SAL: 6
HEJMAR: 179
23 Kasım 2006
ANASAYFA
YORUMLAR
KÜLTÜR
YAZARLAR
DENG YAYINLARI
DENG DERGİSİ
Dema Nû Arşiv
Roja Teze Arşiv
 
 

Ali Haydar KOÇ'un eski yazıları için Tıklayın

Eyalet-Federasyon idaresi istemi ve Kürtler

Osmanlı Devleti’nde Kürt nüfusu

İttihatçıların Kürdistan’daki bazı siyasal uygulamaları (1913-1917)

Türkiye-İsrail ve Kürtler

Kürdistan’da Misyoner Çalışmaları-Harput

Alevi-Bektaşi Edebiyatında Ermeni Aşıkları (Aşuğlar)

Kürdistan’da Osmanlı Eğitiminin Genel Durumu

Kürt Kültürü Üzerine Bazı Düşünceler

Amele –Ölüm Taburları (1914-1918)

Türk Ordusu ve Kürdistan

Dış Mihraklar ve Dış Mihrakların Maşası kavramları Üzerine

Türkiye’de çok partili dönem ve Kürtler

Türkiye, devlet terörü, şiddet ve Kürdistan

Doğu Cephesine Dair (1916-1917)

Tarih yazıcılığı ve Kürtler

Güney Kürdistan, Irak ve Türkiye

Egemenlik kavramının Kürdistan’daki anlamı üzerine

Üç Siyasal Antlaşma-1926

Çaldıran Gazetesi-1914

Dağkapı (1925) ve Buğday Meydanının (1937) Hatırlattıkları

Kürt Köylüleri ve Unutulanların Coğrafyası

Şark Islahat Projesi (1914) ve Kürtler

İki Yüzlü Düşünenler

Tarihi eser, müzecilik ve Kürtler

Etnik Kavramı ve Kürtler

Chester Projesi ve Kürdistan

Kürtler ve Türk Milli Bayramları

Birinci Dünya Savaşı ve Kürt Çocukları

Kürtler, Arap Ülkeleri ve Filistin

Kürt Nüfus yapısına Türkiye’nin Yaklaşımı .I

Kürt Nüfus yapısına Türkiye’nin Yaklaşımı .II

Bitlis Kürt Milli Hareketi (1914)- 1

Bitlis Kürt Milli Hareketi (1914)- 2

Ulusal Güvenlik Kavramı,Türkiye ve Kürtler

Türkiye’nin dış politikası ve Kürtler –(1925-1938)

Bir propaganda dairesi olarak:Türk Tarih Kurumu

Türkiye’nin Kürdistan’a yönelik memur politikası

Türkiye’de değişmeyen muhafazakar barış anlayışı

Sultan II.Abdulhamit, İttihatçılar, Türkiye ve Kürtler

Osmanlı İmparatorluğunun Türkleştirilmesi ve Kürtler

Göçertilen Kürtlerin geri dönüş çabaları (1917) ve bir telgraf

Şükrü Kaya ve Kürtler

Erzurum Vilayetinde Bir Medrese Düşüncesi
(1912-1913)

ALİ HAYDAR KOÇ
alihaydar-koc@arcor.de

Osmanlı Basını ve Kürtler

Osmanlı devletinin son yüzyılında yoğun bir şekilde kendisini gösteren gazeteler, değişik ulusların kendi haklarını propaganda etmede önemli bir araç olarak kullanılıyordu. Osmanlıda basın-yayın organları çoğunlukla gayr-i müslimlerin elinde idi. Aynı süreci takip eden Kürt aydınları ve siyasetçileri gazeteciliğe fazlasıyla ilgisiz ve uzak durmuşlardı. Bu ilgisizliğin ve uzak durmanın temel sebepleri üzerinde şimdiye kadar herhangi araştırmanın yapılmamış olması da ayrıca bir başka güncel ilgisizliği karşımıza çıkarmaktadır. Osmanlı devletinde 1727 tarihinde ilk Matbaanın kurulmasıyla, belli sınırlar içinde haberleşmeninde farklı iletişim araçlarıyla yapılmasının önünü açmıştı. Yani haberleşme risalerle veya belli çevreler için yabancı dilde çıkan gazeteler aracılığıyla yapılıyordu. Matbaanın kurulmasından yaklaşık yüzyıl sonra 1828’de Kahire’de Mısır valisi Mehmet Ali Paşa tarafından ilk defa Osmanlı sınırlarında Türkçe-Arapça olarak „Vakayi-i Mısriyye“adlı gazeteyi yayınlamıştı. Daha sonraları 1831’de Osmanlı yönetiminin resmi gazetesi olarak çıkan Takvim-i Vekayi ise, Türkçe, Fransızca, Arapça, Rumca ve Ermenice gibi değişik dillerde yayınlanıyordu.

Osmanlı devletinin son devrinde basın alanında kendisini gösteren önemli gelişmelerden biride, Osmanlı sınırları dahilinde bulunan Balkan, Kuzey Afrika ve Vilayet-i Şarkiye bölgelerinde bulunan vilayetlerde 1860’tan itibaren yoğun bir şekilde çıkmaya başlayan yerel gazeteler oluşturmaktadır. Yerel basın alanındaki gelişmelerde de Kürdistan’da veya dışında Kürtçe veya Kürt sorununu başka dillerde gündeme getirebilen gazetelerin çıkmayışı, dikkat çeken bir olgudur. Özellikle Kürt sorununun en yoğun olduğu dönemlerde Kürtlerin genel/yerel basına ilgi duymamaları, kendi dillerinde yayın yapmamaları, basın aracılığıyla kendi aralarında iletişim kuramamaları ve sorunlarını dünyaya duyurmamaları, bir çok soruyu ve sorunu beraberinde karşımıza çıkarmaktadır. Türk, Arap, Ermeni ve Rumlar, (1860’da) gazeteleri kendi dillerinde çıkararak, gazeteleri milli düşüncelerinin kendi toplumları içinde yayılmasında önemli bir araç olarak görüyorlardı. Aynı dönemlerde Osmanlı devletine karşı çeşitli siyasal nedenlerle savaş halinde olan Kürtlerin, ihtiyaçları olmalarına rağmen, gazeteciliğe ilgisiz kalmaları, basını Kürtlere karşı çok iyi kullanan Osmanlıyı hem iç ve hemde dış kamuoyunda daha avantajlı bir hale getirmişti. Bu günkü yazımda genel ve yerel Osmanlı basını ile Kürtlerin değişik nedenlerle basına duydukları ilgisizlik konusunu kısaca işlemeye çalışacağım.

Osmanlı devletinde ilk etapta 19.yy’dan itibaren gayr-i müslimlerin yaygın bir şekilde gazetelerin çıkmasında önayak olmaları ve kendi dillerinde yayın yapmaları, onların yüzyılın sonunda siyasal olarak daha da güçlenmelerine yolaçmıştı.1840’tan sonra Ceride-i Havadis’in Türkçe olarak yayınlanmasıyla, Türk dilinin Osmanlı sınırlarında güçlenmesine yolaçmış ve Türk dilindeki bu gelişme, 1860’dan sonra Türkçe gazeteler aracılığıyla Türk unsuru içinde daha da yaygınlık kazanmış ve 20.yy’ın başlarında Türk milli düşüncesinin ortaya çıkmasında ön ayak olmuştu. Özellikle Türkçe gazeteler ağırlıklı olarak Kafkasya’da yayınlanıyorlardı. Rumlar ve Sırplar Balkanlarda kendi dillerinde gazeteler çıkararak, sorunlarını çıkardıkları gazeteler aracılığıyla dış dünyaya duyuruyorlardı. Doğu vilayetlerinde Kürtler ile iç içe yaşayan Ermeniler yaşadıkları bütün vilayetlerde kendi dillerinde ve Osmanlı Türkçesinde çeşitli gazeteler çıkarıyorlardı. Arap milliyetçileri de Suriye, Mısır ve Lübnan gibi bölgelerde Arap dilinde çeşitli gazeteleri yayınlıyorlardı.

1840’dan itibaren Kürt siyasetçileri, Osmanlı sınırlarında değişik dillerde, değişik isimlerle değişik uluslar/azınlıklar tarafından yayınlanan bir çok gazeteden büyük ihtimalle haberdar idiler. En azından beraber yaşadıkları Ermenilerin çıkardıkları gazetelerden haberleri vardı ve büyük ihtimalle Ermenilerin çıkardıkları gazetelerin önemli bir okuyucu kesimini Kürtler oluşturuyordu. Kürtlerin bulunduğu Vilayet-i Şarkiyenin Erzurum, Van, Bitlis, Harput ve Diyarbakır’da, Ermeniler, Rumlar, ve Osmanlı hükümeti (resmi gazete)tarafından hemen hemen birer gazete çıkarılıyordu. Ama Kürtler kendi vatanlarında, kendi dillerinde ve kendi siyasal sorunlarını dile getirebilecek gazetelerden ve basımevlerinden kendilerini yoksun bırakmışlardı. Örneğin: bir çok osmanlı vilayetinde çıkan yerel basın arasında Kürtleri göremiyoruz; Beyrut’ta, Had ika al-Ah bar gazetesi(1860) Türkçe- Arapça, Şam’da Suriye gazetesi(1865)Türkçe-Bulgarca ,Halep’te Gadirel-Fırat gazetesi(1867)Türkçe-Arapça, Girit’te Girit gazetesi (1867) Türkçe-Rumca, Diyarbekir’de Diyarbekir gazetsesi (1869) Türkçe-Ermenice ve Musul’da Musul gazetesi(1884) Türkçe olarak yayınlanıyordular. Ayrıca Osmanlı devletinin kırk vilayetinde 1860-1890 yılları arasında yaklaşık olarak ellinin üzerinde yerel gazete yayınlanıyordu. Bahsi geçen tarihler arasında Kürtçe gazetelere rastlamak mümkün değildir.

Kürt sorunun Osmanlı sınırlarında ilk defa ciddi anlamda ele alarak dile getiren gazete ise, isviçre’de Dr.Abdullah Cevdet tarafından 1896-1898 yılları arasında toplam 108 sayı olarak yayınlanan Osmanlı gazetesidir. Osmanlı gazetesi aynı zamanda o dönemlerde sürgünde bulunan İttihatçıların gazetesi olarak da takdim ediliyordu. Osmanlı gazetesi aynı zamanda 1898’de Kürdistan gazetesinin çıkmasında etkili olmuş ve Kürtlerin basın alanına ilgi duymalarını sağlayan gaztelerden bir tanesidir.

Kürtlerin diğer uluslar/azınlıklar ve cemaatlerden farklı davranarak basına ve gazeteciliğe ilgi duymamaları, günümüzde Kürt arşiv ve kaynak araştırmalarında önemli bir boşluğu yaratmış, Kürdistan’da eğitim, sanat ve meslek alanlarında geriliğin ortaya çıkmasında da etkili olmuş ve Kürtler arasında gazeteciliğe olan bu ilgisizlik, aynı zamanda o dönemlerde aktif bir şekil alan Kürt meselesinin iç ve dış kamuoyuna duyurulmaması anlamında da önemli oranda etkili olmuştur. Kürtlerin 1898’den önce diğer cemaatlerden farklı davranarak, gazeteciliğe yönelmemeleri, ilgi duymamları ve kendi dillerinde kendi sorunlarını dile getirebilecek bir gazete çıkarmamalarının ana nedenleri, konu ile ilgili araştırmaların eksikliğinden dolayı, tam olarak bilinmiyor.

 
Geri Dön Başa Dön Yazıcıya Ver