Genelde dünyadaki bütün uluslar geçmiş zamanlar ile olan
bağlarını, tarih araştırmaları sonucu ortaya çıkan bilgilerle
ifade ederek, üzerinde yaşadıkları coğrafyaların ulusal sınırlarını
belirlemeye çalışırlar. Geçmiş zamanlar ile olan ilişkilerin
somut bir şekilde ortaya çıkmasında, üniversitelerin bünyesinde
faaliyetler yürüten tarih fakültelerinin, anabilim dallarının,
tarih enstitülerinin ve tarih araştırma merkezlerinin büyük
bir katkısı vardır. Devletler tarafından resmi olarak kurulan
tarih araştırma merkezlerinin de, geçmiş toplumsal aşamaların
açıklanmasında kısmi olarak önemli rolleri olmuştur. Ama
ırkçılığı esas alan devletler tarafından 20.yy’ın başından
beri resmi tarih yazıcılığına dayanarak yürütülen kurumlaşma
sürçleri ise, ırkçı yönetim yapılarına göre, değişik biçimlerde
gerçekleşerek, birbirine uymayan farklı sonuçlar ortaya çıkarmıştır.
Türkiye rejiminin sömürge Kürdistan tarihine yönelik inkarcı
yaklaşımları konumuza en iyi örneği teşkil etmektedir.
Türkiye’de 1931’de kurularak günümüze kadar resmi Türk tarih
araştırmalarını yürüten Türk Tarih Kurumu(TTK), uydurma kahramanlık
destanlarıyla Anadolu’da derin kökleri olan hayali bir Türk
tarihi ortaya çıkarmıştı. Türk tarihçilerinin çoğu hala bu
hayalci tarihi tezler ile bilim yapmaktadırlar. TTK’nin asli
vazifelerinden biri de, Kürt toplumunu tarihsizleştirmek,
Kürt ulusunu geçmiş uygarlığından koparmak ve Kürdistan topraklarını
uydurma hikayelerle Türkleştirmekti. Kürt uygarlığının ve
Kürtlerin geçmişleriyle olan bağlarının koparılmasında, unutulmasında
önemli roller oynayan TTK, 1931’deki ilk kongresinden günümüze
kadar gerçekleştirdiği bir çok ırkçı faaliyetin yanında,
düzenli olarak ulusal/uluslararası Kongreler de yapmaktadır.
Türkiye devletinin ırkçı bir kurumu olarak çalışan TTK, 15.
Kongresi’ni 11-15 Eylül 2006, Ankara’da yapmaktadır. Kürdistan’in
-Doğu Anadolu’nun- Türklüğü üzerine sayısız resmi çalışmalar
yayınlayan TTK, Kürdistan’da sömürgeci ulus tarihinin yaratılmasında
ve yerleştirilmesinde çok önemli roller oynamıştır. Bu yazıda,
Kürdistan tarihini bilimsel tarafsızlık ölçüyleriyle ele
almayan Türk Tarih Kurumu ile ilgili düşüncelerimi kısaca
açıklamaya çalışacağım.
Dünyada bir başka örneği olmayan “Türk Tarih Tetkik Cemiyeti”
1931’de diktatör Atatürk'ün direktifleriyle, 16 ırkçı üye
tarafından kurulmuştu. Ekim 1940’da Bakanlar Kurulu kararıyla
kamu yararına çalışan dernekler arasına alınan TTK, 1983’te
çıkarılan bir yasa ile T.C Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek
kurumuna bağlanarak, amaçları da şöyle açıklanmaktadır:”Türk
tarihini ve Türkiye tarihini ve bunlarla ilgili konuları,
Türklerin medeniyete hizmetlerini, ilmi yoldan incelemek,
araştırmak, tanıtmak, yaymak ve yayımlar yapmak…”.Kürdistan
bağlamında, Türk Tarih Kurumu’nun 75 yıldır yayınlanan araştırmalarını,
süreli yayınlarını (Belleten-1937 ve Belgeler-1964 dergileri),
kongrelerini vs. İttihatçıların 1912-1918 arasında Kürdistan’da
paramiliter teşkilatlarla yürüttükleri Türkçü propaganda
faaliyetleriyle karşılaştırarak, bir bütün olarak değerlendirdiğimizde,
kurumun ana amacı daha net olarak anlaşılmakta ve Kürdistan’a
yönelik yapılan tarih, kültür, uygarlık tarihi ve toplumsal
tarihin bütün yapısının Türkçülüğe kanalize edilmesiyle ilgili
bilim adı altında yapılan çalışmaların tümünün birer propaganda
malzemesi olduğu ortaya çıkmaktadır.
TTK ile ilgili yasanın 59.maddesine göre, kurumun haberleşme
üyeleri olarak “Türk silahlı kuvvetleri ve emniyet teşkilatına
bağlı olanlar dahil, yükseköğretim kurumlarında anabilim
dalı Türk tarihi olan....”. belirtilmektedir. TTK, 75 yıldır
Genelkurmay başkanlığı askeri tarih araştırmaları ve stratejik
etütler daire başkanlığının paramiliter bir teşkilatı gibi
çalışarak, Kürdistan’da savaş yürüten sömürge memurlarına/özel
harb dairesine propaganda malzemesi üretmektedir. Propagandacı
paramiliter örgütler anlamında, Türk Ocakları Cemiyeti’nin
(1912) İttihatçılarla olan ilişkisi ile TTK’nin Genelkurmay
Başkanlığı’na olan bağımlılığı, birbirleriyle çok benzeşmektedir.
TTK 1980’de çok açık bir şekilde darbeci askerlerin bir propaganda
kurumu olarak çalışarak, Osmanlı tarihini millileştirmeye
çalışarak, Türk-İslam sentezi fikirlerini Genelkurmay Başkanlığı’nın
istekleri doğrultusunda yeniden canlandırarak Kürdistan,
Bulgaristan, Kafkasya ve Orta asya bölgelerinde hayali Türk
dünyasına yönelik, tarih araştırmaları adı altında çeşitli
propaganda malzemeleri yayınlamıştı ve bu propagandaya dayalı
yayın politikası hala süresiz bir şekilde devam etmektedir.
Genelkurmay Başkanlığı’nın paramiliter bir teşkilatı olarak
tarih çalışmalarını yürüten TTK, 11-15 Eylül 2006 tarihleri
arasında dünyanın çeşitli ülkelerinden 750 tarihçinin katılımıyla
ve önceden seçilmiş 310 bildirinin sunulmasıyla 15. Kongresi’ni
yapmaktadır. Bu Kongre’de de 1931’den beri Doğu Anadolu’nun
Türklüğü geleneğine bağlı kalarak, Kürt tarihi ve Kürt kavramı
hiç bir konuşmacının taslağında geçmemektedir. Kongre’de
bir konuşma yapan Türkiye Başbakanı Erdoğan,“Tarihte bizim
kadar yüzü ak bir millete rastlamak neredeyse imkansızdır”diyerek,”TTK’nın,
kurulduğu 1931 yılından bu yana objektif araştırmalarıyla,
yayımladığı eserlerle Türk tarihinin bilinmeyen yönlerini
aydınlattığını” ifade ediyordu. Türkiye Başbakanı Kemalist
ideolojinin ikiyüzlülüğüne bağlı kalarak, Kürdistan’ın işgalini,
Kürtlerin soykırımlardan geçirilmesini, zulümlere tabi tutulmasını,
iskan kanunlarıyla sürgün edilmelerini, Türkçülük politikalarına
tabi tutulmalarını, Kürt çocuklarının Türk okullarında zorunlu
asimile edilmelerini, Kürt köylerinin boşaltılmasını, Kürt
aydınlarının özel timler tarafından öldürülmesini ve yaklaşık
83 yıldır Kürt ulusunun tümden yok sayılarak, dağ Türkü sayılmasını,
eşine ender rastlanır yüzü ak bir tarih olarak değerlendirmektedir.
Ayrıca Erdoğan konuşmasına, 75 yıldır TTK’nin “okjetif ve
bilimsel araştırmalar”yaptığınıda eklemektedir. Propaganda
ve uydurma hikayelerle Genelkurmay Başkanlığı’nın paramiliter
bir örgütü gibi çalışarak, Kürt tarihinde tahrifatlar yaratan
TTK, Kürdistan politikasında hiç bir zaman objektif davranarak,
bilimsel araştırmalar yapmamıştır.
Sonuçta, TTK 75 yıldır Kürdistan’da bulunan sömürge memurlarına,
güvenlik güçlerine, Türkiye yönetiminin üst yöneticilerine
ve uluslararası alandaki belli kurumlara, Kürt tarihinin
inkar edilmesi temelinde propaganda malzemesi üreten paramiliter
bir kurumdur.
|