Birinci Dünya Savaşı’ndan önce ve savaş esnasında İttihat
ve Terraki iktidarı, 1913’ten itibaren Kürdistan’daki vali,
bürokrat, mutasarrıf ve yüksek rütbeli askerlerin yetkilerini
geniş bir şekilde artırmıştı. Aynı dönemde Batı Avrupa ülkelerinin
ve Rusya’nın zorlamasıyla, Şubat 1914’de “Şark Vilayetleri
Islahat Projesini” imzalamak zorunda kalan İttihak ve Terakki
Hükümeti, iç ve dış siyasal zayıflıklarını kapatmak için,
Kürtlere karşı saldırgan bir politika izleme gereği duyarak,
Kürt ulusal muhalefetini bastırma çalışmalarına da hız vermişti.
Nüfuz sahibi Kürt siyasetçileri ise, ağırlıklı olarak 1913’ten
itibaren Abdurrezak Bedirxan aracılığıyla Rusya ile diplomatik
ilişkileri geliştirme arayışına girmişler idi. Şeyh Ubeydullah
hareketinden sonra, İngiltere ile diplomatik ilişkilerini
sınırlayan Kürt seyitleri, şeyhleri ve melaları (Molla),
Abdurrezak Bedirxan’ın Rusya’da (Tiflis) yürüttüğü diplomatik
çalışmalara olumlu bakarak, destekliyorlardı. Rusya ile ilişkilerin
kurulmaya çalışıldığı bir dönemde, 1913’te mela (Molla) Selim
tarafından planlanan ve Hizanlı Gavs ailesinden Şeyh Şahabettin’inin
desteğiyle yürütülen 1914 Bitlis ayaklanması, bu sürecin
ilk örneğidir. Mela (Molla) Selim, Bingöl Zazalarından olup,
bazı kaynakların verdiği bilgilere göre Melekanlı, bazılarına
göre ise, Karlıova’nın Xelifan köyündendir. Kendisi Bitlis’te,
Şeyh Şahabettin’inin (Halifesi) medresesinde yetkili bir
kişi olarak görev yapıyordu.
Mela (Molla) Selim liderliğinde Mart 1914’te Bitlis’te başlayan
“Bitlis Kürt milli hareketi”hakkında şimdiye kadar ikinci/üçüncü
elden kaynaklarda birbirini tutmayan, çelişkilerle dolu bilgiler
aktarılmıştır. Osmanliıarşiv vesikalarında“Bitlis Hadisesi
veya Molla Selim isyanı”olarak kayıtlara geçen bu hareket
hakkında Osmanlı, İngiliz ve Alman arşivlerinde çokça vesika
bulunmaktadır. Ben Rusya arşivleri hakkında birebir bilgi
sahibi degilim, ama olayın siyasal gidişatına bakılırsa,
Rusya arşivlerinde de “Bitlis Hadisesi”hakkında bilgilerin
olması, güçlü bir ihtimaldir. M.S.Lazarev, B.Niktin ve C.Celil,
konuyu eserlerinde kısaca işlemelerine rağmen, Rus vesikları
hakkında geniş bilgi vermemektedirler. Şimdiye kadar Rus,
Ermeni ve Türk tarihçilerinin, Bitlis Hadisesi hakkında verdikleri
bilgiler, taraflı olup, çokça yanlışlıklar içermektedirler.
Birinci Dünya Savaşı öncesi ve savaşın ilk aylarında devam
eden Bitlis Hadisesi, Kürt-Rus, ve Kürt Ermeni siyasal ilişkilerinin
açıklanmasında da çok önemli bir yere sahiptir. Ben bu yazıda,
dış ve iç siyasal ilişkiler bakımından geniş bir araştırmanın
kapsamına giren 1914 Bitlis Kürt milli hareketini, eldeki
bazı Osmanlı arşiv vesikları ve Türkiye’de bu vesikalara
yakın bilgiler veren eserlerden yararlanarak, Osmanlı devletinin
Bitlis hadisesine siyasal bakışını ve harekete karşı aldığı
tedbirler hakkındaki bazı bilgileri, kısaca vermeye çalışacağım.
1914’te Osmanlı vesikalarında sık sık işlenen konulardan
biri, Rusya’nın, Kürt ve Ermenilere yönelik izlediği politikadan
bahsedilmekte ve özellikle Abdurrezak Bedirxan’ın ismine
dikkatler çekilmektedir. Konu hakkında yazılanlardan bazı
örnekler verirsem; Yusuf Hikmet Bayur, ”Türk inkilabı tarihi”
adlı yapıtında, Bitlis hadisesine daha farklı yaklaşarak,
Kürt-Rus diplomatik ilişkilerini basitleştirerek, Rusların,
nüfuzlu Kürtler’e maddi olanaklar sağlamasına bağlamaktadır.
Bayram Bayraktar “1914 Bitlis ayaklanması” adlı makalesinde
ise, Rusya’nın himayesindeki bir Otonom Kürt iktidarının
kurulması olarak değerlendirmektedir. Mustafa Balcıoğlu,
“Birinci Dünya Savaşı öncesinde Bir Rus Komplosu: Şeyh Selim
Ayaklanması” adlı çalışmasında, olayın sebebini Şerifliğin
ilanına bağlayarak, Molla Selim’ın Taşnak Komitesinden Rahip
Vartan Vartabet ile görüşerek işbirliği teklifi yaptığını...,
Bitlis’teki“Rus Konsolosluğu’nda başlayan, Rus Konsolosluğu’nda
biten bir isyandır” yorumunu yapmaktadır.
Garo Sasoni ise, hareketin amacının köklü bir bağımsızlık
olduğunu, isyanın gerçek lideri olan Molla Selim’ın Ermeni
yetkililerle ilişkiler geliştirmeye çalıştığını..., “...Melekanlı
Molla Selim, 1913’te Bitlis’e gitme bahanesiyle Muş yakınlarındaki
Surp Garabet Manastırı’na uğrar, Daron Taşnak Merkez Komitesi
azası olan Rahip Vartan Vartabet ile görüşerek, Şeyh namına
Ermeni ve Kürtlerin birliğini teklif ettiğini..., Molla Selim’in
ikinci kez Daron’a geldiğini, bu görüşmede antlaşma yaptıklarını....,
ama daha sonra Ermenilerin varılan bu mutakabata bağlı kalmadıklarını
ve Kürtlere saldırdıklarından” söz etmektedir. M.Van Bruinessen
ise, ulusal yönü ağır basan islami bir hareket olarak değerlendirerek,
diğer Kürt liderler, Mela Selim ve Şeyh Ali’ye destek vereceklerine
dair söz verdiler, fakat gerekli olduğunda vermedikleri biçiminde
bilgiler aktarmaktadır. Kadri Cemil Paşa, Bitlis Kürt milli
hareketini “dini ve geri düşüncelerin etkisiyle yapılan bir
hareket olarak değerlendirmektedir. Gülcan Bahtiyar, Bitlis
Kıyamı- 1914 adlı makalesinde, “Mela Selim, Şeyh Sahabettin,
Seyyid Ali öncülüğünde 1913 yılında “Rexistina İrşad”adlı
bir Kürt örgütünün Şirvan’da kurulduğunu ve bu örgütün Seyyid
Ali’nin kardeşi Şeyh Reşit tarafından İttihatçılara ihbar
edildiğini..., bu örgütün çalışmaları sonucunda 1914’teki
Bitlis hareketinin başladığını, kıyama Abdurrezzak, Yusuf
Kamil, Şeyh Taha ve Simko gibi ünlü şahsiyetlerin de katıldığını“
aktarmaktadır. Ayrıca B.Nikitin, F.Dündar, M.S.Lazarev, ve
C.Celil vs.gibi araştırmacılar da, Bitlis hareketi hakkında
kaynakçalı bilgiler vermektedirler.
Mela (Molla) Selim isyanı, o dönemin Osmanlı
gazetelerine de haber olmuştu. Örneğin İkdam gazetesi, 13
Mayıs 1914 sayısında şu bilgileri aktarmaktadır: “yapılan
Osmanlı-Rus görüşmelerinde, karşılıklı siyasi,iktisadi çıkarlardan
söz edilmekte ve...bundan maada Bitlis isyanının sergedelerinden
elyevm Rus Konsoloshanesindeki Molla Selim meselesinin dahi
halli için Talat Bey’ce Ruslara teklif edilmesi ihtimaldir”.
Tanin Gazetesinin 21 Nisan 1914 adlı sayısında “Bitlis Vukuatına
ait tafsilat“ başlıklı yazıda; “Hükümet Bitlis’te bir hareketin
olacağını öğrenince, Bitlis’e bir Nasiha( Nasihat) heyetini
gönderdiğini, Molla Selim’in, Valiyi makamına çağırdığını,
fakat valinin bu teklifi reddetiğini, Molla Selim’in Şeyh
Şehabettin ve Seyyid Ali’ye metuplar yazarak, hükümetin kendileri
hakkında idam kararı aldığını, adamlarını toplayıp Bitlis’e
hareket etmelerini örgütlediğine...”dair bilgiler bu haberde
çok geniş bir şekilde ele alınmaktadır.
|