SAL: 6
HEJMAR: 143
6 Adar 2006
ANASAYFA
YORUMLAR
KÜLTÜR
YAZARLAR
DENG YAYINLARI
DENG DERGİSİ
Dema Nû Arşiv
Roja Teze Arşiv
 
 

Ali Haydar KOÇ'un eski yazıları için Tıklayın

Eyalet-Federasyon idaresi istemi ve Kürtler

Osmanlı Devleti’nde Kürt nüfusu

İttihatçıların Kürdistan’daki bazı siyasal uygulamaları (1913-1917)

Türkiye-İsrail ve Kürtler

Kürdistan’da Misyoner Çalışmaları-Harput

Alevi-Bektaşi Edebiyatında Ermeni Aşıkları (Aşuğlar)

Kürdistan’da Osmanlı Eğitiminin Genel Durumu

Kürt Kültürü Üzerine Bazı Düşünceler

ALİ HAYDAR KOÇ
alihaydar-koc@arcor.de
Amele –Ölüm Taburları (1914-1918)

Hitler döneminde Yahudi ve Çingenelerin en zor işlerde çalıştırılarak planlı bir şekilde ölüme terkedildiklerini ve iş yapamaz hale geldiklerinde de öldürüldüklerini sık sık tekrarlarız. Zorla çalıştırma uygulamasıyla bir kaç milyon Yahudi ve Çingene’nin öldürüldüğü biliniyor. Hitler Yahudi toplumunu sadece gaz ocaklarında yoketmedi, aynı zamanda Yahudilerden çeşitli çalışma birlikleri oluşturarak, en zor işlerde çalıştırarak, acı çektirerek soykırıma tabi tuttu. Hitler rejiminden önce aynı siyasal yöntemin 1914-18 yılları arasında Alman generallerinin desteğiyle Osmanlı Devleti sınırlarında Rum, Ermeni, Süryani ve Kürtlere karşı uygulandığı görülüyor. Hitler, büyük ihtimalle İttihatçıların Ermeni, Rum ve Kürtleri zorla çalıştırma tecrübelerinden yararlanarak, aynı uygulama ile Yahudileri yoketmeyi hedeflemişti.

Osmanlı Devleti’ni Birinci Dünya Savaşı’nda yöneten Türkçü kadrolar, devletin doğu sınırlarında sorun teşkil eden Ermeni ve Kürtleri yoketmek için, planlı-programlı siyasal ve askeri metodlar uygulayarak hedeflerine ulaşmaya çalışıyorlardı. İttihat ve Terraki hükümeti için, ulusal bağımsızlıklarını düşünen Kürtler ve Ermeniler, yokedilmesi gereken kurban uluslar olarak kabul edilmişti. İttihatçılar, bu ulusların zengin coğrafyasına (Kürdistan’a) sahip olabilmek için de, onları Birinci Dünya Savaşı içinde çeşitli kıyım uygulamalarıyla yoketmyi ve uzaklaştırmayı planlamışlardı. Bu yoketme uygulamalarından Kürdistan’da bulunan küçük azınlık gruplarıda etkilenmişti. İttihat ve Terraki Hükümeti Ermeni, Rum ve Kürtleri yoketme yöntemlerinden biri olan ve 3 Ağustos 1914 tarihinde Harbiye Nezaretinin yayınladığı bir talimat ile kurulan “Amele-Ölüm Taburları” teşkil etmektedir.Diğer bütün kıyım uygulamalarında olduğu gibi, bu uygulamanında baş mimarları dönemin İçişleri Bakanı Talat Paşa, Savaş Bakanı Enver Paşa ve Eğitim Bakanı Dr.Nazım idi. Ayrıca bu uygulamanın arka planında Alman generallerin olduğu iddiasını da unutmamak gerekiyor. Örneğin; bazı kaynaklar “Amele-Ölüm Taburları” fikrinin Alman General Posselt tarafından ortaya atıldığını bildirmektedirler. Bu yazıda Osmanlı merkezi hükümetinin Vilayet-i Şarkiyye’de Ermeni ve Kürtleri yoketme uygulamalarından biri olan “Amele taburları veya ölüm taburları”hakkında kısaca bilgiler vermeye çalışacağım.

“Amele-Ölüm-Taburları”üzerine şimdiye kadar Ermeni, Rum ve Türk tarihçiler tarafından verilen tarihi bilgiler, çoğunlukla bu ölüm taburlarının sadece gayr-i müslümlerden oluştuğu biçimindedir. Tıpkı Birinci Dünya Savaşı’nda Kürt tehciri ve kıyımının bilinçili bir şekilde gözardı edilmek istendiği gibi. Bu taburlardan Ermeniler ve Rumlar kadar zarar görerek kayıp veren Kürtlerden bahsedilmemesi bilimsel araştırma kurallarına uymamaktadır. Örneğin;1914-18 yıllarında Kürdistan’ın bir çok bölgesinde “Amele-Ölüm-Taburları”sadece Kürtlerden ve bazı bölgelerde de Ermenilerle birlikte oluşturulmuştu. 1914’te kurulan “Amele-Ölüm Taburları”, devletin batı sınırlarında Rumlardan, Karadeniz bölgesinde Pontuslulardan, doğu sınırlarında ise Ermeni ve Kürtlerden oluşturulmuştu. Kürdistan’daki “Amele-Ölüm-taburları”yol inşaatı, köprü, tünel, maden ocaklarında taş kırmak, arazı çalışmaları ve demiryolu hatlarının tamiri gibi işlerde günde asağı-yukarı 18 saat çalıştırılıyorlardı. Değişik yaşlarda, kadın, erkek ve çocuklar en zor işlerde zorunlu olarak çalıştırılarak, işleri bittikten sonra öldürülüyorlardı. Pervin Erbil bu durumu söyle izah etmektedir: “...bu insanlara sunulan yaşam koşullarının bir insanı hayatta tutmaya yetebilecek en alt düzeyde dahí bulunamayacağı tahmin edilebilir. Verilen yiyecek en asgari düzeydedir. Açlığın pençesinde inlerken taş kırmak, tünel kazmak ve yol yapmak için günde on sekiz saat çalışması istenir. İş verimliliğini düşürmenin cezası sırtlarında patlayan öküz kuyruğu kırbaçlardır...” Diğer taraftan bazı tarihçilerin iddialarina göre, bu taburların Osmanlı ekonomisini büyük oranda elinde tutan Alman firmalarında da köle gibi çalıştırıldıklarına dair bilgiler vermektedirler.

Kürdistan’da “Amele-Ölüm-Taburlarında” yer alan Kürtler ve Ermeniler, değişik bölgelere sürülerek ve zorla çalıştırıldıktan sonra Enver Paşa’nın özel emirleriyle katledilirler. 1915’ten itibaren “Amele-Ölüm Taburları”yla ilgili Kürdistan’daki mutasarrıflıklara Dahiliye Nazırı Talat Paşa’nın imzasını taşıyan bir çok şifreli telgrafın çekildiği ve bunlara cevap verildiğine dair mevcut belgeler var. Örneğin Canik Mutasarrıflığına ile Diyarbakır Vilayeti’ne çekilen şifreli telgraflar Talat Paşa’nın imzasını taşıyor. Diyarbakır Vilayeti’ne çekilen tegrafa verilen (B.O.A.DH-SFR.51/186 No’lu belgesine göre) cevapta şöyle denmektedir: “Diyarbakır’da teşkil olunacak 4 bin kişilik Amele Taburu için III Ordu’yu teşkil eden III. Kolordu mıntakasındaki efraddan lüzumu miktar tefrik olunarak taburların tesri-i ikmal mevcudu Harbiye Nezareti’ne mezkur ordu kumandanlığına tebliğ edilmiştir.” Bu şifreli telgraflar,Enver Paşa’nın “Amele-Ölüm Taburları”adı altında zorla çalıştırılan Kürt ve Ermeniler hakkındaki özel öldürme emirlerini Talat Paşa’nın bilgisi dahilinde koordineli olarak yaptığını belgeliyorlar. Öte taraftan, Birinci Dünya Savaşı esnasında Osmanlı Devleti’ne karşı Bitlis ve Dersim’de ortaya çıkan Kürt isyanlarının sebeplerinden biride, bu Amele-ölüm taburlarıdır. Bu taburlardan firar etmenin, silah taşımanın, zorunlu çalışma koşullarına karşı gelmenin ve izinsiz çalışmayı durdurtmanın cezası ekseriyetle ölüm ile sonuçlanabiliyordu. Amele-Ölüm Taburları’nın toplama kampları gibi bir işleyiş biçimleri vardı.

Sonuç olarak, Amele-Ölüm Taburları’nda öldürülen Ermeni, Kürt ve Rumların sayısı hakkında kesin bilgiler olmamasına rağmen, toplam olarak (değişik kaynaklara göre) 250 ile 300 bin kişinin öldürüldüğü tahmin edilmektedir.“Amele-Ölüm Taburları” hakkında şimdiye kadar detaylı araştırmalar yapılmadığından, konu ile ilgisi olan zengin arşiv vesikalarınada sahip değiliz. Emeklerinin karşılığını almadan zorla çalıştırılarak öldürülen Ermeni, Kürt ve Rumların haklarının hukuksal olarak şimdiye kadar savunulmaması ve İttihatçıların varisi olan Türkiye Cumhuriyeti’nden bu hakların talep edilmemesi dikkat çeken siyasal olgular arasındadır. Kürt tarihinde bu ölüm taburlarının şimdiye kadar incelenmemesi önemli bir boşluk yaratmaktadır.

 
Geri Dön Başa Dön Yazıcıya Ver