SAL: 7
HEJMAR: 194
15 Mart 2007
ANASAYFA
YORUMLAR
KÜLTÜR
YAZARLAR
DENG YAYINLARI
DENG DERGİSİ
Dema Nû Arşiv
Roja Teze Arşiv
 
 

Ali Haydar KOÇ'un eski yazıları için Tıklayın

Kürdistan’da Türk Dilinin Hakim Kılınması

Milli Kavramı ile Yaratılan Ortak Türk Vatanı

Kürt Çelik İsyanı/Çelik Hadisesi - (1913)

Kürt Tarihi Açısından Irkçı Bir Oluşum Olarak:
Kuva-i Milliye

Kürdistan’da Değişmeyen Şiddet Politikası

Amerika -Türkiye ilişkileri ve Kürtler

Türkiye’nin Kürdistan’daki Demografik Yapıyı Değiştirme Çabaları

Türkiye’nin Kürdistan’daki Siyasi Coğrafya Çalışmaları

ALİ HAYDAR KOÇ
alihaydar-koc@arcor.de

Türkiye, Komşuları ve Kürdistan

Türkiye devleti kurulduktan sonra, dış politikanın kuramsal zemini üzerinde, kendi coğrafyasını çevreleyen ulusal devletler/topluluklar ile komşuluk ilişkileri çerçevesi içinde siyasal, ekonomik ve kültürel ilişkiler geliştirmeye çalışmış, çeşitli antlaşma ve bölgesel paktlarla bu ilişkileri pekiştirmeye çalışıyordu. 20.yy’ın başında Osmanlı imparatorluğunun yıkılışıyla Balkan, Kafkasya ve Ortadoğu bölgelerinde meydana gelen siyasal/ulusal değişiklikler, bu alanlarda yaşayan bütün toplumları yakından ilgilendiriyordu. Türkiye, batı sınırlarında Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya ile 1923-1939 yılları arasında çeşitli düzeylerde antlaşma ve paktlar imzalayarak, karşılıklı komuşuluk ilişkilerini güçlendirme çabası gösteriyordu. Aynı şekilde siyasal çıkarları zedelenmediği sürece Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya’da, Türkiye ile iyi komşuluk ilişkileri içinde olmaktan memnundular. Diğer taraftan Türkiye doğu sınırlarında da, İran, Irak, Suriye, Kuzey, Rusya ve Ermenistan ile de komşuluk ilişkileri çerçevesi dahilinde bir çok siyasal antlaşma ve bölgesel pakt yapmış idi. Başta Türkiye olmak üzere burda sözkonusu olan devletler, Kürtler ve Kürdistan toprakları hariç, karşılıklı olarak birbirlerinin ulusal sınırlarını ihlal etmeme temelinde hemfikir davranıyordular.

1920-1939 yılları arasında Türkiye ve komşuları arasındaki diplomatik ilişkileri düzenleyen antlaşma ve paktları incelediğimizde, birbirleriyle ulusal haklar temelinde, toprağa dayalı, ulusal sınırlara saygı düşüncesinin çokça öne çıkarıldığını ve bu düşüncenin çok sıkça antlaşma metinlerine geçirildiğini görüyoruz. Bütün bu siyasal gelişmelerin olduğu dönemlerde, Türkiye’nin komşularıyla tarihi ulusal sınırlar konusunda siyasal sorunları olmasına rağmen, Kürt olgusu dikkate alınarak, komşularıyla iyi geçinmesi, dikkatleri çekmektedir. Osmanlı devletinin yıkılışından sonra, çok hızlı bir şekilde komşu „devletlerimiz“ siyasal kavramına uyum sağlayan Türkiye ve onu kuran Türkçü kadrolar, tarihi olarak en fazla düşman ilan ettikleri uluslar ile komşuluk ve dostluk ilişkileri içerisine girerken, ırkçı cumhuriyetin kuruluşunda önemli oranda payları olan Kürtleri ise, komşu bir ulus olarak değil, yok edilmesi gereken bir ulus olarak ele almışlar idi.

1923-1939 yılları arasında Türkiye, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Rusya, Ermenistan, İran, Irak ve Suriye birbirlerinin sınırlarına komşuluk hakkı temelinde saygı gösterirlerken, dört devlet arasında parçalanarak sömürgeleştirilen Kürdistan sınırlarından hiç bir şekilde söz etmemeleri, yapılan antlaşma komisyonlarında gündem maddesi olarak ele almamaları, birbirlerine gösterdikleri komşuluk saygısını, Kürtlerin üzerinde yaşadığı ulusal sınırlara göstermemeleri, o yıllarda Kürt ulusuna karşı yapılmış en büyük diplomatik haksızlıklardan biridir. Bu siyasal tarihi çelişki aynı zamanda Kürdistan’ı sömürgeleştiren Türkiye, İran, Suriye ve Irak’ı kürtlere karşı daha da cesaretledirmiş idi. Kürt siyasal tarihinde önemli bir olay olarak karşımıza çıkan Türkiye ve komşuları arasındaki siyasi ilişkiler, kendi içlerinde bazı sorunları taşımış olmalarına rağmen, Kürt sorunu lehine fazla değişiklikler göstermeyerek, günümüze kadar devam etmektedirler. Örneğin; Yunanistan Kıbrıs/Ege’deki çıkarlarını koruyarak, Türkiye ile iyi komşuluk ilişkileri sürdürmekte, tıpkı 1923-1939’dakine benzer siyasetini devam ettirerek, Kürt sorunundan uzak durmayı tercih etmektedir.

Cumhuriyet dönemi Türk dış politikasının önemli bir ayağını oluşturan komşu devletler ve onlarla olan siyasal ilişkiler, Kürt ulusal sınırlarını yok etmede de çok iyi kullanılmıştı. 1923-1939 yılları arasında bahsı geçen devletler ile Türkiye arasında iyi komşuluk ilişkileri ve sınırların korunmasına dair 40’ın üzerinde antlaşma/sözleşme yapılmış ve bu antlaşmalarda Kürt sorunu ve Kürtlerin uğradıkları haksızlıklara hiç değinilmemesi, güçlü siyasal çıkar ilişkilerine işaret etmektedir. Aynı devletler, çıkarları gereği zaman zaman Kürtleri destekliyor gibi görünseler de, sömürge Kürdistan topraklarına karşı aynı siyasal tavırlarını günümüz kosullarında da Türkiye ile iyi komşuluk ilişkileri çerçevesi doğrultusunda değiştirme ihtiyacı duymayarak, hala sürdürmektedirler. Bu siyasal olgu aynı zamanda Kürtlerin bu devletler ile diplomatik ilişkilerinin hemen hemen hiç olmadığına da ortaya işaret etmektedir.

Yunanistan, Rusya, Bulgaristan ve Ermenistan yaklaşık olarak 84 yıldır Türkiye, İran, Irak (1991) ve Suriye tarafından toprakları ilhak edilen Kürdistan’daki sömürge olgusunu yakından tanıdıkları halde, dile getirememektedirler. Aynı devletler dünyanın değişik bölgelerinde toprakları sömürgeleştirilen uluslar ile dayanışma içinde olduklarını açıklarlarken, sömürge Kürdistan olgusuna karşı aynı siyasal tavrı, Türkiye ile olan iyi komşuluk ilişkileri ile Kürdistan’daki enerji kaynaklarına (Türkiye, İran, Irak üzerinden yararlanma) olan ihtiyaçlarından dolayı gösterememektedirler. Ayrıca günümüzde Yunanistan, Bulgaristan, Rusya ve Ermenistan Irak’ın bütünlüğü konusunda Türkiye,İran ve Suriye ile hemfikir olduklarını çeşitli resmi açıklamalarla dile getirerek, kurulacak bir Kürdistan devletine karşı olduklarını ilan etmektedirler. Bir diğer olgu ise, Türkçü kadroların sıkça başvurdukları „biz Kürt kardeşlerimiz ile bin yıllık kardeşiz“ düşncesine dayanan inkarcı siyasal çelişkidir. Aynı Türkçü kadrolar, Yunanistan’ı, Rusya’yı, Bulgaristan’ı ve Ermenistan’ı hiç bir sorun çıkarmadan komşu olarak kabul ederken, Kürtlerin komşuluk ilişkilerine dayanan istemlerini, hiç şekilde kabul etmeyerek, karşı çıkmaktadırlar. Örnegin; Türkiye, Güney Kürdistan’da ortaya çıkabilecek bir Kürt devletini, savaş gerekçesi yaparak, Kürtleri soykırım ile tehdit etmektedir.

Sonuç olarak, Kürt siyasal tarihinde Türkiye, komşuları ve Kürtler ile olan siyasal ilişkiler üzerine şimdiye kadar detaylı arşiv kaynak taramalarına dayanan araştırmaların yapılamayışı, geçmişten günümüze kadar uzanan tarihi Kürt sorununu diplomatik açıdan olumsuz yönde etkilemektedir. Türkiye, 1923’ten beri komşularından aldığı siyasal, ekonomik ve kültürel destekler ile Kürdistan devletinin kuruluşuna ve Kürtlerin Türkiye’ye komşu bir devlet olmalarına karşı çıkmaktadır.

 
Geri Dön Başa Dön Yazıcıya Ver