Türkiye,1990’dan sonra kurduğu paramiliter örgütleri, maddi/manevi
ve insan kaynaklarıyla (sözde emekliye ayrılan askeri kadrolar)
destekleyerek, Türk ırkının üstün esasları üzerinde, Türk
vatanseverliği adı altında, farklı isimlerle, Kürtlere karşı
bir çok ırkçı siyasal oluşumun kısa bir zaman sürecinde hızlı
bir şekilde ortaya çıkmasını sağlamıştı.Özellikle Kürdistan’da
askeri ve siyasal eylem alanları bulan bu Türkçü örgütler,
Kürt düşmanlığını, Türk toplumu içinde propaganda ederek,
Kürtleri terörist ve işgalci olarak nitelendirmektedirler.
Bu olgu 1920-1945’deki Türkleştirme operasyonları ile çok
benzerlikler göstermektedir. Örnegin; Vatansever Kuvvetler
güç birliği, Kuvayi milliye hareketi, Kuvayi milliye derneği,
Hakimiyeti milliye veya Türk solu gibi adlarla ortaya çıkan
ırkçı gruplar, kendi tarihi kökenlerini Teşkilat-ı Mahsusa
(1914), Karakol(1918) ve Bekçi (1919) örgütlerinden gelen
kadrolar ile oluşturulan Kuva-i milliye’ye (1919) dayandırmaktadırlar.
Kuva-i milliye çetelerinin örgütlenmesi ve siyasi düşüncelerinin
oluşumu,1920’den sonra Kürtleri, Rumları, Ermenileri ve Yahudileri
yok sayma olgusu üzerinde gelişerek, 1913’ten sonra geliştirilen
Türkçülük zeminini esas alarak, ortaya çıkmıştı. Türkiye’deki
Tarihçiler ve siyaset bilimcileri, Kuva-i milliye olgusunu
araştırmalarında kutsallaştırarak,Türk toplumuna sunmakta
ve Türkçülüğü/Türk milliyetçiliğini günümüze kadar kesintisiz
bir şekilde Kürt ulusuna karşı önemli bir siyasal araç olarak
da kullanmaktadırlar. Tarihi seyir içinde Kuva-i milliye
zemini üzerinde gelişen Türkçülük fikrinin temsilcileri,
Türk dünyası/Turancılık ideallerini gerçekleştirebilmek için,
Almanya ve İtalya (1930-1945) gibi faşist yönetimlerden etkilenerek,
onlarla işbirliği yapma arayışları içerisine girmişleri idi.Türk
toplumu ve aydınları için,milliyetçi ve siyasal anlamda kutsallık
derecesinde değeri olan Kuva-i milliye, Kürt toplumu açısından
ırkçı ve işgalci bir güç olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu
yazımda, Kuva-i milliye ve onun uzantısı olarak günümüze
kadar örgütlenerek gelişen Türk ırkçılığı ve bu ırkçılığın
Kürtlere karşı olan düşmanlığını kısaca, işlemeye çalışacağım.
Türkiye’de 1919’da kurulan ırkçı Kuva-i milliye oluşumu,Türk
siyasetçileri, tarihçileri ve sosyal araştırmacıları tarafından
sık sık olumlu ele alınarak, bu siyasal çeteci oluşumun Türk
dünyası,Türkçülük ve Türk olmayan ulusal/etnik grupların
Türkleştirilmesi operasyonlarındaki itici gücüne vurgu yaparak,düşman
güçler olarak bilinen Kürt,Ermeni, Rum ve Yahudi toplumlarına
karşı önemli bir propaganda aracı olarak dile getirmektedirler.
Örneğin;Ermeni düşmanlığı,1934’de Trakya’daki Yahudilere
baskıcı uygulamalar,1955 Rumlara karşı gerçekleştirilen 6/7
Eylül olayları ve 1919’dan günümüze kadar Kürt ulusuna karşı
her türlü (soykırım dahil) baskının uygulanması gibi eylemler,
Kuva-i milliye güçlerinin temel faaliyetleri arasında yer
alıyordu.
Diktatör Atatürk, bir taraftan Kürtlerin desteğiyle Türk
devletini kurmaya çalışırken, diğer taraftan Kuva-i milliye’nin
gazetesi olan “irade-i milliye”de (14 Eylül 1919) yazdığı
baş yazıda “hiç bir gücün ulusal iradeyi yok edemeyeceğine”
vurgu yaparak,Türkçülüğün her şeyin üstünde olduğunu duyuruyordu.
Bu ırkçı düşüncelerini 1933’de Onuncu yıl nutkunda doruğa
çıkararak, şöyle dile getiriyordu; „Türk milletinin karakteri
yüksektir.Türk milleti zekidir…, Türklüğün unutulmuş büyük
medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti bundan sonraki inkişafı
ile, atnın yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacağını…,ne
mutlu Türküm diyene ve“Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki
asil kanda mevcuttur“. İnönü,1932’de Ankara Hukuk Fakültesi’nde
yaptığı konuşmada; “Bu memleket Türkiye’dir. Burada yaşayanlar
Türktürler. Türk vatanperverliği ve Türk milliyetçiliği bu
memleketin idaresinde, mukadderatına müessir ve hakimdir“.
Başbakan Şükrü Saraçoğlu,1942’de TBMM’de yaptığı konuşmada;
“Biz Türküz, Türkçüyüz ve daima Türk kalacağız. Bizim için
Türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar ve en az o kadar
da bir vicdan ve kültür meselesidir“ diyordu. Bu ırkçı söylemlerin
dile getirildiği tarihlerde, Kürdistan’da kuva-i milliyeciler
soykırımlar gerçekleştirerek, Türkleştirme operasyonlarına
zemin hazırlıyordular.
Ayrıca 1930-1945 yılları arasında Kürtlere karşı, Türkçülüğü
işleyen dergiler aracılığıyla da propaganda yapılıyordu.
Bu dergilerden bazıları şunlardır: “Atsız Mecmua, Kadro,
Kopuz, Çınaraltı, Orkun, Tanrıdağı, Orhun, Bozkurt, Gökbörü,
Türk Yurdu, Halka Doğru ve Türk Sözü vs.“ gibi. Bütün bu
dergilerde, Kürdistan’ın Türk yurdu olduğu konusu işlenerek,
Kürtçü eylemlerin Kuva-i milliyeciler tarafından yok edileceği
biçimindeki yazılarla dolu idi. Günay Göksu Özdoğan, Turan’dan
Bozkurt’a, Tek Parti Döneminde Türkçülük (1931-1946) adlı
çalışmasında,1940’larda Türkçülerin Almanya’nın siyasal gücünü
dikkate alarak hareket ettiklerine vurgu yapmaktadır.Aynı
dönemde başta Nihal Atsız olmak üzere,Türkçü dergilerin bir
anda çoğalması, bu düşünceyi doğrular niteliktedir. Irkçı
Türkiye rejimi, Almanya’nın 1944’de kesin yenileceğini anlayınca,
formaliteden ibaret olan, Eylül 1944’de “Irkçılık - Turancılık
Davası’yla bazı Türkçüleri yargılama gereği duymuştu. O dönemdeki
ırkçı Türkçülüğün temelinde kuva-i milliye ve dolayısıyla
Atatürk’ün olduğunu herkes biliyordu.
1990’dan sonra Türk milliyetciliğini/Türkçülüğü temsil etme
iddiasında bulunan Türkiye’deki siyasal partiler, askeri
ve emniyet güçleri ile Vatansever Kuvvetler Güç Birliği,
Kuvayi Milliye Hareketi, Kuvayi Milliye Derneği, Hakimiyeti
Milliye veya Türk Solu gibi kurum, dernek ve dergiler,1920-1945’deki
Kuva-i milliye ırkçılığını taklit ederek, geliştirerek, günümüz
koşullarına uyarlamaya çalışmaktadırlar. Örneğin;Türk Solu
adlı ırkçı dergi yaptığı yayınlarda ağırlıklı olarak şu düşünceleri
dile getirmektedir; “Türk oğlu, Türk kızı Türklüğü koru,
Kürt sorunu yok, Kürt istilası var. Her Türk, alışverişini
mutlaka Türkten yapmalıdır...vs.” diğer Türkçü yayınların
hemen hemen hepsinde buna benzer örnekleri görmek mümkündür.
Sonuç olarak, günümüzde Türkiye’de, Kürtlere karşı savaş
açmış olan Türkçüler, kendi tarihi kökenlerini Kuva-i milliye
ve Diktatör Atatürk’e dayandırarak, 1920-1945 yılları arasındaki
Türkçülük akımlarını taklit ederek, ırkçı kuva-i milliye
ruhu ile 1990-2007’de Kürt ulusunun özgürlük ve bağımsızlık
mücadelesine engel olmaya çalışmaktadırlar.
|