İnsanlık tarihinde diplomasi ilişkileri ve savaşların sonucunda
yapılan siyasal antlaşmalar, toplumların yaşamını derinden
etkilmiş, Beylikler, Hanedanlıklar, İmparatorluklar ve ulus-devletler
arasındaki siyasal, kültürel ve sosyal ilişkilerin oluşumunda
çok önemli roller oynamıştır. Bazen toplumlar arasındaki
ilişkilerin bozulmasına neden olmuş, bazen yüzyıl süren savaşlara
ve barışlara sebebiyet vermişti. Özellikle 20.yy siyasal
antlaşmalarını nedenleri ve sonuçlarıyla birlikte incelediğimizde,
ulusal, bölgesel, kıtalararası ilişkilerde, toplumlar üzerinde
fazlasıyla etkili olduklarını ve hangi biçimlerde tarihsel
dostluklarla düşmanlıklara başlangıç teşkil ettiklerini görebiliyoruz.
Yani görüşmelerle, konferanslarla, sözleşmelerle haklı veya
haksız Coğrafik sınırlar oluşturulmuş, devletler kurulmuş,
ülkeler paylaşılmış ve Kürtler gibi bir çok ulusun toprakları
bölünerek sömürgeleştirilmişti. Geçen yüzyılda, dünya genelinde
yapılan siysal antlaşmaların en çarpıcı özelliklerinden biri
ise gizli ve açık bölümlerden oluşmaları idi. Gizli yapılan
siyasal antlaşmaların tipik örneklerinden birini Ortadoğu
bölgesinde Kürt topraklarını aralarında paylaşan ülkeler
oluşturmaktadır. 20.yy’lın ilk çeyreğinde Kürdistan’ı, İngiltere
ve Fransa gibi güçlü ülkelerin desteklerini/onayını alarak
sömürgeleştiren Türkiye, İran, Irak ve Suriye 1926’da kendi
aralarında ayrı ayrı Üç siyasal antlaşma yaparak, Kürdistan’ı
sonu gelmeyen yüzyıllık savaşların içine sürüklemişlerdi.
Bu yazımda Türkiye’nin Kürt meselesi ve sınırları konusunda
İran, Suriye ve Irak ile 1926’da yaptığı siyasal antlaşmaların
bazı maddelerine kısaca değineceğim. Tabiki hala bu ülkelerin
aralarında daha önce ve şimdi yaptıkları gizli görüşmeler
ve siyasal antlaşmalar hakkında tahminlerin dışınde bilgi
sahibi değiliz. Diğer Taraftan Irak’ta oluşan yeni siyasal
oluşumdan dolayı,Kürt meselesi konusunda Irak-Türkiye gizli
görüşmeleri hakkındaki arşiv dosyalarının ilgili Kürt ve
uluslararası siyaset bilimcilerine/tarihçilere açık tutulmamasıda
düşündürücüdür.
Kürt tarihinde, Kürt meselesiyle yakın ilişkilerinden dolayı
sürekli olarak Lozan, Sevr, Sadabad ve Bağdat antlaşma/paktları
üzerinde durulmaktadır. Oysa 1926’da Üç devlet arasında yapılan
siyasal antlaşmalar, bölünen Kürdistan üzerindeki işbirliğin
en önemli siyasal boyutlarını oluşturmaktadırlar. Kürdistan’ın
parçalanma sürecinde imzalanan bu siyasal antlaşmalar, günümüze
değin devam eden savaşlara, yapılan soykırımlara ve mecburi
göçlere kaynaklık teşkil etmiş, Kürtlerin Ortadoğu bölgesinde
siyasal güç olmaları engellenmiş ve bu antlaşmalarla Kürt
toplumunun uluslararası düzeyde siyasal antlaşmalar yapacak
güce erişmelerinin de önüne geçilmiştir.
Türkiye,Suriye, Irak ve İran, Kürt toprakları üzerinde tam
anlaşmak için,1926’da uzun bir zamanı kapsayacak şekilde
yeni bir siyasal dönemi başlatmışlardı.1926’da Üç ayrı ülke
arasında yapılan,Üç Antlaşmanın bazı maddeleri şöyledir:
22 Nisan 1926‘da Tahran’ da Türkiye –İran Dostluk ve Güvenlik
(saldırmazlık) antlaşması yapılmış, daha sonra 15 Haziran
1928 yılında Tahran’da 2 Maddelik bir ek Protokol eklenerek
genişletilmiştir. Bu antlaşmanın 6.Maddesine göre;“Bağıtlı
taraflar sınır bölgeleri halkının esenlik ve güvenliğini
sağlamak amacıyla, sınıra yakın kesimlerde bulunan aşiretlerin
iki ülkenin güvenliğini bozucu biçimde yarata geldikleri
suç niteliğindeki eylem ve hazırlıklara son vermek için gerekli
tüm önlemleri alacaklardır.“
30 Mayıs 1926 Ankara’ da Türkiye-Fransa (Suriye ve Lübnan)
dostluk ve iyi komşuluk sözleşmesinde ise, Fransa ile Hatay
sorunu tartışma konusu olmuş, Kürt olgusu ise hiç bir şekilde
sorun teşkil etmeden, 6.Madde’de şöyle ele alınmaktadır:
“Bağıtlı yüksek taraflar, suçluların geri verilmesi konusunda
işbu Sözleşmeye bağlı 2 sayılı Protokolde öngörülen yöntem
üzerinde anlaşmıştır. Protokol hükümleri sınır bölgelerindeki
kaçakçılık ve eşkiyalığın, olanaklı bulunduğu ölçüde ve ivedilikle,cezalandırılması
konusunda Bağıtlı yüksek tarafların karşılıklı yükümlerini
zedelemez.“ 3 sayılı Protokol’ün 2. Maddesinde ise: „Belirtilen
yetkili makamlar, komşu sınır bölgelerinde yol kesme ve yağma
yapmaya girişmek üzere bir ya da bir çok silahli kişilerin
hazırlıklar yaptıklarını öğrendikleri zaman, karşılıklı olarak
durumdan birbirlerine haber vereceklerdir.“Ayrıca bu antlaşmanın
yazılı metninde Türkiye-Suriye arasında Kürt sınırlarının
nasıl bölündüğü ve paylaşıldığı konusu en ince ayrıntısına
kadar geniş bir şekilde açıklanmaktadır.
5 Haziran 1926 Ankara, da Türkiye ile İngiltere ve Irak
arasında Türk – Irak sınırı ve İyi komşuluk ilişkileri (Musul)
antlaşması imzalanmıştı. Antlaşmanın 6.Maddesine göre; „Bağıtlı
taraflar, bir ya da bir kaç silahlı kişinin sınır bölgelerde
yağmacılık ya da eşkiyalık yapmak amacıyla girişecekleri
hazırlıklara ellerindeki tüm olanaklarla karşı koyması ve
bunların sınırdan geçmelerini önlemeyi karşılıklı olarak,
yükümlenirler.“
Madde 7-yazılı yetkili memurlar sınır bölgesinde yağmacılık
ya da eşkiyalık yapmak üzere bir ya da bir kaç silahlı kişinin
hazırlıklarda bulunduğunu öğrendiklerinde, bunu karşılıklı
olarak ve ivedilikle birbirlerine bildireceklerdir.“ Bu siyasal
antlaşmada da, Suriye ile olduğu gibi, yazılı Metinde Kürt
sınırları çok kapsamlı şekilde ele alınmıştır.
Sonuçta Türkiye,İran,Irak ve Suriye’nin çok acil bir şekilde
1926’da bu Üç siyasal antlaşmayı aralarında imzalamalarının
en önemli sebebi ise, aynı dönemde Kürdistan’ın bütün bölgelerinde,
ulusal haklarını etmeye ve korumaya çalışan Kürtlerin, isyan
halinde olmaları idi. Bu Üç siyasal antlaşmada, Kürt toplumunu
ilgilendiren maddeler karşılaştırıldıklarında, hemen hemen
bütün kelimeler ve kullanılan kavramlar birbirlerinden hem
içerik ve hemde biçim olarak pek farklılık arz etmemektedirler.
Ayrıca Üç antlaşmada da Kürtleri ilgilendiren Maddelerin
aynı olması, antlaşma metinlerinin önceden gizli bir şekilde
ilgili devletler arasında görüşülerek hazırlandığını ortaya
koymaktadır. Türkiye, İran ve Suriye’nin son aylarda Kürdistan’a
büyük askeri yığınaklar yaparak, Kürtlere karşı ortak askeri
seferler düzenlemelerinin temel zemini 1926’da yapılan siyasal
ve askeri işbirliği antlaşmalarına dayanmaktadır.
|