Çok kültürlü Osmanlı devletinin yıkılması sonucunda, kendi
nüfus yapısını önemli oranda Balkanlardan, Kafkasyadan Anadolu’ya
getirilen göçmenler ve Kürt nüfus yapsını yok etme politikası
üzerinde inşa eden Türkiye, cumhuriyet tarihi boyunca bu
siyaseti izleyerek, Kürt nüfus yapısını katletme, göç iskan,
Türkleştirme ve bütün dünya kamuoyuna Türk milli nüfusu içinde
gösterme gibi uygulamalarla ortadan kaldırmayı, önemli siyasal
amaçlarından biri olarak görüyordu. Türkiye’nin, Kürt nüfus
yapısına yönelik politikalarından birisi de, Kürt illerini,
Türk illeri yapma idi. Bu politikalarında başarılı olabilmek
için de çeşitli kanunlarla cezai tedbirler geliştirerek,
Kürt nüfus yapısının, Türkçü ideoloji içinde eritilmesini
sağlamaya çalışarak, Kürt coğrafyasında, Kürtlere ait nüfusun
toplum içinde unutulmasını sağlamış ve bu politikalar sonucunda,
büyük bir sayısal potansiyele sahip olan Kürt nüfusunu, Türkiye’nin
siyasal, savunma ve iktisadi kalkınmasında önemli bir güç
kaynağı olarak da değerlendirmiştir.
Kürt nüfus yapısına karşı izlenen Türkçü zihniyet, aynı
zamanda toplum bilim araştırmalarınıda etkileyerek, Kürt
nüfus yapısının bütün yönleriyle incelenmesini de engellemiştir.
Türkiye’nin, Kürt nüfus yapısına karşı 20. yy.’ın başından
beri geliştirdiği politik uygulamalarla ve iskanlarla göçertilen
Kürt nüfusun, Türkiye sınırları içinde kaybolmasını sağladığı
gibi, günümüzdeki Kürt uluslaşma sürecini de iç ve dış kamuoyunda
önemli oranda etkilemektedir. 1927’den beri yapılan nüfus
sayımlarında, Kürdistan’daki nüfus sürekli olarak Türklük
içinde gösterilerek, Türkler adına bir arşiv ve biblioğrafya
bilgisi yaratırken, Kürtler adına ise arşivsiz ve biblioğrafyasız
bir tarihi dönemin ilk başlangıcını teşkil etmektedir. Kürdistan’da
kentleşme, nüfus yapısı, nüfus hareketleri, göç ve iskanlarla
yer degiştirmeler, nüfus artışları/düşüşleri ve kalkınma
vs.gibi veriye dayanan konularda, geniş kapsamlı araştırmaların
olmayışından doğan bilgi yoksunluğu, günümüzdeki Kürt nüfus
yapısının ana sorunlarından birini teşkil etmektedir. Kürtlerin,
Kürt nüfus yapısına karşı yabancılaştırılması, bilgisiz bırakılması
ve Türkiye’nin bu yapıyı yoketmek için izlediği politikaları,
bu günkü yazımda kısaca dile getirmeye çalışacağım.
Türkiye’nin, Kürt nüfusuna yönelik yok etme yaklaşımlarını,
cumhuriyetin ilk yıllarından bu yana çıkarılan yasalarda
ve gerçekleştirilen uygulamalarda açık bir şekilde görmek
mümkündür. Kürt nüfusuna karşı gerçekleştirilen iskan ve
göc politikalarıyla, Türk nüfusun Türkçü kimliği, Kürtlere
karşı güçlendirilmeye çalışılmış ve buna bağlı 1934 iskan
yasası yürürlüğe konulmuştur. Türkiye’nin, Kürt toplumunun,
ulusal, siyasal, kültürel ve ekonomik değerlerine yönelik
geliştirdiği milli ulusçuluk uygulamları, bir anlamda, Kürt
nüfus yapısında da kendisini fazlasıyla göstermiştir. Kürdistan’daki
nüfusun niteliğini ve artış eğilimlerini Türkçülüğe kanalize
eden Türkiye, kürtlerdeki toplumsal yapının gelişmini de
kendi çıkarlarına göre olmasını sağlamaya çalışmıştır. Diğer
taraftan 1927’den günümüze kadar Kürt nüfus politikasında
izlenen bu siyaset, Kürtlerin zaman zaman ulusal/siyasal
tepkiler göstermesiyle, ciddi anlamda kırılmalar yaşayarak,
başarılı olmadığıda görülmektedir. Kürdistan’da toplumsal,
ulusal ve ekonomik koşullar değiştikçe, Türkiye’nin Kürt
nüfus yapısının niteliğine ve niceliğine dönük planlamalarında
ve müdahale biçimlerinde de önemli oranda değişiklikler kendisini
göstermiş, bu farklılaşan yaklaşımlar, Türkçülük propagandası
esas alınarak doğal nüfus planlamalarına kadar uzanmıştır.
Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti, ulusal nüfusunun önemli bir
kısmını Türkçülük ideolojisi içine sığdırdığı Balkan, Kafkas,
Yahudi, Ermeni, Rum ve Kürt kökenli göçmenlerden oluşturma
siyasetini izlemiş ve bu göçmenleri Türkçülük propagandasının
önemli bir aracı olarak değerlendirerek, 1925’ten günümüze
kadar sorun teşkil eden, Kürt nüfus yapısına karşı önemli
bir güç olarak kullanmaktadır. Türkiye’de, Kürt nüfus yapısının
dağıtılmasında ve Türkçülüğün hizmetine sunulmasında önemli
roller oynayan göçmen gruplar ve bu gruplara ait şahsiyetler,
sürekli olarak devlet tarafından desteklenerek, Kürt nüfus
yapısına karşı gerçekleştirdikleri başarı oranlarına göre,devletin
çeşitli üst kademelerinde görevlendirilerek, ödüllendirilmektedirler.
Türkiye, cumhuriyet tarihi boyunca Türkçü uygulamalarla,
sömürge Kürdistan’da birbirini karşılıklı olarak etkileyen
eğitim, kalkınma ve nüfus arasındaki ilişkilere dair zemini
tümden yok ederek, Kürt nüfus yapısının bütün yönleriyle
araştırılmasını önlemiş ve Kürt nüfus yapısının tarihi kökenlerini
karmaşık bir hale getirmiştir. Kürt nüfusunun Türkçülük ideolojisinde
en çok kullanıldığı alanlar, eğitim, kamu, kalkınma ve iş
gücüdür. Ayrıca Türkiye, hem iç kamuoyunda ve dış dünyada
hiç bir zaman Kürt nüfus olgusundan özellikle kaçınarak,
bahsetmemektedir. Cumhuriyetin kuruluşundan beri düzenli
olarak yapılan nüfus sayımlarında, Kürt nüfusu hakkında,
kamuoyu hiç şekilde bilgilendirilmemektedir. Örneğin; yıllara
göre yapılan sayımlarda, 1927 (yıl)- 14(milyon), 1935-16,
1940-17, 1945-18, 1950-20, 1955-24, 1960-27, 1965-31, 1970-
35, 1975-40, 1980-44, 1985-50,1990-56, 1997-62 ve 2000 yılında
67 milyon olduğu kamuoyuna açıklanmıştı. Türkiye’de yapılan
bütün nüfus sayımlarında, Kürt nüfusu sürekli bir şekilde,
Türk nüfusu içinde gösterilmiş ve Kürt nüfus yapısı da, Türk
kültürünün verileriyle değerlendirilmiştir. Türklük kimliği
esas alınarak yapılan sayımlarda izlenen asimilasyoncu siyaset,
beraberinde Kürdistan’daki nüfus yapısı ve kalkınma politikalarının
zemini tahrip edilmiş ve ayrıca tarih araştırmacılarının
gereksinimini duyduğu bilgiler ve veriler de ortadan kaldırılmıştı.
Türkiye, 20.yy’ın başlarındaki, Kürt uluslaşma sürecini,
Kürt nüfus yapısını, kendi çıkarları temelinde, planlı/programlı
cezai uygulamalarla engellemeye çalışmıştı. Kürt nüfus yapısının
özelliklerini ve niteliklerini çeşitli araştırmalarla (örnegin
Ziya Gökalp ve Hasan Reşit Tankut’un raporları gibi) tesbit
etme yoluna giderek, Kürt toplumsal dokusunun siyasal ve
kültürel biçimlenişini de önleyerek, Kürdistan’da, Kürt nüfus
yapısının yerine, Türklük kimliğine dayanan, Türk nüfus yapısını
yerleştirmiştir.
|