SAL: 6
HEJMAR: 171
19 Eylül 2006
ANASAYFA
YORUMLAR
KÜLTÜR
YAZARLAR
DENG YAYINLARI
DENG DERGİSİ
Dema Nû Arşiv
Roja Teze Arşiv
 
 

Ali Haydar KOÇ'un eski yazıları için Tıklayın

Eyalet-Federasyon idaresi istemi ve Kürtler

Osmanlı Devleti’nde Kürt nüfusu

İttihatçıların Kürdistan’daki bazı siyasal uygulamaları (1913-1917)

Türkiye-İsrail ve Kürtler

Kürdistan’da Misyoner Çalışmaları-Harput

Alevi-Bektaşi Edebiyatında Ermeni Aşıkları (Aşuğlar)

Kürdistan’da Osmanlı Eğitiminin Genel Durumu

Kürt Kültürü Üzerine Bazı Düşünceler

Amele –Ölüm Taburları (1914-1918)

Türk Ordusu ve Kürdistan

Dış Mihraklar ve Dış Mihrakların Maşası kavramları Üzerine

Türkiye’de çok partili dönem ve Kürtler

Türkiye, devlet terörü, şiddet ve Kürdistan

Doğu Cephesine Dair (1916-1917)

Tarih yazıcılığı ve Kürtler

Güney Kürdistan, Irak ve Türkiye

Egemenlik kavramının Kürdistan’daki anlamı üzerine

Üç Siyasal Antlaşma-1926

Çaldıran Gazetesi-1914

Dağkapı (1925) ve Buğday Meydanının (1937) Hatırlattıkları

Kürt Köylüleri ve Unutulanların Coğrafyası

Şark Islahat Projesi (1914) ve Kürtler

İki Yüzlü Düşünenler

Tarihi eser, müzecilik ve Kürtler

Etnik Kavramı ve Kürtler

Chester Projesi ve Kürdistan

Kürtler ve Türk Milli Bayramları

Birinci Dünya Savaşı ve Kürt Çocukları

Kürtler, Arap Ülkeleri ve Filistin

Kürt Nüfus yapısına Türkiye’nin Yaklaşımı .I

Kürt Nüfus yapısına Türkiye’nin Yaklaşımı .II

Bitlis Kürt Milli Hareketi (1914)- 1

Bitlis Kürt Milli Hareketi (1914)- 2

Ulusal Güvenlik Kavramı,Türkiye ve Kürtler

Türkiye’nin dış politikası ve Kürtler –(1925-1938)

ALİ HAYDAR KOÇ
alihaydar-koc@arcor.de
Bir propaganda dairesi olarak:Türk Tarih Kurumu

Genelde dünyadaki bütün uluslar geçmiş zamanlar ile olan bağlarını, tarih araştırmaları sonucu ortaya çıkan bilgilerle ifade ederek, üzerinde yaşadıkları coğrafyaların ulusal sınırlarını belirlemeye çalışırlar. Geçmiş zamanlar ile olan ilişkilerin somut bir şekilde ortaya çıkmasında, üniversitelerin bünyesinde faaliyetler yürüten tarih fakültelerinin, anabilim dallarının, tarih enstitülerinin ve tarih araştırma merkezlerinin büyük bir katkısı vardır. Devletler tarafından resmi olarak kurulan tarih araştırma merkezlerinin de, geçmiş toplumsal aşamaların açıklanmasında kısmi olarak önemli rolleri olmuştur. Ama ırkçılığı esas alan devletler tarafından 20.yy’ın başından beri resmi tarih yazıcılığına dayanarak yürütülen kurumlaşma sürçleri ise, ırkçı yönetim yapılarına göre, değişik biçimlerde gerçekleşerek, birbirine uymayan farklı sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Türkiye rejiminin sömürge Kürdistan tarihine yönelik inkarcı yaklaşımları konumuza en iyi örneği teşkil etmektedir.

Türkiye’de 1931’de kurularak günümüze kadar resmi Türk tarih araştırmalarını yürüten Türk Tarih Kurumu(TTK), uydurma kahramanlık destanlarıyla Anadolu’da derin kökleri olan hayali bir Türk tarihi ortaya çıkarmıştı. Türk tarihçilerinin çoğu hala bu hayalci tarihi tezler ile bilim yapmaktadırlar. TTK’nin asli vazifelerinden biri de, Kürt toplumunu tarihsizleştirmek, Kürt ulusunu geçmiş uygarlığından koparmak ve Kürdistan topraklarını uydurma hikayelerle Türkleştirmekti. Kürt uygarlığının ve Kürtlerin geçmişleriyle olan bağlarının koparılmasında, unutulmasında önemli roller oynayan TTK, 1931’deki ilk kongresinden günümüze kadar gerçekleştirdiği bir çok ırkçı faaliyetin yanında, düzenli olarak ulusal/uluslararası Kongreler de yapmaktadır. Türkiye devletinin ırkçı bir kurumu olarak çalışan TTK, 15. Kongresi’ni 11-15 Eylül 2006, Ankara’da yapmaktadır. Kürdistan’in -Doğu Anadolu’nun- Türklüğü üzerine sayısız resmi çalışmalar yayınlayan TTK, Kürdistan’da sömürgeci ulus tarihinin yaratılmasında ve yerleştirilmesinde çok önemli roller oynamıştır. Bu yazıda, Kürdistan tarihini bilimsel tarafsızlık ölçüyleriyle ele almayan Türk Tarih Kurumu ile ilgili düşüncelerimi kısaca açıklamaya çalışacağım.

Dünyada bir başka örneği olmayan “Türk Tarih Tetkik Cemiyeti” 1931’de diktatör Atatürk'ün direktifleriyle, 16 ırkçı üye tarafından kurulmuştu. Ekim 1940’da Bakanlar Kurulu kararıyla kamu yararına çalışan dernekler arasına alınan TTK, 1983’te çıkarılan bir yasa ile T.C Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek kurumuna bağlanarak, amaçları da şöyle açıklanmaktadır:”Türk tarihini ve Türkiye tarihini ve bunlarla ilgili konuları, Türklerin medeniyete hizmetlerini, ilmi yoldan incelemek, araştırmak, tanıtmak, yaymak ve yayımlar yapmak…”.Kürdistan bağlamında, Türk Tarih Kurumu’nun 75 yıldır yayınlanan araştırmalarını, süreli yayınlarını (Belleten-1937 ve Belgeler-1964 dergileri), kongrelerini vs. İttihatçıların 1912-1918 arasında Kürdistan’da paramiliter teşkilatlarla yürüttükleri Türkçü propaganda faaliyetleriyle karşılaştırarak, bir bütün olarak değerlendirdiğimizde, kurumun ana amacı daha net olarak anlaşılmakta ve Kürdistan’a yönelik yapılan tarih, kültür, uygarlık tarihi ve toplumsal tarihin bütün yapısının Türkçülüğe kanalize edilmesiyle ilgili bilim adı altında yapılan çalışmaların tümünün birer propaganda malzemesi olduğu ortaya çıkmaktadır.

TTK ile ilgili yasanın 59.maddesine göre, kurumun haberleşme üyeleri olarak “Türk silahlı kuvvetleri ve emniyet teşkilatına bağlı olanlar dahil, yükseköğretim kurumlarında anabilim dalı Türk tarihi olan....”. belirtilmektedir. TTK, 75 yıldır Genelkurmay başkanlığı askeri tarih araştırmaları ve stratejik etütler daire başkanlığının paramiliter bir teşkilatı gibi çalışarak, Kürdistan’da savaş yürüten sömürge memurlarına/özel harb dairesine propaganda malzemesi üretmektedir. Propagandacı paramiliter örgütler anlamında, Türk Ocakları Cemiyeti’nin (1912) İttihatçılarla olan ilişkisi ile TTK’nin Genelkurmay Başkanlığı’na olan bağımlılığı, birbirleriyle çok benzeşmektedir. TTK 1980’de çok açık bir şekilde darbeci askerlerin bir propaganda kurumu olarak çalışarak, Osmanlı tarihini millileştirmeye çalışarak, Türk-İslam sentezi fikirlerini Genelkurmay Başkanlığı’nın istekleri doğrultusunda yeniden canlandırarak Kürdistan, Bulgaristan, Kafkasya ve Orta asya bölgelerinde hayali Türk dünyasına yönelik, tarih araştırmaları adı altında çeşitli propaganda malzemeleri yayınlamıştı ve bu propagandaya dayalı yayın politikası hala süresiz bir şekilde devam etmektedir.

Genelkurmay Başkanlığı’nın paramiliter bir teşkilatı olarak tarih çalışmalarını yürüten TTK, 11-15 Eylül 2006 tarihleri arasında dünyanın çeşitli ülkelerinden 750 tarihçinin katılımıyla ve önceden seçilmiş 310 bildirinin sunulmasıyla 15. Kongresi’ni yapmaktadır. Bu Kongre’de de 1931’den beri Doğu Anadolu’nun Türklüğü geleneğine bağlı kalarak, Kürt tarihi ve Kürt kavramı hiç bir konuşmacının taslağında geçmemektedir. Kongre’de bir konuşma yapan Türkiye Başbakanı Erdoğan,“Tarihte bizim kadar yüzü ak bir millete rastlamak neredeyse imkansızdır”diyerek,”TTK’nın, kurulduğu 1931 yılından bu yana objektif araştırmalarıyla, yayımladığı eserlerle Türk tarihinin bilinmeyen yönlerini aydınlattığını” ifade ediyordu. Türkiye Başbakanı Kemalist ideolojinin ikiyüzlülüğüne bağlı kalarak, Kürdistan’ın işgalini, Kürtlerin soykırımlardan geçirilmesini, zulümlere tabi tutulmasını, iskan kanunlarıyla sürgün edilmelerini, Türkçülük politikalarına tabi tutulmalarını, Kürt çocuklarının Türk okullarında zorunlu asimile edilmelerini, Kürt köylerinin boşaltılmasını, Kürt aydınlarının özel timler tarafından öldürülmesini ve yaklaşık 83 yıldır Kürt ulusunun tümden yok sayılarak, dağ Türkü sayılmasını, eşine ender rastlanır yüzü ak bir tarih olarak değerlendirmektedir. Ayrıca Erdoğan konuşmasına, 75 yıldır TTK’nin “okjetif ve bilimsel araştırmalar”yaptığınıda eklemektedir. Propaganda ve uydurma hikayelerle Genelkurmay Başkanlığı’nın paramiliter bir örgütü gibi çalışarak, Kürt tarihinde tahrifatlar yaratan TTK, Kürdistan politikasında hiç bir zaman objektif davranarak, bilimsel araştırmalar yapmamıştır.

Sonuçta, TTK 75 yıldır Kürdistan’da bulunan sömürge memurlarına, güvenlik güçlerine, Türkiye yönetiminin üst yöneticilerine ve uluslararası alandaki belli kurumlara, Kürt tarihinin inkar edilmesi temelinde propaganda malzemesi üreten paramiliter bir kurumdur.

 
Geri Dön Başa Dön Yazıcıya Ver