SAL: 6
HEJMAR: 140
13 Sibat 2006
ANASAYFA
YORUMLAR
KÜLTÜR
YAZARLAR
DENG YAYINLARI
DENG DERGİSİ
Dema Nû Arşiv
Roja Teze Arşiv
 
 

Mesud Tek'in Yazıları eski yazıları için Tıklayın

MGK’nin yeni yıl hediyesi...

İspanyol General ve Ağca

Yavaş ama emin adımlarla ilerlemek...

Saygı Mı? Özgürlük Mü?

MESUD TEK
 
Aynaya Bakmak

Trabzon’da rahibin katledilmesi yoğun bir biçimde tartışılıyor. Kiliseye dalıp rahibi katleden genç ile ilgili olarak aile, okul ve sosyal yaşamıyla ilgili bilgiler gazete sahifelerinden, televizyon ekranlarından eksik olmuyor. Bu arada bazı gazeteler ve kalem erbabı ise pişkince soruyor: “Bu çocuğu kim(ler) yönlendirdi?”

Sorunun cevabı için, çok derinlere dalmaya gerek yok. Soruyu soranlar aynaya bakmaları halinde yönlendirenlerin bir kısmını göreceklerdir. Diğer kısmını ise zaten tanıyorlar. Çünkü yıllardır onların hizmetindeler. Onların istemleri doğrultusunda oturup kalkıyorlar. Yayın politikalarını, manşetlerini onlardan aldıkları feyze uygun biçimde düzenliyorlar!..

Hz Muhammed’in karikatürlerine yönelik protesto eylemlerini denk geldiği için infial yaratan Trabzon olayı ilk değildi. Böyle gitmesi halinde son da olmayacak. Çünkü Türkiye’de yaşayan gayri Müslimler ve buna bağlı olarak da misyonerler, her zaman güvenliği tehdit eden unsurlar olarak görüldüler; görülüyorlar.

Açıklanan bazı belgelerden, yayınlanan bazı hatıratlardan, Türk devletinin bu tehdidi bertaraf etmek amacıyla gizli-açık bir hayli tedbir aldığı, plan-program yaptığı anlaşılıyor.

Elhak devletin gizli ve açık örgütleri de yapılan plan-programlar uyarınca canla-başla çalışmışlar, çalışıyorlar.

Yunanistan ile yapılan karşılıklı nüfus mübadelesi, özünde yerli sermayeyi semirtmek için gayri Müslimlerin zenginliklerine el koymayı amaçlayan Varlık Vergisi, Türk Kontrgerillasının dönemin Başbakanı denetiminde planlayıp hayata geçirdiği “6-7 Eylül” ve benzeri olayların hepsi, Türkiye’yi bu tehditten korumak içindi.

MHP’li ve ülkücülerin bazen tek başına, bazen da Kızılelmacı ortaklarıyla birlikte yaptıkları “Haliç’ten Haç Çıkartmak Törenlerini” basması, “6-7 Eylül Olayları’yla ilgili resim sergisini dağıtması, her fırsatta Fener Rum Patrikliği’nin önünü miting alanına çevirmesi de aynı amaca yöneliktir.

Avrupa Birliği şampiyonu AKP’nin, AB’nin üyelik için gerekli gördüğü Ruhban Okulu’nun açılması, gayri Müslimlere ait vakıflara, el konulan mallarının iadesi edilmesi ve benzeri konularda ayak sürtmesi de aynı amaç uğrunadır.

Yeni Milli Güvenlik Siyaset Belgesi (MGSB) de yönlendiriciler hakkında ipuçları vermektedir. Hani şu üzerinde çok tartışılan, AB üyeliği sürecinde kaleme alınan ve kamuoyuna demokrasi konusunda atılmış dev bir adım olarak lanse edilen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi..

MGSB’inde “istismarcı misyonerlik faaliyetlerine izin verilmemelidir” denilmektedir. “İstismarcı” kelimesi nasıl tabir edilmeli? Herhangi bir misyoner faaliyetinin “İstismarcı” olup olmadığını kim tespit edecek? Örneğin Rahibi katleden genç ve onu yönlendirenler de herhangi bir tespitte bulunabilirler mi?

Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nde rahibin katledildiği, TAYAD’lılara yönelik bir kaç kez linç girişiminde bulunulduğu Trabzon ve çevresi de, güvenlik açısından hassas olan bölgeler arasında sayılıyor, “Rum Pontus faaliyetleri” özellikle vurgulanıyor.

Türkiye’de ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel yaşamın söz konusu Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ne uygun olarak düzenleniyor. Güvenlik politikaları bu belge uyarınca belirleniyor. Türk diplomasisine bu belge yön veriliyor.

Ve bu gerçek herkesin, özellikle de gazetecilerin malumu.

Gerçekler böyle iken, yani (eskisi ve yenisiyle) Türkiye’nin temel belgesi niteliğini taşıyan MGSB “tek devlet, tek ulus, tek bayrak, tek dil” temeli üzerinde hazırlanmışken, rahip cinayetinin yönlendiricilerini tespit etmek için başvurulacak adres bellidir.

Bunun dışında adresler aramak, örneğin Kurtlar Vadisi’nde dolaşmak, Polat Alemdar ve ekibini suçlamak suyu bulandırmaktan, gerçeği saptırmaktan başka bir anlam ifade etmezler. Çünkü Kurtlar Vadisi de Polat Alemdar ve avanesi de, rahibin katili gibi bu sistemin ürünüdürler ve onun hizmetindedirler.

Aynaya bakmak cesaret işidir. Türk basını, kendi mensupları öldürüldüğünde de bu cesareti göstermedi, bugün de gösteremiyor.

Bu cesaret gösterilmedikçe, gerçeklerle yüz yüze gelip gereği yapılmadıkça, birkaç yıl sonra rahibin katili olan gencin, hapisten çıkarken “Türkiye seninle gurur duyuyor” sloganları eşliğinde karşılanacağına kuşku yok.

 
Geri Dön Başa Dön Yazıcıya Ver