SAL: 6
HEJMAR: 155
30 Gulan 2006
ANASAYFA
YORUMLAR
KÜLTÜR
YAZARLAR
DENG YAYINLARI
DENG DERGİSİ
Dema Nû Arşiv
Roja Teze Arşiv
 
 

Mesud Tek'in Yazıları eski yazıları için Tıklayın

MGK’nin yeni yıl hediyesi...

İspanyol General ve Ağca

Yavaş ama emin adımlarla ilerlemek...

Saygı Mı? Özgürlük Mü?

Aynaya Bakma

Buzdağının Ucu (Mu?)

Söyleyemediklerim ve yapmadıklarımız..

Arapsaçı

“Çeteler Cenneti”

Halepçe Olayları Neyi Gösteriyor, Neyi Gerektiriyor?

Acaba Öyle Mi?

Kansere Razı Etmek İçin Ölümle Tehdit Etmek

Güneyli Kürtlerin Büyük Sınavı

İpe Un Sermek

Sadak’ın Sadakati

Tek Yanlı Aşk

Süreç ve Önümüze Koyduğu Görevler

Erdoğan’ın Sınavı

 

MESUD TEK
 
Filmi Başa Sarmak

Eğer doğru değilse, ben, bana anlatanların yalancısıyım.

Yılmaz Güney fırtınasının estiği yıllarda, Sivereğin yazlık sinemasının en ön sıralarında oturan kabadayılar, Yılo’nun kötü adamları dövdüğü sahneleri tekrar, tekrar seyretmek için, başlarını film makinesinin bulunduğu küçücük odaya çevirip, “ula makinist başa al”, Güney’in kötü adamlardan dayak yediği sahnelerde de “geç ula, çabuğ geç” diyorlarmış!..

Türkiye’de de film yeniden başa sarılıyor.

Ama iyilerin kötüleri dövdüklerini tekrardan seyretmek için değil, Siverekli kabadayılara, “geç ula çabux geç” dedirten kötülerin, iyileri daha fazla dövmeleri için, AB sürecini kesintiye uğratmak, AB üyeliği yüzü suyu hürmetine yapılan kısmi reformları ortadan kaldırmak, Kerkük’deki Kürt etkinliğini kırmak, Güney Kürdistan’daki ulusal, demokratik kazanımların kökleşmesini engellemek, başta Kuzey’dekiler olmak üzere tüm parçalardaki Kürtleri korkutup, sindirmek için..

Filmi geriye sarmaya, Danıştay olayından çok önce başlanmıştı.

Yaşar Büyükanıt’ın sevgisine mazhar olmuş “iyi çocuk”ların Yüksekova-Hakkari ve Şemdinli üçgenindeki eylemleri, filmi geriye alma sürecinin önemli aşamalarından birini oluşturmaktadır.

“İyi çocuk”ların eylem üstü yakalanmaları da, filmi başa sarmaya engel ol(a)madı. Çünkü “iyi çocuklar” en üst düzeyde sahiplenildiler, başlangıçda gaza gelip, “gideceği yere kadar gidilecek” diyen Başbakan, daha sonra Genelkurmay’ın önünde dize geldi.

Çocukların kurşunlandıkları Diyarbakır olayları, Hakkari’de öğrenci servisine yapılan saldırı ve benzerleri, büyük kentlerde Kürtlere, devrimci demokratlara yönelik linç girişimleri de, filmi başa almanın birer aşamasını oluşturuyorlar.

Ama bu olaylar, kanıksandıkları Kürdistan’da yaşandığı için, filmi başa sarmanın tamamlanmasına yetmiyor, yetmedi. Danıştay baskını gibi şok eylemlere ihtiyaç vardı.

Danıştay, son kararları nedeniyle, başta AKP hükümeti olmak üzere islami çevrelerle “otoriter laikler”in meydan savaşına tutuştukları bir alandı.

Bu nedenle gerçekleştirildiği andan itibaren Türkiye’nin gündemini oluşturan ve daha bir müddet gündemi işgal edecek olan Danıştay saldırısı, filmi başa almanın çok önemli bir aşamasını oluşturuyor.

Türkiye günlerdir, Danıştay olayının arkasında kimler olduğunu tartışıyor. Oysa Özel Harp Dairesi (Kontrgerilla) Talimatnamesi’nde yeralan “kitleleri sarsan ve halkın nefretine yol açan eylemler yapıp karşı tarafa mal etmek” ibaresi, Danıştay ve benzeri eylemlerin arkasında kimlerin bulunduğunu gün gibi ortaya koyuyor.

Danıştay eylemindeki Kontrgerilla’nın derin izlerini silmek amacıyla, Genelkurmay ve onun siyasi sözcüsü durumuna gelen CHP tarafından yoğun bir çaba yürütülüyor.

Genelkurmay Başkanı’nın, öldürülen Danıştay üyesinin cenaze töreninde hükümete ve AKP’li bakanlara yönelik tepkileri olumlu bulduğunu belirtmesi, tepkilerin sürdürülmesini istemesi; Deniz Baykal’ın olayın arkasında irticanın bulunduğunda israr etmesi, katilin Kontrgerilla ile ilişkisini ortaya koyan bilgileri “ıvır zıvır” olarak nitelemesi bu nedenledir.

“Ivır zıvır” lafı, daha sonra derin devletinin sillesini yiyerek iktidardan düşecek olan Erbakan’ın, Susurluk olayı esnasında, Kontrgerillaya yönelik iddialara “fasa fiso” demesini anımsatıyor!...

Erbakan, Kontgerilla’yı savunmanın, derin devletin üzerine gitmemenin bedelini, iktidardan düşerek ödedi.

Erdoğan’ı da aynı akibetin beklediğini söylemek için, vakit henüz erken. Ama Erdoğan’ın, sözkonusu akibetin hazırlanmasına katkı sunduğunu söyleyebiliriz.

Başbakan sık sık Genelkurmay’ın hükümete bağlı olduğunu söyler. Bu, rütbesi ne olursa olsun genelkurmay başkanının hükümetin yönetimde çalışan bir devlet memuru olduğunun bir başka biçimde ifadesidir.

Erdoğan, hükümetine karşı yapılan saldırıları olumlu bulan ve devam edilmesini isteyen bir devlet memuruna karşı soruşturma açacağına, lafazanlık yapıyor; kılını kıpırdatmıyor. Yurtdışında iken “bu tavrı Genelkurmay Başkanımıza yakıştıramadım” diyen Başbakan, ülkeye döndüğünde “bu sorun kapanmıştır” diyor.

Oysa Erdoğan’ın bu söylemi, filmi başa sarmak isteyenlerin işini kolaylaştırıyor.

Adım gibi eminim. AKP, filimin başa sarılması tamamlandığında iktidarda kalamayacağını çok iyi biliyor.

Biliyor ama, halihazırda engellemek için ciddi bir çaba harcamıyor. Harcayamıyor. Çünkü bugüne kadar yaşananların da gösterdiği gibi, buna ufku, programı ve dünya görüşü yetmiyor.

Gelişmelerin de ortaya koyduğu gibi, filmin başa sarılmasını önleyecek asıl güçler, Türk, Kürt devrimci-demokratlardır, ilerici ve yurttseverler, özgürlük ve barış yanlılarıdır.

Bu güçler, aynı filmi tekrar, tekrar seyretmemek için omuz omuza vermeli, birlikte mücadele etmelidirler. Danıştay olayları ve sonrasında yaşanan gelişmeler ve tartışmalar bu iş için uygun bir ortam yaratmıştır. Bu ortamdan yararlanmanın başta gelen şartı, Susurluk sürecinde yaşanan yanlışlıklardan dersler çıkartmak, “otoriter laiklerin” ve kemalistlerin ekmeğine yağ sürmekten kaçınmaktır.

Başta legal Kürt hareketi olmak üzere, yurtsever demokratik Kürt hareketinin iş ve güçbirliği, sadece sözkonosu mücadelenin başarısını kolaylaştırmaz. Aynı zamanda Kürt sorununun temelden çözümü için de gereklidir.

 
Geri Dön Başa Dön Yazıcıya Ver