Mustafa Taşkan-Londra
İngiltere’nin başkenti Londra’da Başbakanlık konutu önünde bir araya gelen yaklaşık 3 bin kişi Türkiye’nin Güney Kürdistan’a yönelik işgal tehdidini protesto etti.

27.20.2007 günü sabah 11.00 sularında başlayıp 13.00’a kadar devam eden yürüyüş katılımcıların Kürdistanın dört parçasından olmaları dikkat çekti, 10 Downing Street olarak bilinen Gordon Brown’ın konutu önünde bir araya gelen göstericiler sık sık “Yaşasın Kürt Halkının Birliği (Biji Yekitiya gele Kurd)” sloganı attıkları gözlendi.
Gösteri esnasında protestocular tarafından taşınan pankartlarda yazılanlar ifadeler ise ilgi çekiciydi.
Türk devletinin sınırötesi operasyon saldırı tasarılarını kınayan pankartlarda ‘Türk İstilacılığına Son’, ‘Türk tehditine karşı hep birlikte elele’, ‘Osmanlı AKP daha çok toprak istiyor’, ‘Sevgili İnsanlık lütfen Kürtleri Türk, İran ve Suriye despotluğundan kurtar’, ‘Kürt halkı ile dayanışmanızı gösterin’, ‘Yaşasın halkların kardeşliği’, ‘Yaşasın Kürdistan’, ‘Irak’ta Kürt federasyonuna evet’ şeklindeki istemlerin ifade edilmesi dikkat çekti.
Göstericiler Başbakana iletmek üzere başta Kuzey Kürdıstan daki operasyonlarının bir an önce durdurulması,Türk ordusunun, Güney kürdistana yönelık işgal amaçlarının protesto edilmesi olmak üzere Kürtlerin ulusal hak ve taleplerini içeren bir mektup Başbakanlık konutundaki görevlilere verildi.
Daha sonra göstericiler İngilterenin ünlü meydanı Trafalgar meydanına kadar yürüdü.
Burada Kürtlerin ulusal marşı Ey Raqıp okunduktan sonra grup olaysız şekilde dağıldı.
Berlin: Türk büyükelçiliği önünde protesto
25 Ekim 2007 Perşembe günü, Berlin'de yaşayan Kürdistanlılar, Türk Devletinin Güney Kürdistan'a yönelik saldırılarını ve Kuzey Kürdistan'da yürüttüğü politikayı protesto etmek amacıyla, bir uyarı grevi gerçekleştirdiler.
Baskı Altındaki Halkları Koruma Örgütü (Gesellschaft für Bedrohte Völker) tarafından düzenlenen uyarı eylemine, KOMKAR, SOZK, Awadani, Rızgari taraftarı 100'ü aşkın kişi katıldı. Çeşitli sloganların yanı sıra, onlarca Kürdistan bayrağının taşındığı eylemde, örgütün başkanı olan Thülman Zülch bir konuşma yaptı.

Zülch konuşmasında,Türk devletinin genel olarak onlarca yıldan beri yütütüğü Kürt politikasını ve günümüzde de Güney Kürdistan'a yönelik saldırgan ve tehditkar politikasını eleştirdi. Kürt sorununun politik olduğunu ve taraflardan hiçbirinin şiddete başvurmadan çözüme yönelik adımlar atması gerektiğinin altını çizdi.
Örgüt tarafından hazırlanmış ve Kürtlerin taleplerinin içeren bir mektup da, Büyükelçiliğe sunuldu.
Berlin ve Brandenburg Televizyonu RBB, eyleme yer verdi. Yine Berlin'de yayın yapan “Multi-Kulti“ adlı Almanca 20'yi aşkın dilde (Kürtçe de) yayın yapan radyo da Zülh ve Komkar-Berlin yöneticilerinden F. Aktaş ile birer röportaj yaparak, yayınlarında bunlara yer verdi.
Öte yandan, son gelişmeleri değerlendirmek amacıyla Berlin'deki Kürdistanlı tüm demokratik örgüt ve tanınmış şahsiyetler 18 Ekim 2007 tarihinde biraraya geldiler. Toplantı sonucunda, 9 kişiden oluşan ve “Kürdistan Komite – Berlin/Brandenburg“ adı altında bir komite oluşturdular.
Komite yaptığı ilk toplantısında, 28 Eylül 2007 Cumartesi günü saat 14.00 te bir yürüyüş düzenleme kararı aldı. Bunun için gerekli hazırlıklar başlatıldı.
Komite, daha önceki yaşanan kimi olumsuzluklarıda gözönünde bulundurarak, sözkonusu miting ve yürütüşte hangi pankartların taşınması gerektiğini tespit etti ve yine, katılımcıların sadece Kürdistan bayrağını taşımaları kararına vardı.
Öte yandan, Alman hükümet yetkililerine, ve kamuoyuna da çağrıda bulunarak, Türk devletinin Güney Kürdistan'a yönelik saldırısının önüne geçmesi ve Kürt sorununun barışçıl çözümü için çaba göstermesi talebinde bulundu.
Kürdistan Komitenin basın açıklamasında, Berlin ve civarında yaşayan Kürdistanlı yurtseverlerin, de eyleme katılmalarını ve Kürt halkının haklı taleplerini dile getirmeleri istendi.
İsviçre’de “Türkiye’nin Güney Kürdistan’a Hayır” Mitingi
Aydoğan İnal -İsviçre
Türkiye’nin, artan PKK eylemlerini bahane ederek Güney Kürdistan’a müdahalesine yönelik çıkarmış olduğu Tezkere’yi protesto eylemleri Avrupa’nın her yerinde olduğu gibi İsviçre’de de gerçekleştirildi.
29.10.2007 tarihinde İsviçre’nin Başkenti Bern’de, Kürt örgütler birliği Hevkari’nin organizasyonun da gerçekleştirilen eyleme dört parçadan Kürtler yoğun bir şekilde katılarak destek sundular. Saat 14.00 da Thunplatz dan Amerika Konsolosluğuna kadar gerçekleştirilen yürüyüşle başlayan eylemde sık sık Kürtçe ve Almanca “Bijî Kurdistan, Türkiye Terörist, Katil Türkiye çek elini ülkemden” sloganları atıldı.

Eylemde Hevkari adına bir heyet, istem ve taleplerini içeren bildirilerini Amerika Konsolosluğuna sundular. Bildiri de; Türkiye’nin niyetinin gerçekte PKK değil Güney parçamızda devletleşmeye yönelik gelişmekte olan istikrarlı duruşu bozmak olduğunu belirterek: “Türkiye amacı; çıkarmış olduğu Tezkere ile PKK’yi bahane ederek Güney Kürdistan’a girmek ve oradaki istikrarı bozmaktır. Bizler Türkiye’nin sınır ihlali yaparak Kürdistan’a girmesine karşıyız. PKK’nin asıl mücadele alanı Türkiye Kürdistanı dır. Ve Şuanda da Türkiye Kürdistanı’nda vardırlar ve eylemlerini de burada gerçekleştirmektedirler. Irak’ta şuan en sakin ve en sorunsuz yer Kürdistan parçasıdır. Türkiye bundan rahatsız ve bu rahatsızlığını oradaki huzuru bozarak gidermek istiyor. Kürt sorunu askeri yöntemlerle değil siyasal barışçıl yöntemlerle çözülür.” denildi.
Yaklaşık olarak 4 saat süren eylem Kürt ulusal marşı Ey Raqib’in okunmasıyla son buldu.
Öte yandan 27.10.2007 tarihinde de İsviçre’de faaliyet yürüten kimi Kürt dernekleri Türkiye’nin Güney Kürdistan’a yönelik çıkarmış olduğu Tezkeri’yi protesto etmek amacıyla bir yürüyüş gerçekletirdiler.
Kon-Kurd, Yekom, Feykom, Fekar, KPÖ Wien, GLB gibi Kürt dernekleri tarafından İsviçre’nin başkenti Bern’de saat 14.00 da başlayan yürüyüşe PYD ve MKP de katılarak destek sundular. Helvetia Platz da başlayan yürüyüş Türkiye konsolosluğunun önüne kadar yürünmesiyle son buldu. Ayrıca yürüyüş tertip komitesi adına bir heyet Türkiye’nin çıkarılan Tezkereyle Güney Kürdistan’a müdahalesinin yanlış olduğunu ve Kürd sorununun askeri yöntemlerle değil barış ve dialoğ yöntemlerle çözümünün mümkün olduğunun belirtildiği bir dilekçeyi İsviçre’nin Türkiye Konsolosluğuna sundular. |