SAL: 6
HEJMAR: 178
16 Kasım 2006
ANASAYFA
YORUMLAR
KÜLTÜR
YAZARLAR
DENG YAYINLARI
DENG DERGİSİ
Dema Nû Arşiv
Roja Teze Arşiv
 
 

Ali Haydar KOÇ'un eski yazıları için Tıklayın

Eyalet-Federasyon idaresi istemi ve Kürtler

Osmanlı Devleti’nde Kürt nüfusu

İttihatçıların Kürdistan’daki bazı siyasal uygulamaları (1913-1917)

Türkiye-İsrail ve Kürtler

Kürdistan’da Misyoner Çalışmaları-Harput

Alevi-Bektaşi Edebiyatında Ermeni Aşıkları (Aşuğlar)

Kürdistan’da Osmanlı Eğitiminin Genel Durumu

Kürt Kültürü Üzerine Bazı Düşünceler

Amele –Ölüm Taburları (1914-1918)

Türk Ordusu ve Kürdistan

Dış Mihraklar ve Dış Mihrakların Maşası kavramları Üzerine

Türkiye’de çok partili dönem ve Kürtler

Türkiye, devlet terörü, şiddet ve Kürdistan

Doğu Cephesine Dair (1916-1917)

Tarih yazıcılığı ve Kürtler

Güney Kürdistan, Irak ve Türkiye

Egemenlik kavramının Kürdistan’daki anlamı üzerine

Üç Siyasal Antlaşma-1926

Çaldıran Gazetesi-1914

Dağkapı (1925) ve Buğday Meydanının (1937) Hatırlattıkları

Kürt Köylüleri ve Unutulanların Coğrafyası

Şark Islahat Projesi (1914) ve Kürtler

İki Yüzlü Düşünenler

Tarihi eser, müzecilik ve Kürtler

Etnik Kavramı ve Kürtler

Chester Projesi ve Kürdistan

Kürtler ve Türk Milli Bayramları

Birinci Dünya Savaşı ve Kürt Çocukları

Kürtler, Arap Ülkeleri ve Filistin

Kürt Nüfus yapısına Türkiye’nin Yaklaşımı .I

Kürt Nüfus yapısına Türkiye’nin Yaklaşımı .II

Bitlis Kürt Milli Hareketi (1914)- 1

Bitlis Kürt Milli Hareketi (1914)- 2

Ulusal Güvenlik Kavramı,Türkiye ve Kürtler

Türkiye’nin dış politikası ve Kürtler –(1925-1938)

Bir propaganda dairesi olarak:Türk Tarih Kurumu

Türkiye’nin Kürdistan’a yönelik memur politikası

Türkiye’de değişmeyen muhafazakar barış anlayışı

Sultan II.Abdulhamit, İttihatçılar, Türkiye ve Kürtler

Osmanlı İmparatorluğunun Türkleştirilmesi ve Kürtler

Göçertilen Kürtlerin geri dönüş çabaları (1917) ve bir telgraf

Şükrü Kaya ve Kürtler

ALİ HAYDAR KOÇ
alihaydar-koc@arcor.de

Erzurum Vilayetinde Bir Medrese Düşüncesi
(1912-1913)

Osmanlı devleti siyasal çıkarlarını dikkate alarak 19.yy’ın sonlarından itibaren Kürdistan’da önem verdiği vilayetler arasında Erzurum yeralmakta idi. Erzurum’da bir çok ulusal ve dini grubun birarada yaşaması, Osmanlı yönetimini ellerinde tutan İttihatçı hükümet için, Erzurum hem jeopolitik ve hemde jeostratejik açıdan çok özel bir konuma sahipti. Erzurum vilayeti, İttihatçı yönetim açısından hem Kafkasya’yı ve hemde Doğu vilayetlerini kontrol etmenin merkezi noktası olarak görülmüş ve aynı zamanda Erzurum’da bulunan III. ordu gücüyle merkezi hükümetin siyasal otoritesini Kürtler ve Ermeniler üzerinde daha kolay sağlanacağı düşüncesi de hakim idi. Erzurum vilayeti aynı zamanda Kürtler arasında Türkleştirmeyi yaygınlaştırma denelemelerinin de ilkini teşkil eden pilot şehirler arasında yeralmakta idi. Balkanlarda büyük toprak kayıplarına uğrayan Osmanlılar, Kürdistan’da aynı hataya düşmemek için daha farklı bir siyaset izlemeyi gerekli görmüşlerdi.

Osmanlı hükümetinin buna benzer politikalara yönelmesinin en önemli nedenleri arasında; Doğu vilayetlerinde de Kürtler ile Ermeniler arasında milli düşüncelerin gelişme göstermesi teşkil ediyordu. Erzurum aynı şekilde nüfus yoğunluğu bakımından da dikkatleri çeken bir vilayet idi. Kemal Karpat’ın 1985’de Wisconsin Üniversitesi yayınlarından çıkan „Ottomon Population, 1830-1914.”adlı çalışmasında Eruzum’un nüfusunu; 1881-1883 sayımlarına göre 2.898.830, 1906/7,de 3.147.880 ve 1914 tarihli sayıma göre ise, 3.839.547 olarak belirtmektedir. Karpat’ın verdiği bilgilere göre; Erzurum’da müslümanların nüfusu gayr-i müslümlerin dört katından daha fazla olduğu biçimindedir. Erzurum’da Kürtler, Ermeniler, Çerkezler, Lazlar, Türkler, Rumlar, Yahudiler, Kıptiler, Keldaniler, Süryaniler ve bunlara bağlı dini cemaat/mezhepler bölgenin yerlisi olarak yaşamlarını sürdürüyordular.İTK yönetimi 1913’ten itibaren Erzurum’da sağlık, sosyal, kültürel, bayındırlık, asayiş ve eğitim gibi alanlarda yeni çalışmaların yapılmasını istiyordu. Daha sonraları birinci dünya savaşında sağlık ve eğitim çalışmalarını paramiliter örgütleri olan Mudaafa-i Milliye Cemiyeti ile Hilal-i Ahmer’e devretmişlerdi. Erzurum’un 20.yy’ın başlarından sonra Kürt milli düşüncesine yataklık etmesi,Kürt cemiyetlerinin burada güçlü bir çalışma potansiyeline sahip olmaları, İttihatçıların dikkatini çekmiş ve Erzurum’da Kürt ulusal potansiyelini yoketmek için, Kürtlere karşı çeşitli kanuni düzenlemelerle asimilasyon çalışmalarını hızladırmışlardı.Örneğin Erzurum’da Kürt gençlerinin asimile edilmesi için bir Medresenin açılması kararıda bunlardan biri idi.

Osmanlı hükümeti, Doğu vilayetlerinde yaşayan diğer gayr-i müslimleri asimile edebilmenin zorluklarını anladığından, bu politikasını Kürtler üzerinde müslümanlık olgusunu kullanarak başaralabileceği düşüncesini taşıyordu. Bu düşünce ile Erzurum’da yatılı bölümü de olan bir Medrese’nin kurulması ve Medrese aracılığıyla Türkçülük fikirlerinin Kürt gençleri arasında yaygınlaştırılması isteniyordu. BOA. DH-SYS. 90/1-5 Belge No:8/2’ye göre:dönemin Erzurum Valisi Mehmet Emin Bey’in önerisiyle Erzurum’da yapılacak çalışmaların başında bir medresenin açılması geliyordu. Mehmet Emin Bey’in önerdiği medrese şu özelliklere sahip olacaktı:“Erzurum Vilayetinde Kürtlerin güzergahı olan Kars Kapı caddesinde 120 Şakirdi ihtiva etmek ve sunuf-i ibtidaiye ve idadiyeyi şamil bulunmak üzere leyli olarak Medrese-i islamiye namıyla bir mektep tesisi..”Yani bu dilekçeden de anlaşılıyorki, Medresinin amaçları arasında Kürtleri cahil, bedevi ve geri kalmış kültürel yaşamdan kurtararak,kendi sosyal yaşamlarından uzaklaştırmayı öngörüyordu.Daha medrese kurulmadan Kürt kültürünün bu kadar değersiz ve geri kalmış olarak değerlendirilmesi, asıl amacın nereye varacağını, kürtlere karşı daha sonra yapılan şiddet eylemlerinin ilk işaretlerini veriyordu. Ayrıca medresenin yatılı bir ilkokula ve ortaokula sahip olması düşünülüyordu.

1912’nin sonlarına doğru Erzurum’da Kürtler için düşünülen medrese için Balkan savaşlarından dolayı bütçe de yeterince parasal kayanağın olmadığını,ancak bu projenin önemli olduğunu ve 1913 bütçesinden bunun için ödeneğin ayrılması gerektiğini dönemin Maarif Nazırı tarafından Erzurum valisine bildirilmişti. Örnegin:“BOA.DH-SYS.90/1-5 Belge No:13’e göre;…Erzurum’da Kürt aşair-i eftaline mahsus olarak Medrese-i islamiye namında leyli bir mektep ve fevtaline dair mutaalatına hav..”

Ayrıca Medrese için 1913’teki bütceden de parasal kaynağın ayrılmadığı ve bu yönde Erzurum ile merkezi hükümet arasında görüş ayrılıklarının olduğunu dikkat çekiyor. Bunun Örneğin Erzurum valiliğine 1913’te tayin edilen Reşit Paşa, Medresinin kuruluşunun sonuçlanması için sürekli yazışarak, kurulacak medrese hakkında detaylı bilgiler aktardığı görülmektedir. Merkezi hükümetin özellikle kurulacak medrese hakkında keşifname ve planlar istemesi, Kürtler için medresinin dışında göçertme vs. başka tedbirlerin düşünüldüğüne işaret etmektedir. Örneğin:”BOA.DH-SYS.90/1-5 Belge No:15’e göre, Medrese-i ait takdim olunan keşifname ile planın luzumuna mebni sürat-i iade ve irsaline müsaade buyrulması..,(Belge14/2’de)Keşifname ile planın Vilayet-i müşarünilehden batelgraf talep edilmekte, evrak-i mezkurenin müsaaraten iade buyrulmasi…, Telgrafname-i valaları ile taleb buyrulan keşifname ile plan Maarif Nezaret-i celilesine bilcelb leffen iade kılınmıştır…” Konu ile ilgili 1913 tarihine ait çokça yazışma belgeleri mevcuttur.

Sonuç olarak, osmanlı devletinin son hükümeti olan İttihatçılar, Kürdistan’da, Kürtleri hem müslüman oldukları için ve hemde bölgede çoğunluğu teşkil ettiklerinden, Ermenilerden, Rumlardan, Yahudilerden, Kıptilerden, Keldanilerden ve Süryanilerden daha farklı bir siyasal statüde değerlendiriyorlardı.Erzurum’da, Kürtler için düşünülen medresinin sadece tasarıda kalması, aynı zamanda çeşitli soru işaretlerini de beraberinde getirmektedir. Bir çok soru işareti İttihatçıların birinci dünya savaşında Kürtleri kıyıma ve göçertmeye tabi tutmaları sonucunda açıklığa kavuşmuş ve Kürtler için asimilasyonun ötesinde daha farklı politikaların düşünülerek uygulandığını görüyoruz.

 
Geri Dön Başa Dön Yazıcıya Ver