Türkiye’de 1923’ten sonra tarih yazımı, Türk ırkçılığını
esas alan grubun istekleri ve emirleri doğrultusunda işlenmeye
başlandı.Türkiye’nin, Osmanlı devletinin siyasal ve düşünsel
mirası üzerinde kurulmadığına dair tarihi iddialar da çok
sıkça tekrarlandı. Cumhuriyet’ten beş yıl önce varolan Osmanlı
devletinin tarihi mirası birdenbire yok sayılarak tabu haline
getirildi. Bu inkarcı siyasal davranışın bir çok tarihi sebepleri
vardır. Bunlardan en önemlisi, 1915-1918 yılları arasında
Kürt ve Ermenilere karşı işlenen toplumsal cinayetlerin/zorunlu
tehcirlerin rolü çok büyüktür. Türkiye tarihinde yapılan
bu düşünsel ve siyasal tahrifatın, 1923 devletinin kurucu
kadroları hakkında verilen bilgi ve olaylarda da kendisini
göstermektedir.Türkiye tarihi, Mustafa Kemal ve etrafındaki
grubun uydurma kahramanlık hikayeleriyle destanlaştırılarak
Türk toplumuna anlatıldı. Mustafa Kemal’in Birinci Dünya
Savaşında 1915’te Çanakkale’de gösterdiği kahramanlıklar,
abartılarak Türk toplumuna yansıtılırken, onun Mart 1916’dan
sonra doğu cephesinde yaptıklarıyla ilgili bilgiler hemen
hemen hiç anlatılmamaktadır. Bu tarihi konunun çok az anlatılmasının
önemli siyasal sebeplerinin olduğunu düşünüyorum. Bu yazımda,
Çanakkale’de kahramanlaştırılan Mustafa Kemal, Mart 1916’dan
1917 yıllarının sonlarına kadar görev yaptığı doğu cephesi
hakkında neden fazla bilgi verilmediği konusu üzerinde kısaca
bazı bilgiler vermeye çalışacağım.
Başbakanlık Osmanlı Arşivi ve Cumhuriyet Arşivinde tasnif
edilmiş dökümanlara dayanarak hazırlanmış olan „Belgelerle
Mustafa Kemal Atatürk (1916-1922)“ adlı eserde, doğu cephesi
hakkında belge ve bilgilere hiç değinilmemiştir. Çünkü doğu
(Kürdistan) cephesinde 1915’te Ermeni soykırımı İttihatçılar
tarafından gerçekleştirilmiş ve 1916’dan sonrada Kürt kıyımının
ve zorunlu iskanlarının gerçekleştirildiği dönem idi. Mustafa
Kemal’in doğu cephesinde fazla anılmamasının/öne çıkarılmasının
en önemli sebeplerinden biri, Kürt tehciri ve kıyımını gizleme
olgusu yatmaktadır.Oysa dönemin tarihi ve siyasal olayları
karşılaştırıldığında karşımıza daha farklı bir durum çıkmaktadır.
Mustafa Kemal, Edirne’den Diyarbakır’a kaydırılan 16. Kolordu'nun
komutanı olarak 15 Mart 1916'da Diyarbakır’a gelerek Doğu
Cephesinde göreve başlamıştı. 1917 yılının sonlarına kadar
da İkinci ve Üçüncü ordu içinde üst düzeyde görevlerde bulunmuştu.
Kürdistan’da Osmanlı devletinin soykırım ve zorunlu iskan
politikasına karşı isyan eden Bitlis ve Dersim’deki Kürt
hareketlerinin bastırılmasında birinci derecede görev yapan
Mustafa Kemal, 3.Ordu komutanı Vehip Paşa’nın 1916’da Dersim’deki
kürtlerin isyanını bastırma görevini de kendisine vermişti.
16.kolordu komutanı Mustafa Kemal ise Kürt hareketini tek
başına bastıramıyacağını düşünerek, kendi tarafına çekebileceği
kürtlerden paralı milis kuvvetleri oluşturarak, Nazmiye,
Mazgirt ve Palu’ya kadar genişleyen Kürt isyanını bastırır.
Diyarbakir, Silvan, Muş, Bitlis,Van, Elazig, Erzurum ve Dersim
hattında görev yapan Mustafa Kemal, merkezi hükümetin talimatlarıyla
ve İskan-i Aşair ve Muhacirin Müdüriyeti tarafından yürütülen
zorunlu tehcire tabi tutulan yüzbinlerce kürt’ün sevkiyatında
ve göç yollarında ölümlerine sebebiyet verilmesinde kendisinin
rolünün olmaması mümkün değildir. Örneğin Mustafa Kemal’in
1916’dan beri Kürt tehcirinde birinci derecede rolleri olan
Talat Paşa ile ilişkileri 1921’e kadar, Şükrü Kaya ile 1938’e
dek sürmüştü. Doğu cephesinde Mart 1916’dan itibaren 16.Kolordu
ve ikinci ordu komutanlığı yapan bir kişinin Kürdistan’da
yaşanan bütün bu kıyım/İskan facialarından habersiz olması
ve hic bir şey yapmamış olarak gösterilmesi, ancak Türkiye’deki
tarihçilere yakışan bir davranıştır. Türk Tarihçileri, Musatafa
Kemal’in 1916-17 arasında Bitlis, Mus, Erzincan ve Dersim’i
nasıl Rus ordusunun işgalinden kurtardığını sık sık yazarlar,
ama Kürt kıyımı ve tehcirindeki rolü ile ilgili hiç bir şekilde
bahsetmemektedirler. Örneğin 1916 Mayıs ayında Kürdistan’daki
Vilayet ve Mutasarrıflıklara gönderilen talimatlarda, Kürtlerin
iskanı ile ilgili geniş bilgiler içermekte ve Anadolu’nun
batı taraflarında nasıl yerleştirileceklerine dair bilgiler
verilmektedir. Dahiliye Nezaretinin 29 Mayis 1916 tarihli
talimatının sekizinci maddesine göre de Kürt Mülteciler savaştan
sonra da memleketlerine geri gönderilmeyeceklerine dair düzenlemeler
açıklanmaktadır. Tavsir-i Efkar gazetesinin 11 Mayis 1919
tarihli sayısında, İskanı dairesinin (İAMMU) kaynaklarına
da dayandırarak verdiği haberde, Doğu illerinden (Trabzon
dahil) göçertilenlerin sayısı 1.604.031 olarak verilmekte
ve bunlardan 701.166’si göç yollarında hayatlarını kaybettiğ
ini yazmaktadır. Kürtlerin tehciri ile ilgili dönemin resmi
ve gayri resmi kaynaklarının verdikleri bilgilere göre, ortalama
olarak 860 bin kürdün sürgün edildiğini, bunlardan yaklaşık
olarak 500 bininin göç yollarında çeşitli sebeplerle yaşamlarını
yitirdiklerini ortaya koymaktadırlar.
Yukarıda verilen bir kaç örnek ile Doğu cephesinde kürtlere
yönelik yapılan insanlık dışı uygulamalardan Mustafa Kemal’in
habersiz olması ve Kürtlerin sevkiyatında görev almamış olması
düşünülemez. Bütün bu facialar Mustafa Kemal’in 16.kolordu
komutanı olarak, İkinci ve Üçüncü orduda görev yaptığı Vilayetlerin
sınırları içersinde olmuştu. Türk tarihçileri tarafından
Batıda Çanakkale kahramanı ve Doğu Cephesinde ise Rusları
püskürten yönünün abartılarak öne çıkarılmasının altında
Kürt tehciri ve kıyımını gizleme olgusu da yatmaktadır.
Mustafa Kemal’in 1916-1917’nin sonlarına kadar Kürdistan’daki
bu olaylarla ilgili hiç yazışmasına ve kendisini ilgilendiren
hiç bir belgeye rastlanılmaması düşündürücüdür. Eğer bu yazışma
ve belgeler imha edilmemiş iseler, büyük ihtimalle Ankara’da
Genel kurmay arşivinde gizli tutularak korunmaktadırlar.
Mustafa Kemal, 1916-1917 yıllarında Kürdistan’da Kürt tehcirinde
ve kıyımında edindiği tecrübeleri, 1925’ten sonra bizzat
en üst düzeyde kendisi talimatlar vererek, Kürdistan’da yeni
soykırımların ve iskanların önünü açmıştı. Mustafa Kemal’in
Kürt tehciri ve kıyımı konusundaki rolü ile ilgili gerçekçi
bilgileri, ancak 1916-1917’de Kürdistan’da 16.kolordu ve
İkinci ordu komutanı olarak görev yaptığı zaman dilimi derinliğine
incelendiğinde ortaya çıkacaktır.
|