Diyarbakır’ın Kulp ilçesine bağlı Alacaköy’de, ortaya çıkan kemiklerin kaybolan 11 köylüye ait olduğunun kesinleşmesinin ardından Diyarbakır Barosu Başkanı Sezgin Tanrıkulu, o dönem bölgede görev yapan Bolu Komando Tugayı hakkında soruşturma başlatılması gerektiğini söyledi.
Baro Eğitim Merkezi’nde gazetecilerin sorularına yanıt veren Tanrıkulu, şunları ifade etti, “Alacaköy’e ilişkin Kulp Cumhuriyet Savcılığı’nda başlatılan bir soruşturma vardı zaten. Cesetlere ulaşılamadığı için o soruşturma bitirilemiyordu. O dava AİHM’de “Akdeniz-Türkiye” başlığı altında zaten sonuçlandırılmıştı. Bu olayda köylülerin gözaltına alındığı noktasında çok ciddi tanıklıklar var. Adli Tıp raporunun açıklanmasıyla birlikte savcılığın o tanıklıkları dikkate alarak o dönem bölgede görev yapan Bolu Komando Tugayı hakkında soruşturma başlatması gerekir. Öncellikle o dönem operasyon yapan birlikleri tespit etmek lazım. Bu davanın zaman aşımına uğrama süresi 25 yıldır. Bana göre yargının, savcılık makamının kaçacak yeri kalmamıştır. Soruşturma derhal etkin bir şekilde başlatılmalı.”
Tanrıkulu, ayrıca Mardin’in Midyat ilçesinde de cesetlere ulaşıldığını, bölgede birçok kayıp vakasının bulunduğunu kaydetti.
Milletvekili Torun, ‘araştırılsın’ demişti
Bölgedeki toplu mezar ve kayıplar, Bolu Komando Tugay Komutanlığı ile birlikte anılıyor. Diyarbakır Kulp’ta 11 kişi, Tunceli Mirik’te 7 kişi ve Silopi’de 2 HADEP yöneticisinin kaybolmasından bölgede operasyon yürüten Bolu Komando Tugayı sorumlu tutuluyor.
Bolu Tugayı, Şemdinli olaylarında da gündeme gelmişti. Meclis Şemdinli Olaylarını Araştırma Komisyonu’nda dinlenen AKP Diyarbakır Milletvekili Cavit Torun, Bolu Tugayı’nın araştırılmasını istemişti. Milletvekili Torun, “Hakkari Şemdinli’ye giden iki görevlinin biri Özcan, diğeri Mutkili Ali olarak bilinen Ali Kaya, bu iki kişinin görevli oldukları ifade ediliyor. Nerden gelmişler? Bolu Komando Dağ Tugayı’ndan gelmişler. Bu tugay aynı zamanda bu bölgenin değişik yerlerinde önemli faaliyetler yapan bir kuruluş. Kulp’ta meydana gelen ve 11 kişinin ölümüyle neticelenen, bir toplu katliamdan söz ediliyordu. Bu olayla ilgili PKK’nın kendi çatışmasından doğduğu, birileri de bu Şemdin Sakık’a karşı devletin Kulp’ta Şenyayla’da süpürme harekâtı sırasında sebebiyet vermiş olduğu şeklinde açıklama vardı. Bu olayla ilgili komisyon adına ben Kulp’a gittim, inceleme ve tanıklarla görüşme sonrasında, iki ayrı olayın olduğunu ortaya çıkardım” demişti.
Torun, “94 yılından itibaren Bolu Komando Dağ Tugayı’nın bu bölgede yapmış oldukları eylemler ve o birlik içerisinde görev alan kişilerin bugüne kadar yapmış oldukları faaliyetler birebir araştırılıp incelenerek ortaya koyulduğu takdirde biz bazı şeylere ulaşabiliriz” diye konuşmuştu.
Ne olmuştu?
Kulp’un Alaca köyü Kepir mezrası yakınlarında 1993 yılında 11 köylü kaybolmuş, Köye Dönüş Projesi kapsamında köylerine dönen aileler, arazide yağmur ve heyelanın etkisiyle açığa çıkan kemikleri bularak Kulp Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurmuştu.
Kulp Cumhuriyet Başsavcılığı olayla ilgili soruşturma başlatmış, bulunan kemikler, kaybolan 11 köylünün yakınlarının kan örnekleriyle birlikte İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’na gönderilmişti.
İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nda yapılan inceleme sonucu, kemiklerin; askerler tarafından gözaltına alındığı iddia edilen ve kendilerinden bir daha haber alınamayan köylülere ait olduğu kesinleşmişti.
‘Operasyon yaptık ama o tarihlerde değil’
Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde, 1993 yılında gözaltına alınan 11 köylünün kaybolmasından sorumlu tutulan dönemin Bolu Komando Tugayı Komutanı Tümgeneral Yavuz Ertürk, operasyon döneminde Keper mezrasına gitmediklerini iddia etti. Ertürk, “Ama bana derseniz ki, ‘sayın general sizin askeriniz hiç buralarda operasyon yapmadı mı?’ yaptı. Ama, bu tarihlerde yapmadı. Belki bir sene sonra yaptı. Belki 3 veya 5 ay sonra yaptı” diye eklemekten de kaçınmadı. AİHM’in Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdürlüğü’ne gönderdiği 11 Ocak 2005 tarihli ‘gizli’ raporda, Ertürk’ün ifadesi ve AİHM’in verdiği karar yer aldı. 9 Mayıs 1998 günü Ankara’da “gizli prosedür” uyarınca AİHM’den Jane Liddy, Matti Pellonpaa, Per Lorenzen, Sally Dolle, Karen Reid, Hasan Bakarcı’dan oluşan 6 kişilik heyet, General Yavuz Ertürk’le Ankara’da görüştü. Türkiye’nin 381 bin sterlin tazminat ödemeye mahkum edildiği “Mehmet Salih Akdeniz ve diğerleri” davasında adı geçen isimleri gözaltına almadığını öne süren Ertürk, bölgede yürüttüğü askeri operasyonlar hakkında açıklamalar yaptı.