Dünyanın en eski bilgi, kültür ve iletişim kurumlarından
biri olan kütüphaneler, tarih boyunca toplumlar arasında
nesilden nesile iletişim kurmada ve bilgi aktarımında önemli
roller oynayarak, günümüzde de toplumların ürettiği yazılı,
görsel, işitsel ve elektronik gelişmelerin tümünü içine alarak,
bilgi, kültür ve iletişim hizmetlerini sürdürmektedirler.
Kütüphaneler, insanlık tarihi boyunca, bazı imparatorlar
ve diktatörler tarafından istenmedileri icin, Ortadoğu, Uzak
Asya ve Avrupa’da tarih ve kültür akrarımında önemli roller
oynayan bir çok kütüphane yakılmıştı. Örnegin; Cengiz Han’ın
başta Bağdat olmak üzere, Mezepotamya ve Ortadoğu’daki bütün
kütüphaneleri yakarak, yağmalayarak ve yazılı eserleri Dicle
nehri’ne atarak, yoketmişti.19.yy’ın başlarından itibaren
dünyanın değişik bölgelerinde sömürge politikasi izleyen
Büyük Britanya, Portekiz, Hollanda, İspanya ve Fransa gibi
ülkeler, sömürge uluslara ait bilgilerin bulunduğu kütüphanelerin
önemli bir kısmını yokederek ve yağmaladıkları yazılı eserlerin
çoğunu, ülkelerindeki kütüphanelerde arşivlemişlerdi.
Aynı şekilde 19.yy’da İngiltere, Fransa, Rusya ve Almanya
gibi ülkeler, Kürt toplumuna ait bir çok bilgiyi Kürdistan’daki
değişik kütüphanelerden yağmalayarak, kendi ülkelerindeki
kütüphanelere taşımışlardı.Osmanlı devleti, kendi sınırları
içinde yaşayan milletlerin, ürettiği yazılı bilgi ve kültürün
korunduğu yerel kütüphanelere pek müdahale etmiyordu. Kürdistan’da,
Kürtlere ait bilgilerin bulunduğu kütüphanlerin önemli bir
kısmı, kendi varlıklarını 1925’e kadar sürdürmüşler idi.
Türkiye(1925’ten sonra), Kürtleri ulus olarak yoksayarak,
Kürtlere ait maddi/manevi değerleri yokederek ve yokedilen
Kürt kültürünün üzerinde, Türkçülük esaslarına dayanan sömürge
kurumlarını oluşturma siyaseti izleyerek, Kürtlere ait değişik
tarihi yazılı bilgilerin bulunduğu kütüphaneleri (Ortadan
kaldırarak) yağmalayarak, Kürtlerin geçmişleriyle bağ kurma
olgusunu tahrip etmiş idi. Kürdistan’da 1925’ten sonra birden
bire ortadan kadırılarak ve unutulan konular arasına alınan,
Kürt kütüphaneleri olgusu üzerinde şimdiye kadar hemen hemen
pek araştırma yapılmamıştır. Kürt kütüphanelerinin yerine
devletin önemli bir kurumu olarak Kürdistan’nin her il, ilçe
ve nahiyelerinde kurulan,“Halk Kütüphaneleri” ise, Kürtlerdeki
kütüphane olgusunu yokettiği gibi,Türkçü kültürün yayılmasında
ve Kürt kültürünün yokedilmesinde önemli rol oynamışlardı.
Bu günkü yazımda, Türkiye tarafından sömürge siyasetinin
bir uzantısı olarak görülen halk kütüphanelerinin, Kürt yazılı
kültürünün korunduğu kütüphanelerin yokedilmesinde oynadıkları
rol üzerinde, kısaca bazı bilgiler vermeye çalışacağım.
Türkiye’nin çağdaş tarihçileri, aydınları ve kültür araştırmacıları,
tarihte hiç Kürt kütüphaneleri olmamış gibi davranmaktadırlar.
Sadece Osmanlı devletinin son dönemini incelediğimizde, Türk
tarihcilerinin fazlasıyla yanıldığını ve ortaya çıkan durumun
onların düşündüğü ve yoksaydığı gibi olmadığını görmek mümkündür.
Kürdistan’da yaklaşık bin yıldan fazla bir zamanı kapsayarak,
işlevlerini sürdürenkütüphaneler, Osmanlı devletinin yıkılışına
kadar varlıklarını sürdürmüş ve bilgi aktarımı açısından,
Osmanlı devlet kültürüne de önemli katkıları olmuştu. Örneğin;
Kürdistan’nin Bitlis, Diyarbakır, Van, Mus, Erzurum, Dersim,
Harput, Malatya Beyazıt, Sivas, Maraş, Mardin ve Urfa vilayetlerinde
bulunan medrese ve vakiflar ile Kürt bey/emir/aristokrat/
dinadamları ve bilim ile uğraşan önemli bazı şahsiyetlere
ait bir çok kütüphane bulunuyordu. Kürtlere ait bu kütüphaneler,19,yy’ın
ikinci yarısından sonra, Kürt milliyetçiliğinin oluşmasında/gelişmesinde
önemli roller oynamışlar idi. Kürdistan’da yazılı bilgilerin
bulunduğu kütüphaneler, Osmanlı devletinin yıkılışına kadar
değişik alanları kapsayan, zengin kitaplara sahiplik ediyordular.
1925’ten sonra T.C’nin Kürdistan’ı işgal etme sürecini, Kürtlerin
geçmiş tarih ve kültürüne yönelerek başlatması, herseyden
önce Kürtlere ait kütüphanelerin ortadan kaldırılması, kütüphanelerdeki
kitap ve vesikaların yakılması ve diğer bazı yazılı kaynakların
yağmalanarak,Türkiye kütüphanelerinde gizli tutulması düşüncesi,
Kürtlerin geçmişleriyle iletişim kurmalarını engellemek ile
geleceksiz bırakılmaları gayesiyle, Kürt kütüphanelerinin
yokedilmesi gerekli görülmüştü.1925’ten sonra Kürdistan’da,
daha önce hiç Kürt kütüphanesi olmamış gibi davranılarak,
bütün Kürtler okur-yazarsız ve cahil bir topluluk olarak
sayılarak, çağdaş halk kütüphaneleri adı altında, Türkleştirme
politikası izlenerek, bütün Kürtlerin cahillikten kurtulmaları
için, merkezi yönetim tarafından kurulan halk kütüphanelerindeki,
Türkçe kitapları okumaları gerekli görülmüştü.
Türkiye’de, 1925’ten sonra Maarif Kütüphanesi, Milli Kütüphane,
Atatürk Kütüphanesi, Gazi Kütüphanesi, Umumi Kütüphane, Vatan
Kütüphanesi ve Halk Kitaplığı gibi değişik adlar altında
örgütlenen Halk Kütüphaneleri, 1960’ta bütün Türkiye’de ve
Kürdistan’da tek bir isim altında örgütlenerek, Halk Kütüphaneleri
adını almıştı. Kürt kütüphanelerinin yokedilmesi üzerinde
kurularak, Kürdistan’da sömürgeci kültürün yerleşmesinde
önemli rol oynayan il halk kütüphaneleri, Kürdistan’ın bütün
vilayetlerinde ve ilçelerinde sömürgeci ulusun önemli bir
kurumu olarak faaliyetlerini 80 yıldır sürdürmektedir. Örneğin
Kürdistan’daki il halk kütüphanelerinde, Türk kültürü ve
büyükleri ile ilgili bütün bilgileri bulmak mümkün, ama Kürt
kültürü, tarihi ve büyükleri ile ilgili bilgileri bulmak
mümkün değildir. Ayrıca Kürdistan’daki halk kütüphanelerinde
değişik uluslara ait değişik bilgileri bulmak ve okumak mümkündür,
ama Kürdistan’da, Kürt ulusuna ait bilgileri bulmak ve okumak
mümkün değildir. Kürtlere, kendi topraklarında değişik uluslara
ait bilgileri Türkçe olarak okuma olanakları halk kütüphaneleri
aracılığıyla sağlanıyor ama Kürtlere, kendi topraklarında,
kendi geçmişlerini, kendi kültürel değerlerini,kendi dilleriyle
okumaları yasaklanıyor.
Sonuç olarak, Kürdistan’da 1925’e kadar çok zengin yazılı
kaynaklara sahiplik eden kütüphaneler bulunuyordu. T.C’nin
kuruluşundan sonra, Kürt kütüphaneleri ve kürtlere ait bilgiler
aniden ortadan kaldırıldı. Kürt kütüphanelerinin yerine sömürgeci
bir kurum olan halk kütüphaneleri, Kürdistan’da yaygınlaştırılarak
geliştirilmiş ve günümüze kadar hala güçlü bir şekilde sömürgeci
kültürün yaygınlaştırılmasında önemli roller oynayarak, Kürt
kütüphanelerinin oluşturulması önünde önemli bir engel teşkil
etmektedirler.
|