SAL: 6
HEJMAR: 137
26 Çileya Paşîn 2006
ANASAYFA
YORUMLAR
KÜLTÜR
YAZARLAR
DENG YAYINLARI
DENG DERGİSİ
Dema Nû Arşiv
Roja Teze Arşiv
 
 

Ali Haydar KOÇ'un eski yazıları için Tıklayın

Eyalet-Federasyon idaresi istemi ve Kürtler

Osmanlı Devleti’nde Kürt nüfusu

ALİ HAYDAR KOÇ
alihaydar-koc@arcor.de
İttihatçıların Kürdistan’daki bazı siyasal uygulamaları (1913-1917)

Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde siyaset sahnesine çıkan İttihat ve Terraki Komitesi (İTTK), 1908’den sonra imparatorluğun doğusunda bulunan Vilayet-i Şarkiye’de uygulanacak politikalara zemin hazırlamak için, kendi uzman kadroları aracılığıyla bölgede incelemeler başlatmıştı. İTTK’nın muhafazakar kanadı, Türkçülüğü Osmancılık ve İslamcılık anlamında örtülü bir şekilde 1913 yılına kadar yürüterek ve bu siyaset ile Türk ırkını imparatorluğun bütün sınırlarında hakim Irk yapma çabası içerisine girmişti. Bu örtülü ideolojik siyaset özellikle 1913’te yapılan Kongre’de alınan yeni kararlarla köklü siyasal değişikliklere uğrayarak, Osmanlı sınırlarnda Türkçülük fikrinin artık açık bir şekilde savunulması öngörlüyordu. Paul Risal’in 1913’te “Türk Yurdu”nda çıkan bir makalesinde, bu durumu şöyle izah etmektedir: “Bu Türklerin Ruhi milli arayışıydı” aynı makalede; “..Memleketin Türk olmayan unsurları nasıl düşünürlerse düşünsünler, Türkçülüğün hakimiyeti meşrudur” tesbitiyle, Türk ırkçılığının diğer uluslara karşı girişeceği çatışmalı tehlikelere de işaret etmektedir. Ben bu yazıda ağırlıklı olarak İttihatçıların 1913-1917 yılları arasında Vilayet-i Şarkiye’ye dair (Üç Kongrede) aldıkları kararlar dahilindeki politikaya bağlı olarak Türkçü kadrolaşmayı gerçekleştirmelerinin nedeni, bölgeye geniş yetkilerle donanmış yeni Valilerin ve Mutasarrıfların tayin edilmesindeki amaçları, sancak/vilayetlerdeki memur politikası ve herşeyden önce Kürdistan’daki yer isimlerinin değiştirilmesi (Türkçeleştirilmesi) konularındaki siyasetlerine kısaca değineceğim.

Çünkü, İttihat ve Terraki Partisi’nin 1913-1917 yılları arasında Vilayet-i Şarkiye’de izlediği bu ırkçı siyaset, Türkiye Cumhuriyeti döneminde de Kürdistan’da aynı kadrolar tarafından geliştirilerek en radikal bir biçimde uygulanmış ve hala uygulanmaktadır.

İTTK, Kürt ve Ermeni sorununu bertaraf etmek için, çok yönlü projelerle hazırlıklara başlayarak, 1913’ten itibaren bölgedeki idareye el koyarak, kendi politikalarını uygulayabilecek, Türk Milli meslesine ilgi duyan ve savunan düşüncelerle donanımlı seçkin yöneticilerin (vali, mutasarrıf, kaymakam ve öteki mülki ve askeri erkanı gibi) tayin edilmelerini sağlıyordu. Bu program iki aşamayı kapsıyordu: Birincisi, valilerin ve mutasarrıfların yetkilerini artırmak, ikincisi ise bu görevlere atananların İTTK’ya yakın olan Türkçü kesimlerden olması şartı getirilmişti. İttihatçıların amaçlarından biri de Vilayet-i Şarkiye’de üst düzeyde ve alt kademelerde görev yapan Kürt ve Ermeni kökenli yöneticilerin yetkisizleştirilmesi yer alıyordu.

Bu çerçeve içersinde Kürdistan’ın Diyarbakır, Erzurum, Elazığ, Bitlis, Van ve Sivas bölgelerine artırılmış yetkilerle Türkçü valiler ve mutasarrıflar atanmıştı. Ki bu valilerin (örneğin; Tahsin Bey, Cevdet Bey ve Dr. Mehmet Reşit gibi) ve mutasarrıfların icraatlarını 1.Dünya savaşında Ermeni ve Kürtlere karşı izlenen kıyımcı politikalarda görmekteyiz. Bu konuda BOA (Başbakanlık Osmanlı Arşivi) M.V.161/22-1 Belge No:22/2’de ve ayrıca Talat Paşa’nın bölge yöneticilerine telgraflar aracılığıyla gönderdiği talimatnamelerde geniş bilgiler verilmektedir.

Kürdistan’daki vilayetlere İTTK Merkezi Umumisi tarafından atanan vali ve mutasarrıfların yetkilerinden biri de bölgede alt kademelerde bulunan memurların Kürtlerden ve Ermenilerden arındırılması idi. Özellikle İttihatçılara yakın olan kişilerin görevlendirilmesi siyaseti, Kürtler ve Ermeniler arasında büyük huzursuzluklara yolaçıyordu. Talat Paşa’nın 3 Ağustos 1914 tarihli talimatnamesinde (B.O.A. DH-SFR,46/119) bölgede yöneticilik yapacak memurların İttihatçıların Türkçü politikasına yakın olması gerektiği biçiminde bilgiler verilmektedir. Osmanlı Merkezi Hükümeti,Vilayet-i Şarkiye’deki memurlara yönelik daha önce izlenen politikalarda köklü değişiklikler yaparak, Türk ırkını ve kültürünü esas alan temeller üzerinde yeni bir idareci siyaseti uygulamaya koymuştu. İTTK’nın Vilayeti Şarkiye’de uyguladığı bir diğer önemli politika ise, Kürtçe ve Ermenice yer isimlerinin değişitirilerek, yerlerine Türkçe isimlerin koyulmasının uygun görülmüş olmasıdır. İTTK’nın 1916’da yaptığı kongrede aldığı önemli kararlardan biri, Kürdistan’daki Kürtçe yer isimlerinin değiştirilmesi olmuştur. Bu politika ile Kürt bölgelerindeki Türkçü politikaya hız kazandırarak, nahiye, köy ve kazalada Türklüğü ifade eden isimler koyma zorunluluğu getirilmişti. 5 Ocak 1916 Talimatnamesinde, Kürdistan’daki yetkililerden “..köy, kasaba ve nahiyelerin mevcud isimlerinin tetkikiyle bunların cetvellerinin tutularak değiştirilecek yeni isimlerin de belirlenmesi hususunda ön çalışma yapılması istenmekteydi.” Kürdistan’ın bütün vilayetlerinde yapılan ön çalışmalarda elde edilen bilgiler telgraflarla Merkezi Hükümete bildirilmişti. Vilayet-i Şarkiye’den gelen bütün raporlar İçişleri Bakanlığı tarafından değerlendirilmiş ve 30 Ocak 1916’da sonuçları açıklanmıştı. İçişler Bakanlığının Başkomutanlık Vekaletine sunduğu raporda Kürdistan’da isimleri değiştirilen yerlerin (köy, nahiye ve kazaların) bağlı bulunduğu vilayetler şunlardır: Erzurum, Bitlis, Diyarbakır, Sivas, Elazığ ve Van. Bu yerlerdeki isimlerin Türkçeleştirildiği biçimindeki bilgileri yine B.O.A. belgelerinden öğreniyoruz. 1916’da uygulanan Türkçü siyaset Batı Anadolu’ya sürülen “Kürtlerin sürgünü, kıyımı ve asimilasyon edilmesi politikalarının uygulandığı tarihlerle aynı döneme denk gelmesi bir tesadüf değildir. Tam aksine planlı/programlı bir siyasetin sonucudur.

Sonuç olarak, İTTK’nın Kürdistan’da 1913-17 yılları arasında geniş yetkilerle donanmış yeni Vali ve Mutasarrıfları tayin etme düşüncesi, bölgedeki memurlara yönelik izlediği siyaset, yer isimlerinin değiştirilerek Türkçeleştirilmesi gibi ırkçı uygulamaları, 1913, 1916 ve 1917 Kongrelerinde alınan kararlar, 1923’ten sonra Kuzey Kürdistan’ı sömürgeleştiren Türkiye Cumhuriyeti’nin Kürtlere yönelik uyguladığı inkarcı politikalara temel teşkil ederek, bu siyaset Kürdistan’da olduğu gibi uygulanarak, yaklaşık 90 yıldır Kürdistan’da belirleyiciliğini koruyarak, günümüzde hala etkili bir rol oynamaktadır.

 
Geri Dön Başa Dön Yazıcıya Ver