suçlular Mahkemesi Koalisyonu Lideri, William
Pace; Bu başarı sadece bu mahkemenin kurulması için yıllarca çaba sarfeden
uzman hukuçuların ve avukatların başarısı değildir, bu, aynı zamanda tarif
edilemeyecek zorbalıklara maruz kalmış olanlarında bir zaferidir, diyordu. Daha önce oluşturulan uluslararası mahkemeler Daha önce yine Birleşmiş Milletler'e bağlı olarak kurulan daimi bir Uluslararası Mahkeme var ama bu mahkeme sadece devletler arası sorunlara bakıyor. Bu yeni mahkeme, Uluslararası Suçlular Mahkemesi, her türlü davaya bakabilecek. Yukarda belirttiğim gibi, bunun dışında, Birleşmiş Milletler Güvelik Konseyi tarafından oluşturulan iki geçici uluslararası mahkeme var. Bunlardan biri Eski Yoguslavya'daki savaş suçlularını, diğeri ise 1994 yılında yapılan katliamın sanıklarını yargılıyor. Bu yeni mahkeme, geçici olarak kurulan mahkemelerin görevlerini de üslenebilecek. Uluslararası Suçlular Mahkemesi'nin alanı Mahkeme bu yılın bir Temmuz'unda resmen hayata geçecek. Mahkemenin kuruluşunun 2003 yılında tamamlanması ve ilk davalarına bakması bekleniyor. Mahkemenin bir Temmuz 2002 yılında resmen hayata geçmesi ile bu tarihten sonra işlenecek her suça bakabilecek. Bu tarihten önceki suçlara bakamayacak. Mahkemenin yeri Hollanda'nın Haag şehri olacak. Bu yeni mahkeme, soykırım ve katliam suçlarına, toplu sürgünlere, savaş suçlarına, insanlığa karşı işlenen suçlara, sistematik öldürülmelere, işkence olaylarına ve tecavüz ile seksüel kölelik suçlarına bakabilecek. İnsanlığa karşı işlenen suçların bu mahkemenin alanına alınmasını, uzmanlar tarafından bu mahkemenin her türlü davaya bakabileceği anlamında yorumlanıyor. Elbette soykırım, katliam ve insanlığa karşı işlenen suçlar yoruma açık terimler ama uzmanlara göre, örneğin, Türkiye'nin Kürt dilini yasaklaması ve kullanılmasına izin verilmemesi bir soykırımdır. UNESCO'nun danışmanı ve uluslararası düzeyde tanınmış dil bilimci Tove Skutnabb-Kangas, yazdığı kitaplarda, "bir halkı yok etmek, soykırıma uğratmak için onların dilini yasakladılar", diyor.
Mahkeme, bir insanlık suçu işleyen devlet başkanını ve generalleride
yargılayabilecek. Bununla yetinmeyip, "emir aldım ve yaptım, benim
bir suçum yok" diyen tüm görevlileri yargılayacak. Yani emri verenden,
suçun işlenmesine göz yumanlara, hatta bunu bizzat emirle de olsa uygulayanları
yargılayabilecek ve cezalandırılabilecek.
Bu mahkemelere Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi dava yollayabilecek. Bunun yanında devletler, örgütler ve tek tek kişilerde bu mahkemede dava açılması için başvurabilecek. Nasıl işleyecek? Uluslararası Suçlular Mahkemesi, ICC, üye ülkelerden seçilcek 18 hakim tarafından yönetilecek. Mahkemede bir ülkede birden fazla hakim bulunmayacak. Her hakim dokuz yıl için seçilecek ve tarafsız bir savcı seçilecek. Mahkeme, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin istediği davalara ve savcının isteği üzerine 3 hakim tarafından kabul edilen davalara bakacak. Uluslararası gözlemciler, Rusya, Çin ve özelliklede Amerika'nın bu mahkemeye karşı çıkmasının sorunlar yaratacağını ama bunun zamanla aşılacağını, belirtiyorlar. Bu ve benzeri ülkeler, uluslararası görevler için gönderilen asker ve diğer görevlilerinin yargılanmasını istemiyorlar. 17 Temmuz 1998 de hangi ülkelerin Roma Konferansına katılıp katılmadığına bakıldığında, asıl dikkatimizi çeken Türkiye ve Irak'ın Roma Konferansına katılmadığı ve mahkemenin kuruluşunu onaylamadıklarıdır. Yani suçlular kendi kendilerini ele veriyorlar. Elbette yıllardır Kürt halkına katliamlar uygula yan ve hiç bir demokratik istemini kabul etmiyen bu ülkelerin korkuları var bu mahkemeden. Elbette Türkiye ve Irak'tan hiçte aşağı kalmayan İran ve Suriye, başlangıçta konferansa katılıp antlaşmayı imzalamalarına rağmen, onaylamadıkları görülmektedir. Onların da korkusu var elbette. Bu güne kadar bunlar Kürt halkına yapmadıklarını bırakmadılar. Gün geçtikçe onlar biraz daha köşeye sıkışıyor. Mahkeme bir Temmuz 2002 tarihinden önceki davalara bakmıyor ve belki Atatürk ve Şah gibileri kurtulacak, ama bu ülkelerin hala yaşamakta olan devlet başkanları, başbakanları, bakanları, valileri, generalleri, subayları ve sıradan askerlerine zindan yolları görünüyor. Tabii İmrallı'da ki kulları ve ona şu yada bu şekilde destek olanlarında yolları aynı yere çıkıyor. Bu sefer benim babam Hollandalıdır deyip işin içinden sıyrılamaz. Bunların hepsi ecelleri erken gelmezse, belki Hollanda zindanlarının tadına bakarlar. Ve bu sefer Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde olduğu gibi para cezaları vererek kurtulamızlar.
Bu büyük bir fırsattır. Sakın bu işi de allaha havale etmeyin. Bundan bir şey çıkmaz demeyin. Sana olmadık zulümlari reva gören, devletten tek tek kişilere kadar, bütün suçluların yargılanması için hazırlıklara başla. Bütün Kürt örgütleri ve tek tek Kürtler, delillerinizi hazırlayın, hesaplaşma günü geldiğinde, bu mahkemelerin kapısına dayanın ve sakın sona kalmayın ve Kürt halkına yapılan akıl almaz hunharlıkları dünyanın gözlerinin önüne serin. Serin serin ki, şimdiye kadar yapılanlar cezasız kalmasın ve bundan sonra yapmayı düşünenler, ona göre haraket etsinler. |
||||||
|
||||||