Tarih bilimi, toplumsal değişim süreçlerini ve bu süreçlerin
geçirdiği aşamaları, sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal
özellikleriyle birlikte ele alarak inceleme konusu yapar.
Göç ve zorunlu yer değiştirmeler bu değişimleri en çok etkileyen
faktörler arasında yeralmaktadırlar. Ulusal ve etnik sorunların
yaşandığı coğrafyalarda ağırlıklı olarak ortaya çıkan felaketlerle
dolu bu zorunlu dramatik değişimler, sınırsız bir şekilde
insanları ezme yaratıcılığı ve korkunç çıkmazları içeren
zorunlu göç ve yer değiştirmeler, bütün dünyada bir çok insanı
meşgul ederek, dünyanın en güncel toplumsal meselelerinden
birini teşkil etmektedir. Yani dünyada ulusal bağımsızlıklarını
gecikmeli olarak elde etmeye çalışan toplumlar ile etnik
kimlik arayışları peşinde koşanlar, bu zorunlu değişim süreçlerinden
doğan sorunların merkezi noktalarını oluşturmaktadırlar.
Kürtler, dünyada bu tür zorunlu değişim süreçlerinin en korkunç
ve en dramatik biçimini yaşayan toplumların başında gelmektedirler.
Bu sorunların yaşandığı coğrafyalar siyasal çıkarlara göre
farklılık arzetmekte, siyasal çıkarlara göre sıralanmakta
ve devletlerarası diplomatik ilişkilere göre medyada işlenmektedirler.
Örneğin, Filistin, Kıbrıs, İrlanda ve Bask bölgelerinde yaşanan
olaylar, dünya medyasında anında kamuoyuna duyrulmakta, ama
sömürge Kürdistan’da yaşanan köy yakma, Kürt köylülerini
zorunlu göçertme ve Kürt aydın/siyasetçilerine yönelik yapılan
cinayet olaylarına aynı duyarlılık gösterilmemektedir. Yaklaşık
yüzyıldır unutulanların coğrafyası olarak görülen Kürdistan’da,
zorunlu göç ve yer değiştirme süreçlerinden en çok etkilenen
toplumsal kesimin başında Kürt köylüleri gelmektedir.
Kuzey Kürdistan’da Kürt köylülerinin yaşadığı zorunlu göç
ve yer değiştirmelerin tarihi kökeni çok eskilere dayanmaktadir.
Özellikle bu toplumsal süreçler yirminci yüzyılda daha çok
yaygınlık kazanarak, Kürtlerin yaşadığı topraklarda, Türk
medyasında “unutlanların coğrafyası” olarak anılıyordu. Kürt
köylüleri ise sayısız bir şekilde tabi tutuldukları sürgün
ve göç yollarında, baskı, zulüm ve aşagılanma politikaları
altında dünyadaki toplumsal değişim süreçlerindeki aşamaları
yaşamaya çalışıyordular. Bir taraftan göç ve sürgün yollarında
bu değişimleri yaşamaya, yakalamaya çalışan Kürt köylüleri,
diğer taraftan yirminci yüzyıldaki Kürt milli hareketlerine
en büyük katkıyı sunan toplumsal kesim oldukları için, Türkiye’nin
uyguladığı şiddetin ana hedefleri arasında yeralıyordular.
Ki bu siyasal tavır günümüzde de daha değişmiş değildir.
Özellikle 1980’den sonra Türkiye’de Kürt köylülerine yönelik
gerçekleştirilen köyleri, ekili alanları, büyük emeklerle
ortaya çıkarılmış olan meyva bahçelerini ve ormanları yakma
eylemleri, köylülerin zorunlu olarak yakın Kürt ilçelerine
ve illerine göç etmelerine yolaçmıştı. Ama Türkiye için bu
durum yeterli gelmediğinden, Kürt şehirlerinde de baskıyı
artırarak, Kürt köylülerinin Türkiye illerine göç etmesi
politikasi izlenmiş ve Türkiye’nin bir çok bölgesine yerleşen
Kürt köylüleri, sefalet ve yokluk içinde Akdeniz, Ege ve
Marmara bölgelerinde kendi gelenekleri üzerinde toplumsal
değişimlerden uzak tutulmaya çalışılmıştı/çalışılıyor. Ama
Kürt köylüleri, Türkiye’de yerleştikleri alanlarda kendilerine
unuturulmaya çalışılan coğrafyalarına sahip çıkmaları olgusu,
Türkiye’yi fazlasıyla rahatsız etmektedir. Bu rahatsızlığı
öyle bir hale getirmişlerlerki, artık ırkçılıklarını dillendirmekten
çekinmeyerek “Türkiye’yi işgal ve istila ediyorsunuz- kendinize
başka bir coğrafya bulun“ konusunu yönlendirdikleri değişik
ırkçı/milliyetçi kesimler üzerinde yürütmektedirler.
Kürt toprakları işgal/istila altında olmasına rağmen, özellikle
Türkiye’de aşırı sağ ve devlet denetimindeki sol kesim büyük
bir ikiyüzlülük ve sahterkarlıkla, Kürtlerin zorunlu göçüne
yeni bir anlam yükleyerek “Kürtler, Türkiye’yi istila ve
işgal etmektedirler“ konusunu yaygın bir şekilde değişik
iletişim araçlarıyla Türk toplumu arasında propaganda etmektedirler.
Ayrıca son on yıldır Kürtlerin çeşitli baskılar neticesi
Türkiye’de göç ettikleri bölgelerin haritalari çizilerek
kamuoyuna açıklanmakta ve bu bölgelerde devlet tarafından
yönlendirilen ırkçıların şiddet uygulamalarına maruz kalmaktadırlar.
Dünya sömürgecilik tarihine bakıldığında, Türk sömürgeciliği
kadar bir başka saldırgan ve soyguncu bir sömürgecilik bulmak
mümkün değildir. Bütün bu olanlara rağmen, Kürtler göç, sürgün
ve zulümler altında dünyadaki toplumsal değişim süreçlerini
yakalama çabalarını harcamakta, kendi ulusal sorunlarını
dünyaya duyurmaya çalışmakta ve kendi topraklarını “unutulanların
coğrafyası“ olmaktan çıkarma mücadelesi vermektedirler.
Kürt köylüleri, özellikle 1980’den sonra dünyada hızla gelişen
toplumsal değişim süreclerini Kürdistan’da, Türkiye’de, göç
ve sürgün yollarındaki zulüm çemberinden takip etmeye çalışmaktadırlar.
Zulüm, baskı ve ekonomik güçsüzlükler, Kürt köylülerinin
yerleştiği yerlerde sağlıklı bir toplumsal gelişme göstermelerine
engel teşkil etmektedir. Bu sağlıksız toplumsal gelişmeden
en çok Kürt çocukları ve gençleri etkilenmektedirler. Türkiye’nin
Kürt köylülerine yönelik yıllardır izlediği baskı, zulüm,
göc ve sürgün etme siyaseti geleneksel değerlere sahip olan
Kürt köylülerinin sosyal, kültürel, ahlaki, siyasal ve ulusal
değişimdeki toplumsal modernleşmesini tespit etmeyi zorlaştırmakta
ve etkilendikleri düşüncelerin tarihi kökenlerini araştırmayı
da karmaşık bir hale getirmektedir. Sürekli göç, sürgün,
yerleşme ve kendi coğrafyalarına geri dönme hayali gibi zorunlu
bir yaşam sürdüren Kürt köylüleri, gelenekçilikten- modernleşmeye
sağlıklı bir geçiş sürecini şimdilik gerçekleştiremedikleri/
gerçekleştirmeyecekleri düşüncesi, gerçeğe en yakın duran
bir olgudur.
Sonuç olarak, ırkçılıgı esas alan Türkiye devleti, Türk
medyası, Türk resmi kurumları, Türk partileri, Türk üniversiteleri
ve Türk gizli istihbarat teşkilatı/onlara bağlı gizli paravan
örgütler ile Kürt toplumunu baskı çemberi içine alması, Kürtlerin
toplumsal gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir. Kürt köylüleri,
bütün bu göç, sürgün, baskı ve zulüm çemberinin içinden dünyada
“unutulanların coğrafyasını“ insanlığa hatırlatma mücadelesi
vermektedirler. Toplumsal tarih araştırmalarında, Kürt köylülerinin
yaşadıkları olumsuz değişim süreçleri ile onları ortaya çıkaran
sebepler çok önemli bir yere sahiptir.
|