SAL: 6
HEJMAR: 145
20 Adar 2006
ANASAYFA
YORUMLAR
KÜLTÜR
YAZARLAR
DENG YAYINLARI
DENG DERGİSİ
Dema Nû Arşiv
Roja Teze Arşiv
 
 

Mesud Tek'in Yazıları eski yazıları için Tıklayın

MGK’nin yeni yıl hediyesi...

İspanyol General ve Ağca

Yavaş ama emin adımlarla ilerlemek...

Saygı Mı? Özgürlük Mü?

Aynaya Bakma

Buzdağının Ucu (Mu?)

Söyleyemediklerim ve yapmadıklarımız..

Arapsaçı

“Çeteler Cenneti”

 

MESUD TEK
 
Halepçe Olayları Neyi Gösteriyor, Neyi Gerektiriyor?

16 Mart günü, Halepçe’de göstericilerle güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmalar ve Halepçe Katliamı anısına yapılan Anıt’ın göstericiler tarafından yakılıp yıkılmasına ilişkin olarak dile getirilen görüşler, yapılan yorumlar, Kürt basınında geniş bir biçimde yer aldı.

Hemen belirtmek gerekir ki çıkan olayları sadece “dış tahriklere” bağlamak eksik bir değerlendirme olur. “Dış tahrik” faktörü gözden ırak tutulmaması gereken bir faktör ve kanaatimce Anıt’ın yakılıp yıkılmasında önemli bir etkisi olmuştur.

Bence asıl neden ortamın, Halepçe’deki durumun “dış tahrik”lere, Güney Kürdistan’daki yapıya düşman olanların müdalesine uygun olması.

Kürdistan Hükümeti’nin Halepçe kentine ve Halepçelilere yönelik hizmetleri yeterli değil. Kimyasal silahların neden olduğu sağlık, psikolojik, sosyal ve ekolojik sorunların ortadan kaldırılması için yürütülen çabalar da yetersiz.

Ve bu gerçekler hükümet yetkilileri tarafından da kabul görüyor.

Kaldı ki Halepçe halkı olaylardan önce taleplerinin karşılanmaması halinde, anma toplantısını protesto edeceklerini dile getirmişti.

Halepçe halkının demokratik hakkını kullanıp taleplerini dile getirmek amacıyla gösteri düzenlemesi, Halepçe’ye yeterli duyarlılığı göstermediği için hükümeti protesto etmesi doğal. Hatta bu eylemlerde güvenlik güçleriyle göstericiler arasında gerginlik ve çatışma yaşanması da, bir noktaya kadar kabul görebilir.

Ama Halepçe Katliamı’nın simgesi haline gelen ve uluslararası kamuoyunda da tanınan Anıt’ın yakılıp yıkılması kabul edilemez. Bu eylemi haklı gösterebilecek hiç bir gerekçe ileri sürülemez.

Katliamı ve şehidleri sembolize eden Anıt’ın şehid yakınlarınca tahrip edilmesi, şehidlerin fotoğraflarıyla katliama ilişkin dökümanların yakılması, başta göstericiler olmak üzere Halepçelilerin sosyal ve psikolojik durumunu ortaya koyan bir ipucudur ve Kürdistan yönetiminin önünde, çözümü zorunlu ve önemli bir sorun olarak durmaktadır.

BAAS rejiminin ırkçı-şoven politikasının Kürdistan’daki kurbanları sadece Halepçeliler değildir. Enfaller esnasında yokedilen 182 bin Kürdün geride bıraktığı ailelerinin karşılaştığı ekonomik, sosyal ve psikolojik sorunlar da, Halepçelilerinki kadar olmasa da az-buz değil.

Kabul etmek gerekir ki kimyasal silahlarla Enfallerin yol açtığı psikolojik, sosyal ve ekolojik sorunların çözümü yılları gerektirir. Uzman kadrolara ve büyük miktarlarda paraya ihtiyaç vardır.

Bu sorunlar Süleymaniye’deki Kürdistan Hükümeti’nin ve hatta birleşik Kürt Hükümeti’nin, tek başına altından kalkamayacağı kadar ağırdır.

Sorunların çözümü, başta Birleşmiş Milletler (BM) olmak üzere uluslararası kurum ve kuruluşların yardımını zorunlu kılmaktadır. Kimyasal silah yapımında Saddam rejimine yardımda bulunarak Halepçe Katliamı’nda suç ortağı haline gelen devletler, sorunların çözümüne katkıda bulunmalıdırlar.

Hükümetiyle, Parlamento ve siyasi partileriyle Güney Kürdistan siyasi önderliğinin, Halepçe katliamı ve Enfallerin yolaçtığı sorunların çözümü için, BM, uluslararası kurum ve kuruluşlar nezdinde yeterli ve organizeli bir çalışma yürüttüğü söylenemez.

Eleştiriyi hakeden bu eksikliğin en önemli nedeni ise hiç kuşku yok ki hükümetin parçalı yapısıdır.

Halepçe olayları bir kez daha ortaya koydu ki her iki hükümetin birliği çalışmaları bir an önce sonuçlandırılmalıdır. Bu, sadece bir nebze da olsa Halepçelilerin derdine derman olmak için değil, aynı zamanda yeni Halepçelerin yaşanmasını önlemek, halkın yaşam düzeyini yükseltmek, sorunlarına köklü çözümler bulmak için zorunludur.

İki hükümetin birliği, yeni hükümeti kurmak amacıyla Bağdat’ta yürütülen çalışmaların aksaması ve giderek çıkmaza girmesi halinde, Irak’da ve bölgede meydana gelebilecek gelişmelere karşı hazırlıklı olmak ve gerekli müdahalelerde bulunmak için de bir zarurettir.

 
Geri Dön Başa Dön Yazıcıya Ver