Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan günümüze kadar sömürge
Kürdistan’da sürekli bir şekilde kutlanan milli bayramlar,
anma ve kutlama törenleri, Türk bilimadamları, sanatçıları,
araştırmacıları, siyasal partileri ve halkbilimcileri tarafından
tek taraflı olarak ele alınarak, incelenmekte ve bu çalışmalarda
Kürt toplumuna ait ulusal değerler hiç bir şekilde dikkate
alınmamaktadır. Türk milli iradesinin, milli gururunun, milli
kültürünün, geleneklerinin ve ulusal zaferlerinin kurumsal
ve yazınsal olarak işlendiği bu milli bayramlarda ve anma
törenlerinde,Türk ırkçılığı ve Türk milli birliğinin Kürdistan’da
sağlam tutulması propagandası sık sık yapılmaktadır. İnsanlık
tarihinde ulusal devletlerin ortaya çıkışıyla birlikte, kültür
düzeyi ne olursa olsun, her ulus/toplum kendi tarihinde geleneksel
değerleri arasında yeralan bayramları/anma günlerini törenlerle
kutlayarak, geçmiş tarihlerini canlı tutarak, yad ederler.
Bu ulusal törenlerde diğer ulusların, toplulukların ve cemaatlerin
milli kültürlerine büyük bir itina ile saygı gösterilmektedir.
Türkiye’nin Kürdistan’daki inkarcı siyasal ve kültürel yaklaşımı,
20.yy’ın son çeyreğine kadar sömürgesi olan ülkelerin siyasal/kültürel
uygulamalarından çok farklılıklar göstermektedir. Örneğin;Hindistanlılar,
Iraklılar, Mısırlılar ve Pakistanlılar ingiliz milli bayramlarını
kutlamak zorunda bırakılmıyordular.
Kürdistan’da, Türkiye tarafından uygulanan sömürgecilik
anlayışının temelinde Türk ırkçılığı esas alındığı için,
Kürtler, Türkler için milli anlamda önemli olan bütün milli
bayramlara, anma törenlerine ve mahalli kurtuluş günlerine
katılarak, kutlamak zorundadırlar. Türkiye Cumhuriyetinin
Kürdistan’da kurumsallaşmasını sağlayan siyasal olgulardan
biri sayılan Türk milli bayramları ve diğer günlere ait anma
törenleri, aynı şekilde her Kürt vatandaşının yerine getirmesi
gereken milli görevleri arasında sayılmaktadır. Türk milli
bayramlarının Kürdistan’da kutlanmasında ve geliştirilmesinde
Türkiye aydınlarının çok önemli bir rolü vardır. Cumhuriyet
tarihi boyunca hiç bir zaman Kürdistan’daki Türk milli bayramları
gibi haksız siyasal uygulamaları dile getirmedikleri gibi,
tam aksine değişik sanatsal, kültürel, tarihi ve edebi çalışmalarla
desteklemeyi tercih etmişlerdi.
Türkiye yönetimi her yıl düzenli olarak Kürdistan’ın her
tarafında, milli bayramlar, anma törenleri ve kendi toplumlarına
dair tarihi kurtuluş günlerini çeştili etkinliklerle, milli
Türk iradesi söylemleriyle kutlamakta ve cumhuriyetlerinin
kuruluşundan günümüze kadar her alanda elde ettikleri ulusal
başarıları, zaferleri ve ırkçı siyasal gelişmleri, işgal
altındaki Kürt topraklarında propaganda etmeyi acil bir görev
olarak görmektedirler. Örneğin; Kürtlerin tamamiyle yabancısı
oldukları sömürgeci bir kültürün ürünleri olan, 19 mayıs
Atatürk’ü anma ve gençlik spor bayramı, 30 Ağustos zafer
bayramı, birinci ve ikinci inönü zaferleri, 23 Nisan ulusal
egemenlik ve çocuk bayramı, 29 ekim cumhuriyet bayramı, Türk
inkılaplarıyla ilgili yıldönümleri, Ankara’nın başkent oluşu
gibi siyasal olgular, Kürdistan’da yaygın bir şekilde geliştirilmektedir.
Türkiye yönetimi, sömürge Kürdistan’da milli bayramların
dışında, mahalli kurtuluş günleri, Atatürk’ün işgal ettiği
Kürt şehirlerine gelişinin yıldönümleri ve dini bayramların
kutlandığı zamanlarıda ırkçı temelde değerlendirerek, okullarda
Kürt çocuklarına Türk kültürü aşılamakta ve Atatürk’ün “Türk,
öğün, çalış, güven”, “Ne mutlu Türküm diyene” ve“Yurtta sulh,
cihanda sulh” gibi sözlerinden hareketle, Türklerin tarihte
oynadıkları askeri başarıları çok sıkça dile getirerek, Kürtler
arasında korku psikolojisi yaratmaya çalışmakta ve Kürdistan’daki
sömürgeci siyasal ve askeri güçlerini daimi hale getirmeye
çalışmaktadır. Kürt toplumu bütün bu milli ve dini bayramlarda,
çeşitli anma törenlerinde Türk milletine, Türk bayrağına
ve Kıbrıs Bayrağına, Türk ordusuna ve vatanına hizmet eden
kişilere saygı göstermek mecburiyetinde bırakılmıştır. Türk
milli bayramlarının olduğu günlerde Kürdistan’ın bütün büyük
şehirleri, kasabaları Türk bayraklarıyla çok abartılı bir
şekilde süslenmekte ve bütün bu törenlere dair işlemler/merasimler
abartılarak topluma aktarılmaktadır. Kürdistan’da, Türkiye
yönetimi tarafından resmi törenlerle organize edilerek kutlanan
önemli bir diğer siyasal olgu ise, Kürt şehirlerinin kurtuluşu/Türkiye
tarafından işgal edilmesi günleridir.Örneğin; hala işgal
altında bulunan Kürt şehirlerinde, 12 mart Erzurum’un kurtuluşu
(1918),14 mart Hınıs’ın kurtuluşu (1918); 2 nisan Van’ın
kurtuluşu (1918), 11 nisan Sanlıurfa’nın kurtuluşu (1920),
14 nisan Doğubeyazıt, Diyadin (1918) kurtuluşları,15 nisan
Ağrı’nın kurtuluşu (1918),16 nisan Eleşkirt’in kurtuluşu,
25 nisan Kars’ın kurtuluşu (1918), Maraş’ın, Bitlis’in ve
Antep’in kurtuluşları büyük törenlerle, Türkçü söylemlerle
kutlanmaktadır. Bütün bu abartılı merasimlerle/törenlerle
yetinmeyen Türkiye yönetimi, diktatör Atatürk’ün sömürge
Kürdistan şehirlerine yaptığı gezi günlerini de her yıl törenlerle
kutlayarak, Türk sömürgeci iktidarının güçlülüğünü ve işgalci
bir lideri sürekli olarak Kürt toplumuna hatırlatmaya çalışmaktadır.
Türkiye aydınları ise, bu durumu ilerici ve anti emperyalist
bir siyasal davranış olarak değerlendirmekte ve kendi devletlerinin
Kürt şehirlerini işgal etmesini ise, ilericilik değerlendirmeleri
arasında görmektedirler. Dünyanın hiç bir yerinde görülmeyen
bu siyasal anlayış, ancak Türk ırkçı aydınlarının düşünsel
davranışlarında görmek mümkündür.
Sonuç olarak, Kürdistan’da her yıl düzenli olarak Türk milli
bayramlarının, milli zaferlerinin, değişik olaylarla ilgili
anma ve şehir kurtuluş günlerinin kutlanması, Kürt toplumunun
Türklere ait bu yabancı kültür ile yüzleştirilmesi, Kürt
ulusunu kendi kültüründen, geleneklerinden uzaklaştırmakta,
her yıl düzenli bir şekilde yapılan bu törenlerle Kürtler
aşağılanmakta ve Kürtlerin, Türk hükmünün dışında başka bir
ulusal devlet kuramayacakları düşüncesi sürekli olarak hatırlatılmaktadır.
Türkiye yönetimi, Kürdistan’da, Kürt milli değerlerini kanunlarla
cezalandırırken, Türk milli kültürünün Kürdistan’da uygulanması
için sınırsız bir özgürlük tanımaktadır. Kürtler, hala içinde
bulundugumuz yüzyılda çağdaşlık adı altında Türklere ait
milli bayramları, anma törenlerini, milli zafer günlerini
ve mahalli şehir kurtuluşlarını kutlamak mecburiyetinde bırakılmaktadırlar.
|