SAL: 6
HEJMAR: 174
10 Ekim 2006
ANASAYFA
YORUMLAR
KÜLTÜR
YAZARLAR
DENG YAYINLARI
DENG DERGİSİ
Dema Nû Arşiv
Roja Teze Arşiv
 
 

Ali Haydar KOÇ'un eski yazıları için Tıklayın

Eyalet-Federasyon idaresi istemi ve Kürtler

Osmanlı Devleti’nde Kürt nüfusu

İttihatçıların Kürdistan’daki bazı siyasal uygulamaları (1913-1917)

Türkiye-İsrail ve Kürtler

Kürdistan’da Misyoner Çalışmaları-Harput

Alevi-Bektaşi Edebiyatında Ermeni Aşıkları (Aşuğlar)

Kürdistan’da Osmanlı Eğitiminin Genel Durumu

Kürt Kültürü Üzerine Bazı Düşünceler

Amele –Ölüm Taburları (1914-1918)

Türk Ordusu ve Kürdistan

Dış Mihraklar ve Dış Mihrakların Maşası kavramları Üzerine

Türkiye’de çok partili dönem ve Kürtler

Türkiye, devlet terörü, şiddet ve Kürdistan

Doğu Cephesine Dair (1916-1917)

Tarih yazıcılığı ve Kürtler

Güney Kürdistan, Irak ve Türkiye

Egemenlik kavramının Kürdistan’daki anlamı üzerine

Üç Siyasal Antlaşma-1926

Çaldıran Gazetesi-1914

Dağkapı (1925) ve Buğday Meydanının (1937) Hatırlattıkları

Kürt Köylüleri ve Unutulanların Coğrafyası

Şark Islahat Projesi (1914) ve Kürtler

İki Yüzlü Düşünenler

Tarihi eser, müzecilik ve Kürtler

Etnik Kavramı ve Kürtler

Chester Projesi ve Kürdistan

Kürtler ve Türk Milli Bayramları

Birinci Dünya Savaşı ve Kürt Çocukları

Kürtler, Arap Ülkeleri ve Filistin

Kürt Nüfus yapısına Türkiye’nin Yaklaşımı .I

Kürt Nüfus yapısına Türkiye’nin Yaklaşımı .II

Bitlis Kürt Milli Hareketi (1914)- 1

Bitlis Kürt Milli Hareketi (1914)- 2

Ulusal Güvenlik Kavramı,Türkiye ve Kürtler

Türkiye’nin dış politikası ve Kürtler –(1925-1938)

Bir propaganda dairesi olarak:Türk Tarih Kurumu

Türkiye’nin Kürdistan’a yönelik memur politikası

Türkiye’de değişmeyen muhafazakar barış anlayışı

ALİ HAYDAR KOÇ
alihaydar-koc@arcor.de
Sultan II.Abdulhamit, İttihatçılar, Türkiye ve Kürtler

Türkiye’de, Osmanlı devletinin son yılları ile ilgili bir çok tarihçi/sosyal bilimci tarafından yapılan tarih araştırmalarının ağırlıklı yönünü, Kürt olgusu hariç, Sultan II. Abdulhamit ve ittihatçı dönemdeki olayların ve gelişmelerin damgasını vurduğu düşünce teşkil etmiş ve özellikle bu olaylarda, zulüm yapan Sultanın idaresi ile bu idareye karşı muhalefet eden güçler konusu da çokça işlenmiştir. Ayrıca o dönemde Osmanlı idaresinde yaşayan ulusal toplulukların birbirleriyle olan uyumlu/çatışmalı siyasal, sosyal, dinsel, düşünsel, hukuksal, eğitim, ve sosyal ilişkileriyle ve bu ilişkiler sonucunda ortaya çıkan fikirsel ve milliyetçi hareketlerdeki zihniyet değişiklikleri de, karşılaştırmalı olarak incelenen konular arasındadır. Bütün bu araştırmalarda dikkat çeken konulardan biri de, II.Sultan Abdulhamit dönemindeki Osmanlı tarihinin siyasi boyutuna yön veren sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmelerin ve değişmelerin milliyetçi unsurlarla ne kadar alakadar olup olmadıklarının yanında, Balkan bölgesindeki milliyetçi hareketler ile Kürdistan’daki Ermeni ulusçuluğu da, Kürt tarihini bertaraf etmek için, öne çıkarılan konular arasındadır

Türkiye’de, 1876-1908 döneminde yapılan tarih çalışmaları arasında, Kürtlerin inkarı sebebiyle, o dönemde hem siyasal ve hemde milliyetçi anlamda bir çok faaliyet gösteren Kürt olgusundan günümüze kadar Osmanlı tarihçileri tarafından çok az bahsedilmesi, cumhuriyet devrinin saltanatçı/baskıcı yönününe en iyi örneği teşkil etmektedir. Ayrıca Türkiye’deki Tarihçiler, Despot Sultan II.Abdulhamit devri(1876-1908), İttihat ve Terraki’nin (1908-1918) ırkçı soykırımcı anlayışı ile diktatör Atatürk’ün kurduğu (1923-2006) faşist iktidar arasındaki siyasal ilişkileri, bağları net bir şekilde açıklayamamakta, muhalefet döneminde takındıkları özgürlükçü, eşitlikçi, demokrasi yanlısı olmaları ile iktidari elde ettikleri zamanlardaki siyasal davranışları arasındaki büyük değişiklikleri ve Kürt toplumuna karşı üç iktidarın şiddet temelinde geliştirdiği siyasal tavırları karşılaştırarak, inceleme konusu yapamamaktadırlar. Bu yazımda, popüler Türk tarih yazınında II. Abdülhamit, İttihatçılar ve Atatürk’ün Kürt ulusuna karşı olan ortak yönlerini işleyerek, gerçek olgular üzerinde temellendirilmeyen bu yaygın tarih anlayışını, kısaca irdeleyip, dile getirmeye çalışacağım.

Türkiye’de, haklarında en çok araştırmaların yapıldığı tarihsel şahsiyetlerden biri Omanlı padişahı despot Abdülhamit ve diğeri de T.C.’nin kurucusu diktatör Atatürk’tür. Sultan II.Abdulhamit ve onun 32 yıllık iktidarı, araştırmalarda despotluk ve diktatörlük olarak değerlendirilirken, diktatör Atatürk ve kurduğu devlet ise, tam tersi bir şekilde yüceltilerek, popüler Türk tarih yazınında işlenmektedir. Türk kamuoyunda, daha çok tahrifatçı/ırkçı tarihçilerin ideolojik ve önyargılı yaklaşımları hakim olduğu için, bazı konuların gerçek anlamda ortaya çıkmaları engellenmektedir. Sadece kamuoyunda değil, akademik çevrelerde bile alınan kanuni önlemlerle, kürtlerinde içinde olduğu tarihi olguları objektif olarak anlamada, değerlendirmede, yorumlamada ve incelemede büyük zorluklar ortaya çıkmaktadır. Örneğin, Sultan II.Abdulhamit iktidari döneminde muhalif bir örgüt olarak kurulan İTC(1889),siyasal amaçlarını eşitlik, hürriyet ve özgürlük olarak tanımlıyordu. 1908 temmuz darbesi ile iktidari ele geçirdikten sonraki dönemde ise, Osmanlı toplumlarına karşı eşitlik, hürriyet ve özgürlük yerine, şiddet ve zulüm dağıtmayı tercih etmişler idi. Aynı siyasal süreç, T.C’nin kurucu kadroları tarafından olduğu gibi kabul edilmişti. II.Abdulhamit devrindeki anayasal söylemler, İttihatçıların hürriyet istemleri ile Atatürk’ün ırkçı demokrasi anlayışı arasında bir çok ortak siyasal özelliğin mevcut olması ve coğunlukla aynı kadrolar tarafından yürülüğe konulması gibi konuların karşılaştırılarak araştırlmamış olmaları, dikkat çekmektedir. Her üç dönemdeki siyasal çalışmaların ortak yönünü ise, iktidara gelene kadar toplumcu olmak, iktidari elde ettikten sonra, toplum düşmanlığı biçimine dönüşerek, şiddet ve zulüm ile siyasal iktidarlarını güçlendirme olgusu teşkil etmektedir. Aynı geleneğin siyasal etkilerini günümüzde Türkiye’de güçlü bir şekilde görmek mümkündür.

Abdulhamit, iktidarının ilk yıllarından itibaren Kürt sorununu nasıl bertaraf edeceği düsüncesi üzerinde durmuş ve içte ilk savaşı da bağımsızlıklarını ilan etmeye çalışan (1880-Şeyh Ubeydullah) kürtlere karşı yapmıştır. İktidarı süresince Kürdistan’da askeri şiddeti eksik etmeyen Sultan Hamit, Kürtleri zayıf düşürmek için de çeşitli siyasal tedbirler alarak, Kürt aşiret reislerinin, beylerinin ve Şeyhlerinin çoğunu çeşitli cezalarla korkutarak, kendisine bağlamayı başarmıştı. Aynı şekilde 1908-1918 yılları arasında iktidara gelen İTC yöneticleri de kürtlere karşı şiddet uygulamalarını temel politika olarak belirlemişler idi. Ki bunun en iyi örneğini 1913-1918 yılları arasında Kürdistan’daki soykırımcı yaklaşımları teşkil etmektedir. 1923’ten sonra Türkiye cumhuriyeti tarafından devralınan bu saltanatçı ve soykırımcı siyaset Kürdistan’da günümüze kadar kesintisiz bir şekilde hala devam etmektedir. Despot Abdulhamit, İttihatçılar dönemi ve T.C.’nin Kürtlere karşı olan yaklaşım politiklari, birbirlerinden farklı değil, birbirlerinin tamamlayıcısı olarak karşımıza çıkmaktadırlar.

Sonuç olarak, tarihsel araştırmalar, Abdulhamit, İttihat ve Terakki ve T.C. dönemlerinin kürtlere karşı geliştirdikleri tedbirler farklı zamanlarda, farklı siyasal zeminlerde gelişmiş olmalarına rağmen, birbirlerine bağlı olarak günümüze kadar kesintisiz bir devamlılık ve gelişme gösterdiklerini, ayrıca üç devrin siyasi kadroları arasında, Kürt olgusuna bakış konusunda önemli siyasal farklılıklarında olmadığını ve birbirlerini tamamlayıcı siyasetler izlediklerini görmek mümkündür. Özellikle diktatör Atatürk, daha ileri politikaları uygulayabilmek için, kendisinden önceki iki dönemden tamamıyla yararlanarak hareket etmis, hata Abdülhamit saltanatını ve İttihatçı yönetim dönemini geride bırakacak bir rejim kurarak, 20.yy’ın başlarında Kürdistan’da günümüze kadar sürecek olan terör ve şiddetin önünü açmıştı. Eğer Abdulhamit dönemindeki Kürt tarihi bütün yönleriyle inceleme konusu yapılırsa, Türkiye’nin Kürdistan’da 1990’dan sonra gerçekleştirdiği askeri/siyasal tedbirlerin kökleri daha net olarak anlışılır bir hale geleceği düşüncesini taşıyorum.

 
Geri Dön Başa Dön Yazıcıya Ver