Türkiye ve İran’ın, PKK’nin varlığını gerekçe göstererek
Güney Kürdistan sınırına yaptıkları askeri yığınak tüm hızıyla
sürüyor.
Irak, ABD ve AB’nin karşı çıkmalarına rağmen, Türk jetleri
Güney Kürdistan semalarında alçak uçuş yapıyorlar.
İran ve Türk topçu bataryaları sık sık çalışıyor.
Ayakları alışsın diye, Türk askerleri Güney Kürdistan topraklarına
girip çıkıyorlar.
Askeri yığınakla birlikte Türkiye’nin diplomatik çabaları
da yoğunlaşmış durumda.
Bir yandan ABD ve Irak yönetimlerini ikna etmek için uğraşıyor,
diğer yandan Şii ve Sunni Türkmen milletvekillerini aileleriyle
birlikte turistik yerlerde ağırlıyor.
İran ve Türkiye arasındaki diplomatik trafiğin artması da
dikkat çekiyor.
İran Büyükelçisi’nin, Akşam Gazetesi yazarlarından Güler
Kömürcü’ye açıkladığı “Kürdistan projesini ancak Tahran-Ankara
işbirliği durdurabilir. Tahran-Ankara arasında askerden askere
işbirliği acilen başlamalı” talebi yerine getiriliyor.
İki ülkenin oluşturduğu güvenlik komitesi “Kürdistan projesini”
engellemek amacıyla sık sık toplanıyor, birlikte yapılacakları
saptıyorlar.
Bu bağlamda, İran Dışişleri Bakanı Menüçer Mutteki’nin İstanbul
ziyaretiyle ilgili yapılan resmi açıklamaya ancak saflar
inanır; bir de inanmaya teşne olanlar.
Çünkü Mutteti’nin ziyareti, İran-Türkiye güvenlik komitesinin
birkaç gün süren ve hiç bir açıklama yapılmayan toplantısını
takip ediyor ve kuşkusuz, ziyaretin asıl nedeni, “Kürdistan
Projesi”dir.
İran ve Türkiye’nin artırdıkları sadece askeri yığınakla
ve diplomatik çabalar değil.
Bunlarla birlikte Güney Kürdistan’da var olan huzur ve güven
ortamının bozulması için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar.
Bu iş için radikal Şiileri, Türk derin devletinin kontrolündeki
Irak Türkmen Cephesi’ni kullanıyorlar.
Kerkük huzur ve güvenliğin nisbeten sağlandığı bir kent
idi.
Ama daha sonra yaşanan bazı gelişmeler, Kerkük’ü, terör
olaylarının yaşandığı kentler sıralamasında üst basamaklara
çıkarttı.
Kabul edilen Irak Anayasası uyarınca Kerkük’de yapılması
gereken nüfus sayımı ve referandumun tarihi yaklaştıkça,
İran ile iyi ilişki içinde olan ve federasyon karşıtlığını
saklamayan, şiddet yanlısı radikal Şii Mukteda Sadr’a bağlı
Mehdi Ordusu’nun, Kerkük ve çevresinde üslenmesi de arttı.
Irak Türkmen Cephesi tarafından yönetildiği bilinen “Savaş
Yürütme Örgütü”, yayınladığı bildiride, nerede olurlarsa
olsunlar, Türkmenleri Kürtlere darbe vurmak amacıyla el ele
vermeye çağırıyor.
Kerkük polis yetkililerinin verdiği bilgiler, “Kürdistan
Projesi” karşıtı Yapışık Üçüzlerden Suriye’nin de boş durmadığını
gösteriyor.
Suriye, BAAS partisi üyesi eski subay ve polis yetkilileri
eliyle, Kerkük’de intihar saldırıları düzenletiyor, bomba
yüklü araçları patlattırıyor.
Yapışık Üçüzlerin, Kerkük’ün statüsünü belirleyecek olan
anayasal süreci engellemek amacıyla, Irak’daki uşakları vasıtasıyla
gerçekleştirdikleri terör saldırıları sonucunda, kentte huzur
ve güven kalmadı.
Kerkük bir anda terörün yaşandığı kentler sıralamasında
beşinciliğe yükseldi..
Yapışık Üçüzlerin, özellikle de bunlardan İran ve Türkiye’nin
“Kürdistan Projesi”ni engellemeye yönelik faaliyetleri, sadece
Kerkük ile sınırlı değil.
Güney basını, geçmişte Halepçe ve çevresinde halka kan kusturan
radikal islamcı Ensar ul Sunne örgütünün, yine aynı bölgede
boy gösterdiğini belirtiyor.
Başta Kürdistan Yurtsever Birliği-YNK olmak üzere, Kürdistanlı
örgütlere karşı intihar saldırıları ve suikast düzenleyen
Ensarul Sunne’nin, geçmişte İran’dan aldığı destek ve gördüğü
koruma sonucu bölgede ektin hale geldiği biliniyor.
Yapışık Üçüzler ekonomik alanda da faaliyet yürütüyorlar.
Ekonomik avantajlarını “Kürdistan Projesi”ne karşı kullanıyorlar.
Irak yetkililerinin verdiği bilgiler, terör olayları nedeniyle
Irak’daki petrol üretimin 2/3 oranında azaldığını gösteriyor.
Bu da özellikle Kürdistan’ı petrol ve elektrik enerjisi
bakımından İran ve Türkiye’ye daha çok bağımlı hale getiriyor.
Haklarını yemeyelim. Aralarındaki ekonomik, siyasal ve rejimin
niteliğinden kaynaklanan sorunlarını bir kenara bırakıp “Kürdistan
Projesi”ni engellemek amacıyla el ele veren İran ve Türkiye,
sözkonusu bağımlılığı kullammakta bayağı ustalar.
Değişik bahaneler ileri sürerek Güney Kürdistan’a yönelik
petrol sevkiyatını durduruyorlar, Güney’e sattıkları elektrik
enerjisinde kısıntı yapıyorlar.
Hem de kavurucu yaz sıcakları en üst seviyesine çıktığında,
benzine, mazot ve elektriğe en fazla ihtiyaç duyulduğu bir
dönemde...
Sömürgecilerin amaçları belli. Yolsuzluk, rüşvet, yetersiz
hizmet ve benzeri nedenlerden dolayı huzursuz olan ve Kürdistan
Hükümeti’ni suçlayan halkı, elektriksiz, yakıtsız bırakarak
tahrik etmek, hükümete karşı kışkırtmak..
İtiraf etmek gerekir ki, Kürdistan Hükümeti de, halkı sömürgecilerin
oyunları konusunda aydınlat(a)mıyor.
Türkiye ve İran’ın, Güney Kürdistan sınırlarına yaptığı
askeri yığınak, yapışık kardeşlerinden Suriye ile birlikte
Kerkük ve çevresindeki terör grafiğini yükseltmeleri, Ensarul
Sunne’nin yeniden piyasaya sürülmesi ve Güney’e verdikleri
yakıt ve elektriği kirli amaçları uğruna kullanmaları..
Tüm bunlar, Yapışık Üçüzlerin “Kürdistan Projesi”ni engellemek
için ciddi biçimde el ele verdiklerini gösteriyor.
Neyazık ki bizim cephede işler iç açıcı değil.
Henüz, sömürgecilerin oyunlarını bozmak, başta Güney’deki
kazanımlar olmak üzere Kürt halkını saldırılara karşı korumak,
uluslararası olumlu şartlardan yararlanarak ulusal kurtuluş
mücadelesini ete kemiğe büründürmek amacıyla, el ele vermiş
değiliz.
Son gelişmeler, Kürdistanlı tüm güçleri biraraya getirecek
bir yapının önemini bir kez daha açığa çıkartmıştır.
Her parçadaki yurtsever örgütlerin iş ve güçbirliği, böylesi
bir yapının oluşturulmasının önünü açar..
Bu nedenle Kuzey’deki yurtsever Kürt hareketi, işbirliği
konusunda, içerde ve dışarda başlattığı tartışma ve görüşmeleri
olumlu biçimde sonuçlandırmalı, çalışmalarını ete kemiğe
büründürmelidir.
Bu, sadece Kuzey Kürdistan’daki yurtsever hareketin güçlenmesine
yol açmaz. Aynı zamanda Güney’deki kazanımları korumak için
güçlü bir kalkan görevini de yerine getirir.
|