Mesut TEK

Sivil toplum kuruluşları herkese lazım ...

Yılmaz ÇAMLIBEL

Oh be! Dünya varmış ...

M.Emin BOZARSLAN

“SALIXNAV”, NE “RENGDÊR” II ...

Ali Haydar KOÇ

Son Osmanlı Anayasası-1921 ve Kürtlerin tavrı-II ...

Kemal BURKAY

Kim kime karşı, kim kime rakip? 1. bölüm ...

SAL / YIL

SAL / YIL           : 11
HEJMAR / SAYI : 361
TARÎX / TARiH   :
27.08.2010

      
 

 

  Arşiv    Bize ulaşın

  Üyelik      
Anasayfa  

   Röportaj      Haber      Nûçe      Dökumanter      Dema Nû (Pdf)      Kültür/Çand      Roja Teze Arşivi      Deng Arşivi      Güncel Haberler  

 
Anasayfaya dön Tüm yazarlar   
  Ali Haydar KOÇ
20.2..06.0 10: 1:2:

İttihatçıların bir siyasal projesi olarak Heyet-i Temsiliye ve Kürtler

Osmanlı Devleti’nin 1918’de yıkılışı, özellikle Kürdistan’da savaş sırasında gerçekleştirdikleri soykırım ve tehcirlerle Türk-Turan imparatorluğunun önünü açmaya çalışan İttihat ve Terakki yönetiminin de sonu olmuştu. Uzak Asya düşünden kısmi olarak vazgeçen İTC yöneticileri, 1918’den sonra Anadolu ve Kürdistan’ında dahil edildiği ve sadece Türk unsurunu esas alan “Türkiye” Devleti’nin kuruluşu için çalışmalara başlamışlar idi. Birinci Dünya Savaşı sırasında soykırım ve tehcir yoluyla yok etmek istedikleri Kürtlerden de destek alarak, 1918’den sonra planladıkları siyasal amaçlarına ulaşma niyetini taşıyorlardı. Son Osmanlı Meclis-i Mebusan’ında bulunan Kürt temsilciler ise, Kürt ulusal temsiliyet düşüncesine sahip olmadıklarından, idari, siyasi, kurumsal ve devletleşme anlamında bağımsız bir Kürdistan devletini kurmayı gündeme getirememişlerdi/getirme cesaretini kendilerinden görmemişlerdi. Kürt temsilcileri, İttihatçılar tarafından Anadolu ve Kürdistan’da yürütülen gizli/açık kurumsallaşma çalışmalarına karşı tepki göstermekten çok, bu cemiyetlerin içinde yer alarak, sadece Türkleri esas alan, Türkiye devletinin kuruluşuna giden siyasal egemenliğe doğrudan doğruya/dolayı olarak “vatanın gavurlardan kurtarılması” propagandasıyla, 1913-1918 yılları arasında Kürdistan’da etnik temizlik hareketi başlatan Türkçü-Turancı kadrolara destek veriyordular. Yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde Kürtler arasında, ulusal duygu, ulusal düşünce ve ulusal devlet kurma anlayışının zayıf/hiç olmaması, o tarihlerde Kürt meselesini olumsuz yönde etkilediği gibi, yirminci yüzyıl boyunca ve günümüze kadar hala Kürt siyasal düşüncesini olumsuz yönde etkilemektedir. Örneğin: Kürtler hala, Türk-Kürt kardeşliği propagandasıyla, sadece Türkleri esas alan Türkiye Devleti’nin “milli vatan” anlayışının içinde yer almaktadır. Ankara’nın dışında, kendilerine ait bir başkent düşünememektedirler. Kürtler arasında bu olumsuz siyasal anlayışın gelişmesinde 1919’dan sonra harekete geçirilen “Heyet-i temsiliye” çalışmalarının siyasal etkisi çok büyüktür.  İttihatçı kadrolar (özellikle Berlin’de bulunan Talat Paşa’nın talimatlarıyla) tarafından planlı bir şekilde yönlendirilen bu siyasal çalışmalar sonucunda, Ankara’da 1920’de TBMM’ye geçişin sağlanması, bununla sadece Türkleri temsil eden bir başkentin ortaya çıkması, Kürtleri çıkarları için kullanan Türk ırkçılarının uluslararası diplomatik çalışmalarına önemli katkılar sunmuş idi.

1918’den sonra son Osmanlı Mebusan Meclisi’nde önemli bir siyasal etkiye sahip olan Kürt temsilciler, Kürdistan devletini düşünmekten çok, tamamıyla yıkılmış olan Osmanlı imparatorluğunu kurtarmak ile meşgul olmuşlar idi.  Kürt temsilcilerin bu meşguliyetini, İTC kadroları kendi siyasal çıkarları için değerlendirerek, “vatanı kurtarma” propagandasıyla, Türklüğün hizmetine kanalize etmişler idi. Anadolu ve Kürdistan’da yapılan “Heyet-i Temsiliye” toplantılarında yürütülen tartışmalarda, İstanbul’dan çok Ankara’nın başkent olması için zemin hazırlanıyordu. Bununla İstanbul meclisinde temsil gücüne sahip olan Kürtler gibi bütün cemaatler de parlamenter sistemden uzaklaştırılmış olacaktı.

Her ne kadar İngiltere’nin padişah üzerindeki etkisinden söz edilse de, yürütülen tartışmalarda, asıl amaç sadece Türkleri temsil eden bir başkent arayışı söz konusu idi. Örneğin: Heyeti Temsiliye toplantılarının birinde Rauf Orbay hatıralarında şu değerlendirmeyi yapmıştı; “..Fakat milli bir hükümet etrafında halkımızı toplayabilmek için meclis’in önce İstanbul’da toplanması lazım ve bizim için de faydalıdır. İşin olacağı şudur: İngilizler ve Padişah muhakkaktır ki, bu meclis Anadolu’nun bilinçli direnişi zan ile bunu ortadan kaldıracaklardır. Ancak o zaman herkes bize hak verecek ve teşebbüslerimizde başarı mümkün olacak ve açık olarak milli hükümetimiz Anadolu’nun göbeğinde gün gibi doğabilecektir. Bugün İstanbul’da milli meclisin yok edileceğini kabul edecekler ancak bizleriz. Fakat vakanın tecellisi ile hakkımızı herkes teslim edecek, inat edenlerde ise kuvvet ve kudretleri kalmayacaktır…, Padişah ve hükümetinin hıyaneti, hiç değilse hamakatı herkesçe kabul edilecek ve milli hükümetimiz Anadolu’nun göbeğinde güneş gibi doğacaktır. Fakat o zaman da Eskişehir tehlikelidir. Ankara’nın batısına çekilmek muvafık olur…” (bkz.Rauf Orbay, Cehennem değirmeni, Siyasi Hatıralarım-I) Ayrıca Kazım Karabekir ise, “..Ben Meclis-i Mebusan’ın İstanbul’da saldırıya uğrayacağını, dağılacağını, kesin olarak bekliyordum…, Hazırlığımız ve gerekli düzenlemelerimiz de başlamıştı..., Ankara’da toplanmak...”  biçiminde dile getirmektedir (bkz. Kazım Karabekir, İstiklal Harbimizin Esasları) 1919’da “Heyet-i Temsiliye” adına yapılan tartışmalarda, Türkleri temsil eden bir meclis, başkent ve devlet düşüncesi çok açıkça dile getirilmiş idi. Bütün bu açık düşünce ve tartışmalara rağmen, sadece Türk unsurunun çıkarları için çalışmalar yürüten Heyet-i Temsiliye’nin planları dahilinde yapılan Erzurum ve Sivas kongrelerine (1919) iştirak eden, Kürt temsilciler, bir yönüyle buna benzer çalışmalarla, Kürt ulusunu temsil eden  ulusal meclis, başkent ve devlet kurma düşüncesinden uzak durmayı tercih etmişlerdi.

Kürtlerin 1918’den sonra devlet kurma anlayışından uzak durmaları, başta Türk temsilciler olmak üzere, İngiltere ve Fransa tarafından olumlu karşılanmıştı. Türk ırkçılığını 1913’ten itibaren Osmanlı yönetimine taşıyan İTC kadroları, 1919’dan sonra “Heyet-i Temsiliye” aracılığıyla yeni Türkiye devletinin kuruluşuna zemin hazırlıyordular. Ayrıca “Heyet-i Temsiliye”ye kontrollü bir şekilde yer verilen Kürt temsilciler hakkında da düzenli olarak raporlar hazırlanıyordu. Örneğin; Albay Şevki bey ve Kara Vasıf bey’e çekilen telgraflar önemli bilgiler içermektedir. (bkz. Uluğ İğdemir, Heyet-i Temsiliye Tutanakları)

Kürtler “Heyet-i Temsiliye“ biçiminde yürütülen siyasal Türklük manevralarıyla, Kürdistan meselesinden uzaklaştırılarak, 1920’den sonra Türkler için düşünülen Meclis, başkent ve 1923’ten sonra kurulan Türkiye devletine ve Türk unsurun hizmetine kanalize edilmişler idi. Bu siyasal anlayışı yirminci yüzyıl boyunca çıkarlarına uygun gören Türkiye yönetimi, günümüzde Kürtler arasında Türk-Kürt kardeşliğinin tarihsel geçmişini propaganda ederek, Türklük adına ortak vatanı savunma propagandasını yaparak, yirminci yüzyıl boyunca Kürt ulusuna reva görülen tarihsel soykırımlardan söz etmeyerek, Kürtlere karşı işlenen insanlık suçlarını unutturma siyaseti izlemektedir.


   Bu Köşe yazısı toplam 180 defa okunmuştur  Yukarı

 


        Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış.

        Yorum yazabilmeniz için üye olmanız gerekir !


  •       


    •  Sergi resimleri..


    •  Serhildan..


    •  Newroz..


    •  Mem û Zin..


    •  Sevgi / Evîndar..


    •  Özel..
  •   


  Köşe Yazıları

Casım RÊNAS

Gelo tawanbarê Qetlîama Dêrsîmê kî ye? ...

Salihé OMERÎ

“Şeko navê xwe li hevalê xwe ko”… ...

Bûbê ESER

Kurd û referandûma 12 îlona 2010an* ...

Mazhar KARA

Di dû festîvala rewşenbîrî ya Duhokê-3 re ...

 

Tüm  yazarlar




  Reklam Alanı

 

 

  Anket
Ergenekon'un Kürt illerinde gerçekleştirdiği cinayetlerin aydınlanacağına inanıyor musunuz?
Evet inanıyorum (15%)
Hayır İnanmıyorum (83%)
(0%)
(0%)
(0%)
 1467 - Katılım Diğer anketler 
s
    Yayın İlkeleri  .  Künye  .  Bize Ulaşın  .  Tavsiye et   Copyright © 2008  Dema nû
 Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
 Tasarım ve Düzenleme :  http://www.suryazilim.com  
  Yönetim Yeri ve Yazışma Adresi : Kurt İsmail Paşa 5. Sok. Fırat 5 Apt Kat:1 No: 2 Ofis/DİYARBAKIR Tel: 0.412 223 89 23
Yurtdışı Temsilciliği : Postfach: 131931, 42045 - Wuppertal/Almanya Tel: 00 49 202 283 23 39 - Fax: 00 49 202 758 34 79