SAL: 6
HEJMAR: 145
20 Adar 2006
ANASAYFA
YORUMLAR
KÜLTÜR
YAZARLAR
DENG YAYINLARI
DENG DERGİSİ
Dema Nû Arşiv
Roja Teze Arşiv
 
 

Ali Haydar KOÇ'un eski yazıları için Tıklayın

Eyalet-Federasyon idaresi istemi ve Kürtler

Osmanlı Devleti’nde Kürt nüfusu

İttihatçıların Kürdistan’daki bazı siyasal uygulamaları (1913-1917)

Türkiye-İsrail ve Kürtler

Kürdistan’da Misyoner Çalışmaları-Harput

Alevi-Bektaşi Edebiyatında Ermeni Aşıkları (Aşuğlar)

Kürdistan’da Osmanlı Eğitiminin Genel Durumu

Kürt Kültürü Üzerine Bazı Düşünceler

Amele –Ölüm Taburları (1914-1918)

Türk Ordusu ve Kürdistan

ALİ HAYDAR KOÇ
alihaydar-koc@arcor.de
Dış Mihraklar ve Dış Mihrakların Maşası kavramları Üzerine

Türkiye devleti kurulduğundan beri sürekli olarak olarak “dış mihraklar ve “dış mihrakların maşası” kavramlarını resmi devlet ideolojisinin önemli bir parcası haline getirerek, Türk toplumu içerisinde propaganda ederek, bu yanlış bilgilerle Türk toplumunu kürtlere karşı yönlendirmektedir. Devlet,1925’ten itibaren resmi bültenlerle, basın-yayın araçlarıyla ve kamoyuna açık toplu gösterilerle kürtleri aşağılayan bu iki kavramı çok sıkça kullanarak, Türk ırkcılığını güçlendirmeye çalışmıştır. 1925’ten günümüze kadar “dış mihrak” olarak görülen İngiltere, Fransa, Rusya, Almanya, Ermenistan ve daha sonra ABD ve İsrail gibi ülkelerin hiç degişmemesi dikkat çeken bir durumdur. Tarihi olarak siyasal, ekonomik, sosyal-kültürel ve diplomatik pencereden bakıldığında ise, hem tamamıyla noksan ve hem de tümüyle hiç bir somut dayanağı olmayan yanlış bilgilerle dolu bir tablo karşımıza çıkıyor. Bilimsel olgulardan ve belgelerden yoksun bu sahte siyasal tablonun ana amacı, Kürt ulusunu tarih karşısında mağdur düşürerek, müslüman oplumlar nezdinde hain ilan ederek, kürtlerin dış dünya ile geliştirebilecekleri siyasal ve diplomatik ilişkilerinin önüne geçerek, bağımsız devlet kurmaktan uzaklaştırılmalarını sağlamaktı. Ayrıca bu iki kavramın temelinde sömürge Kürdistan topraklarını egemenlik altında tutma siyaseti de yatmaktadır. Bu yazımda “dış mihraklar ve dış mihrakların maşası” kavramlarının Kürt ulusu ile olan bağlantılarının tarihsel kökenleri üzerinde bazı bilgiler vermeye çalışacağım.

Osmanlı devleti 1918’de yıkıldıktan sonra, Mustafa Kemal’ın ilk işbirliği yaptığı ülkeler arasında Rusya, Fransa ve İngiltere gelmektedir. Daha sonra ise 1919’da Kürdistan’a giderek Erzurum ve Sivas kongreleriyle Kürtlerle işbirliği yapmıştır. Meseleye Türk resmi ideolojisinin şaşı tezi ile bakılırsa, diktatör M.Kemal İngilizler, Fransızlar, Ruslar ve Kürtler gibi“dış mihrakların”destekleriyle hareket ederek, Türk ulusuna ihanet etmesi sonucunu çıkarmamız lazım. Ki bu siyasal ilişkiler ağının somut verileri de mevcuttur. Türk temsilciler, Türkiye-Ermenistan Barış Antlaşmasını(1920), Türkiye-Rusya dostluk antlaşmasını(1921), Türkiye-Fransa barış antlaşmasını (1921) ve Türkiye-İngiltere Londra görüşmelerini(1922) yaparak resmi düzeyde imzalamışlardı. Lozan antlaşmasıyla (1923) sonuclanan sürecte, M.Kemal Fransa, İngiltere, Rusya ve Kürtler (askeri-siyasal destek) gibi “dış mihrakların” desteğiyle TC’yi kurdu. Türkiye’de 1925 Kürt milli hareketinin başlamsıyla, kürtleri aşağılayan “dış Mihraklar ve dış mihrakların maşası” kavramları ilk defa kullanılmış oluyordu. Kürtler,dış mihrakların (İngiltere,Fransa)maşası olmakla, dış mihraklar ise genç TC’ni bölmek ile suçlanıyorlardı.Bu suçlamaların söylendiği tarihlerde, Güney Kürdistan İngilizler ve Fransızlar tarafından bombalanıyordu. Bu iki kavramın, Kürdistan’in en büyük parçasının Türkiye devleti tarafından ilhak, işgal ve sömürgeleştirilmesinin ilk yıllarından itibaren kullanılması, M.Kemal ve devletin üst yetkililerinin çeşitli basın-yayın araçlarıyla yaygın bir şekilde bu siyaseti propaganda etmeleri, bilinçli bir politikanın sonucudur.

Örneğin,Şeyh Sait ayaklanmasında aranan dış mihraklar İngilizler ve Fransızlar idi, Ağrı isyanlarında Ermeniler, İngilizler,Fransızlar ve Ruslar, Seyit Rıza-Dersim milli hareketinde ise biraz dış mihrak bulmada sorun yaşandıysa da, neticede Fransa ve Rusya dış mihrak olarak kabul edildi. Ama Türk yöneticiler burada tamamıyla yanılmıştı. Çünkü Seyit Rıza, kürtlere yapılan kıyım hareketini Ruslara ve Fransızlara değilde, 30 Temmuz 1937 tarihli mektubunda, Türklerin Kürtlere yaptığı soykırımları İngilizlere şikayet ediyordu. M.Kemal,i destekleyen İngilizler ise Seyit Rıza’ya cevap verme gereği bile duymamışlardı.1920-1937 yılları arasında Güney Kürdistan’ı bombalayarak Irak’a bağlayan İngiltere, Şeyh Mahmut Berzenci’nin bütün isteklerini redettigi gibi, onun Milletler Cemiyeti nezdindeki girisimlerini de engellemişti. 21 Mart 1931’de Milletler Cemiyetine yazdığı mektubunda bağımsız Kürdistan isteğini dile getirmişti. Şeyh Mahmut’un uluslararası diplomatik ve siyasal girişimleri, Türkiye, İran, İngilitere, Fransa ve Rusya tarafından etkisiz hale getirilmişti. Kürtlere karşı işleyen bu siyasal süreç,İngiltere ve Fransa’nın öncülüğünde Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında 1937'de Tahran'da Sadabad Sarayı'nda imzalanan Sadabad paktıyla daha sağlam temellere oturtulmuştu. Bu çerçevede özellikle Şeyh Sait, Ağrı ve Seyit Rıza milli hareketlerinde “dış mihraklar ve dış mihrakların maşası” konusu sürekli olarak Türk yetkililer tarafından işlendi. 1925-37 yılları arasında basında çıkan haber ve yorumlarda hemen hemen günlük olarak bu iki kavramın propaganda edildiği görülmektedir. Tarihi kökeni 1925’e dayanan “dış mihraklar ve dış mihrakların maşası” kavramları günümüze kadar hala düzenli bir şekilde Türk devlet yetkilileri,Türk Üniversiteleri ve Türk Medyası tarafından-özellikle 1980-2000 yılları arasında günlük olarak daha sıkça kullanıldıkları dikkat çekmektedir.Buna karşılık, dış mihrak olarak suçlanan ülkelerin, bilinçli suskunluğu/tepki göstermemeleri, Kürt meselesi konusunda Türkiye ile karşılıklı bir işbirliği ve görev paylasımı yaptıkları düsüncesi ortaya çıkmaktadır. Türkiye,yı çok somut bir şekilde 1923’ten beri siyasal,ekonomik,askeri olarak ayakta tutan ve kürtlere karşı güçlü kılan “dış mihrak” olarak ele alınan ülkelerin desteğidir. Türkiye 83 yıldır İngiltere, Fransa, Rusya, Almanya, Ermenistan ve daha sonra ABD, İsrail ile çeşitli ticari,ekonomik,sosyal, kültürel ve siyasal/dostluk antlaşmları yapmış, ayrıca Nato, BM ve Avrupa Birliği nezdinde de sınırsız bir şekilde bu “dış mihrak” dedigi ülkelerle ortak hareket etmektedir.1925’ten beri Türkiye devleti, sözde “dış mihrak” olarak algıladığı ülkelerle 1919’dan günümüze kadar her türlü işbirliğini yaparak, desteklerini alarak ve bu devletlerin ağır silah sanayisinden beslenerek, Kürt ulusuna karşı kıyımlar yapmış/yapmakta ve sömürge Kürdistan’ı egemenliğinde tutma gücünü elde etmiş/etmektedir.

“Dış mihrak ve dış mihrakların maşası” kavramları tarihi kökenleriyle birlikte günümüze kadar somut olgularla incelendiğinde,Türkiye’nin,Kürdistan’daki sömürgeci varlığıyla karşılaştırıldıklarında, Kürt ulusu için hiç bir şekilde geçerli olmadıklarını, tam aksine bu kavramları kamuoyunda propaganda eden Türkiye devleti için fazlasıyla geçerli oldukları görülmekte ve Türkiye tarihi ile uyumlu olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.

 
Geri Dön Başa Dön Yazıcıya Ver