Doğrusu emekli olduktan sonraki pervasızca davranışları,
Türk generallerinin çok cesur olduğunu gösteriyor!..
Emekli generallerden birisi, bir gazetede yayınlanan makalesinde,
ülkeyi bölünmeye sürüklediğini iddia ettiği AB sürecinden
ayrılmayı, devletin, laikliğin, birlik ve beraberliğin korunması
için baskıcı ve otoriter olunması gerektiğinden bahsediyordu.
Türkiye’de, emekli yüksek rütbeli subaylar, yaptıkları ve
söyledikleriyle gündemi sık sık işgal ediyorlar. Haklarında
çete suçlamasıyla dava açılan yüksek rütbeli subayların yanısıra,
ihaleye fesat karıştırma ve benzeri suçlardan ceza yiyen
emekli ya da açığa alınmış subaylarla ilgili haberlere, sık
sık rastlanıyor.
Emeklilik sonrası konuşan subaylar kervanına en son katılan
MHP Merkez Yürütme Kurulu Üyesi, emekli korgeneral Altay
Tokat, söyledikleriyle Türkiye’nin gerçek resmini çiziyor.
Derini ve seriniyle devletin Kuzey Kürdistan’da yaptıklarını
itiraf etmekle kalmıyor. Aynı zamanda Türkiye’nin nasıl büyük
ve geniş bir kışlaya çevrildiğini ortaya koyuyor.
Altay Tokat, Kürdistan’da görev yaptığı sırada batıdan gelen
hakim ve savcıları korkutup hizaya getirmek amacıyla bomba
attırdığını ve bunun da eğitimin bir parçası olduğunu söylüyor.
Biz ve diğer bir kısım güçler, yıllarca, “yapılan katliamların,
patlatılan bombaların hepsi PKK’nin işi değil, devlet de
eylem yapıp PKK’nin üstüne atıyor. PKK’nin, yapmadığı bazı
eylemleri üstlenmesi bu durumu değiştirmez” dedik.
Altay Tokat’ın söyledikleri, buzdağının görünen ucunun küçücük
bir parçası ve bizim yukarıdaki söylediklerimizi doğruluyor.
Devletin savcısını, hakimini korkutup hizaya getirmek için
bomba patlatan korgeneral, “sözde vatandaşları”, “potansiyel
teröristleri”, “teröristlere yardım ve yataklık edenleri”
hizaya getirmek için neler yapar, varın siz düşünün.
Genelkurmay’dan birifing almaya alışkın olan yargı kurumu
hizaya tam gelmiş, dersini alıp iyi çalışmış olacak ki, hazırol
durumunu hiç bozmuyor; generaller emekli olsalar da..
Seçilmiş bir hükümetin karşısında yargı mensuplarının hakları
için aslan kesilen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Nuri Ok,
atanmışların, hakimleri bombayla eğitmesine ilişkin soruya,
“bu işe karışmak istemiyorum” diyor.
Şemdinli Davası’na, davanın iddianamesini hazırlayan savcıya
anında tepki göstererek paşaların gönlünü hoşeden, başsavcısından
başkanına kadar Yargıtay’dan şu ana kadar tek bir ses çıkmış
değil.
Hakimler Ve Savcılar Yüksek Kurumu da öyle. İddianamesinde
bölgede görevli yüksek rütbeli subayları da suçladığı için
Savcı Ferhat Sarıkaya’ya dünyayı dar eden HSYK başını kuma
gömmüş öyle bekliyor.
Zaten başka türlüsünü beklemek abesle iştigal olur. Çünkü
kemalist, militarist ve tekçi sistemin temel taşlarından
biri olan yargı kurumları, aynı zamanda değişimin önündeki
en büyük engellerden birini oluşturuyor.
Türkiye’de Kürt halkına, demokrasi ve değişimden yana olanlara
karşı aslan kesilen yargı kurumlarının, askerler karşısında
süt dökmüş kediye döndükleri, artık bir sır değil.
Ya renkli ve renksiziyle Türk medyası? Korgeneralin eğitici
ve hizaya getirici bombaları patlatmasını, kamuoyuna PKK
eylemleri olarak yansıttığından kuşku duyulmaması gereken
basın?
İşin üzerine gitme cesaretini gösteren bir avuç kalemin
dışındakiler, pişkinliğini koruyorlar, Korgeneral’ın açıklamalarını
duymazdan geliyorlar. Kendisini birşeyler söylemek zorunda
hıssedenler ise, olayın üstüne gitmek yerine Korgeneral’ın
PKK’nin eline koz verdiğini, AB nezdinde Türkiye’nin imajını
zedelenmesine neden olduğunu yazıyorlar.
Militaristler, AB karşıtları ve ırkçı-şovenler karşısında
teslim bayrağı çeken AKP hükümetinin, Korgeneralin açıklamalarından
yola çıkarak, Kürdistan’daki patlamaları ve kendisinin de
kuyusunu kazan derin devletin öteki faaliyetlerini açığa
çıkartmasını beklemek, en azından saflıktır.
Korgeneral’ın pervasızca açıklama ve tavırları militarizmin,
“peygamber ocağı ordu” nun ülkenin gerçek yöneticisi ve sahibi
olduğunu, toplumu hizaya getirdiğini bir kez daha ortaya
koyuyor.
Hükümetiyle, muhalefetiyle, kurum, kuruluş, meclis ve medyasıyla
sırtı kalabalık generaller karşısında hazırola geçmeye alışmış
bir toplumda, anti militaristlerin, barış, demokrasi ve özgürlük
yanlılarının işi gerçekten zor.
|