TC Başbakanı Erdoğan’ın son İran gezisinde de gelenek bozulmadı.
Erdoğan bir kez daha geleneğe uygun olarak, ülkede söylediklerine
aykırı görüş beyanında bulundu, inanmadığı şeyleri dile getirdi.
Gezi dönüşünde, Ortadoğu’daki gelişmeleri değerlendirirken
Filistin-İsrail sorununa, Irak ve Lübnan'daki çatışmalara
değinen Erdoğan, sözkonusu gelişmelerde uluslararası silah
sektörünün rolüne değiniyor ve "üretilen silahlar bir
yere satılacak. Üretenler belli, tüketenler ortada. Yapılan
harcamalar da zaten bir yerlere fatura ediliyor” diyor.
Görüldüğü gibi, Erdoğan’ın dilinden bal damlıyor.
Barış havarisi kesilen TC Başbakanı emperyalist silah tekellerini
suçluyor.
Ama aynı günlerde basına yansıyan bazı rakamlar Erdoğan’ın
riyakarlığını ortaya koyuyor.
NATO kaynaklarının yaptığı araştırmalara göre, milli gelire
oranla askeri harcamaların mutlak büyüklüğü sıralamasında,
Türkiye ikinciliği elinde bulunduruyor.
Açıklanan rakamlara göre Türkiye, her yıl milli gelirinin
üçte birine takabul 12 milyar dolarlık askeri harcama yaparak,
ABD’nin arkasından geliyor.
Erdoğan, halkının yaklaşık altıda birisinin açlık sınırı
altında yaşadığı, yarısına yakın bölümünün de yoksulluk sınırında
seyrettiği bir ülkenin Başbakanı.
Ve Erdoğan bu durumun değiştirmek amacıyla askeri harcamaları
kısmadığı gibi, siyasi ve ekonomik ve harcamalar alanında
generallerin bir dediğini iki etmiyor.
Askeri harcamaların büyük oranda azalmasına yol açacak olan
Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü doğrultusunda
kılını kıpırdatmıyor.
Türkiye’nin bu gerçeği gözler önünde iken, Erdoğan’ın emperyalist
silah tekelleri ve onların amaçları hakkında ahkam kesmesi,
“içerde şahin, dışarda güvercin” geleneğini sürdürmekten
öte bir şeydir.
Bu, en azından iki yüzlülüktür.
Erdoğan’ın bu riyakarca tavrını, O’nun Irak’daki gelişmelere
ilişkin olarak söylediklerinde de görmek mümkün.
Seçim sonuçlarının kabul edilmesini, demokrasinin bir gereği
olarak gören Erdoğan, Irak’ın “Balkanlaşması”nın önlenmesi
için, Nuri Elmaliki hükümetinin desteklenmesi gerektiğini
söylüyor!..
TC Başbakanı Erdoğan’ın, dönüş yolunda desteklediği Elmaliki
ile daha birkaç gün önce, beraberindeki heyetle Türkiye’ye
resmi bir ziyarette bulunan Elmaliki farklı-farklı kişiler
galiba.
Hatırlayalım.
Başta Erdoğan olmak üzere TC’nin öteki yöneticileri, ziyareti
sırasında Elmaliki’nin kulağını çekmişler ve heyetine Türkmen
üye almadığı için O’ndan hesap sormuşlardı!.
Seçim sonuçlarına bağlılığı demokrasinin bir gereği olarak
gören TC Başbakanı, Maliki ile yaptığı görüşmede, “Kerkük’de
referandum olmaz” demişti.
Gerçek Erdoğan hangisi?
Yurtdışı gezilerinden dönüşlerde ağzından bal damlayan Erdoğan
mı?
Yoksa Seçimle iktidara gelen Maliki’ye, referandumla kabul
edilen Anayasa’yı uygulamamasını söyleyen Erdoğan mı?
“Yurtdışı demokratı” geleneğinin gönüllü takipçisi Erdoğan,
son İran ziyareti ve ziyaret esnasında, Kürt sorunu ve Güney
Kürdistan’a ilişkin söyledikleriyle, ne kadar “gelenekçi”
olduğunu bir kez daha göstermiştir.
|