SAL: 6
HEJMAR: 149
17 Nîsan 2006
ANASAYFA
YORUMLAR
KÜLTÜR
YAZARLAR
DENG YAYINLARI
DENG DERGİSİ
Dema Nû Arşiv
Roja Teze Arşiv
 
 

Ali Haydar KOÇ'un eski yazıları için Tıklayın

Eyalet-Federasyon idaresi istemi ve Kürtler

Osmanlı Devleti’nde Kürt nüfusu

İttihatçıların Kürdistan’daki bazı siyasal uygulamaları (1913-1917)

Türkiye-İsrail ve Kürtler

Kürdistan’da Misyoner Çalışmaları-Harput

Alevi-Bektaşi Edebiyatında Ermeni Aşıkları (Aşuğlar)

Kürdistan’da Osmanlı Eğitiminin Genel Durumu

Kürt Kültürü Üzerine Bazı Düşünceler

Amele –Ölüm Taburları (1914-1918)

Türk Ordusu ve Kürdistan

Dış Mihraklar ve Dış Mihrakların Maşası kavramları Üzerine

Türkiye’de çok partili dönem ve Kürtler

Türkiye, devlet terörü, şiddet ve Kürdistan

Doğu Cephesine Dair (1916-1917)

ALİ HAYDAR KOÇ
alihaydar-koc@arcor.de
Tarih yazıcılığı ve Kürtler

Tarih insanların faaliyetleri neticesinde meydana gelen bütün olaylarla ilgilenen bir bilim dalıdır. Tarih bilimi, sadece bir olaylar dizisini değil, insanların düşüncelerinin ifadesi olan ve zamanla ortaya çıkan olayları; insanların yönlendirdiği sosyal gelenekleri/siyasal faaliyetleri konu edinir. Tarih aynı zamanda bunları şekillendiren yasaları bulmayı, gelişme-çöküş, yozlaşma sebeplerini ve aşamalarını açıklığa kavuşturmayı da amaç edinir. Tarih bilimi, geçmişin olaylarını, kaynak malzemelerin eleştirel bir incelemesine dayanarak, kronolojik bir tutarlılık içinde irdeyerek, genellikle bunların nedenleri konusunda açıklamalarda bulunur. Tarihin ne olduğu, nasıl yazılması gerektiği tarih felsefesinin temel sorunlarındandır. Tarihçi ise, olayları bizzat görme imkanına sahip değildir. Yani bir fizikçi veya bir kimyager gibi laboratuvarda gözlemleme imkanından mahrumdur. Ancak, olayları gözlemleyenlerin bıraktıkları belgelere dayanarak takip etme imkanına sahiptir. Bizden önce yaşamış insan topluluklarının yaşayış biçimleri, yapmış oldukları savaşlar, barış ve antlaşmalar, tarihin başlıca konularıdır. Bilim ve sanat dallarındaki gelişmeler ile toplumların din ve inançları gibi konular da tarihin inceleme alanına girmektedir. Tarihin asıl konusu gezegenimizde yaşanmış ve yaşanacak olan gelişmelerin bütünüdür. Eğer insanoğlu yeryüzünde ortaya çıktığı ilk haliyle kalsaydı tarih de olmazdı. Çünkü bu durumda incelenecek bir konu olmadığı gibi bunu sonraki kuşaklara aktaracak yazı ve diğer kültür ürünleri de olmazdı. Buna bağlı olarak Kürdistan’da tarih biliminin geçmişten günümüze kadar uzanan zaman dilimindeki ana hatları haliyle akademik olarak kişisel ve kurumsal anlamda daha incelenmiş değildir. Özellikle Kürdistan tarihinde, tarih yazıcılığının çeşitleri, tarihin yararlandığı diğer bilim dalları ve tarihin bölümlenmeleri ile ilgili alanlarda çok büyük eksiklikler ortaya çıkmaktadır. Bilimsel tarih araştırmalarında çok önem arzeden bu üç temel prensibi bu yazıda kısaca dile getirmeye çalışacağım.

Tarih toplumlara, geçmişlerini öğrenme ve geleceklerini daha iyi biçimlendirme konusunda yardımcı olduğu gibi, toplumların geçmiş ve geleceklerini daha sağlıklı bir şekilde öğrenerek geliştirebilme olanakları sunar. Tarih, insanlığın ve toplumların hafızasıdır. İnsanlar arasında ortak duygular yaratarak ve geçmiş ile gelecek arasında köprü rolü oynar. Dünya toplumları içinde kendi geçmişini öğrenmede geri bırakılan ulusların başında Kürtler gelmektedir. Özellikle Türkiye devletinin sömürge Kürdistan’da oluşturduğu yasakçı politika, kürtler arasında bu geri bırakılmışlığın en önemli faktörünü oluşturmaktadır.

İnsanlar farklı ruh yapılarına sahiptir ve tarihi olayların meydana gelmesinde insanların ruhi hallerinin rolleri çok büyüktür. Tarihçiler, sadece fikirlere ilgi duymayıp, bu fikirlerin içinde geliştiği duygu ve heyecanın köklerini incelemekle de yükümlüdürler. Ancak insanlar, farklı ruh yapılarına sahip oldukları için, her yeni durumda ve meydana gelen olayda, insanların ruhi halleri de farklılık gösterir. İnsanların farklı psikolojik yapıları olduğu gibi, toplumların da farklı psikolojik yapıları vardır. Bu farklı yapılardaki toplumsal olayları daha iyi öğrenebilmek ve açıklayabilmek için tarihçilerin, tarih yazıcılığının çeşitleri, bölümlenmeleri ve tarihin yararlandığı diğer bilim alanları hakkında metodik bilgi sahibi olmasi gerekiyor.

Tarih yazıcılıgının türleri üç biçimde karşımıza çıkmaktadır: birincisi Hikayeci (rivayetçi) anlayış, daha çok eski Yunan’da ortaya çıkmış ve Heredotos’un sayesinde büyük gelişme göstermiştir. Hikayeci tarih anlayışında olayların eleştirisi ve bulguların karşılaştırılması söz konusu değildir. İkincisi ise öğretici (Pragmatik) anlayış; bu tarzın amacı yaşanmış ve yaşanacak olaylarda ahlakı ve milli duyguları toplumlara aktarmaktır. Üçüncüsü ise araştırmacı anlayıştır; tarih yazıcılığının en önemli ve en gerçekçi tarzlarından biridir. 19.yy’dan itibaren ortaya çıkmış ve günümüze kadar hala etkisini yitirmeden devam eden bir anlayıştır. Tarih bilim dalı olma kimliğini araştırmacı anlayış tarzının ortaya çıkmasıyla kazanmıştı.

İnsanlık tarihini bir bütün olarak ele almanın zorlukları dikkate alınarak ortaya çıkan tarihin bölümlenmeleride üç katagoride karşımıza çıkmaktadır. Ama bu bölümlenmelerin araştırma ve incelemeyi kolaylaştırma yararından başka mutlak bir değerleri yoktur. Bu bölümlenmeler sayesinde elde edilen bilgilerin tarih bilinci içinde değerlendirilmesi gerekir. Zamana göre bölümlenme; tarihin kronolojik dilimlerini ve çağları ele alır. Bölgeye göre bölümlenmede ise; kıtaların, ülkelerin, kentlerin ve köylerin tarihinin incelenmesidir. Yani yerel tarihten, genel tarihe ulaşma amacını taşır. Örneğin günümüzde bütün ulusal devletler milli tarihlerini dünya tarihi içine alarak incelemektedirler. Konularına göre bölümlenmede; ekseriyetten toplumların değişik yönlerinin (sanat tarihi, iktisat tarihi, düşünce tarihi, bilim tarihi gibi) incelenmesini ele alır.

Tarihin yararlandığı bilim dalları:19.yy’dan beri tarihçiler hangi bilimlerden, ne gibi hususlarda faydalanacağı hakkında fikir sahibidirler. Örneğin tarih bilimi, felsefe, psikoloji, eğitim bilimeri, sosyoloji, iktisat, antropoloji, arkeoloji, etnoloji, filoloji, sanat sarihi, coğrafya, paleografya, diplomatik (siyaset bilimleri), epigrafi, nümizmatik, ve onomastik gibi bilim dalları ve alanlardan faydalanarak olayları açıklamaya çalışır.

Sonuç olarak Kürt tarihinin araştırılmasındaki eksiklerin çok olmasının en önemli etkenlerinden biri, tarihin araştırma türleri, tarihin bölümlenmeleri ve tarihin faydalandığı bilimlerle ilgili konuların akademik anlamda ele alınamayışından ileri geldiğini söylemek mümkündür.Ayrıca Kürt tarihi ile ilgili bilimsel akademik kurumların olmayışı da bu eksikliklerin olmasında çok büyük rol oynamaktadır. Kürdistan’da tarih yazıcılığı hem ulusal anlamda ve hemde genel anlamda bilimsel bir zeminin dışında gelişme göstererek ilerlemekte ve genellikle geçmişten yakın zamanıza kadar yaşanan olaylar birbirlerinden ayrık bir şekilde, değişik biçimlerde ele alınarak açıklanmakta ve fısıltı biçiminde toplum içinde geçerlilik kazanmaktadır.

 
Geri Dön Başa Dön Yazıcıya Ver