SAL: 6
HEJMAR: 179
23 Kasım 2006
ANASAYFA
YORUMLAR
KÜLTÜR
YAZARLAR
DENG YAYINLARI
DENG DERGİSİ
Dema Nû Arşiv
Roja Teze Arşiv
 
 

Mesud Tek'in Yazıları eski yazıları için Tıklayın

MGK’nin yeni yıl hediyesi...

İspanyol General ve Ağca

Yavaş ama emin adımlarla ilerlemek...

Saygı Mı? Özgürlük Mü?

Aynaya Bakma

Buzdağının Ucu (Mu?)

Söyleyemediklerim ve yapmadıklarımız..

Arapsaçı

“Çeteler Cenneti”

Halepçe Olayları Neyi Gösteriyor, Neyi Gerektiriyor?

Acaba Öyle Mi?

Kansere Razı Etmek İçin Ölümle Tehdit Etmek

Güneyli Kürtlerin Büyük Sınavı

İpe Un Sermek

Sadak’ın Sadakati

Tek Yanlı Aşk

Süreç ve Önümüze Koyduğu Görevler

Erdoğan’ın Sınavı

Filmi Başa Sarmak

“İyi Çocuk”lar Cenneti..

Yanlışta Israr

Zeytin Dalı

Madımak

Ektiğini Biçmek!..

Şahinler ve Riyakarlar

Başbakan Doğru Söylemiyor

Hizaya Getirmek

Kirlenme, Çürüme Ve Çifte Standart

Yapışık Üçüzler

Enfal

“Qandil Gönüllüleri”

Başbakan’ın TİT Aşkı

Sıcak Günler

Cadı Kazanı

“Paşalar Cumhuriyeti”

Her İkisi de Aynı Orhan Pamuk

Törkiş İşi Demokrasi Ve Sivil Çözüm!..

Hayalleri Yasaklamak

Sembol mü?

MESUD TEK
 
Bir Kez Daha Kerkük Üzerine

Irak Başbakanı Nuri El Maliki ve beraberindeki heyetin Türkiye ziyareti, Kerkük sorunu bir kez daha gündeme taşımakla kalmadı, aynı zamanda bazı gerçeklerin açığa çıkmasına da neden oldu.

Ziyaret sırasında düştüğü gülünç durum, Türk devletinin gerçek yüzünü açığa çıkarmakla kalmadı, TC’nin Irak ve Kerkük’e yönelik amaç ve planlarının yüze vurmasına yol açtı.

TC yöneticilerinin, Maliki’nin ziyareti esnasında gösterdikleri tavırlarla dile getirdikleri görüşleri, onların Irak ile iyi ilişkiler istemediğini ortaya koyuyor.

“Heyette niçin Türkmen temsilciler yok” diyerek, heyetin oluşumuna müdahale edecek kadar pervasızlaşan TC Dışişleri Bakanı’nın bu tavrı, en hafif değimle Irak’ın eğemenliğini ayaklar altına almaktır.

TC Cumhurbaşkanı Sezer’in, Irak heyetini, Kerkük konusunda söyledikleri ve oluşumunu gerekçe gösterip kabul etmemesi, siyasi bir skandal olmasının yanısıra, devletin Kürt düşmanı politikasının en üst düzeyde, bir kez daha ilan edilmesidir.

Bir daha böylesine üzücü durumlarla karşılaşmamaları için, eğer kabul etme zahmetine katlanırlarsa, TC yöneticilerine nacizane bir önerim var:

Ülkelerini ziyarete gelen heyet üyelerini kendileri seçsinler, duymak istediklerini de heyet üyelerine dikte ettirsinler!..

**

Referandum sonucu kabul edilen Irak Anayasası’nın meşruluğu tartışma götürmez.

Bunun yanısıra, Iraklı yetkililer, başta Kerkük olmak üzere araplaştırma politikasına maruz kalan bölgelerle ilgili olarak, Anayasanın 140. Maddesinin uygulanacağını defalarca dile getirdiler.

Anayasa’nın ilgili maddesinin eksiksiz uygulanması konusunda hiç bir tavız vermeyeceklerini söyleyen Güney Kürdistanlı liderlerin dilinde tüy bitti.

ABD ve Irak’daki müttefikleri, her fırsatta, Kerkük’ün Anayasa uyarınca çözülmesi gereken bir iç sorun olduğunu söylediler, söylüyorlar.

Tüm bu ve benzeri gerçekler biliniyorken, Erdoğan’ın Irak heyetiyle yaptığı görüşmede, Kerkük’e ilişkin söylediklerine ne demeli?

Erdoğan, Kasımpaşalı hiddetiyle “Kerkük’de referandum olmaz” demiş.

Kerkük’ün özel bir statüye kavuşturulmasını buyurmuş!..

Doğrusu ben bu ve benzeri şeyleri duyduğumda, TC yöneticilerini anlamakta zorluk çekiyorum!.

Şimdiye kadar Kerkük’ün bir Türk kenti olduğu, Türkmenlerin ezici çoğunluğu oluşturduğu propagandası yapılıyor, bu konuda yemin billah ediliyordu.

Eğer bu doğruysa, TC yöneticileri niçin referandumdan korkuyorlar.

Hiddet ve de şiddetle referanduma karşı çıkıyorlar.

Sakın bu şiddet ve celal, referandumun, Çetin Altan’ın değimiyle “Türk’e Türk propagandası yapıldığı”nın anlaşılmasına yol açacağından duyulan korkudan kaynaklanmasın!..

“Kerkük’e özel statü isteyen Erdoğan, Iraklı ve Güney Kürdistanlı yöneticilere bir iyilik yapmalı, nasıl bir statü istediğini de söylemelidir.

Erdoğan bununla da yetinmeli, bir generali ya da İstanbul Belediye Başkanı iken birlikte çalıştığı yakın arkadaşlarından birini sömürge valisi olarak Kerkük’e de atamalıdır!..

**

TC yöneticileri, Kerkük’ün bir Kürt kenti olduğunu, Kürtlerin bu kentte çoğunluğu oluştuğunu adı gibi biliyorlar.

Onlar çok iyi biliyorlar ki referandum sonucu başta Kerkük olmak üzere Hanikin, Mendeli Şıngar ve Mahmur gibi kentlerde yaşayanlar, Kürdistan Hükümeti sınırları içinde kalma doğrultusunda bir irade ortaya koyacaklardır.

TC, öteki sömürgeci devletler ve bölge gericilerin tüm çabaları bu nedenledir ve kaçınılmaz sonucu önlemeye yöneliktir.

Ama çabaları boşuna.

Korkunun eceli önleyemediğini bir kez daha görülecektir.

Çünkü Kerkük konusunda haklı olan onlar değil, Kürtlerdir.

Kerkük, tarihi, coğrafi ve etnik olarak bir Kürt kentidir ve öyle de kalacaktır.

Kerkük’ün özgürlüğü için her türlü fedekarlığı yapan Güneyli Kürtler, Kerkük’ün Kürt kimliğini korumak için de her şeyi göze almışlardır.

Yakın dönem Kürdistan tarihi, Güneyli kardeşlerimiz bu konudaki kararlığını gösteren gelişmelerle doludur.

Erdoğan başta olmak üzere tüm TC yetkilileri iyi bilmelidirler ki sade bir Kürtten Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’ye kadar, tüm Kürtler Kerkük konusunda aynı şeyi düşünüyorlar.

Bir başka ifadeyle Kerkük, hangi parçadan olurlarsa olsunlar, Kürtlerin kırmızı çizgisidir.

Bu nedenle TC yöneticileri ülke, bölge ve uluslararası gerçeklerle uyuşmadığı için giderek beyazlaşan kırmızı çizgilerinde israr yerine, Irak Anayasası’na saygı göstermelidirler.

Bu, Türkmenlerin haklarını korumanın en iyi yoludur.

Çünkü, hiç bir biçimde Kerkük’ün Kürt kiliğini tartışmak istemeyen Güney Kürdistan Siyasi Önderliği, kentin yönetimini, kentte yaşayan dini ve etnik azınlıklarla paylaşmaya hazır olduğunu defalarca dile getirdi; getiriyor.

Zaten Kerkük İl Yönetimi, kentte yaşayan tüm dini ve etnik azınlıkları biraraya getiren Bırayeti (Kardeşlik) Listesi’nin elindedir.

Türk hükümeti, “delegasyonların oluşumuna müdahale etmek” gibi gülünç durumlara düşmek istemiyorsa, Bırayeti Listesi ve bu listenin dayandığı ruh ve temeli desteklemelidir.

Her iki halkın çıkarına olan bu tavırın, aynı zamanda bölge barışına büyük katkısı olacaktır.

 
Geri Dön Başa Dön Yazıcıya Ver