Osmanlı Devleti’nde Tanzimat Devri’nden (1839) sonra batılı ülkelerin baskısıyla gayr-i müslimlere tanınan azınlık haklarının garanti altına alınması ve buna bağlı olarak daha önceleri Kürdistan sınırlarında dil ve din eğitimlerini serbestçe yapan ulusal/etnik grupların daha rahat siyasal bir sürece kavuştukları bir dönem idi. Buna karşılık Kürt toplumu ise tam aksine Tanzimat Dönemi özgürlüğü/eşitliğinin dışında tutulmuştu. İngiltere, Fransa,ABD, Almanya ve Rusya 1830’dan sonra Osmanlı Devleti ile çeşitli ticari antlaşmlar yaparak, daha rahat hareket etme olanağı yakalamışlardı.Diğer taraftan Osmanlı Devleti’nin doğu sınırlarında bulunan etnik gruplarla birlikte, Kürt ve Ermeni uluslarıyla da çıkarları gereği yakın ilişkiler geliştirmeye çalışıyordular. Bu ilişkilere yakından bakıldığında, Kürt toplumunun özünde batılı ülkeler tarafından desteklenmediği ortaya çıkmaktadır. 19.yy’ın ikinci yarısından itibaren Kürdistan’da batılı ülkelerin desteğiyle misyonerlerin önemli Kürt Vilayetleri’nde toplum içinde örgütlenme faaliyetlerine giriştikleri ve özellikle ABD’li Misyonerler Kürdistan’ın Harput Vilayeti’ni merkez olarak seçmişlerdi. Bu günkü yazımda “Misyonerlerin” (1852-1918) Kürdistan’daki (özellikle Harput merkezli) çalışmalarına kısaca değinmeye çalışacağım.
Misyonerler dünyanın heryerinde olduğu gibi, Osmanlı topraklarında da Hırıstiyan dinini yaymak için çeşitli biçimler de faaliyet yürütmüşlerdi. 1852’de Amerikalı Misyoner George W.Dunmore, misyoner teşkilatınca Kürdistan’a ön çalışma yapmak için gönderiliyor ve Dunmore bu ön gezi sonunda düzenlemiş olduğu raporda, misyon merkezinin Harput Vilayeti’nde kurulmasını sağlamıştı. Dunmore, raporunda Harput için “Harput ovası Anadolu’da gördüğüm en zengin ve en çok umut vaadeden bir mevkide” ifadesini kullanmaktadır. Bu rapor üzerine 1852’de Harput’ta bir misyon merkezi ve buna bağlı olarak bir okul kurulur. Misyonerler, Harput’ta ilk önceleri Ermeniler ve Süryanilerle ilişkiye geçmişlerdi. Okullarında öğrenci taleplerini ilk etapta Protestan Ermeni gruplarından temin etmeye çalışıyorlardı. Daha sonraki tarihlerde çokça Kürt öğrencininde bu okullarda okuduğu dikkat çekiyor. 1859’da İstanbul’daki Robert Koleji’nden sonra Harput’ta “Firat Koleji“ adlı ikinci büyük bir kolej ABD’li misyonerler tarafından kuruldu. Bu okulda Protestan din adamları ve Harput’a bağlı bölgelerde çalışma yapacak ve açılacak okullara ögretmenler yetiştiriliyordu. Ermeniler arasında “Yeprad Koleji” olarakta anılıyordu. Osmanlı sınırlarında da Harput Misyonu Üçüncü Bölge merkezi olarak kabul ediliyordu. Bu merkeze bağlı, Bitlis, Erzurum, Mardin Arapgir, Eğin, Muş, Diyarbakır ve Van Vilayetleri’nde uç istasyonları faaliyet göstermekteydi. Kürdistan’da bu istasyon ve uç istasyonlar ile bunlarla irtibatı olan Ermenilerin, Süryanilerin ve Kürtlerin sayıları 1852’den sonra süratle artarak, 1893’de sadece Amerikan misyonerlerinin kontrolü altında 463 kilise ile 1317 misyoner görev yapmaktaydı. Bu teşkilata bağlı 21 okulda 2740 Ermeni, Süryani ve Kürt öğrenci okumaktaydı. Misyonerler Harput “Fırat Koleji”inde 1880’den itibaren din eğitiminin yanında fen, matematik, sağlık, sanat ve teknik bilimlerle birlikte laik öğretime önem vererek eğitim faaliyetlerini, geliştirmeye ve genişletmeye çalışıyorlardı.
“Fırat Koleji”nin Kürdistan’daki yönetim kurulu üyeleri Harput’daki Amerikalı misyonerlerce yerli halk arasından seçilmişti. Fırat Koleji, ilkokuldan yüksekokula kadar uzanan geniş bir alanda eğitim veriyordu. Osmanlı Devleti, Fırat Koleji’ni 1891’de resmi olarak onaylamıştır. “Fırat Koleji”nin öğretim dili Ermenice, yardımcı diller olarak da Kürtçe, Türkçe ve İngilizce öğretiliyordu. Okulun öğretim kadrosu misyonerler ve yerli Ermeniler olup, çok az sayıda Kürt okulun dışarıdakı işlerinde görevlendirilmişti.Misyonerler bu okulun yan kuruluşlarıyla, Kürdistan’daki yaşlı, genç, kadın erkek hemen her meslek dalında eğitim veren bir özelliğe de sahip idi. Aynı dönemde ABD Sivas, Erzurum ve Harput’ta kosnolosluklar da açmıştı. Buna karşılık İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya, İtalya ve Avusturya’lıların İstabul ile sınırlı okullar açtıkları ve Kürdistan’daki ilişkileride Erzurum, Bitlis, Van, Sivas, Elazığ ve Diyarbakır’da kurdukları Konsolosluklar aracılığıyla sağlamaya çalışıyordular.
Kürdistan’daki misyonerlerin okul ve eğitim faaliyetlerinin yanında, ayrıca önemli Kürt vilayetlerinde birer hastahane/klinik ve çeşitli yardım kuruluşları açarak, bölge halkına sağlık konularında yardımcı oluyorlardı. Diğer taraftan 1908’den sonra Harput, Dersim, Malatya, Kiğı, Bingöl ve cıvar bölgelerden çok sayıda Kürt köylüsü Harput Misyoner merkezi aracılığıyla ABD’ye fabrika işçisi olarak gönderilmişti.
Misyoner çalışmalarında Kürtçe yazılı/sözlü dilin kullanılması ve özellikle İncil’in Kürtçe’ye çevrilmesi, nüfuz sahibi bazı Kürt dinadamları, beyleri, şeyhleri/seyitleri arasında ilgi ile karşılanıyor ve bu ilişki siyasal anlamda dış dünyaya açılmada diplomatik bir yol olarak da görülüyordu. Örneğin; Şeyh Ubeydullah (1880) misyonerler aracılığı ile İngiltere, Rusya ve ABD ile diplomatik ilişki sağlamaya çalışmıştı, ama olumlu bir sonuç alamamıştı.
Sonuçta misyoner çalışmalarının 19.yy’ın ikinci yarısından itibaren başta Kürdistan’ın Harput Erzurum, Bitlis, Diyarbakır, Van, Sivas ve Malatya vilayetlerinde örgütlenerek, 1918’e kadar “Fırat Koleji” üzerinden açılan okullarda din eğitiminin yanında, Fenni bilimler, tarım, teknik, sanat, ticaret ve diğer değişik kültürel alanlarda yoğunluk kazandığı görülüyor. Bir çok dinadamı, doktor, hemşire, mühendis, ekonomist, öğretmen vs. gibi uzman elemanlar bu çalışmalarda görev yapmıştı. Kürtler, misyonerlerin dini ilişkilerine fazla ilgi duymayarak, daha çok onların siyasi, diplomatik, ticari, teknik, sanat ve tarim alanındaki bilgilerinden yararlanmaya çalışarak ilişkiye geçmişlerdi. Kürtler bu ilişkiler üzerinden batı ülkleriyle diplomatik ve siyasal bağlar sağlamaya çalışarak, Osmanlı Devleti’ndeki Kürt meselesini dış dünyaya duyurmaya çalışmışlardı. Harput Misyoner Merkezi aynı zamanda Kürtlerin ilk defa eğitim anlamında batı kültürü ile Kürdistan’da buluşmasının başlangıcını teşkil etmektedir. 1.Dünya Savaşı’nda Harput Misyoner Merkezi’nin çalışanları 1918’e kadar Kürdistan’da yaşanan Ermeni ve Kürt facilarında yaptıkları yardımların yanında, yaşanan olaylara da birinci dereceden tanıklık da etmişlerdi.
|