SAL: 6
HEJMAR: 144
13 Adar 2006
ANASAYFA
YORUMLAR
KÜLTÜR
YAZARLAR
DENG YAYINLARI
DENG DERGİSİ
Dema Nû Arşiv
Roja Teze Arşiv
 
 

Ali Haydar KOÇ'un eski yazıları için Tıklayın

Eyalet-Federasyon idaresi istemi ve Kürtler

Osmanlı Devleti’nde Kürt nüfusu

İttihatçıların Kürdistan’daki bazı siyasal uygulamaları (1913-1917)

Türkiye-İsrail ve Kürtler

Kürdistan’da Misyoner Çalışmaları-Harput

Alevi-Bektaşi Edebiyatında Ermeni Aşıkları (Aşuğlar)

Kürdistan’da Osmanlı Eğitiminin Genel Durumu

Kürt Kültürü Üzerine Bazı Düşünceler

Amele –Ölüm Taburları (1914-1918)

ALİ HAYDAR KOÇ
alihaydar-koc@arcor.de
Türk Ordusu ve Kürdistan

Sömürge toplumlar üzerinde egemenlik siyasetini kuran güçlü devletler, dünya tarihine gerçekleştirdikleri insanlık dışı zulümlerle ve Katliamlarla geçmektedirler. Geçen iki yüzyılda sömürgeci devletler, ekonomik zenginlik ve güç ile dünyanın her yerinde insan haklarını çiğneyerek, sömürge topraklardan elde ettikleri zenginliklerle sosyal, siyasal ve ekonomik refahlarını yükselterek, günümüzdeki uygarlığa ulaşabilmişlerdir. Hemen hemen hiç bir insani kural tanımayan sömürgecilik, insanlık tarihinin belkide en acımasız ve en feci faaliyetlerinden biridir.

Örneğin Ortadoğu’da hiç bir insani kural tanımayan bu acımasız askeri ve siyasal süreçleri Kürt ulusu bütün biçimleriyle yaşamaktadır. Kürdistan’da 1923’ten beri Türkiye Cumhuriyeti tarafından gerçekleşitirilen sayısız askeri seferlerin, soykırımların, zulümlerin, işkencelerin, köylerin/ kasabaların haritadan silinecek kadar yok edilmelerinin, kürtlerin zorunlu olarak Batı Anadolu’ya göçertilmelerinin, çeşitli askeri/sivil siyasal yöntemlerle asimile edilmelerinin ve Kürtlerin tümden inkar edilerek Türk ırkına mensup olarak görülmelerinin temelinde Diktatör M.Kemal Atatürk’ün kurduğu devlet mekanizmalarının ve Türk ordusunun çok büyük bir rolü vardır. Türkiye’nin, Kürdistan’da kurduğu bütün sömürge kurumlarının faaliyetleri Türk ordusu tarafından gizlilik esaslarına göre yönlendirilerek yönetilmektedir. Bu yazıda Türk ordusunun Kürdistan’daki işgal, ilhak ve sömürgeci faaliyetlerine kısaca değinmeye çalışacağım.

Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan beri devlet teşkilatı içinde ordu bir bütün olarak askeri ve sivil bürokrasi üzerinde her zaman birinci dereceden söz sahibi olmuştur. Bu siyasal sürecin günümüze kadar hala etkin bir şekilde sürdürülmesinin temelinde, TC’yi kuran lider kadroların başta diktatör M.K.Atatürk olmak üzere tümüyle asker kökenli olması ve bu askeri kadroların etkisiyle yapılan anayasalar bulunmaktadır. 1923’ten sonra Tek Parti (CHP) rejiminin de bütün kadroları asker kökenliler idi. Türk ordusu, Türkiye devletinin kuruluş dönemlerinden günümüze kadar, toplum üzerinde baskı aygıtı oluşturarak, faşist temellere dayanan siyasal-ideolojik düşüncelerin toplum içinde yayılmasını sağlayarak, sivil görünümlü asker bir toplum yaratmıştır. Türk toplumunda askerler aynı zamanda kendilerini devletlerinin önde gelen modernleştirici gücü olarak da görmüşler ve buna bağlı olarak resmi devlet ideolojisine sadık olan ürkek ve itaatkar bir aydın sınıfı ortya çıkarmışlardır. Türk ordusunun görevi sadece dışa karşı “Milli savunma”içe karşı “İç güvenlikten” ibaret değildir. Başta Türkiye Parlamentosu olmak üzere devletin diğer bütün kurumlarını gizliden yönetme sorumluluğunu da taşımaktadır.

Türk ordusunun Ortadoğu’daki temel amaçlarından biri, sömürge Kürdistan’ı her türlü şiddeti esas alarak denetiminde tutmak ve Kürt ulusunu da düşman görerek yok etmek idi. Ayrıca ordu, şimdiye kadar ürkek, itaatkar ve asker bir toplum yaratarak, devletlerinin doğu sınırlarında bulunan Kürt coğrafyasındaki zenginlik kaynaklarını yaklaşık yüzyıldır sömürmektedir. Kürdistan’da 1925’te Şeyh Sait ayaklanması ile Türk sömürgeciliğine karşı çıkan Kürtler, ırkçı Türk ordusu tarafından en acımasız bir şekilde katledilerek soykırıma tabi tutulmuştu. Ağrı isyanlarında da aynı soykırımcı uygulamalar devam ederek,1936/38 Dersim milli hareketinde işgalci Türk ordusu dünyanın en büyük soykırımlarından birini gerçekleştirmiş oluyordu. 1925/38 yılları arasında aralıksız olarak Türk ordusu tarafından planlı-programlı bir şekilde yüzbinlerce Kürt öldürüldü, yüzbinlercesi anavatanlarından göçertildi ve yüzbinlercesi de her türlü insanlık dışı zulümlere tabi tutuldu. Dünyada Kürt diye bir ulusun varolmadığı propagandası ehlileştirilen itaatkar tarihçi ve edebiyatçılar tarafından toplum içinde yaygın bir şekilde yapıldı. Türkiye’de askeri teşkilatı esas alan hukuk sistemi,1925’ten itibaren Kürt kavramını büyük bir suç sayarak, bu kavramı kullananları veya kürdüm diyenleri en ağır bir şekilde cezalandırıyordu. Diğer taraftan Kürt uygarlığına ait taşınır/taşınmaz tarihi belgelerin tahrib edilmesi de sömürgeci Türk ordusunun amaçları arasında idi. Türk ordusu sömürge Kürdistan’daki zengin ekonomik kaynakları Türk devletinin hizmetine sunduğu gibi, Kürtlerden haksız bir şekilde alınan çeşitli vergilerin orduya bağlı Jandarma komutanlıkları aracılığıyla tahsil edilmesinde de önemli roller üstlenmişti.

1923’ten günümüze kadar, Türk kültürünün, edebiyatının, sanatının, müziğinin ve Türk milli (ırkçı)tarih bilincinin okullar aracılığıyla Kürtler arasında yaygınlaştırılmasının yürütücüsü ordu idi. Türk siyasal ve idare sisteminin (1950’ye kadar) Kürdistan’daki yegane temsilcileri ordu mensuplarından oluşuyordu. Kürt gençlerinin Türk ordusuna askerlik yapma zorunluluğu, Türk çıkarlarına hizmet etmesi ve savaşlarda (Kıbrıs, Kore gibi) görevlendirilmesi, ordunun önemli vazifeleri arasında yeralıyordu. Ayrıca Türk Medyasının, iş dünyasının, Sendikalarının ve bilimsel kurumlarının ordu-devlet çıkaları temelinde Sömürge Kürdistan meselesine karşı kullanılması da, ordunun önemli faaliyetleri arasında bulunuyordu.

Sonuç olarak, Türk ordusu bir bütün olarak 1925’ten günümüze kadar açık bir şekilde Kürdistan’da gerçekleştirilen soykırımlardan, göçertmelerden, tecavüzlerden, zulümlerden, insalık dışı bütün utanç verici faaliyetlerden sorumlu olduğu gibi, Kürt topraklarının işgal, ilhak ve sömürgeleştirilmesinde de birinci derecede sorumluluk taşımaktadır. Diğer taraftan Türk ordusunun, Kürtlere karşı 1925’ten günümüze kadar gerçekleştirdiği soykırımcı faaliyetler uluslararası önemli kurumlar/devletler tarafından bilinmesine rağmen, tepki almaması, gündeme getirilmemesi, bu kurum ve devletlerin Kürt meselesinde tarafsız olmadıklarını ortaya koymaktadır. Son zamanlarda sömürge Kürdistan bölgesinde bir Savcı ve General arasındaki çelişkiler bazı küçük gerçeklere işaret etse de, sonuçta Savcı ve General ikiside Kürdistan’da sömürge memuru olarak çalıştıkarının bilincindedirler. Türk ordusu bir bütün olarak Kürdistan’daki toprakları sömürgeleştirmek ile, 20.yy’ın en uzun süreli işgalci ve sömürgeci ordu ünvanını taşımaktadır.

 
Geri Dön Başa Dön Yazıcıya Ver