SAL: 6
HEJMAR: 152
8 Gulan 2006
ANASAYFA
YORUMLAR
KÜLTÜR
YAZARLAR
DENG YAYINLARI
DENG DERGİSİ
Dema Nû Arşiv
Roja Teze Arşiv
 
 

Ali Haydar KOÇ'un eski yazıları için Tıklayın

Eyalet-Federasyon idaresi istemi ve Kürtler

Osmanlı Devleti’nde Kürt nüfusu

İttihatçıların Kürdistan’daki bazı siyasal uygulamaları (1913-1917)

Türkiye-İsrail ve Kürtler

Kürdistan’da Misyoner Çalışmaları-Harput

Alevi-Bektaşi Edebiyatında Ermeni Aşıkları (Aşuğlar)

Kürdistan’da Osmanlı Eğitiminin Genel Durumu

Kürt Kültürü Üzerine Bazı Düşünceler

Amele –Ölüm Taburları (1914-1918)

Türk Ordusu ve Kürdistan

Dış Mihraklar ve Dış Mihrakların Maşası kavramları Üzerine

Türkiye’de çok partili dönem ve Kürtler

Türkiye, devlet terörü, şiddet ve Kürdistan

Doğu Cephesine Dair (1916-1917)

Tarih yazıcılığı ve Kürtler

Güney Kürdistan, Irak ve Türkiye

Egemenlik kavramının Kürdistan’daki anlamı üzerine

ALİ HAYDAR KOÇ
alihaydar-koc@arcor.de
Üç Siyasal Antlaşma-1926

İnsanlık tarihinde diplomasi ilişkileri ve savaşların sonucunda yapılan siyasal antlaşmalar, toplumların yaşamını derinden etkilmiş, Beylikler, Hanedanlıklar, İmparatorluklar ve ulus-devletler arasındaki siyasal, kültürel ve sosyal ilişkilerin oluşumunda çok önemli roller oynamıştır. Bazen toplumlar arasındaki ilişkilerin bozulmasına neden olmuş, bazen yüzyıl süren savaşlara ve barışlara sebebiyet vermişti. Özellikle 20.yy siyasal antlaşmalarını nedenleri ve sonuçlarıyla birlikte incelediğimizde, ulusal, bölgesel, kıtalararası ilişkilerde, toplumlar üzerinde fazlasıyla etkili olduklarını ve hangi biçimlerde tarihsel dostluklarla düşmanlıklara başlangıç teşkil ettiklerini görebiliyoruz. Yani görüşmelerle, konferanslarla, sözleşmelerle haklı veya haksız Coğrafik sınırlar oluşturulmuş, devletler kurulmuş, ülkeler paylaşılmış ve Kürtler gibi bir çok ulusun toprakları bölünerek sömürgeleştirilmişti. Geçen yüzyılda, dünya genelinde yapılan siysal antlaşmaların en çarpıcı özelliklerinden biri ise gizli ve açık bölümlerden oluşmaları idi. Gizli yapılan siyasal antlaşmaların tipik örneklerinden birini Ortadoğu bölgesinde Kürt topraklarını aralarında paylaşan ülkeler oluşturmaktadır. 20.yy’lın ilk çeyreğinde Kürdistan’ı, İngiltere ve Fransa gibi güçlü ülkelerin desteklerini/onayını alarak sömürgeleştiren Türkiye, İran, Irak ve Suriye 1926’da kendi aralarında ayrı ayrı Üç siyasal antlaşma yaparak, Kürdistan’ı sonu gelmeyen yüzyıllık savaşların içine sürüklemişlerdi.

Bu yazımda Türkiye’nin Kürt meselesi ve sınırları konusunda İran, Suriye ve Irak ile 1926’da yaptığı siyasal antlaşmaların bazı maddelerine kısaca değineceğim. Tabiki hala bu ülkelerin aralarında daha önce ve şimdi yaptıkları gizli görüşmeler ve siyasal antlaşmalar hakkında tahminlerin dışınde bilgi sahibi değiliz. Diğer Taraftan Irak’ta oluşan yeni siyasal oluşumdan dolayı,Kürt meselesi konusunda Irak-Türkiye gizli görüşmeleri hakkındaki arşiv dosyalarının ilgili Kürt ve uluslararası siyaset bilimcilerine/tarihçilere açık tutulmamasıda düşündürücüdür.

Kürt tarihinde, Kürt meselesiyle yakın ilişkilerinden dolayı sürekli olarak Lozan, Sevr, Sadabad ve Bağdat antlaşma/paktları üzerinde durulmaktadır. Oysa 1926’da Üç devlet arasında yapılan siyasal antlaşmalar, bölünen Kürdistan üzerindeki işbirliğin en önemli siyasal boyutlarını oluşturmaktadırlar. Kürdistan’ın parçalanma sürecinde imzalanan bu siyasal antlaşmalar, günümüze değin devam eden savaşlara, yapılan soykırımlara ve mecburi göçlere kaynaklık teşkil etmiş, Kürtlerin Ortadoğu bölgesinde siyasal güç olmaları engellenmiş ve bu antlaşmalarla Kürt toplumunun uluslararası düzeyde siyasal antlaşmalar yapacak güce erişmelerinin de önüne geçilmiştir.

Türkiye,Suriye, Irak ve İran, Kürt toprakları üzerinde tam anlaşmak için,1926’da uzun bir zamanı kapsayacak şekilde yeni bir siyasal dönemi başlatmışlardı.1926’da Üç ayrı ülke arasında yapılan,Üç Antlaşmanın bazı maddeleri şöyledir: 22 Nisan 1926‘da Tahran’ da Türkiye –İran Dostluk ve Güvenlik (saldırmazlık) antlaşması yapılmış, daha sonra 15 Haziran 1928 yılında Tahran’da 2 Maddelik bir ek Protokol eklenerek genişletilmiştir. Bu antlaşmanın 6.Maddesine göre;“Bağıtlı taraflar sınır bölgeleri halkının esenlik ve güvenliğini sağlamak amacıyla, sınıra yakın kesimlerde bulunan aşiretlerin iki ülkenin güvenliğini bozucu biçimde yarata geldikleri suç niteliğindeki eylem ve hazırlıklara son vermek için gerekli tüm önlemleri alacaklardır.“

30 Mayıs 1926 Ankara’ da Türkiye-Fransa (Suriye ve Lübnan) dostluk ve iyi komşuluk sözleşmesinde ise, Fransa ile Hatay sorunu tartışma konusu olmuş, Kürt olgusu ise hiç bir şekilde sorun teşkil etmeden, 6.Madde’de şöyle ele alınmaktadır: “Bağıtlı yüksek taraflar, suçluların geri verilmesi konusunda işbu Sözleşmeye bağlı 2 sayılı Protokolde öngörülen yöntem üzerinde anlaşmıştır. Protokol hükümleri sınır bölgelerindeki kaçakçılık ve eşkiyalığın, olanaklı bulunduğu ölçüde ve ivedilikle,cezalandırılması konusunda Bağıtlı yüksek tarafların karşılıklı yükümlerini zedelemez.“ 3 sayılı Protokol’ün 2. Maddesinde ise: „Belirtilen yetkili makamlar, komşu sınır bölgelerinde yol kesme ve yağma yapmaya girişmek üzere bir ya da bir çok silahli kişilerin hazırlıklar yaptıklarını öğrendikleri zaman, karşılıklı olarak durumdan birbirlerine haber vereceklerdir.“Ayrıca bu antlaşmanın yazılı metninde Türkiye-Suriye arasında Kürt sınırlarının nasıl bölündüğü ve paylaşıldığı konusu en ince ayrıntısına kadar geniş bir şekilde açıklanmaktadır.

5 Haziran 1926 Ankara, da Türkiye ile İngiltere ve Irak arasında Türk – Irak sınırı ve İyi komşuluk ilişkileri (Musul) antlaşması imzalanmıştı. Antlaşmanın 6.Maddesine göre; „Bağıtlı taraflar, bir ya da bir kaç silahlı kişinin sınır bölgelerde yağmacılık ya da eşkiyalık yapmak amacıyla girişecekleri hazırlıklara ellerindeki tüm olanaklarla karşı koyması ve bunların sınırdan geçmelerini önlemeyi karşılıklı olarak, yükümlenirler.“

Madde 7-yazılı yetkili memurlar sınır bölgesinde yağmacılık ya da eşkiyalık yapmak üzere bir ya da bir kaç silahlı kişinin hazırlıklarda bulunduğunu öğrendiklerinde, bunu karşılıklı olarak ve ivedilikle birbirlerine bildireceklerdir.“ Bu siyasal antlaşmada da, Suriye ile olduğu gibi, yazılı Metinde Kürt sınırları çok kapsamlı şekilde ele alınmıştır.

Sonuçta Türkiye,İran,Irak ve Suriye’nin çok acil bir şekilde 1926’da bu Üç siyasal antlaşmayı aralarında imzalamalarının en önemli sebebi ise, aynı dönemde Kürdistan’ın bütün bölgelerinde, ulusal haklarını etmeye ve korumaya çalışan Kürtlerin, isyan halinde olmaları idi. Bu Üç siyasal antlaşmada, Kürt toplumunu ilgilendiren maddeler karşılaştırıldıklarında, hemen hemen bütün kelimeler ve kullanılan kavramlar birbirlerinden hem içerik ve hemde biçim olarak pek farklılık arz etmemektedirler. Ayrıca Üç antlaşmada da Kürtleri ilgilendiren Maddelerin aynı olması, antlaşma metinlerinin önceden gizli bir şekilde ilgili devletler arasında görüşülerek hazırlandığını ortaya koymaktadır. Türkiye, İran ve Suriye’nin son aylarda Kürdistan’a büyük askeri yığınaklar yaparak, Kürtlere karşı ortak askeri seferler düzenlemelerinin temel zemini 1926’da yapılan siyasal ve askeri işbirliği antlaşmalarına dayanmaktadır.

 
Geri Dön Başa Dön Yazıcıya Ver