SAL: 6
HEJMAR: 182
14 Aralık 2006
ANASAYFA
YORUMLAR
KÜLTÜR
YAZARLAR
DENG YAYINLARI
DENG DERGİSİ
Dema Nû Arşiv
Roja Teze Arşiv
 
 

Ali Haydar KOÇ'un eski yazıları için Tıklayın

Eyalet-Federasyon idaresi istemi ve Kürtler

Osmanlı Devleti’nde Kürt nüfusu

İttihatçıların Kürdistan’daki bazı siyasal uygulamaları (1913-1917)

Türkiye-İsrail ve Kürtler

Kürdistan’da Misyoner Çalışmaları-Harput

Alevi-Bektaşi Edebiyatında Ermeni Aşıkları (Aşuğlar)

Kürdistan’da Osmanlı Eğitiminin Genel Durumu

Kürt Kültürü Üzerine Bazı Düşünceler

Amele –Ölüm Taburları (1914-1918)

Türk Ordusu ve Kürdistan

Dış Mihraklar ve Dış Mihrakların Maşası kavramları Üzerine

Türkiye’de çok partili dönem ve Kürtler

Türkiye, devlet terörü, şiddet ve Kürdistan

Doğu Cephesine Dair (1916-1917)

Tarih yazıcılığı ve Kürtler

Güney Kürdistan, Irak ve Türkiye

Egemenlik kavramının Kürdistan’daki anlamı üzerine

Üç Siyasal Antlaşma-1926

Çaldıran Gazetesi-1914

Dağkapı (1925) ve Buğday Meydanının (1937) Hatırlattıkları

Kürt Köylüleri ve Unutulanların Coğrafyası

Şark Islahat Projesi (1914) ve Kürtler

İki Yüzlü Düşünenler

Tarihi eser, müzecilik ve Kürtler

Etnik Kavramı ve Kürtler

Chester Projesi ve Kürdistan

Kürtler ve Türk Milli Bayramları

Birinci Dünya Savaşı ve Kürt Çocukları

Kürtler, Arap Ülkeleri ve Filistin

Kürt Nüfus yapısına Türkiye’nin Yaklaşımı .I

Kürt Nüfus yapısına Türkiye’nin Yaklaşımı .II

Bitlis Kürt Milli Hareketi (1914)- 1

Bitlis Kürt Milli Hareketi (1914)- 2

Ulusal Güvenlik Kavramı,Türkiye ve Kürtler

Türkiye’nin dış politikası ve Kürtler –(1925-1938)

Bir propaganda dairesi olarak:Türk Tarih Kurumu

Türkiye’nin Kürdistan’a yönelik memur politikası

Türkiye’de değişmeyen muhafazakar barış anlayışı

Sultan II.Abdulhamit, İttihatçılar, Türkiye ve Kürtler

Osmanlı İmparatorluğunun Türkleştirilmesi ve Kürtler

Göçertilen Kürtlerin geri dönüş çabaları (1917) ve bir telgraf

Şükrü Kaya ve Kürtler

Erzurum Vilayetinde Bir Medrese Düşüncesi
(1912-1913)

Osmanlı Basını ve Kürtler

1878 Göç Hareketleri ve Kürdistan

Türkiye’nin 1938-1945’te Kürtlere Karşı İzlediği Siyaset

ALİ HAYDAR KOÇ
alihaydar-koc@arcor.de

II. Meşrutiyet (1908) sonrası Türk milli tarih yazıcılığı ve Kürtler

Osmanlı devletinin son yıllarında çeşitli siyasal ve kültürel düzeylerde değişik cemiyetler adı altında örgütlenerek faaliyet gösteren Kürt aydınları, Kürt kültürü, edebiyatı ve Kürtlerin siyasi haklarını Kürdistan’ın dışında, imparatorluğun başkentinde (İstanbul) dile getirmeye çalışarak, bir çok gazete, dergi ve süreli yayın aracılığıyla, Kürt milli düşüncesinin oluşması için bazı adımlar atmışlardı. Bu çalışmaların yanında, Kürt milli tarih düsüncesinin akademik oluşumundan cok uzak kaldıklarını ve Kürt milli tarih kavramını fazla önemsememeleri olgusu, daha sonraları cumhuriyet devrinde Kürt tarihinin,Türkçü kadrolar tarafından tümden inkar edilmesinde büyük kolaylıklar sağlamıştı. Bu düşüncelerin Türkçülüğün yararına oluşmasında,1908-1919 yılları arasında hem Türk milliyetçi dergilerinde ve hemde Kürt cemiyetlerinde yeralan, Kürt kökenli bazı aydınların rolü önemli oranda etkili olmuştu.

Kürt aydınlarının Osmanlılık ve İslamlık ideolojilerine fazla ilgi duymaları, Avrupadaki ulusal tarih yazıcılığına uzak kalmalarına yeterli gelmişti. Buna karşılık ikinci mesrutiyetin ilanından sonra Türk aydınlarının Osmanlılık ve İslamlık ideolojilerine karşı, Avrupadaki milli tarih yazıcılıgğından yararlanmayı tercih etmeleri, Türk milli tarihçiliğinin oluşmasını daha da hızlandırmıştı. Aynı şekilde Kürt ulusu ile birarada yaşayan Ermenilerde, Avrupadaki milli tarih tecrübelerinden etkilenerek, Ermenilere ait bir milli tarih oluşturma çalışmaları yürütüyordular. Kürt aydınlarının Osmanlı devletinin başkentinde, Kürtler üzerinde yaptıkları çalışmalar arasında en ilgisiz ve zayıf kaldıkları konu ise, Kürt milli tarih yazıcılığı ve milli tarih araştırmaları oluşturmaktadır. Kürt aydınlarının ikinci meşrutiyet devrinde islam ve osmanlı tarihini yayınlarında fazlasıyla önemsemeleri, cumhuriyet devrinde Kürt tarihinin tahrif edilmesine önemli bir zemin sunmuştu. Eğer Kürt aydınları ikinci meşrutiyet devrinde akademik anlamda Kürt milli tarih yazıcılığını derinliğine inceleme konusu yapabilseydiler, cumhuriyet döneminde Kürt milli tarihinin ve Kürt toplumunun, Türk ırkçıları tarafından tümden inkar edilmesi mümkün olmayabilirdi.

1908’den sonra Osmanlı devletinin başkentinde yaşayan Kürt aydın ve aristokratları, bir çok siyasi cemiyet kurarak ve bunlara bağlı olarak siyasi, kültürel ve edebi içerikli bazı gazete, dergi ve süreli yayınlar çıkarıyordular. Şimdiye kadar ortaya çıkan bütün bu yayınları incelediğimizde, Kürt milli tarih araştırmalarına ve Kürt milli tarihinin gelişimine katkı sunacak bilgilerin, cok az işlendiği görülmektedir. Örneğin 1908’de çıkmaya başlayan „Kürt Teavün ve Terraki gazetesi ile 1912’de çıkan Hetawi Kurd dergisinde“ Kürt milli tarih araştırmalarına ilgisiz kalındığı görülmektedir. Yine Kürt milli tarih yazıcılığından uzak duran Ziya Gökalp, Babanzade İsmail Hakkı ve Dr.Abdullah Cevdet’in1908-1914 yılları arasında Kürt ve Türk dergilerinde-gazetelerinde makaleler yazarak, ağırlıklı olarak Türk milli unsuruna önem vermeleri de dikkat çeken konular arasındadır. Kürt aydınlarının milli tarih, tarih yazma, tarih araştırma yöntemleri, tarih araştırmalarını geliştirme faaliyetleri ile bunlara bağlı olarak Kürt milli tarihini modern anlamda ele almayarak uzak durmaları, Balkanlarda büyük kayıplara uğrayan Türk milliyetçileri için imparatorluğun doğu sınırlarında büyük bir siyasal avantaj sağlamıştı. Aynı siyasal zemin etkisini cumhuriyet döneminde de Türk milliyetçiliğine, Kürt ulusal değerleri üzerinde ulusal devlet olma şansını vermişti.

19.yy.’ın başlarından itibaren Darülfünun’da (Bu günkü İstanbul Üniversitesi)“Tarih-i Umumi” ve “Tarih-i Düvel” dersleri okutuluyordu. Fakat 1908’den sonra İttihatçılar eğitim politikasını milli Türk tarihini araştıracak şekilde değiştirerek, Darülfünun’da Türk Tarihinin okutulmasını sağlamışlardı. Ayrıca 1908-1919 tarihleri arasında faaliyet gösteren Türkçü cemiyetler ve yayın kuruluşları, milliyetçilik fikirlerini geliştirmek ve güçlendirmek için, batı Avrupa milli hareketlerini dile getiren yayınları tercüme ederek, yararlanıyordular. Buna karşılık Kürt aydınlarının milli tarih yazıcılığını içeren, Batı Avrupa ülkelerindeki araştırma ve çalışmalardan uzak durmaları, dikkat çeken bir başka olgudur. 1908’den sonra Türkçülüğü esas alan „Türk Derneği“, Tarih-i Osmani Encümeni, Asar-ı İslamiye ve Milliye Tedkik Encümeni, Millî Tetebbular Mecmuası, Türk Ocakları ve Türk Yurdu gibi bir çok cemiyet kurulmuştu. Bütün bu kuruluşlar ve onların yayınlarında Türk milli tarihi ve Türk kimliği ana amaç olarak değerlendiriliyordu. Örneğin 1908’de Türk Derneğini kuran, Ahmet Mithad Necip Asım, Veled Çelebi ve Yusuf Akçura amaçlarını derneğin nizamnamesinde şöyle açıklamaktadırlar: „Cemiyetin maksadı Türk diye anılan bütün kavimlerin mazi ve haldeki asar, efal, ahval ve muhitini öğrenmeye ve öğretmeye çalışmak; yani Türklerin asar-ı atikasını, tarihini, lisanlarını, avam ve havas edebiyatını, etnografya ve etnologyasını, ahval-ı içtimaiye ve medeniyeti hazinelerini,Türk memleketlerinin eski ve yeni coğrafyasını araştırıp ortaya çıkararak bütün dünyaya yayıp dağıtmak...“ Türk milli tarih kurumlaşmasının yakın tanığı olan Kürt aydınları, Kürt milli tarih yazıcılığı ile Kürt tarihinin kurumlaşması konusunda hiç bir adım atmamaları düşündürücüdür. Ayrıca Kürt aydınlarının milli tarih araştırmalarından uzak durmaları sonucu, Türk milliyetçilerine Kürtleri Türk olarak görme fırsatını sağlıyordu. Örneğin; Çerkez kökenli Mehmed Hulusi, „Türk Duygusu“ mecmuasında (nr. 1, s. 15-16, 1913) „Kürdler ve Ermeniler“ adlı makalesinde, „bazı ırki ve coğrafi sebepler göstererek Kürtlerin Türklerin bir boyu olduğunu, Ermenilerin de mizaç olarak Türklere benzediklerini ancak Türk olup olmadıkları konusunda hüküm vermenin erken olduğunu yazmaktadir.“

Kürt aydınlarının ikinci meşrutiyetten (1908) sonra Türk milliyetçilerine karşı, Kürt milli tarih yazıcılığını akademik araştırmalarla inceleyerek, İslam ve Osmanlı tarihinin dışına çıkarmamaları, Kürt tarihini kurumlaşma anlamında, Kürt ulusu ile buluşturmamaları sonucunda, Kürt tarihinin, Türk milliyetçileri tarafından tahrif edilmesine yolaçmıştı. Kürt milli tarih araştırmalarına karşı oluşmuş olan bu ilgisizlik, 1923’ten sonra TC.’nin Kürt ulusunu tümden inkar etmesinin esas zeminini oluşturmuştu.

 
Geri Dön Başa Dön Yazıcıya Ver