SAL: 6
HEJMAR: 175
17 Ekim 2006
ANASAYFA
YORUMLAR
KÜLTÜR
YAZARLAR
DENG YAYINLARI
DENG DERGİSİ
Dema Nû Arşiv
Roja Teze Arşiv
 
 

Mesud Tek'in Yazıları eski yazıları için Tıklayın

MGK’nin yeni yıl hediyesi...

İspanyol General ve Ağca

Yavaş ama emin adımlarla ilerlemek...

Saygı Mı? Özgürlük Mü?

Aynaya Bakma

Buzdağının Ucu (Mu?)

Söyleyemediklerim ve yapmadıklarımız..

Arapsaçı

“Çeteler Cenneti”

Halepçe Olayları Neyi Gösteriyor, Neyi Gerektiriyor?

Acaba Öyle Mi?

Kansere Razı Etmek İçin Ölümle Tehdit Etmek

Güneyli Kürtlerin Büyük Sınavı

İpe Un Sermek

Sadak’ın Sadakati

Tek Yanlı Aşk

Süreç ve Önümüze Koyduğu Görevler

Erdoğan’ın Sınavı

Filmi Başa Sarmak

“İyi Çocuk”lar Cenneti..

Yanlışta Israr

Zeytin Dalı

Madımak

Ektiğini Biçmek!..

Şahinler ve Riyakarlar

Başbakan Doğru Söylemiyor

Hizaya Getirmek

Kirlenme, Çürüme Ve Çifte Standart

Yapışık Üçüzler

Enfal

“Qandil Gönüllüleri”

Başbakan’ın TİT Aşkı

Sıcak Günler

Cadı Kazanı

“Paşalar Cumhuriyeti”

MESUD TEK
 
Her İkisi de Aynı Orhan Pamuk

Yazar Orhan Pamuk’un edebiyat dalında Nobel Ödülü’nü alması ve buna ilişkin tartışmalar devam ediyor.

Anlı şanlı politikacılar, ve köşe yazarları ödülü değerlendiriyorlar.

Pamuk’a, bundan sonra nasıl davranması gerektiğine dair önerilerde bulunuyorlar.

Aralarında Pamuk’a, ödül alırken yapacağı konuşmada söylemesi gerekli olanları dikte ettirenler de var.

Bazılarıysa Pamuk’un Ermeni katliamına ilişkin söyledikleriyle alnına sürdüğü kara lekeyi, yapacağı konuşmayla temizlemesi gereğinden bahsediyorlar!..

Gazeteler ve televizyon kanalları Pamuk nasıl davranmasına ilişkin anketler yapıyorlar.

Bazı anketler, katılanların büyük bir bölümünün Orhan Pamuk’un ödülü reddetmesinden yana olduklarını söylüyor.

Pamuk’un Türklüğünü sınamak isteyen bazıları da, “eğer Türkse bu ödülü almaz” diyor.

Bazıları (bu arada “Türk Basınının Amiral Gemisi’nin kaptanı da), “Türklük” yanı nedeniyle Nobel Edebiyat Ödülünü aldığı için Orhan Pamuk’la gurur duyuyorlar.

Aynı kesimler yine Türklük yanları uyarınca, ellerinden gelse ünlü yazarı bir kaşık suda boğarlar.

Ermeni soykırımı ve Kürt sorununa ilişkin söylediklerinden dolayı Orhan Pamuk’a kızdıklarını söylüyorlar; O’ndan nefret ediyorlar.

Ama bu kesimlerin unuttukları, ya da görmezden geldikleri bir şey var:

“Bu ülkede 1 milyon Ermeni ve 30 bin Kürt öldürüldü” diyen Orhan Pamuk ile Nobel Ödülü’nü alan yazar Orhan Pamuk ayrı-ayrı değil, aynı kişi.

Tıpkı barış savaşçısı Picasso ile ünlü ressam Picasso’nun aynı kişi olması gibi..

Picasso’nun bire bir yaşadığı olay biliniyor.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında, dünyaca ünlü bilim adamları, edebiyatçılar, ressam ve aydınların oluşturduğu Dünya Barış Konseyi’nin üyelerinden biri de Pıcasso’dur.

Emperyalist devletler, soğuk savaş döneminde, üyelerinin önemli bir bölümü solcu olan Barış Konseyi’nin önüne bir çok engeller çıkartırlar.

Engel çıkartan devletlerden birisi de İngiltere’dir.

İngiltere devleti, kongresini Londra’da yapma kararı alan Barış Konseyi’nin kongre delegelerini bu ülkeye sokmama kararı alır ve kongreye katılmak üzere gelen delegeleri tek-tek geri çevirir.

Kongre delegesi olan Picasso’nun aynı günlerde Londra’da bir sergisi de vardır.

Öteki delegeleri geri çeviren İngiliz polisi Picasso’ya, “siz girebilirsiniz” der.

Polise, “ressam Picasso ile barışçı Pıcasso aynı kişidir” deyip delege arkadaşlarını yanlız bırakmayan ünlü ressamın bu cevabı, Nobel Edebiyat Ödülü’nü alan yazar Orhan pamuk ile, “Türklüğe hakaret” nedeniyle hakkında dava açılan, mahkemede, polislerin gözleri önünde linç edilmek istenen Orhan Pamuk’u ayıranlara, ta o zamanlarda atılan bir tokattır..

İkiyüzlülüğün, riyakarlığın yükselen değerler arasında görüldüğü ülkelerin başında Türkiye geliyor.

Türk siyasi hayatında yaşanan riyakarlıkların benzerlerine başka ülkelerde rastlamak çok zor.

“Son günlerde yaşanan en son riyakarlık nedir?” diye sorulursa eğer, verilecek cevap hiç kuşku yok ki Erdoğan hükümetinin Pamuk’a yönelik tavrı olur.

Hem Erdoğan, hem de Abdullah Gül aldığı ödül nedeniyle Pamuk’u kutladılar.

Oysa daha birkaç gün önce, kabine arkadaşlarından Cemil Çiçek, 301. Maddenin uygulanmasının müsebbibi olarak Pamuk’u göstermişti.

301. Madde, Erdoğan hükümeti tarafından, generallerin, militaristlerin, AB karşıtlarıyla cümle tutucuların istemlerini yerine getirmek amacıyla çıkartılmıştı.

Bu gerçek biliniyorken, Cemil Çiçek’in ulusal ve uluslararası alanda büyük eleştiriler alan 301 . Madde dolayısıyla Orhan Pamuk’u suçlaması, tam bir riyakarlıktır.

Cemil Çiçek’in yaptıkları karşısında gıkını çıkartamayan, Çiçek’in Pamuk hakkında söylediklerini duymazdan, yaptıklarını görmezden gelen Erdoğan ve Gül’ün, Orhan Pamuk’u aldığı ödül nedeniyle kutlamaları ise ikiyüzlülüğün daniskasıdır.

Demokrat ve barışsever Pamuk’un Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülmesi, hiç kuşku yok ki biz Kürtleri de sevindirmiştir.

Ama ben aynı zamanda Pamuk’a kızıyorum da.

Yanlış anlaşılmasın, Kürt sorununda benim gibi düşünmediği, bizim taleplerimizi dillendirmediği için değil.

Türkiye’de, Kürtlerin öldürülmelerini sadece son savaşla sınırlandırdığı için.

“Türkiye’de 30 bin Kürt öldürüldü” diyen Pamuk, bu rakamına bir sıfır eklemeli ve çıkan sayıyı en azından 2-3 ile çarpmalıdır.

 
Geri Dön Başa Dön Yazıcıya Ver