20.yy’da dünyada yaşanan savaşlardan en çok siviller zarar
görmüş ve savaşları yürütenlerin her zaman saldıracakları
birinci hedefi olarak görülüyorlardı. Sivillerin, savaş zamanlarında
göç, sürgün, hastalık, açlık, doğanın zor koşullarını yaşamak
zorunda bırakılmaları, tarihte dikkat çeken bir olgudur.
Siviller arasında olumsuz şiddet saldırlarında en çok etkilenen
kesimi ise, çocuklar oluşturmaktadır. Çocukların savaşlardaki
yaşamsal koşulları ve ölümleri hakkında resmi ve resmi olmayan
arşiv belgelerinin azlığından dolayı, günümüzde tarihçiler
arasında konunun etraflıca araştırılması işlemini de zorlaştırmaktadır.
Şimdiye kadar 20.yy’da Almanya’da soykırım felaketini yaşayan
Yahudiler, kendi çocukları hakkında yazılı kayıtlar tutarak,
çocukların yaşadıkları şiddet ve ölüm olaylarıyla ilgili
önemli vesikaları günümüze aktarmışlardır. Birinci Dünya
Savaş’ında Kürdistan’da çocukların yaşadıkları şiddet biçimleri,
savaşta çeşitli hizmetlerde kullanılmaları, sürgün ve göç
yollarında ölümleri, tarihi olarak hemen hemen hiç araştırılmayan
konular arasındadır. 1915-1918 soykırımında kurtulan Ermenilerin
ve Kürtlerin, çocuklar hakkında verdikleri sözlü bilgiler,
araştırmalar için çok yetersiz kalmaktadır. Ayrıca o devrin
Osmanlı Devleti’nin bazı resmi vesikaları, Kürt ve Ermeni
çocukları hakkında taraflıda olsa, bazı bilgileri aktardıkları
görülmektedir. Diğer taraftan savaş zamanı boyunca bölgede
bulunan yabancı yardım kuruluşlarında çalışanların, gözlemcilerin,
askeri yetkililerin, resmi devlet görevlilerinin (elçi ve
konsoloslar) ve gazetecilerin verdikleri çeşitli bilgiler
arasında, çocukların yaşadıkları olumsuzluklara çok az rastlanılmaktadır.
Kürdistan’da savaş ve soykırım esnasında Kürt ve Ermeni çocuklarının
her türlü şiddete maruz bırakıldığı bilinen bir durum idi.
Bu günkü yazımda, 20.yy. Kürdistan tarihinde pek işlenmeyen,
ihmal edilen ve başlıbaşına araştırılması gereken bir konu
olan, Kürt çocuklarının savaşlarda, göçlerde ve sürgünlerde
yaşadıklarını,1915/18 dönemini örnek alarak kısaca işlemeye
çalışacağım.
İttihat ve Terraki yönetimi, 1915’ten itibaren Kürdistan’da
Ermeni ve Kürt tehciri hakkında aldığı kararların yanında,
Dahiliye Nezareti’nin gizli şifrelerinde geçen bilgilerde,
çocuklar hakkında bazı resmi bilgilerin verilmesi, dikkat
çeken bir olgudur. Örneğin, 26 Haziran 1915 tarihli Maarif-i
Umumiye ve Dahiliye Nezaretlerinden Diyarbakır, Bitlis, Sivas,
Erzurum, Harput,Van ve diğer Kürt vilayetlerine çekilen telgraflarda
(bazı belgelerin numaraları -BOA, DH.ŞFR,nr.55/19-nr,55/48-nr,54/221-nr,60/48-nr,53/295-nr,54/287-nr,54/150),yerleri
değiştirilen veya uzaklaştırılan Ermeni ve Kürt çocuklarının
yetimhanelere yerleştirilmeleri için, uygun bina bulunup
bulunmayacağının ve çocukların sayıları hakkında bölgedeki
yetkililerden bilgiler istenmektedir. Resmi belgelerde geçen
bilgilere göre, çocukların bulundukları yerlerde kalmalarının
uygun görüldüğü, yine Dahiliye Nezareti’nden Elazığ vilayetine
çekilen 26 Haziran 1915 tarihli telgraftan anlaşılmaktadır.
Ayrıca 9 Ağustos 1915’te Dahiliye Nezareti’nden, Halep Valisi
Bekir Sami Bey’e gönderilen telgrafta ise, erkekleri olmayan
Ermeni ailelerin büyük şehirlere getirilmemeleri, ancak küçük
yaştaki kimsesiz çocukların İslam karyelerine dağıtılabileceği
belirtilmektedir.Dahiliye Nezareti’nden, Sivas vilayetine
17 Ağustos 1915’te çekilen bir diğer telgrafta ise, yetimhanelerde
bulunan muallim ve çocukların şimdilik oralada kalmalarında
bir behis olmadığı şeklindedir. 3 Mayıs 1916’da Dahiliye
Nezareti tarafından Kürdistan vilayetlerine çekilen telgraflarda,
askeri sebeplerden dolayi tahliyesi icap eden yetimlerin
gittikleri yerlerde, devlet yetimhanelerine dağıtılması ifade
edilmektedir. Ancak Dahiliye Nezareti tarafından Kürdistan
vilayetlerine çekilen bu şifrelerde, verilen bilgilerin tamamıyla
doğru olmadıklarını hesaba katmak gerekiyor.
Yaşar Kemal, “Yaşar Kemal kendini anlatıyor” adlı kitapta,
savaş sonrasında olayları bizzat yaşamış tanıklarla yaptığı
görüşmelerde Kürt ve Ermeni çocukları hakkında şu bilgileri
vermektedir:“...çocuklar da sürüler haline gelmişti, aç sefil
çırılçıplak.... Sürüler halinde dolaşıyor, köylere kasabalara
saldırıyor, bir yanından giriyorlar köyün, kasabanın, öbür
yanından çıkıyorlar. Köyde yiyecek namına hiçbir şey kalmıyor.
Çekirge sürüleri gibi.” Kazım Karabekir’ın “İstiklal Harbimiz”
adlı yapıtında, “1919’da Şark bölgesinde 50 binden fazla
himayeye muhtaç kimsesiz çocuk bulunduğunu gözlemlemiştim”demektedir.
Ayrıca Kazım Karabekir, Kürdistan’da sefil ve ailesiz kalan
çocuklar için bir çok yetimhanenin açıldığını, bu çocuklar
için “Çocukları Himaye Cemiyetinin” kurulduğunu, bazılarının
Erzurum’daki 15. kolordu komutanlığı denetimine alındıklarını,
bu çocuklardan 1920’de Avcı Gürbüz Alayları (Her Gürbüz Alayı
1100 kişiden oluşuyordu) teşkil edilerek, bir çocuklar ordusunun
oluşturulduğunu ve 1 Agustos 1922’ye kadar Gürbüz Alayları
sayısınında 17’ye kadar yükseldiğini, yazmaktadır. Kürt çocukları
için,1922’de Himaye-i Etfal Cemiyeti” kuruldu ve bu cemiyetin
amaçlarından biride, Kürt çocuklarını Türk ordusuna kazandırmak
idi. Ki Türk ordusunda çok büyük bir sayıyı teşkil ettikleri
ve bazılarının Orgeneralliğe kadar yükseldiklerine dair bilgiler
mevcuttur. Bu resmi anlatılardan bile, Osmanlı ve Cumhuriyet
Türklerinin, Kürt çocuklarına çektirdikleri eziyetlerin yanında,
onlardan her yönüyle Türk milli çıkarları temelinde yararlandıkları
sonucu çıkıyor.
Birinci Dünya Savaşı esnasında Kürt ve Ermeni çocuklarının
katledilme dahil, göç ve sürgün yollarında çektikleri dramatik
acılar, savaş sonrasında Kürdistan’da 1919-1925 yılları arasında
çok önemli sosyal yaralar açmıştır. 1925’ten sonraki dönemde
Kürt çocuklarının kurban anlamında yaşadıkları olumsuzluklar
daha farklı boyutlarda incelenmesi gereken tarihi konudur.
Kürt çocuklarının 1915-1925 yılları arasında yaşadıkları
dramatik olaylar araştırıldıkları taktirde, Kürt tarihinde
önemli bir boşluğu dolduracağı inancını taşıyorum. Çünkü
Diktatör M.Kemal’in kurduğu devletin Kürt çocuklarına yönelik
politikasının temelleri 1913-1923 yıllarına dayanmakta ve
günümüzde onun takipçileri tarafında Kürdistan’da en üst
düzeyde uygulanmaktadır. Günümüzde Kürt çocuklarının ölümlerle,
cezalarla süren sefil yaşamlarını ve hüzünlü bakışlarını
bu geçmişTürkçü politikalar şekillendirmektedir.
|