Tarih insanların faaliyetleri neticesinde meydana gelen
bütün olaylarla ilgilenen bir bilim dalıdır. Tarih bilimi,
sadece bir olaylar dizisini değil, insanların düşüncelerinin
ifadesi olan ve zamanla ortaya çıkan olayları; insanların
yönlendirdiği sosyal gelenekleri/siyasal faaliyetleri konu
edinir. Tarih aynı zamanda bunları şekillendiren yasaları
bulmayı, gelişme-çöküş, yozlaşma sebeplerini ve aşamalarını
açıklığa kavuşturmayı da amaç edinir. Tarih bilimi, geçmişin
olaylarını, kaynak malzemelerin eleştirel bir incelemesine
dayanarak, kronolojik bir tutarlılık içinde irdeyerek, genellikle
bunların nedenleri konusunda açıklamalarda bulunur. Tarihin
ne olduğu, nasıl yazılması gerektiği tarih felsefesinin temel
sorunlarındandır. Tarihçi ise, olayları bizzat görme imkanına
sahip değildir. Yani bir fizikçi veya bir kimyager gibi laboratuvarda
gözlemleme imkanından mahrumdur. Ancak, olayları gözlemleyenlerin
bıraktıkları belgelere dayanarak takip etme imkanına sahiptir.
Bizden önce yaşamış insan topluluklarının yaşayış biçimleri,
yapmış oldukları savaşlar, barış ve antlaşmalar, tarihin
başlıca konularıdır. Bilim ve sanat dallarındaki gelişmeler
ile toplumların din ve inançları gibi konular da tarihin
inceleme alanına girmektedir. Tarihin asıl konusu gezegenimizde
yaşanmış ve yaşanacak olan gelişmelerin bütünüdür. Eğer insanoğlu
yeryüzünde ortaya çıktığı ilk haliyle kalsaydı tarih de olmazdı.
Çünkü bu durumda incelenecek bir konu olmadığı gibi bunu
sonraki kuşaklara aktaracak yazı ve diğer kültür ürünleri
de olmazdı. Buna bağlı olarak Kürdistan’da tarih biliminin
geçmişten günümüze kadar uzanan zaman dilimindeki ana hatları
haliyle akademik olarak kişisel ve kurumsal anlamda daha
incelenmiş değildir. Özellikle Kürdistan tarihinde, tarih
yazıcılığının çeşitleri, tarihin yararlandığı diğer bilim
dalları ve tarihin bölümlenmeleri ile ilgili alanlarda çok
büyük eksiklikler ortaya çıkmaktadır. Bilimsel tarih araştırmalarında
çok önem arzeden bu üç temel prensibi bu yazıda kısaca dile
getirmeye çalışacağım.
Tarih toplumlara, geçmişlerini öğrenme ve geleceklerini
daha iyi biçimlendirme konusunda yardımcı olduğu gibi, toplumların
geçmiş ve geleceklerini daha sağlıklı bir şekilde öğrenerek
geliştirebilme olanakları sunar. Tarih, insanlığın ve toplumların
hafızasıdır. İnsanlar arasında ortak duygular yaratarak ve
geçmiş ile gelecek arasında köprü rolü oynar. Dünya toplumları
içinde kendi geçmişini öğrenmede geri bırakılan ulusların
başında Kürtler gelmektedir. Özellikle Türkiye devletinin
sömürge Kürdistan’da oluşturduğu yasakçı politika, kürtler
arasında bu geri bırakılmışlığın en önemli faktörünü oluşturmaktadır.
İnsanlar farklı ruh yapılarına sahiptir ve tarihi olayların
meydana gelmesinde insanların ruhi hallerinin rolleri çok
büyüktür. Tarihçiler, sadece fikirlere ilgi duymayıp, bu
fikirlerin içinde geliştiği duygu ve heyecanın köklerini
incelemekle de yükümlüdürler. Ancak insanlar, farklı ruh
yapılarına sahip oldukları için, her yeni durumda ve meydana
gelen olayda, insanların ruhi halleri de farklılık gösterir.
İnsanların farklı psikolojik yapıları olduğu gibi, toplumların
da farklı psikolojik yapıları vardır. Bu farklı yapılardaki
toplumsal olayları daha iyi öğrenebilmek ve açıklayabilmek
için tarihçilerin, tarih yazıcılığının çeşitleri, bölümlenmeleri
ve tarihin yararlandığı diğer bilim alanları hakkında metodik
bilgi sahibi olmasi gerekiyor.
Tarih yazıcılıgının türleri üç biçimde karşımıza çıkmaktadır:
birincisi Hikayeci (rivayetçi) anlayış, daha çok eski Yunan’da
ortaya çıkmış ve Heredotos’un sayesinde büyük gelişme göstermiştir.
Hikayeci tarih anlayışında olayların eleştirisi ve bulguların
karşılaştırılması söz konusu değildir. İkincisi ise öğretici
(Pragmatik) anlayış; bu tarzın amacı yaşanmış ve yaşanacak
olaylarda ahlakı ve milli duyguları toplumlara aktarmaktır.
Üçüncüsü ise araştırmacı anlayıştır; tarih yazıcılığının
en önemli ve en gerçekçi tarzlarından biridir. 19.yy’dan
itibaren ortaya çıkmış ve günümüze kadar hala etkisini yitirmeden
devam eden bir anlayıştır. Tarih bilim dalı olma kimliğini
araştırmacı anlayış tarzının ortaya çıkmasıyla kazanmıştı.
İnsanlık tarihini bir bütün olarak ele almanın zorlukları
dikkate alınarak ortaya çıkan tarihin bölümlenmeleride üç
katagoride karşımıza çıkmaktadır. Ama bu bölümlenmelerin
araştırma ve incelemeyi kolaylaştırma yararından başka mutlak
bir değerleri yoktur. Bu bölümlenmeler sayesinde elde edilen
bilgilerin tarih bilinci içinde değerlendirilmesi gerekir.
Zamana göre bölümlenme; tarihin kronolojik dilimlerini ve
çağları ele alır. Bölgeye göre bölümlenmede ise; kıtaların,
ülkelerin, kentlerin ve köylerin tarihinin incelenmesidir.
Yani yerel tarihten, genel tarihe ulaşma amacını taşır. Örneğin
günümüzde bütün ulusal devletler milli tarihlerini dünya
tarihi içine alarak incelemektedirler. Konularına göre bölümlenmede;
ekseriyetten toplumların değişik yönlerinin (sanat tarihi,
iktisat tarihi, düşünce tarihi, bilim tarihi gibi) incelenmesini
ele alır.
Tarihin yararlandığı bilim dalları:19.yy’dan beri tarihçiler
hangi bilimlerden, ne gibi hususlarda faydalanacağı hakkında
fikir sahibidirler. Örneğin tarih bilimi, felsefe, psikoloji,
eğitim bilimeri, sosyoloji, iktisat, antropoloji, arkeoloji,
etnoloji, filoloji, sanat sarihi, coğrafya, paleografya,
diplomatik (siyaset bilimleri), epigrafi, nümizmatik, ve
onomastik gibi bilim dalları ve alanlardan faydalanarak olayları
açıklamaya çalışır.
Sonuç olarak Kürt tarihinin araştırılmasındaki eksiklerin
çok olmasının en önemli etkenlerinden biri, tarihin araştırma
türleri, tarihin bölümlenmeleri ve tarihin faydalandığı bilimlerle
ilgili konuların akademik anlamda ele alınamayışından ileri
geldiğini söylemek mümkündür.Ayrıca Kürt tarihi ile ilgili
bilimsel akademik kurumların olmayışı da bu eksikliklerin
olmasında çok büyük rol oynamaktadır. Kürdistan’da tarih
yazıcılığı hem ulusal anlamda ve hemde genel anlamda bilimsel
bir zeminin dışında gelişme göstererek ilerlemekte ve genellikle
geçmişten yakın zamanıza kadar yaşanan olaylar birbirlerinden
ayrık bir şekilde, değişik biçimlerde ele alınarak açıklanmakta
ve fısıltı biçiminde toplum içinde geçerlilik kazanmaktadır.
|