SAL: 6
HEJMAR: 160
4 Temmuz 2006
ANASAYFA
YORUMLAR
KÜLTÜR
YAZARLAR
DENG YAYINLARI
DENG DERGİSİ
Dema Nû Arşiv
Roja Teze Arşiv
 
 

Mesud Tek'in Yazıları eski yazıları için Tıklayın

MGK’nin yeni yıl hediyesi...

İspanyol General ve Ağca

Yavaş ama emin adımlarla ilerlemek...

Saygı Mı? Özgürlük Mü?

Aynaya Bakma

Buzdağının Ucu (Mu?)

Söyleyemediklerim ve yapmadıklarımız..

Arapsaçı

“Çeteler Cenneti”

Halepçe Olayları Neyi Gösteriyor, Neyi Gerektiriyor?

Acaba Öyle Mi?

Kansere Razı Etmek İçin Ölümle Tehdit Etmek

Güneyli Kürtlerin Büyük Sınavı

İpe Un Sermek

Sadak’ın Sadakati

Tek Yanlı Aşk

Süreç ve Önümüze Koyduğu Görevler

Erdoğan’ın Sınavı

Filmi Başa Sarmak

“İyi Çocuk”lar Cenneti..

Yanlışta Israr

Zeytin Dalı

 

MESUD TEK
 
Madımak

2 Temmuz 1993 tarihinde, içindeki aydın, yazar, şair ve sanatçılarla birlikte ateşe verilen Madımak Oteli yanmaya devam ediyor.

Bu yangınla birlikte, Sivas’a, düzenlenen Pir Sultan Abdal etkinliklerine katılmak için gelen, alevler içinde kalan Madımak’ta “ateşte semaha duranlar”ın semahı da sürüyor..

Öyle anlaşılıyor ki Madımak katliamını düzenleyenler açığa çıkartılıp hesap soruluncaya kadar Madımak hep yanacak, “ateşte semaha duranlar” ise dönmeye devam edecekler.

Bazı Alevilerin de içinde bulunduğu geniş bir kesim, Madımak’ın “bir avuç yobaz”ın eseri olduğunu söylüyor. Böylece Alevilerin kemalizmden, üniter devletten uzaklaşmalarını önlemeyi amaçlıyorlar.

Oysa bu “bir avuç yobaz” Madımak’a benzin döküp kibriti çakan maşa. Asıl suçlu maşayı tutan el: resmi ideoloji, üniter devlet anlayışı ve onlara analık yapan kemalizm..

Ne yazık ki biz Kürtlerde olduğu gibi, Alevi camiasında da azımsanmayacak sayıda celladını sevenler var.

“Dersim çıkartılıp atılması gereken bir çıbanbaşıdır” diyerek, onbinlerce Alevi Kürdün mağaralara, değirmenlere doldurulup diri diri yakıldığı, kurşuna dizildiği, mermi israf olmasın diye derin uçurumlardan aşağıya atıldığı Dersim katliamının emrini veren Atatürk’ü, temize çıkartmak amacıyla köy köy gezip, “Atatürk de bizdendir” diye propaganda yapan dedeler, pirler vardı; var.

Bugün bile, sayılarında bir hayli azalma da olsa, bazı Aleviler aynı sakızı çiğnemeye devam ediyorlar. Atatürk posterleri altında cem tutuluyor. Kemalizmin, üniter devletin güçlenmesi için dua ediliyor...

Madımak, 12 Eylül öncesi yaşanan planlı programlı Maraş katliamının, Malatya’da, Çorum ve Sivas’da Alevilere, solculara yönelik planlı saldırıların bir devamıdır. Devletin Alevilere yönelik politikasını tüm çıplaklığıyla ortaya koyan önemli bir dönemeçtir.

Türk devleti üniterdir, tekçidir. Tek ulus (Türk), tek bayrak (Türk bayrağı) , tek dil (Türkçe), tek din (İslam) ve hatta tek mezhep (Hanefi) anlayışı; kemalizm üzerine kurulmuştur.

Bu şablona uymayanlar, dışına taşanlar inkar edilmiştir. Bu kesimlerin hızaya getirilmesi, hizaya gelmeyenlerin imha edilmesi devletin temel ve asli görevi olagelmiştir.

İşte bu nedenle dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in, “otelin dışındaki halkımızın burnu kanamamıştır” demesi, onun “sürç-ü lisan eylemesi” değildir. Devletin Alevilere yönelik resmi politikasının Çiller tarzında ifade edilmesidir.

“Bir avuç yobazı”, “gazanız mubarek olsun” diyerek kutlayan dönemin Sivas Belediye Başkanı, “otelin dışındaki halka bir şey olmasın” diyen dönemin Cumhurbaşkanı Demirel, müdahale amacıyla olay yerine gelen, Madımak’ta mahsur kalanları kurtarmak yerine “Ordu Bosna’ya” sloganları altında geri dönen askeri birlik ve televizyon seyreder gibi otelin yanmasını seyreden polis, devletin Alevilere yönelik inkar ve imha politikasını hayata geçiren birer figurandırlar.

TC Başbakanı Erdoğan, birkaç gün önce de dışarıda ve havada demokratlık geleneğini sürdürdü. Strasburg’da, Avrupa Konseyi Parlemanterler Meclisi’nde konuşurken, hak ve özgürlükler, birlikte yaşama, dini inançlara saygı, hoşgörü ve benzeri konularda gayet güzel şeyler söyledi.

Türk yöneticilerinin uçakta ve yurtdışındayken söylediklerini duyunca, insanın, “Türk yöneticileri bu ülkeyi yurtdışında ya da uçakta idare etseler ne kadar iyi olur” diyesi geliyor!..

Sözkonusu konuşmasında, Avrupalılara dini inançlara saygılı olma ve hoşgörülü konularında ders vermeye kalkan Erdoğan, cem evi talebini dile getiren Alevilere, “ibadet etmek istiyorsanız, camiler orada” diyor. Alevilere camilerin yolunu göstermekte hiç bir beis görmüyor. Aleviliğin ayrı bir inanç sistemi olduğunu inkar ediyor, kemalizmin, resmi ideolojinin Alevilere ilişkin politikasını sürdürüyor.

Aleviler hep bir ağzdan “ibadethanemiz cem evidir” diyorlar. Ama söyledikleri başbakandan kemalistine kadar, resmi ideoloji bağımlılarının bir kulağından girip ötekisinden çıkıyor. Hep bir ağızdan, koro halinde “cem evleri ibadet yerleri değildir” diyorlar. Çünkü resmi ideoloji öyle gerektiriyor. Çünkü Alevi inancını inkar, “Atatürk devrim ve inkilaplarının” bir gereğidir.

Madımak’ın ateşe verildiği 2 temmuz günü yaklaştıkça, basında olayla ilgili olarak yapılan yorumlar, değerlendirmeler giderek artığı gözleniyor. Yazılanlarda, söylenenlerde, yapılan yorumlarda doğru şeyler dile getiriliyor. Haklı olarak dönemin yöneticileri, siyasi partileri, “bir avuç yobaz” eleştiriliyor.

Ama kanımca bir şey eksik bırakılıyor. Resmi ideolojiye, üniter devlet anlayışına, kemalizme, “ordu Bosna’ya” sloganı eşliğinde Madımak otelini, içindekiler birlikte fanatikler ve yobaz tayfasıyla baş başa bırakan orduya pek dokunulmuyor.

Oysa yeni Madımakların yaşanmaması, Alevilerin haklarına kavuşması, bir anlamda buna bağlı.

Bu nedenle Aleviler, kendilerini üniter devlete zincirlebağlamanın bir başka biçimde ifadesi olan, “Diyanet bütçesinden Alevilere pay ayrılması” ve benzeri talepleri bir kenara bırakarak, resmi ideolojiyle, üniter devlet anlayışıyla hesaplaşmalıdırlar.

Madımak’ın arkasındaki güçlerin ortaya çıkartılıp hesap sorulması da bu hesaplaşmayı gerektiriyor.

Bu yapılmadıkça Madımak yanmaya devam edecek, içinde ateşte semah duranlar da dönmeye devam edeceklerdir.

 
Geri Dön Başa Dön Yazıcıya Ver