SAL / YIL          : 7
HEJMAR / SAYI : 227
TARÎX / TARiH  : 01.11. 2007
 
YILMAZ ÇAMLIBEL
Aklını Yitirmiş Toplum

Bilim adamları bizleri “İnsan, düşünen hayvandır.” biçiminde tarif ediyorlar. Yani bilim adamlarına göre, insanı hayvandan ayıran en önemli ve belirleyici nitelik, düşünme ve yorum yapma yeteneğidir. Yaşama, beslenme ve üreme içgüdüsü, tüm canlıların ortak özelliğidir. Bu konuda insanla hayvanın hiç bir farkı yoktur. İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli nitelik, mevcut içgüdülerini beyinsel fonksiyonu aracılığıyla denetim altına almasıdır.
Örneğin bir hayvan, doğanın kendisine sunduğu tüm otları, zehirli zehirsiz, temiz veya kirli olduğuna bakmadan içgüdüsel olarak midesine atar. İnsanlar ise, doğada var olan veya beyinsel yaratıcılığıyla ürettiği gıdaları evine taşır. Onları temizce yıkar, içine tuz, biber ve salça atarak farklı tat ve lezette yemekler yapar. Onların üzerine yine kendi zekasıyla bulduğu çeşitli soslar döker. Bu yemekleri üstüne koyacak masa, etrafına oturacağı sandalyeler, yemekleri daha rahat ve hijyenik bir şekilde yemek için, tabak, çatal ve bıçak icat eder. Sofraya estetik bir görünüm vermek için, masanın üzerine beyaz bir örtü serer. İçinde çiçekler bulunan bir vazoyu masanın üzerine koyar. Yemek yerken insanı rahatlatan içkiler içer ve müzik çalar v.s. Kısacası insanlar, hayvanlardan farklı olarak herşeye, insanları yüksek bir medeni seviyeye çıkaran, rahatlatan ve mutlu eden bir güzellik, estetik, yumuşaklık ve sevecenlik katar.
İnsanlar bu işleri, bakan, gören, yorumlayan ve sentezlere varan beyinsel fonksiyonları aracılığıyla yaparlar. Bir insan veya toplumun beyinsel fonksiyonu ne kadar gelişirse, o insan veya toplum, o kadar sosyalleşir ve buna bağlı olarak edebiyat, sanat, teknoloji ve medeniyet üretir. İnsanlar arasındaki ilişkileri eşit ve adil hukuk kurallarına bağlar. Bu niteliğe sahip olmayanlar ise, içgüdüleriyle hareket eden hak hukuk tanımayan,  kaba, saldırgan, ırkçı, ilkel bir yaşama mahkum olurlar. Gelişmiş ülkelerle geri kalmış ülkeler arasındaki farkın temel nedeni de budur.
Sanayi devrimini gerçekleştirmiş, insan hakları, demokrasi, sosyal hukuk sistemi içinde yaşayan ülkelerde, düşünme, düşüncesini örgütleme özgürlüğü güvence altına alınmıştır. Bu tür ülkelerde yaşayan insanlar, beyinlerini içgüdülerinin ve duygularının önüne koymayı başarırlar.
Gelişmemiş ülkelerde ise insanlar, bakma, görme, gördüğünü yorumlama ve sentezlere varma yeteneklerini kaybederler. Bu tür insanları demegojik laflarla kandırma, dolduruşa getirme, birilerine karşı kışkırtma kolay hale gelir. Düşüncenin suç haline getirildiği ülkelerde insanların beynsel fonksiyonları güçlenip gelişmez. Bu insanların duyguları beyinlerinin önüne geçer. Bu tür insanları uyutmak, kandırmak, birilerine karşı kışkırtmak, kan dökmeye yönlendirmek kolaylaşır. Beyinsel fonksiyonları zayıflayan bu insanlar sürüleşmeye başlar. Bu tür insanları yönetmek daha kolay hale gelir. İşte bu nedenle geri kalmış toplumları yönetenler, düşünmeyi ve düşünceyi örgütlü hale getirmeyi yasaklarlar.
Türkiye, bu konuda da dikkat çekici bir örnektir. Sıradan Türkleri bir yana bırakalım, okumuş diploma sahibi olmuş, yazar, sanatçı, akademisyen, gazeteci, aydın olmuş Türklerin bile tarihi bellekleri, beyinsel fonksiyonları oldukça zayıftır. Bu yüzdendir ki, Kürt sorununu kavramakta, buna paralel olarak doğru safta yer almakta ve yanlışlıklara karşı çıkmakta zorlanıyorlar.
 Türk elit tabakası bile, Kürdistan diye bir ülkenin var olduğunu, bu ülkenin dört devlet arasında bölündüğünün, 40 milyon Kürdün bu nedenle kimliksiz yaşamaya mahkum edildiğini, Kürt sorununu bu nedenlerle ortaya çıktığını, bu sorunun yasak, baskı ve kanla çözülemeyeceğini kavrayamıyorlar.
Bu nedenle devlet yöneticilerinin geçmişte söyledikleri “Kürt diye bir halk ve Kürtçe diye bir dil yoktur. Kürtler dağ Türküdür. Kürtçe, Türkçe’nin bir şivesidir.” sözleri tekrar edip durdular. Günümüzde ise “Kürtler bizim birinci sınıf vatandaşlarımızdır. Ayrımız gayrımız yoktur. Bizi bölüp parçalamak isteyen dış güçler bu sorunu gündeme getiriyor. Kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır.” sözlerini tekrar edip duruyorlar.
Türk yöneticilerinin sistematik propagandası sonucunda, Türk halkı aklını yitirmiş bir durumdadır. Bu nedenle yöneticiler, onları istediği zaman Kürtlere karşı kullanabilmektedir. Türk halkı, beyinsel fonksyonunu yükseltmeden, Türk yöneticilerinin önüne koyduğu tuzaklara düşmekten kurtulamaz ve bu nedenle de Kürtlerle Türklerin hak eşitliğine dayalı beraberliği gerçekleşmez.
NIVÎSÊN YILMAZ ÇAMLIBEL YÊN BERÊ
YILMAZ ÇAMLIBEL'İN ESKİ YAZILARI
 
    Yönetim Yeri ve Yazışma Adresi : Kurt İsmail Paşa 5. Sok. Fırat 5 Apt Kat:1 No: 2 Ofis/DİYARBAKIR   Tel: 0.412 223 89 23
    Yurtdışı Temsilciliği : Postfach: 131931, 42045 - Wuppertal/Almanya  Tel: 00 49 202 283 23 39 - Fax: 00 49 202 758 34 79