Benim gibi sonradan, ya da görev icabı yazar olanları, yazacak
konu bulmada rahatlatan günlerden geçiyoruz:
Bir yandan Türkiye’de “kışla parfümlü siyaset”in önlenemeyen
yükselişi, atanmışların seçilmişler üzerinde giderek artan,
açık ve gözle görülür hale gelen hakimiyeti..
Öte yandan takattan düşen, güç kaybettikçe kışlanın hakimiyetine
giren “cami parfümlü siyaset”in, Türkiye’de milliyetciliğin
ve ırkçılığın sembolü MHP ile giriştiği milliyetçilik yarışı..
Üstüne üstlük AB’ye uyum sürecinde çıkartılan ve Türkiye’yi
12 Eylül dönemine geri götüren yasaların uygulanmasının getirdiği
tartışmalar..
Tüm bunlar ve benzeri gelişmeler, daha uzun bir müddet konu
sıkıntısı çekmeyeceğimizi gösteriyor.
Ama Kürt sorunu, özellikle de Güney Kürdistan’daki gelişmeler
haberlere, demeç ve makalelere daha fazla konu olacak gibi.
Diyarbakır’daki Kontgerilla kaynaklı patlama, ABD, Türkiye
ve Irak’ın atadıkları Koordinatörler sorunu, PKK’den beklenen
ateşkes ve benzeri konuların yanısıra, Güney Kürdistan’da
anayasa taslağı üzerine başlatılan tartışmalar da önümüzdeki
dönemin siyaset açısından sıcak geçeceğinin ipuçlarını veriyorlar.
Güney Kürdistan medyasının bildirdiğine göre, Anayasa Komisyonu’nca
hazırlanan anayasa tasarısıyla ilgili tartışmalar başladı.
Tartışmalar sadece parlamentoda yapılmayacak.
Taslak, Kürdistan Bölge Başkanı Mesud Barzani’ye sunulduğunda
da belirtildiği gibi, tartışılmak üzere kamuoyuna sunulacak.
Önümüzdeki dönemde, taslak ve taslakla ilgili tartışmaların
Güney Kürdistan madyasında ağırlıklı biçimde yer alacağını
söylersek, bilgiçlik taslamış olmayız.
Daha önce yaşananlardan biliyoruz ki, Güney’de anayasa üzerine
seminerler, konferanslar düzenlenecek, makaleler, bilimsel
araştırmalar yayınlanacak.
Bazı toplumsal kesimler taleplerinin anayasada yer alması
için Parlamento önünde gösteri yapacaklar, vs.
Bu ise, Güney Kürtlerinin uzun bir dönem anayasa ve anayasa
üzerine yürütülen tartışmalarla yatıp-kalkması anlamına gelir.
Anayasayla ilgili konuşacaklar sadece Güneyli Kürtler olmayacak.
Başta sömürgeci güçler olmak üzere, Güney’deki ulusal kazanımların
karşıtları da dile gelecekler.
Çünkü anayasa taslağında Güney Kürdistan Bölgesi’nin sınırları
da çiziliyor.
Kerkük Kürdistan bölgesinin bir parçası olarak değerlendiriliyor,
Hanekin, Şıngar gibi üzerinde tartışılan iller Kürdistan
sınırları içinde gösteriliyor.
Anayasa taslağında bağımsız Kürt devletinin ilanına yol
açacak şartlar da sıralanıyor.
Bu iki nokta bile sömürgecilerin beynine kan sıçratıyor,
onları cin çarpımışa dönderiyor..
Oysa hukuk devleti kurallarının işlediği demokratik bir
Kürdistan Bölgesi’nin kurulması, Ortadoğu’da barış, istikrar
ve huzura yapılacak en büyük katkıdır.
Ama bölgedeki satütukocuların, gerici ve diktatörlerin bu
gerçeğin farkında olduklarını söylemek mümkün değil.
Ayrıca böylesi bir Kürdistan Bölgesi Hükümeti’ni çıkarlarına
aykırı buluyorlar.
Sömürgecilerin, onların uşakları ve emirlerindeki basının
neler söyleyeceğini tahmin etmek mümkün.
Çiğneye çiğneye çürüttükleri “Irak’ın bütünlüğü, Kerkük’ün
Irak şehri olduğu” sakızını çiğnemeye devam edecekler..
Bağımsız Kürt Devleti’nin bölgedeki dengeleri bozacağından,
bölgede savaşa yolaçacağından dem vuracaklar.
Kürt Devleti’nin kurulmasına izin vermeyeceklerini söyleyerek
halkımızı tehdide devam edecekler, vs..
Bu, onların işi..
Kaldı ki böyle davranmamaları şaşırtıcı olurdu!..
Varsın eski sakızı çiğnemeye, tehditler savurmaya devam
etsinler.
Güneyli kardeşlerimiz, bugüne kadar yaptıkları gibi saldırı
ve tehditlere kulaklarını kapatıp derli, toplu bir anayasa
yapmalı, bu iş için önerilerini sunmalı, tartışmalıdırlar.
Anayasa tasarısı ve bağlı gelişmeler biz diğer parçalardan
Kürtlerin önüne önemli görevler koyuyor.
Anayasa taslağında yer alan bazı maddeler, örneğin İslam
diniyle, kadın hakları, demokratik hak ve özgürlüklerle ilgili
olanları, gönlümüze göre olmayabilirler.
Ama unutmamak gerekir ki Kürtlerin anayasa yapma konsunda
herhangi bir deneyi yok.
Tasarının Güney Kürdistan’ın ekonomik, sosyal ve siyasal
durumu gözönüne alınarak hazırlandığını da akılda tutmak
gerekir.
Ve en önemlisi, taslak 40 yılı aşkın bir süre diktatörlükle
yönetilen bir ülkede ve belirli aralıkla kesilse de, farklı
farklı amaçlar için yürütülse de 40 yıldır savaş içinde olan,
bu savaş sürecinde ekonomisi yerle bir edilen, sosyal ve
kültürel yapısı deforme olan toplumsal yapıda hazırlandı.
Tüm bu ve benzeri gerçekleri gözönünde tutarak, eleştiri
ve önerilerimizi yapıcı bir tarzda, uygun yol ve yöntemlerle
Kürdistan Siyasi Önderliği’ne bildirmeliyiz.
Unutmayalım ki Güney’de kabul edilen Anayasa, diğer parçalar
için iyi bir deney, güçlü bir temel olacaktır.
Ama hepsinden önemlisi sömürgeci güçlerin tehditlerini boşa
çıkartacak, onların Güney’e müdahalesini engelleyecek yurtsever
bir set oluşturmaktır.
Defalarca söyledik.
Bir kez daha söyleyelim.
Böylesi bir set ancak ve ancak tüm yurtsever güçlerin iş
ve eylem birlikleriyle oluşur.
Kuzey’de bu alanda atılan adımlara omuz vermek, ete kemiğe
bürünmesine katkı sunmak gerekir diye düşünüyorum.
|