SAL: 6
HEJMAR: 162
18 Temmuz 2006
ANASAYFA
YORUMLAR
KÜLTÜR
YAZARLAR
DENG YAYINLARI
DENG DERGİSİ
Dema Nû Arşiv
Roja Teze Arşiv
 
 

Ali Haydar KOÇ'un eski yazıları için Tıklayın

Eyalet-Federasyon idaresi istemi ve Kürtler

Osmanlı Devleti’nde Kürt nüfusu

İttihatçıların Kürdistan’daki bazı siyasal uygulamaları (1913-1917)

Türkiye-İsrail ve Kürtler

Kürdistan’da Misyoner Çalışmaları-Harput

Alevi-Bektaşi Edebiyatında Ermeni Aşıkları (Aşuğlar)

Kürdistan’da Osmanlı Eğitiminin Genel Durumu

Kürt Kültürü Üzerine Bazı Düşünceler

Amele –Ölüm Taburları (1914-1918)

Türk Ordusu ve Kürdistan

Dış Mihraklar ve Dış Mihrakların Maşası kavramları Üzerine

Türkiye’de çok partili dönem ve Kürtler

Türkiye, devlet terörü, şiddet ve Kürdistan

Doğu Cephesine Dair (1916-1917)

Tarih yazıcılığı ve Kürtler

Güney Kürdistan, Irak ve Türkiye

Egemenlik kavramının Kürdistan’daki anlamı üzerine

Üç Siyasal Antlaşma-1926

Çaldıran Gazetesi-1914

Dağkapı (1925) ve Buğday Meydanının (1937) Hatırlattıkları

Kürt Köylüleri ve Unutulanların Coğrafyası

Şark Islahat Projesi (1914) ve Kürtler

İki Yüzlü Düşünenler

Tarihi eser, müzecilik ve Kürtler

Etnik Kavramı ve Kürtler

Chester Projesi ve Kürdistan

Kürtler ve Türk Milli Bayramları

ALİ HAYDAR KOÇ
alihaydar-koc@arcor.de
Birinci Dünya Savaşı ve Kürt Çocukları

20.yy’da dünyada yaşanan savaşlardan en çok siviller zarar görmüş ve savaşları yürütenlerin her zaman saldıracakları birinci hedefi olarak görülüyorlardı. Sivillerin, savaş zamanlarında göç, sürgün, hastalık, açlık, doğanın zor koşullarını yaşamak zorunda bırakılmaları, tarihte dikkat çeken bir olgudur. Siviller arasında olumsuz şiddet saldırlarında en çok etkilenen kesimi ise, çocuklar oluşturmaktadır. Çocukların savaşlardaki yaşamsal koşulları ve ölümleri hakkında resmi ve resmi olmayan arşiv belgelerinin azlığından dolayı, günümüzde tarihçiler arasında konunun etraflıca araştırılması işlemini de zorlaştırmaktadır. Şimdiye kadar 20.yy’da Almanya’da soykırım felaketini yaşayan Yahudiler, kendi çocukları hakkında yazılı kayıtlar tutarak, çocukların yaşadıkları şiddet ve ölüm olaylarıyla ilgili önemli vesikaları günümüze aktarmışlardır. Birinci Dünya Savaş’ında Kürdistan’da çocukların yaşadıkları şiddet biçimleri, savaşta çeşitli hizmetlerde kullanılmaları, sürgün ve göç yollarında ölümleri, tarihi olarak hemen hemen hiç araştırılmayan konular arasındadır. 1915-1918 soykırımında kurtulan Ermenilerin ve Kürtlerin, çocuklar hakkında verdikleri sözlü bilgiler, araştırmalar için çok yetersiz kalmaktadır. Ayrıca o devrin Osmanlı Devleti’nin bazı resmi vesikaları, Kürt ve Ermeni çocukları hakkında taraflıda olsa, bazı bilgileri aktardıkları görülmektedir. Diğer taraftan savaş zamanı boyunca bölgede bulunan yabancı yardım kuruluşlarında çalışanların, gözlemcilerin, askeri yetkililerin, resmi devlet görevlilerinin (elçi ve konsoloslar) ve gazetecilerin verdikleri çeşitli bilgiler arasında, çocukların yaşadıkları olumsuzluklara çok az rastlanılmaktadır. Kürdistan’da savaş ve soykırım esnasında Kürt ve Ermeni çocuklarının her türlü şiddete maruz bırakıldığı bilinen bir durum idi. Bu günkü yazımda, 20.yy. Kürdistan tarihinde pek işlenmeyen, ihmal edilen ve başlıbaşına araştırılması gereken bir konu olan, Kürt çocuklarının savaşlarda, göçlerde ve sürgünlerde yaşadıklarını,1915/18 dönemini örnek alarak kısaca işlemeye çalışacağım.

İttihat ve Terraki yönetimi, 1915’ten itibaren Kürdistan’da Ermeni ve Kürt tehciri hakkında aldığı kararların yanında, Dahiliye Nezareti’nin gizli şifrelerinde geçen bilgilerde, çocuklar hakkında bazı resmi bilgilerin verilmesi, dikkat çeken bir olgudur. Örneğin, 26 Haziran 1915 tarihli Maarif-i Umumiye ve Dahiliye Nezaretlerinden Diyarbakır, Bitlis, Sivas, Erzurum, Harput,Van ve diğer Kürt vilayetlerine çekilen telgraflarda (bazı belgelerin numaraları -BOA, DH.ŞFR,nr.55/19-nr,55/48-nr,54/221-nr,60/48-nr,53/295-nr,54/287-nr,54/150),yerleri değiştirilen veya uzaklaştırılan Ermeni ve Kürt çocuklarının yetimhanelere yerleştirilmeleri için, uygun bina bulunup bulunmayacağının ve çocukların sayıları hakkında bölgedeki yetkililerden bilgiler istenmektedir. Resmi belgelerde geçen bilgilere göre, çocukların bulundukları yerlerde kalmalarının uygun görüldüğü, yine Dahiliye Nezareti’nden Elazığ vilayetine çekilen 26 Haziran 1915 tarihli telgraftan anlaşılmaktadır. Ayrıca 9 Ağustos 1915’te Dahiliye Nezareti’nden, Halep Valisi Bekir Sami Bey’e gönderilen telgrafta ise, erkekleri olmayan Ermeni ailelerin büyük şehirlere getirilmemeleri, ancak küçük yaştaki kimsesiz çocukların İslam karyelerine dağıtılabileceği belirtilmektedir.Dahiliye Nezareti’nden, Sivas vilayetine 17 Ağustos 1915’te çekilen bir diğer telgrafta ise, yetimhanelerde bulunan muallim ve çocukların şimdilik oralada kalmalarında bir behis olmadığı şeklindedir. 3 Mayıs 1916’da Dahiliye Nezareti tarafından Kürdistan vilayetlerine çekilen telgraflarda, askeri sebeplerden dolayi tahliyesi icap eden yetimlerin gittikleri yerlerde, devlet yetimhanelerine dağıtılması ifade edilmektedir. Ancak Dahiliye Nezareti tarafından Kürdistan vilayetlerine çekilen bu şifrelerde, verilen bilgilerin tamamıyla doğru olmadıklarını hesaba katmak gerekiyor.

Yaşar Kemal, “Yaşar Kemal kendini anlatıyor” adlı kitapta, savaş sonrasında olayları bizzat yaşamış tanıklarla yaptığı görüşmelerde Kürt ve Ermeni çocukları hakkında şu bilgileri vermektedir:“...çocuklar da sürüler haline gelmişti, aç sefil çırılçıplak.... Sürüler halinde dolaşıyor, köylere kasabalara saldırıyor, bir yanından giriyorlar köyün, kasabanın, öbür yanından çıkıyorlar. Köyde yiyecek namına hiçbir şey kalmıyor. Çekirge sürüleri gibi.” Kazım Karabekir’ın “İstiklal Harbimiz” adlı yapıtında, “1919’da Şark bölgesinde 50 binden fazla himayeye muhtaç kimsesiz çocuk bulunduğunu gözlemlemiştim”demektedir. Ayrıca Kazım Karabekir, Kürdistan’da sefil ve ailesiz kalan çocuklar için bir çok yetimhanenin açıldığını, bu çocuklar için “Çocukları Himaye Cemiyetinin” kurulduğunu, bazılarının Erzurum’daki 15. kolordu komutanlığı denetimine alındıklarını, bu çocuklardan 1920’de Avcı Gürbüz Alayları (Her Gürbüz Alayı 1100 kişiden oluşuyordu) teşkil edilerek, bir çocuklar ordusunun oluşturulduğunu ve 1 Agustos 1922’ye kadar Gürbüz Alayları sayısınında 17’ye kadar yükseldiğini, yazmaktadır. Kürt çocukları için,1922’de Himaye-i Etfal Cemiyeti” kuruldu ve bu cemiyetin amaçlarından biride, Kürt çocuklarını Türk ordusuna kazandırmak idi. Ki Türk ordusunda çok büyük bir sayıyı teşkil ettikleri ve bazılarının Orgeneralliğe kadar yükseldiklerine dair bilgiler mevcuttur. Bu resmi anlatılardan bile, Osmanlı ve Cumhuriyet Türklerinin, Kürt çocuklarına çektirdikleri eziyetlerin yanında, onlardan her yönüyle Türk milli çıkarları temelinde yararlandıkları sonucu çıkıyor.

Birinci Dünya Savaşı esnasında Kürt ve Ermeni çocuklarının katledilme dahil, göç ve sürgün yollarında çektikleri dramatik acılar, savaş sonrasında Kürdistan’da 1919-1925 yılları arasında çok önemli sosyal yaralar açmıştır. 1925’ten sonraki dönemde Kürt çocuklarının kurban anlamında yaşadıkları olumsuzluklar daha farklı boyutlarda incelenmesi gereken tarihi konudur. Kürt çocuklarının 1915-1925 yılları arasında yaşadıkları dramatik olaylar araştırıldıkları taktirde, Kürt tarihinde önemli bir boşluğu dolduracağı inancını taşıyorum. Çünkü Diktatör M.Kemal’in kurduğu devletin Kürt çocuklarına yönelik politikasının temelleri 1913-1923 yıllarına dayanmakta ve günümüzde onun takipçileri tarafında Kürdistan’da en üst düzeyde uygulanmaktadır. Günümüzde Kürt çocuklarının ölümlerle, cezalarla süren sefil yaşamlarını ve hüzünlü bakışlarını bu geçmişTürkçü politikalar şekillendirmektedir.

 
Geri Dön Başa Dön Yazıcıya Ver