SAL: 6
HEJMAR: 155
30 Gulan 2006
ANASAYFA
YORUMLAR
KÜLTÜR
YAZARLAR
DENG YAYINLARI
DENG DERGİSİ
Dema Nû Arşiv
Roja Teze Arşiv
 
 

Ali Haydar KOÇ'un eski yazıları için Tıklayın

Eyalet-Federasyon idaresi istemi ve Kürtler

Osmanlı Devleti’nde Kürt nüfusu

İttihatçıların Kürdistan’daki bazı siyasal uygulamaları (1913-1917)

Türkiye-İsrail ve Kürtler

Kürdistan’da Misyoner Çalışmaları-Harput

Alevi-Bektaşi Edebiyatında Ermeni Aşıkları (Aşuğlar)

Kürdistan’da Osmanlı Eğitiminin Genel Durumu

Kürt Kültürü Üzerine Bazı Düşünceler

Amele –Ölüm Taburları (1914-1918)

Türk Ordusu ve Kürdistan

Dış Mihraklar ve Dış Mihrakların Maşası kavramları Üzerine

Türkiye’de çok partili dönem ve Kürtler

Türkiye, devlet terörü, şiddet ve Kürdistan

Doğu Cephesine Dair (1916-1917)

Tarih yazıcılığı ve Kürtler

Güney Kürdistan, Irak ve Türkiye

Egemenlik kavramının Kürdistan’daki anlamı üzerine

Üç Siyasal Antlaşma-1926

Çaldıran Gazetesi-1914

Dağkapı (1925) ve Buğday Meydanının (1937) Hatırlattıkları

ALİ HAYDAR KOÇ
alihaydar-koc@arcor.de
Kürt Köylüleri ve Unutulanların Coğrafyası

Tarih bilimi, toplumsal değişim süreçlerini ve bu süreçlerin geçirdiği aşamaları, sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal özellikleriyle birlikte ele alarak inceleme konusu yapar. Göç ve zorunlu yer değiştirmeler bu değişimleri en çok etkileyen faktörler arasında yeralmaktadırlar. Ulusal ve etnik sorunların yaşandığı coğrafyalarda ağırlıklı olarak ortaya çıkan felaketlerle dolu bu zorunlu dramatik değişimler, sınırsız bir şekilde insanları ezme yaratıcılığı ve korkunç çıkmazları içeren zorunlu göç ve yer değiştirmeler, bütün dünyada bir çok insanı meşgul ederek, dünyanın en güncel toplumsal meselelerinden birini teşkil etmektedir. Yani dünyada ulusal bağımsızlıklarını gecikmeli olarak elde etmeye çalışan toplumlar ile etnik kimlik arayışları peşinde koşanlar, bu zorunlu değişim süreçlerinden doğan sorunların merkezi noktalarını oluşturmaktadırlar. Kürtler, dünyada bu tür zorunlu değişim süreçlerinin en korkunç ve en dramatik biçimini yaşayan toplumların başında gelmektedirler. Bu sorunların yaşandığı coğrafyalar siyasal çıkarlara göre farklılık arzetmekte, siyasal çıkarlara göre sıralanmakta ve devletlerarası diplomatik ilişkilere göre medyada işlenmektedirler. Örneğin, Filistin, Kıbrıs, İrlanda ve Bask bölgelerinde yaşanan olaylar, dünya medyasında anında kamuoyuna duyrulmakta, ama sömürge Kürdistan’da yaşanan köy yakma, Kürt köylülerini zorunlu göçertme ve Kürt aydın/siyasetçilerine yönelik yapılan cinayet olaylarına aynı duyarlılık gösterilmemektedir. Yaklaşık yüzyıldır unutulanların coğrafyası olarak görülen Kürdistan’da, zorunlu göç ve yer değiştirme süreçlerinden en çok etkilenen toplumsal kesimin başında Kürt köylüleri gelmektedir.

Kuzey Kürdistan’da Kürt köylülerinin yaşadığı zorunlu göç ve yer değiştirmelerin tarihi kökeni çok eskilere dayanmaktadir. Özellikle bu toplumsal süreçler yirminci yüzyılda daha çok yaygınlık kazanarak, Kürtlerin yaşadığı topraklarda, Türk medyasında “unutlanların coğrafyası” olarak anılıyordu. Kürt köylüleri ise sayısız bir şekilde tabi tutuldukları sürgün ve göç yollarında, baskı, zulüm ve aşagılanma politikaları altında dünyadaki toplumsal değişim süreçlerindeki aşamaları yaşamaya çalışıyordular. Bir taraftan göç ve sürgün yollarında bu değişimleri yaşamaya, yakalamaya çalışan Kürt köylüleri, diğer taraftan yirminci yüzyıldaki Kürt milli hareketlerine en büyük katkıyı sunan toplumsal kesim oldukları için, Türkiye’nin uyguladığı şiddetin ana hedefleri arasında yeralıyordular. Ki bu siyasal tavır günümüzde de daha değişmiş değildir.

Özellikle 1980’den sonra Türkiye’de Kürt köylülerine yönelik gerçekleştirilen köyleri, ekili alanları, büyük emeklerle ortaya çıkarılmış olan meyva bahçelerini ve ormanları yakma eylemleri, köylülerin zorunlu olarak yakın Kürt ilçelerine ve illerine göç etmelerine yolaçmıştı. Ama Türkiye için bu durum yeterli gelmediğinden, Kürt şehirlerinde de baskıyı artırarak, Kürt köylülerinin Türkiye illerine göç etmesi politikasi izlenmiş ve Türkiye’nin bir çok bölgesine yerleşen Kürt köylüleri, sefalet ve yokluk içinde Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde kendi gelenekleri üzerinde toplumsal değişimlerden uzak tutulmaya çalışılmıştı/çalışılıyor. Ama Kürt köylüleri, Türkiye’de yerleştikleri alanlarda kendilerine unuturulmaya çalışılan coğrafyalarına sahip çıkmaları olgusu, Türkiye’yi fazlasıyla rahatsız etmektedir. Bu rahatsızlığı öyle bir hale getirmişlerlerki, artık ırkçılıklarını dillendirmekten çekinmeyerek “Türkiye’yi işgal ve istila ediyorsunuz- kendinize başka bir coğrafya bulun“ konusunu yönlendirdikleri değişik ırkçı/milliyetçi kesimler üzerinde yürütmektedirler.

Kürt toprakları işgal/istila altında olmasına rağmen, özellikle Türkiye’de aşırı sağ ve devlet denetimindeki sol kesim büyük bir ikiyüzlülük ve sahterkarlıkla, Kürtlerin zorunlu göçüne yeni bir anlam yükleyerek “Kürtler, Türkiye’yi istila ve işgal etmektedirler“ konusunu yaygın bir şekilde değişik iletişim araçlarıyla Türk toplumu arasında propaganda etmektedirler. Ayrıca son on yıldır Kürtlerin çeşitli baskılar neticesi Türkiye’de göç ettikleri bölgelerin haritalari çizilerek kamuoyuna açıklanmakta ve bu bölgelerde devlet tarafından yönlendirilen ırkçıların şiddet uygulamalarına maruz kalmaktadırlar. Dünya sömürgecilik tarihine bakıldığında, Türk sömürgeciliği kadar bir başka saldırgan ve soyguncu bir sömürgecilik bulmak mümkün değildir. Bütün bu olanlara rağmen, Kürtler göç, sürgün ve zulümler altında dünyadaki toplumsal değişim süreçlerini yakalama çabalarını harcamakta, kendi ulusal sorunlarını dünyaya duyurmaya çalışmakta ve kendi topraklarını “unutulanların coğrafyası“ olmaktan çıkarma mücadelesi vermektedirler.

Kürt köylüleri, özellikle 1980’den sonra dünyada hızla gelişen toplumsal değişim süreclerini Kürdistan’da, Türkiye’de, göç ve sürgün yollarındaki zulüm çemberinden takip etmeye çalışmaktadırlar. Zulüm, baskı ve ekonomik güçsüzlükler, Kürt köylülerinin yerleştiği yerlerde sağlıklı bir toplumsal gelişme göstermelerine engel teşkil etmektedir. Bu sağlıksız toplumsal gelişmeden en çok Kürt çocukları ve gençleri etkilenmektedirler. Türkiye’nin Kürt köylülerine yönelik yıllardır izlediği baskı, zulüm, göc ve sürgün etme siyaseti geleneksel değerlere sahip olan Kürt köylülerinin sosyal, kültürel, ahlaki, siyasal ve ulusal değişimdeki toplumsal modernleşmesini tespit etmeyi zorlaştırmakta ve etkilendikleri düşüncelerin tarihi kökenlerini araştırmayı da karmaşık bir hale getirmektedir. Sürekli göç, sürgün, yerleşme ve kendi coğrafyalarına geri dönme hayali gibi zorunlu bir yaşam sürdüren Kürt köylüleri, gelenekçilikten- modernleşmeye sağlıklı bir geçiş sürecini şimdilik gerçekleştiremedikleri/ gerçekleştirmeyecekleri düşüncesi, gerçeğe en yakın duran bir olgudur.

Sonuç olarak, ırkçılıgı esas alan Türkiye devleti, Türk medyası, Türk resmi kurumları, Türk partileri, Türk üniversiteleri ve Türk gizli istihbarat teşkilatı/onlara bağlı gizli paravan örgütler ile Kürt toplumunu baskı çemberi içine alması, Kürtlerin toplumsal gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir. Kürt köylüleri, bütün bu göç, sürgün, baskı ve zulüm çemberinin içinden dünyada “unutulanların coğrafyasını“ insanlığa hatırlatma mücadelesi vermektedirler. Toplumsal tarih araştırmalarında, Kürt köylülerinin yaşadıkları olumsuz değişim süreçleri ile onları ortaya çıkaran sebepler çok önemli bir yere sahiptir.

 
Geri Dön Başa Dön Yazıcıya Ver