MENHABA;

12 yılı aşkın bir süredir yayın hayatını tüm baskı ve engelleri aşarak aralıksız sürdüren DENG, 64. sayısıyla sizlere bir kez daha merhaba diyor.

Geçen sayımızdan bu yana, Türkiye yine demokratikleşme yönünde atması gereken adımları atmadı.

Sorunlarını çözmek, toplumu rahatlatmak, altına imza attığı uluslararası anlaşmalara bağlı kalmak yerine, statükoyu korumak telaşıyla çoğu kez komik durumlara düşmekten kurtulamadı.

19 Mart tarihine kadar demokratikleşme konusunda atılacak adımlarla ilgili AB'ye verilen sözleri yerine getirmektense, Şark kurnazlıklarıyla dünyayı kandırmaya; "mini" paketlerle zaman kazanmaya çalışıyor.

Kürt sorununun adil çözümündeki engeller ve direnç, Türkiye'nin önünü tıkamaya, siyasi ve ekonomik krizlerin süreklileşmesine neden olmayı sürdürüyor.

Yine Kürt sorununu çözmektense, çağdaş dünya yerine İran ve benzeri ülkelerle ittifak arayan statükocu zihniyet, son bir yılda ekonominin 9.4 oranında küçülmesine, kişi başına düşen milli gelirin 2.986 dolardan, 2.160 dolara gerilemesine neden oluyor.

Geniş halk kitleleri giderek yoksullaşırken, siyasi tıkanıklık toplumu çürütmeye devam ediyor. Kısacası Türkiye'de manzara pek içaçıcı değil.

Bir yandan Kürtçe TV ve radyoya yeşil ışık yakılabileceği, Kürt dili üzerindeki baskıların hafifletileceği gibi bir imaj yaratılırken, öte yandan Kürtçe eğitim için dilekçe veren öğrenciler ve aileleri üzerindeki baskılar, Kürtçe isimlere dava açmak, Kürt kurumları üzerindeki baskıları yoğunlaştırmak, gazete ve dergileri toplatmak gibi rutin işler devam etmektedir.

Basına yansıyan bilgiler doğruysa; PKK lideri Öcalan'ın yakalanmasından sonra içine girilen teslimiyet ve tasfiye politikası, 8. Kongre sonrası PKK'nin "Kürdistan" ismini atarak Halkların Özgürlük Partisi'ne dönüşmesiyle yeni bir sürece girecek. Bu uğursuz sürecin acıklı sahnelerine önümüzdeki günlerde tanık olacağız.

Tüm bu olumsuzluklara karşı, Kürt cephesinde umut ve heyecan yaratan Hak ve Özgürlükler Partisi (HAK-PAR) hakkında hemen kapatılma davası açılması, egemenlerin dikensiz gül bahçesi istediklerinin bir göstergesi olsa gerek.

Ancak halkımız özgürlük mücadelesini binbir zorluğu aşarak, ağır bedeller ödeyerek bugüne taşıdı. Bugün de, gerek sömürgecilerin baskılarını, gerekse teslimiyetçi ve işbirlikçilerin tuzaklarını aşma becerisini gösterecektir. Halkımızın şoven ve teslimiyet politikalarına alet edilmek istenen Newroz'a, ulusal taleplerini öne çıkararak sahiplenmesi umut vericidir.

Umudu yaratanlara selam!..

5 Mart 2002 tarihinde, İstanbul'da bir trafik kazasında yitirdiğimiz değerli arkadaşımız Nurettin Basut'un acısı tazeleğini koruyor.

O'nun halkımızın kurtuluş mücadelesindeki saygın yerini ve katkılarını biliyoruz.

Uğruna tam anlamıyla bir ömür adadığı Kürt halkının özgürlük mücadelesi ise devam ediyor.

Bizler O'na ve tüm özgürlük yolunda şehit düşen yoldaşlarımıza olan saygımızı, ideallerine daha sıkı sarılarak, yaratılan değerleri canımız pahasına sahiplenerek ve özgürlük meşalesini hep yukarılarda tutarak göstereceğiz.

Yeni sayımızda buluşmak dileğiyle..

DENG


Geri Dön
Başa Dön
Yazıcıya Ver